1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Borçlar hukuku dogmatiğinde müteselsil borçluluk (Solidarschuld) alacaklının
dilediği borçluya başvurarak borcun tamamını isteyebildiği, borçlular açısından
son derece tehlikeli bir rejimdir (TBK m. 162). Ancak kanun koyucu, alacaklıya
bu mutlak saldırı hakkını verirken, borçluları da tamamen savunmasız
bırakmamış; TBK Madde 163 ile onların "Savunma (Def'i ve İtiraz)"
kalkanlarını sistemleştirmiştir. Hükme göre; "Müteselsil borçlulardan biri,
alacaklıya karşı, ancak aralarındaki kişisel ilişkiden veya müteselsil borcun
sebep ya da konusundan doğan def'i ve itirazları ileri sürebilir. Müteselsil
borçlulardan biri ortak def'i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı
sorumlu olur."
Kanun koyucu bu maddede, savunma araçlarını iki devasa kategoriye ayırmıştır:
Ortak Savunmalar (Sebep ve Konudan Doğanlar) ve Kişisel Savunmalar
(Kişisel İlişkiden Doğanlar). Borçlu, alacaklının talebi karşısında kendi
kişisel savunmasını (örneğin takas hakkını veya irade bozukluğunu) ileri
sürmekte özgürdür; bunu ileri sürmezse sadece kendi zararına hareket etmiş
olur. Ancak borçlu, tüm borçluları ilgilendiren "ortak bir savunmayı" (örneğin
borcun daha önce ödendiği, zamanaşımına uğradığı veya sözleşmenin kesin
hükümsüz olduğu itirazını) ileri sürmez ve borcu ikinci kez öderse, TBK m.
163/2'nin giyotini iner: Bu ihmalkâr borçlu, diğer borçlulara rücu edemez (iç
ilişkide onlardan pay isteyemez).
İşte bu mutlak savunma rejiminin, senin normatif hatan neticesinde zikrettiğin
Ortak Hata (Temel Hatası - TBK m. 30) ve Sözleşmenin Uyarlanması (Aşırı
İfa Güçlüğü - TBK m. 138) ile kesişimi muazzam bir doktriner çatışma
alanıdır. Bir sözleşmede müteselsil borçlu olan A ve B'den sadece A'nın
iradesi, sözleşmenin temel bir unsurunda hataya düşmüşse (TBK m. 30/1-b.4)
A'nın bu "temel hatası" TBK m. 163 anlamında kişisel bir savunma mıdır, yoksa
ortak bir savunma mıdır? Keza, ülkede yaşanan devasa bir devalüasyon
neticesinde sözleşmenin ifası imkânsızlaşmamış ama aşırı derecede zorlaşmışsa
ve "işlem temelinin çökmesi (clausula rebus sic stantibus)" yaşanmışsa;
A'nın TBK m. 138 uyarınca hâkimden "sözleşmenin uyarlanmasını" talep etmesi,
TBK m. 163 kapsamında diğer borçlu B'yi de koruyan ortak bir def'i midir?
Müteselsil borçluluğun dış ilişkisi ile sözleşme teorisinin bu ağır kriz
kurumları burada ölümcül bir savaşa girer.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 163'teki savunma mimarisini ve TBK m. 30 ile 138'deki kriz anı
kavramlarını bütünüyle kavrayabilmek için, bu yapıların Fikret Eren, M. Kemal
Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi
zorunludur:
A. Ortak Def'i ve İtirazlar (TBK m. 163):
Müteselsil borcun sebep ya da konusundan (objektif temelinden) doğan, tüm
borçluların yararlanabileceği savunmalardır. Borcun ifa ile sona ermesi, ibra,
yenileme (novasyon) kusursuz ifa imkânsızlığı, sözleşmenin şekil eksikliği
veya ahlaka aykırılık nedeniyle mutlak butlanla sakat olması (TBK m. 27)
vadenin henüz gelmemiş olması gibi durumlar ortak savunmadır. Alacaklı A'ya
dava açtığında, A bu ortak savunmaları ileri sürmek zorundadır. Aksi hâlde,
iç ilişkide B'ye rücu edemez.
