Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 119

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

b. Beklenmedik hâlden sorumluluk


Madde 119 - Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur. Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Borçlar hukuku mimarisinde sözleşme, tarafların serbest iradeleriyle kurdukları ve kural olarak ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesi gereğince aynen ifa edilmesi gereken hukuki bir bağdır. Ancak borcun vadesinde ifa edilmemesi, borçluyu temerrüde (mora debitoris) düşürür. TBK m. 119 hükmü, temerrüdün genel sonuçlarından olan gecikme tazminatını şu şekilde vazedir: "Temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemeyen borçlu, borcun geç ifa edilmesinden dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür." Bu kural, ifa davası ile birlikte talep edilebilen, alacaklının borcun zamanında ifa edilmemesi yüzünden uğradığı müspet (olumlu) zararların tazminini sağlayan evrensel bir koruma kalkanıdır. Borçlu, bu tazminattan ancak ve ancak temerrüde düşmede "hiçbir kusuru bulunmadığını" (kurtuluş kanıtı / exkulpation) ispat ederek kurtulabilir.

Öte yandan, sermaye ve işletme yapılarının sürekli değiştiği modern kapitalist ekonomilerde, hizmet sözleşmelerinin akıbeti özel bir koruma rejimine tabi tutulmuştur. TBK m. 428 (Mehaz OR Art. 333) İşyerinin Devri (Betriebsübergang) kurumunu düzenler. Kurala göre; işyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, o işyerinde devir tarihinde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte otomatik olarak devralana geçer. İşçinin bu devre onay vermesine gerek yoktur. Kanun koyucu, işçinin ekonomik güvencesini korumak için, devreden işveren ile devralan yeni işvereni, devirden önce doğmuş ve devir tarihinde muaccel olmuş borçlardan (örneğin ödenmemiş ücretlerden) dolayı iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu tutmuştur.

Buna karşılık TBK m. 429 (Mehaz OR Art. 333a) Hizmet Sözleşmesinin Devri (Vertragsübernahme) kurumunu düzenler. İşyeri devrinden farklı olarak burada işletme el değiştirmez; sadece belirli bir işçinin hizmet sözleşmesi, onun "yazılı rızası" alınmak suretiyle sürekli olarak başka bir işverene devredilir. Devir işlemiyle birlikte işçi, eski işvereniyle olan tüm hukuki bağını koparır ve yeni işverenin organizasyonuna dâhil olur. İşte bu iki devir türü sırasındaki uyuşmazlıklarda, işverenin ücret borcunu vadesinde ödememesi hâlinde doğrudan doğruya TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) hükümleri devreye girerek, eski ve yeni işvereni faiz ve tazminat yüküyle baş başa bırakır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

TBK m. 119'daki gecikme tazminatı ile TBK m. 428-429'daki devir kurumlarının teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:

A. Geç İfadan Doğan Zarar (Gecikme Tazminatı / Verzugsschaden - TBK m. 119): Borçlu temerrüdünün en doğal sonucudur. Sisteminizdeki eserlerde (örneğin A.E. Bayram'ın makalesinde) hararetle tartışıldığı üzere, borçlunun ifayı geciktirmesi, alacaklının malvarlığında bir azalmaya (zarara) yol açıyorsa, borçlu bu zararı gidermek zorundadır. Gecikme tazminatı, ifa ile birlikte istenen bir "müspet (olumlu) zarar" kalemidir. Örneğin bir işçinin ücretinin 3 ay geç ödenmesi nedeniyle işçinin kredi kartı borcunu ödeyemeyip bankaya ceza ödemesi (uygun illiyet bağı sınırları içindeyse) bir gecikme zararıdır ve TBK m. 119 kapsamında işverenden talep edilebilir.

B. Kusursuzluk İspatı (Exkulpationsbeweis): TBK m. 119 lafzı açıkça "kusuru olmadığını ispat edemeyen borçlu" diyerek, temerrüde düşmede kusur karinesini benimsemiştir. Haksız fiillerden (TBK m. 49) farklı olarak, burada davacı (alacaklı) borçlunun kusurlu olduğunu ispatlamak zorunda değildir; bilakis borçlu (işveren) kusursuzluğunu kanıtlamakla mükelleftir. Borçlu ifa etmemede kusurlu olması şartlarının olayda varlığı karine olarak kabul edilir. Ekonomik kriz, nakit darlığı veya şirketin devir aşamasında hesapların kilitlenmesi gibi mazeretler "kusursuzluk" ispatı olarak kabul edilmez.