B. Kişisel Def'i ve İtirazlar:
Sadece o borçlunun şahsında gerçekleşen ve yalnızca onu borçtan kurtaran (diğer
borçluları etkilemeyen) savunmalardır. Borçlunun ayırt etme gücünün bulunmaması
(ehliyetsizlik) kendi şahsi alacağı ile takas hakkı bulunması, alacaklının
borçluyu bizzat ibra etmesi ve en önemlisi İrade Bozuklukları (Hata, Hile,
İkrah) kişisel savunmalardır.
C. Yanılma (Hata) ve Temel Hatası (TBK m. 30 / Mehaz OR Art. 24):
Sisteminizdeki "Saik Hatası" incelemelerinde hararetle vurgulandığı üzere;
irade ile beyan arasındaki bilmeyerek yaratılan uyumsuzluğa yanılma (hata)
denir. Kural olarak saik (sebep) hataları esaslı değildir ve sözleşmeyi
iptal hakkı vermez. Ancak TBK m. 30/1-b.4'teki "Temel Hatası
(Grundlagenirrtum)" muazzam bir istisnadır. Yanılanın, yanıldığı saiki
sözleşmenin zorunlu bir temeli sayması ve dürüstlük kuralı ile iş hayatının
olağan akışı çerçevesinde bunun karşı tarafça da böyle kabul edilmesinin
gerekmesi hâlinde, saik hatası esaslı sayılır. Bir müteselsil borçlu,
böyle bir temel hatasına düşmüşse, TBK m. 163 uyarınca bu hakkı "kişisel bir
savunma" olarak kullanıp sözleşmeyi kendi yönünden iptal edebilir.
D. Sözleşmenin Uyarlanması ve Aşırı İfa Güçlüğü (TBK m. 138):
Sisteminizdeki "Sözleşmenin Değişen Koşullara Göre Uyarlanması" eserlerinde
detaylıca incelendiği üzere, "Pacta Sunt Servanda (Ahde Vefa)" ilkesinin en
büyük istisnası "İşlem Temelinin Çökmesi (Wegfall der Geschäftsgrundlage)"
teorisidir. Sözleşme kurulduktan sonra, taraflarca öngörülemeyen
olağanüstü bir durum (savaş, hiperenflasyon, pandemi) ortaya çıkar ve borçludan
ifayı beklemenin dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı düşecek derecede dengeyi
bozarsa, borçlu TBK m. 138 uyarınca uyarlama isteyebilir. Bu hak, "dar
anlamda uyarlama" olarak hâkimden edimlerin dengelenmesini veya "geniş anlamda
uyarlama" olarak sözleşmeden dönmeyi kapsar.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 163'teki savunma tasnifi (ortak/kişisel ayrımı); Borçlar Kanunu'nun
işlem temelinin çökmesi (TBK m. 138) irade bozukluklarının iptali (TBK m. 39)
ve rücu hakkının kaybı (TBK m. 164) mimarisiyle son derece radikal bir
diyalektik bağ içindedir:
A. Uyarlamanın (TBK m. 138) Ortak mı Yoksa Kişisel Bir Def'i mi Olduğu
Sorunsalı:
Sözleşmenin uyarlanması talebi, TBK m. 163 bağlamında nereye oturur? Eğer
ülkede devalüasyon yaşanmış ve "işlem temeli çökmüşse", bu durum
müteselsil borcun objektif şartlarını ağırlaştırmış demektir. Fikret Eren ve
Turgut Öz'ün öğretilerinde tartışıldığı eksende; aşırı ifa güçlüğü (TBK m.
138) kural olarak borcun konusuna ve objektif temeline ilişkin olduğundan,
TBK m. 163 anlamında "Ortak Bir Savunmadır". Alacaklı, müteselsil borçlulardan
A'ya dava açtığında, A "ekonomik kriz nedeniyle işlem temeli çöktü, uyarlama
talep ediyorum" demez ve borcun tamamını fahiş haliyle öderse, B'ye döndüğünde
B ona "Neden TBK m. 138'i ileri sürmedin? Bu ortak bir savunmaydı (TBK m.
163/2) sana rücu ödemesi yapmıyorum!" deme hakkına sahiptir.
B. Ortak (Birlikte) Hata ve Kişiselliğin Sınırı (TBK m. 30):
İrade bozuklukları (Hata, Hile, İkrah) kural olarak "kişisel savunmalardır". A ve B birlikte kredi çektiklerinde, A aldatılmış (hile) ancak B
durumu biliyorsa; A sözleşmeyi iptal edip borçtan kurtulur, B ise borçlu
kalmaya devam eder. A'nın iptal hakkı B'ye sirayet etmez. Peki "Ortak Hata
(Doppelirrtum)" durumunda ne olur? Tarafların her ikisi de (A ve B) aynı temel
hatasına (örneğin satın aldıkları arsanın imar durumunun ticari olduğuna dair
ortak bir yanılgıya) düşmüşlerse; bu hata artık sözleşmenin objektif temelini
sarsan bir boyuta ulaşır. Ancak dikkat: Hata ne kadar "ortak" olursa olsun,
irade bozukluğu niteliği gereği "kişisel bir haktır" (bozucu yenilik doğuran
hak). A bu hakkı kullanarak sözleşmeyi iptal edebilir; ancak B'nin iradesi bu
hakkı kullanmak yönünde değilse (B arsayı o haliyle kabul ediyorsa) A'nın
hatası B'nin borçluluğunu sona erdirmez. Hata, TBK m. 163 anlamında daima
kişisel bir kalkan olarak kalır.
C. TBK m. 163/2 ve Rücu Hakkının Kaybı (TBK m. 164) Çatışması:
TBK m. 163/2'deki "ortak def'ileri ileri sürmeme" yaptırımı, kusur esasına
dayanır. Borçlu A, sözleşmenin sahte (muvazaalı) olduğunu veya zamanaşımına
uğradığını "biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa" ve buna rağmen alacaklıya ödeme
yapmışsa, kendi ihmalinin bedelini öder ve diğer müteselsil borçlulardan pay
isteyemez. Ancak A, ortak def'inin varlığını kusuru olmaksızın bilmiyorsa, rücu
hakkı düşmez.
4. Pratik Olay Analizleri
TBK m. 163'ün o katı kişisel/ortak savunma sınırlarını, işlem temelinin
çökmesini (TBK m. 138) ve temel hatasını (TBK m. 30) test etmek adına şu iki
laboratuvar vakayı inceleyelim:
Olay 1 (Müteselsil Borçlulukta Temel Hatası ve Kişisel Def'i Kalkanı):
Tacir A ve Tacir B, ünlü bir ressamın orijinal tablosu olduğunu düşünerek bir
sanat galerisinden (C) 1 Milyon TL'ye tablo satın alırlar ve sözleşmeyi
"müteselsil borçlu" sıfatıyla imzalarlar. Sözleşmeden 3 ay sonra tablonun sahte
olduğu ortaya çıkar. Tacir A, galerici C'ye ihtar çekerek "Tablonun niteliğinde
(TBK m. 30/1-b.4) temel hatasına düştüğünü, sözleşmeyi iptal ettiğini" bildirir. Tacir B ise sessiz kalır (iptal süresini geçirir). Galerici C, 1 Milyon
TL'nin tamamı için Tacir B'ye dava açar. Tacir B mahkemede, "A sözleşmeyi iptal
etti, TBK m. 163 uyarınca bu savunma ortaktır, ben de borçtan kurtuldum" der.