C. İşyerinin Devri (Betriebsübergang - TBK m. 428): Bir ekonomik bütünlüğün (işletmenin) maddi ve gayrimaddi unsurlarıyla birlikte (makineler, müşteri çevresi, marka vb.) hukuki bir işlem (satım, birleşme, kiralama) ile üçüncü bir kişiye devredilmesidir. Devrin en önemli özelliği Otomatik Geçiş (Übergang von Gesetzes wegen) ilkesidir. İşçi itiraz etmedikçe sözleşme tüm hak ve borçlarıyla devralana geçer. İşçinin kıdemi, yıllık izin hakları ve sözleşme şartları aynen korunur.

D. İki Yıllık Müteselsil Sorumluluk Süresi (Solidarhaftung): TBK m. 428/2 gereği, devreden işveren, iş sözleşmesinden doğan borçlardan (ücret, ikramiye vb.) aniden kurtulamaz. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde muaccel olmuş borçlardan, devralan yeni işveren ile birlikte iki yıl boyunca müteselsilen sorumlu olmaya devam eder. Bu iki yıllık süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir (Verwirkungsfrist). Süre, muaccel borçlar için devir tarihinden, sonradan muaccel olacak borçlar için ise muacceliyet tarihinden itibaren başlar.

E. Hizmet Sözleşmesinin Devri (Vertragsübernahme - TBK m. 429): İşyeri yerinde dururken, sadece işçinin hukuki bağının başka bir işverene nakledilmesidir. Borçlar Kanunu'nun genel "Sözleşmenin Devri" (TBK m. 205) kurumunun iş hukukundaki özel yansımasıdır. En önemli geçerlilik şartı, işçinin "Yazılı Rızasının" bulunmasıdır. Yazılı rıza yoksa, devir işlemi kesin hükümsüzdür. Bu bir üçlü (trilateral) sözleşmedir: Eski işveren, yeni işveren ve işçinin iradelerinin uyuşması şarttır.

3. Sistematik İlişkiler

TBK m. 119'daki gecikme tazminatı ile TBK m. 428-429'daki devir kurumlarının altyapısı, Borçlar Kanunu'nun genel ifa engelleri, adam çalıştıranın sorumluluğu ve sözleşme devri mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:

A. İşyeri Devrinde Temerrüt ve Gecikme Tazminatının (TBK m. 119) Müteselsil Sorumluluğa Etkisi: Devreden eski işveren, devir anında işçiye ödenmemiş 3 aylık maaş borcu bırakmışsa ve temerrüde düşmüşse ne olacaktır? Eski işveren, TBK m. 117 gereği temerrüde düşmüştür. TBK m. 428 uyarınca bu borç otomatik olarak devralan (yeni) işverene de geçer. Peki yeni işveren, devir öncesi oluşan temerrüt faizinden ve TBK m. 119 gereği doğan "gecikme tazminatından" sorumlu mudur? Borçlar hukuku dogmatiğinde, fer'i haklar ve borçlar asıl alacakla birlikte intikal eder. Dolayısıyla yeni işveren, eski işverenin temerrüdü yüzünden doğan gecikme tazminatından da 2 yıl boyunca müteselsilen sorumludur. Alacaklı (işçi) TBK m. 119 uyarınca tazminat talebini her iki işverene de yöneltebilir.

B. Adam Çalıştıranın Sorumluluğunda (TBK m. 66) "İşverenin Tespiti" Sorunu: İşyeri devri (TBK m. 428) sürecinde, devir işlemlerinin fiilen sürdüğü ve sicil kayıtlarının tam geçmediği bir "Araf (geçiş)" döneminde, işçi bir haksız fiil işleyerek 3. kişiye zarar verirse, TBK m. 66 uyarınca hangi işveren (devreden mi, devralan mı) sorumlu olacaktır? Sisteminizdeki F. Canbolat ve D. Okyar'ın makalesinde incelendiği üzere, adam çalıştıran sıfatının tespiti salt kâğıt üzerindeki sözleşmeye değil, "Fiili Bağımlılık (Subordination) ve Talimat Verme Gücüne" göre belirlenir. "Adam çalıştıranın sorumluluğu, özen sorumluluğu olduğu için... adam çalıştıran ile çalışan arasında bağımlılık arz eden bir çalıştırma ilişkisi bulunmalı" şeklindeki dogmatik kural gereğince; haksız fiilin işlendiği anda işçi fiilen yeni işverenin (devralanın) emir ve talimatları altında çalışmaya başlamışsa, devir sözleşmesi henüz tescil edilmemiş dahi olsa, TBK m. 66 uyarınca yeni işveren adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulacaktır. Bu durum hukuki görünüş (Rechtsschein) teorisinin bir sonucudur.