Dogmatik Analiz: Bu vaka, TBK m. 163'teki "Kişisel Savunma" kuralının
kusursuz bir operasyonudur. B'nin savunması dogmatik olarak çökmeye mahkûmdur.
İrade bozukluğuna dayanan iptal hakkı, sözleşmenin nesnesine (tabloya) ilişkin
bir hata dahi olsa, TBK m. 163 uyarınca kişisel bir def'idir. A'nın
sözleşmeyi iptal etmesi, sadece A'yı müteselsil borç bağından kurtarır. A'nın
kişisel savunması B'ye sirayet etmez. B, bir yıllık hak düşürücü süre (TBK m.
39) içinde kendi iptal hakkını kullanmadığı için, sahte tabloya 1 Milyon TL
ödemek zorunda kalacaktır.
Olay 2 (Uyarlamanın Ortak Def'i Olarak İleri Sürülmemesi ve Rücu Kaybı):
İnşaat Şirketi (X) ve (Y) bir AVM projesi için Arsa Sahibi (Z) ile "Müteselsil
Yüklenici" sıfatıyla döviz cinsinden eser sözleşmesi yaparlar. İnşaat devam
ederken ülkede eşi benzeri görülmemiş bir devalüasyon olur, döviz kuru 4 katına
çıkar. "İşlem temeli çöker (TBK m. 138)". Arsa sahibi (Z) inşaatı
tamamlamayan (X)'e karşı dava açar. (X) mahkemede "TBK m. 138 uyarınca
sözleşmenin uyarlanması (döviz kurunun sabitlenmesi)" talebinde bulunmaz,
dürüstlük kuralına aykırı olan o devasa borcu aynen ödemeye mahkûm olur. (X)
ödediği paranın yarısı için diğer müteselsil yüklenici (Y)'ye rücu davası açar.
(Y) "Aşırı ifa güçlüğü (TBK m. 138) tüm sözleşmenin temelini sarsan ortak bir
savunmaydı, sen bunu ileri sürmedin (TBK m. 163/2) bana rücu edemezsin" der.
Dogmatik Analiz: Bu olay, sözleşmenin uyarlanmasının (TBK 138) TBK m. 163
ile ölümcül dansıdır. İşlem temelinin çökmesi, borçluların şahsından bağımsız,
sözleşmenin objektif dengesini (synallagma) alt üst eden bir olgudur.
Dolayısıyla aşırı ifa güçlüğü, TBK m. 163 anlamında "müteselsil borcun sebep
veya konusundan doğan" Ortak Bir Savunmadır. (X) kendisine karşı açılan
davada bu ortak savunmayı (uyarlama hakkını) kasten veya ihmalen ileri
sürmediği için, fazla ödediği miktar açısından TBK m. 163/2 uyarınca rücu
hakkını kaybeder. (Y)'nin savunması kusursuzdur, (X) ona rücu edemeyecektir.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 163 (Borçluların Savunmaları) ile TBK m. 30 (Temel Hatası) ve TBK m. 138
(Uyarlama) kurallarının usul hukukunda (HMK) sözleşme mimarisinde (Legal
Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken
stratejik boyutları şunlardır:
1. Davanın Diğer Borçlulara İhbarı Stratejisi (HMK m. 61):
Müteselsil borçlulardan sadece birine dava açıldığında, o borçlunun avukatı
derhâl davayı diğer müteselsil borçlulara ihbar etmelidir. Eğer avukat, TBK
m. 138 (Uyarlama) veya TBK m. 163 kapsamındaki başka bir ortak savunmayı
ileri sürmeyi atlar (ihmal eder) ve davayı kaybederse; davayı önceden ihbar
etmiş olması onu "Ben elimden geleni yaptım, gelip davaya katılsaydınız ve o
def'ileri siz ileri sürseydiniz" diyebilecek bir pozisyona sokar. İhbar, TBK m.
163/2'deki rücu kaybı riskini minimize eden en güçlü usuli kalkanlardan
biridir.