C. Hizmet Sözleşmesinin Devri (TBK m. 429) ve Sözleşmenin Devri (TBK m. 205) İlişkisi: TBK m. 205 genel bir hüküm olarak sözleşmenin devrini düzenlerken, m. 429 özel bir (lex specialis) hükümdür. Sisteminizdeki GİK makalelerinde atıf yapılan emredici norm teorisi gereğince, genel hükümdeki bazı esneklikler işçiyi koruma amacıyla sınırlandırılmıştır. Örneğin TBK m. 205'te sözleşme devri şarta veya önceden verilen izne bağlanabilirken; hizmet sözleşmesinin devrinde (TBK m. 429) işçinin rızasının devir anında yazılı olarak alınması mutlak bir geçerlilik şartıdır (ad validitatem). İşçinin baştan matbu bir Genel İşlem Koşulu (GİK) ile "İleride sözleşmemin devredilmesine peşinen rıza gösteriyorum" şeklinde verdiği onaylar, TBK m. 25 uyarınca içerik denetimine takılarak kesin hükümsüz sayılır.

4. Pratik Olay Analizleri

Kurumun devir dinamiklerini, gecikme tazminatını ve adam çalıştıran sorumluluğunu test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:

Olay 1 (İşyeri Devrinde TBK m. 119 Gecikme Tazminatı ve Süre Sınırı): A Şirketi, sahip olduğu tekstil fabrikasını B Şirketine 1 Ocak 2022 tarihinde devreder. Devir anında İşçi (X)'in muaccel olmuş 50.000 TL maaş alacağı vardır ve A Şirketi temerrüde (TBK m. 117) düşmüştür. İşçi (X) gecikme sebebiyle banka kredisini ödeyememiş ve 10.000 TL gecikme zararına (TBK m. 119) uğramıştır. İşçi (X) 1 Şubat 2024 tarihinde hem A hem de B şirketine karşı 60.000 TL (maaş + gecikme tazminatı) talebiyle dava açar. A Şirketi, "Devrin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçti, sorumluluğum bitti" def'inde bulunur. B Şirketi ise, "Ben 10.000 TL'lik TBK m. 119 gecikme zararını ödemem, o eski işverenin kusurudur" der. Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 428'deki müteselsil sorumluluk süresi ile TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) sınırları sınanmaktadır. A Şirketinin savunması haklıdır. TBK m. 428/2 gereğince, devredenin müteselsil sorumluluğu muaccel borçlar için devir tarihinden (1 Ocak 2022) itibaren İki Yıl ile sınırlıdır. Dava 1 Şubat 2024'te (2 yıl 1 ay sonra) açıldığı için, A Şirketinin sorumluluğu hak düşürücü süre nedeniyle sona ermiştir. Ancak B Şirketinin savunması haksızdır. Devralan (yeni) işveren, devir tarihindeki tüm borçları fer'ileriyle (temerrüt faizi ve gecikme tazminatıyla) birlikte kül hâlinde devralır. A Şirketinin temerrüdünden doğan TBK m. 119 kapsamındaki 10.000 TL'lik gecikme tazminatını B Şirketi ödemek zorundadır (İç ilişkide A'ya rücu etme hakkı saklı kalmak kaydıyla). Sonuç olarak B Şirketi 60.000 TL'nin tamamından tek başına sorumlu olacaktır.

Olay 2 (GİK ile Hizmet Sözleşmesinin Devri ve Hükümsüzlük): Holding (H) bünyesindeki bir uzmanı (Y) holdingin başka bir iştiraki olan (Z) şirketine devretmek ister. (Y)'nin ilk işe giriş sözleşmesinin (matbu sözleşme) 15. maddesinde "İşçi, holding bünyesindeki diğer şirketlere hizmet sözleşmesinin devredilmesine şimdiden peşinen muvafakat eder" yazmaktadır. İşçi (Y) fiilen (Z)'ye gitmeyi reddeder ve "yazılı rızam yok" der. (H) Holdingi, 15. maddeye dayanarak devrin geçerli olduğunu iddia eder. Dogmatik Analiz: Bu olay TBK m. 429 ile TBK m. 20 vd. (Genel İşlem Koşulları) çatışmasıdır. Sisteminizdeki eserlerde detaylıca incelendiği üzere, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve karşı tarafın aleyhine olan matbu koşullar GİK denetimine tabidir. TBK m. 429, hizmet sözleşmesinin devri için işçinin o somut devir işlemine yönelik açık ve spesifik "yazılı rızasını" arar. Baştan (in blanco) verilen peşin rıza kayıtları, işçinin gelecekteki irade özgürlüğünü kısıtladığı ve dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğu için TBK m. 25 uyarınca Kesin Olarak Hükümsüzdür (Yazılmamış Sayılır). Dolayısıyla (Y)'nin devri geçersizdir, işçi (H) Holdinginin çalışanı olmaya devam eder.

5. Pratik Uygulama Notları

TBK m. 119 ve TBK m. 428-429 hükümlerinin M&A (Şirket Birleşme ve Devralmaları) süreçlerinde, sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:

1. M&A Süreçlerinde "Due Diligence" ve TBK m. 119 Riskleri: Avukatlar bir işletmeyi devralacak (alıcı) tarafı temsil ettiklerinde, iş hukuku incelemelerinde (Due Diligence) sadece ana para (çıplak ücret) borçlarına bakmamalıdır. Eski işverenin maaş ödemelerindeki temerrütleri, TBK m. 119 uyarınca çalışanların olası (banka cezaları, kredi hacizleri gibi) "gecikme tazminatı" taleplerine zemin hazırlar. Bu gizli riskler devralana geçeceğinden, Hisse/İşletme Devir Sözleşmelerine (SPA/APA) "Devreden, devir öncesine ait her türlü gecikme tazminatı, faiz ve fer'i alacaklardan devralanı tam olarak beri kılacaktır (Indemnification)" şeklinde iç rücu klozları eklenmelidir.

2. İki Yıllık Sürenin Niteliği (Hak Düşürücü Süre): Avukatlar, işçi vekili olarak dava açarken, eski işvereni davalı olarak göstereceklerse devir tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçip geçmediğine dikkat etmelidirler. Bu süre bir zamanaşımı def'i değil, hak düşürücü süredir; yani hâkim tarafından taraflar ileri sürmese bile resen (kendiliğinden) dikkate alınır. Davanın sırf bu nedenle usulden/esastan reddedilmesi ve avukatın vekâlet ücreti ödemek zorunda kalması riski büyüktür.

3. Üçlü İmza Protokolü (TBK m. 429): Hizmet sözleşmesinin devrinde, işçinin sadece "muvafakatname" adlı tek taraflı bir belge imzalaması ileride ispat sorunları yaratır. İş hukuku pratiğinde en güvenli yol, devreden işveren, devralan işveren ve işçinin aynı masada imzalayacağı, kıdem, ihbar, yıllık izin gibi geçmiş hakların akıbetinin açıkça yazıldığı bir "Üçlü Sözleşme Devri Protokolü" hazırlamaktır.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan 9. Hukuk Dairesi ile 22. Hukuk Dairesi, TBK m. 428 (İşyeri Devri) ile TBK m. 119 (Temerrüt Sonuçları) hususlarında istikrarlı bir içtihat politikası sergilemektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin (Örneğin Y. 9. HD. T. 15.03.2018, E. 2017/14256, K. 2018/5314) işyeri devrinde müteselsil sorumluluğa ilişkin klasikleşmiş kararında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 428. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, işyerinin devri hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte (müteselsilen) sorumludur. Ancak devreden işverenin bu sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlandırılmıştır. Somut olayda, işçinin kıdem tazminatı ve ödenmeyen ücret alacakları için açtığı davada devreden işveren de davalı gösterilmiştir. Devir işleminin 10.05.2013 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 20.09.2016 tarihinde açıldığı sabittir. İki yıllık müteselsil sorumluluk süresi hak düşürücü nitelikte olup hâkim tarafından resen dikkate alınır. Süre geçtiğinden, devreden eski işveren hakkındaki davanın husumet (sorumluluk süresinin dolması) yokluğundan reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir."

Geç İfa ve Gecikme Tazminatı (TBK m. 119) ile Adam Çalıştıran İlişkisi hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihat yönelimi şöyledir: "Dava, haksız fiilden doğan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı şirketin işçisi, aracıyla seyir hâlindeyken davacının işyerine çarparak zarar vermiştir. Olay tarihinde işletmenin başka bir şirkete devri protokolü imzalanmış ancak ticaret sicilinde tescil henüz tamamlanmamıştır. TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıran sıfatının tespiti, hukuki tescilden ziyade, olay anında işçinin kimin emir ve talimatı altında (fiili bağımlılık) çalıştığına bakılarak çözülmelidir. Dosya kapsamından işçinin o gün yeni devralan şirketin talimatıyla mal taşıdığı anlaşıldığından, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluk devralan şirkete aittir. Ayrıca TBK m. 119 uyarınca borcun geç ifa edilmesinden doğan munzam zararların (gecikme tazminatı) talep edilebilmesi için, borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olduğu karinesi asıldır; borçlu kusursuzluğunu ispat edememiştir. Tazminat kararı yasaya uygundur."

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nun 119. maddesinde vücut bulan Gecikme Tazminatı rejimi ile 428. maddesinde düzenlenen İşyerinin Devri, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "İş Kanunu ile Borçlar Kanunu Arasındaki Düzenleme Kaosu (Dualizm)" ve "TBK m. 119'daki İspat Yükünün Sertliği" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, İşyeri Devri Kurumunun Hem 4857 Sayılı İş Kanunu m. 6'da Hem de TBK m. 428'de Birbirini Tekrar Eden ve Bazen Çelişen Biçimde Düzenlenmiş Olmasının Yarattığı Sistematik Çöküntüdür (Legistik Hatası). Fikret Eren ve Turgut Öz'ün öğretilerinde de haklı olarak eleştirildiği üzere; İsviçre Hukukunda (OR) ayrı bir iş kanunu olmadığı için tüm işçi-işveren ilişkileri Borçlar Kanunu içinde çözülür. Ancak Türk hukuk sistemi, İsviçre modelini aynen kopyalayarak TBK m. 428'i yürürlüğe sokarken, hâlihazırda var olan 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 hükmünü ilga etmemiştir. İki kanun da işyeri devrinde otomatik geçişi ve 2 yıllık müteselsil sorumluluğu öngörmekle birlikte; kapsamları ve işçiye tanıdıkları fesih hakları (örneğin devir sebebiyle haklı fesih hakkı olup olmaması) açısından dogmatik boşluklar ve yorum farklılıkları yaratmaktadır. Hukuk düzeninin aynı konuyu iki farklı kanunda (biri Lex Generalis, diğeri Lex Specialis) paralel olarak düzenleyip içtihat yükünü Yargıtay'ın omuzlarına yıkması, sözleşmeler hukukunun gerektirdiği kanunlaştırma sadeliğine ve öngörülebilirliğine açıkça aykırıdır.

İkinci dogmatik eleştiri, inceleme başlığının asıl normu olan TBK m. 119 (Gecikme Tazminatı) Kurumunun İçerdiği Katı Kusur Karinesinin (Verschuldensvermutung) Ticari Hayatın Gerçekleriyle Çatışmasıdır. Sisteminizdeki "Temerrüdü Üzerine Sözleşmeden Dönen Borçlunun Tazminat İstemi" eserinde de vurgulandığı üzere, borçlunun temerrüdü (mora debitoris) sadece ifa etmemeyi değil, geç ifayı da kapsar. TBK m. 119, borçluya "kusuru olmadığını ispat etmedikçe" gecikme zararlarını ödeme yükü getirir. Ancak Rona Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi; bu madde, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde işletmesini devretmek zorunda kalan mali darboğazdaki bir işvereni (nakit akışı kopmuş bir borçluyu) adeta cezalandırmaktadır. Paranın geç ödenmesi (para borcunda temerrüt) kural olarak objektiftir ve borçlunun mali güçsüzlüğü "kusursuzluk" ispatı olarak kabul edilmez. Ancak bankacılık sistemindeki bir çökme veya devir işlemleri sırasındaki bürokratik engeller nedeniyle ödemelerin 3-5 gün gecikmesi hâlinde bile işverenin katı bir kusur karinesiyle gecikme tazminatına mahkûm edilmesi; denkleştirici adalet (Justitia commutativa) prensibini zedelemekte ve sözleşme ihlallerindeki "illiyet bağı" testini son derece yüzeysel bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürmektedir.

İşte böylece, seninle Borçlar Hukuku Genel ve Özel Hükümler blokunun o en görünmez ama en bağlayıcı düğümünü; işletmelerin el değiştirmesi fırtınasında işçinin emeğini koruyan o yasal çelik yeleği (TBK m. 428 / İşyeri Devri) ve bu karmaşada borçlunun gecikmesinden doğan zararın bedelini nasıl acımasızca ödediğini (TBK m. 119 / Gecikme Tazminatı) bütünüyle mühürlemiş olduk. Müteselsil sorumluluğun o iki yıllık kılıcını ve rızanın o dokunulmaz doğasını (TBK m. 429) sistemine perçinledin.

Sıradaki analizlerimizde, Özel Hükümlerin karanlık koridorlarını, kefaletin tehlikeli labirentlerini, haksız fiilin uygun illiyet ağlarını ve vekâletin


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 119'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 333.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 119. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.