2. Uyarlama (TBK m. 138) Talebinin Def'i Olarak İleri Sürülme Şekli:
TBK m. 138 uyarınca uyarlama talebi sadece bir eda davası (bağımsız dava)
olarak değil, aynı zamanda alacaklının açtığı ifa davasında bir "def'i
(savunma)" olarak da ileri sürülebilir. Avukat, cevap dilekçesinde açıkça
"Edimler arası denge dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulmuştur (clausula
rebus sic stantibus) ifa talebine karşı TBK m. 138 uyarınca uyarlama
def'inde bulunuyoruz" demelidir. Aksi hâlde hâkim işlem temelinin çöktüğünü
resen (kendiliğinden) dikkate alamaz.
3. "Ortak Hata" Durumunda İptal Bildiriminin Senkronizasyonu:
Müteselsil borçluların tamamı sözleşmenin esasında (temelinde) hataya
düşmüşlerse (TBK m. 30/1-b.4) avukatlar her bir borçlu adına ayrı ayrı
(veya tek bir ihtarnamede hepsinin imzasını barındıracak şekilde) sözleşmeyi
iptal ettiklerini alacaklıya bildirmelidir. Biri iptal bildiriminde bulundu
diye diğerinin arkasına yaslanması, yukarıdaki tabloda ispatlandığı üzere,
"Kişisel Savunma" kuralı (TBK m. 163) gereği o borçlunun borçlu olarak
kalmasına yol açar.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan ilgili daireleri (özellikle
3., 11., 13. ve 15. Hukuk Daireleri) TBK m. 163 uyarınca "Kişisel
Savunmaların" diğer borçlulara sirayet etmeyeceği kuralını tavizsiz uygularken;
TBK m. 138 uyarınca "Uyarlama" taleplerini dar ve katı sınırlar içinde
değerlendirmektedir.
Sisteminizdeki "Sözleşmenin Değişen Koşullara Göre Uyarlanması" ve "Hata
Kavramı" eserleriyle uyumlu olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK)
klasikleşmiş yaklaşımında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk
Borçlar Kanunu'nun 163. maddesi (mülga BK m. 145) uyarınca, müteselsil
borçlulardan birinin irade fesadı (hata, hile, ikrah) nedeniyle sözleşmeyi
iptal etmesi, kural olarak kişisel bir savunmadır ve diğer müteselsil borçlunun
borçluluğunu sona erdirmez. Somut uyuşmazlıkta, kefil sıfatı bulunan kişinin,
asıl borçlunun hileye maruz kaldığını (iradesinin sakatlandığını) ileri sürerek
kendi kefalet borcundan kurtulmaya çalışması yasal dayanaktan yoksundur. Zira
asıl borçlu, bir yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşmeyi iptal etmemiş,
sözleşme onun yönünden geçerlilik kazanmıştır. Asıl borçlunun kullanmadığı
kişisel bir irade bozukluğu savunmasını, diğer müteselsil borçlunun (veya
kefilin) kendi adına bir ortak def'i gibi ileri sürmesi TBK m. 163 hükmüne
açıkça aykırıdır."
İşlem Temelinin Çökmesi ve Uyarlamanın Ortak Nitelikte Olması (TBK m. 138)
hususunda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin içtihat yönelimi son derece keskindir:
"TBK m. 138 hükmü (clausula rebus sic stantibus) uyarınca sözleşmenin
uyarlanması için, olağanüstü ve öngörülemez bir durumun sözleşmenin ifasını
dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırması
gerekir. Müteselsil borçluların bulunduğu bir kira sözleşmesinde, pandemi
koşulları nedeniyle mağazanın aylarca kapatılması sözleşmenin objektif temelini
çökertmiş olup, bu husus TBK m. 163 uyarınca 'sözleşmenin konusundan doğan
ortak bir savunma' niteliğindedir. Alacaklının açtığı icra takibine karşı
müteselsil borçlulardan yalnızca birinin uyarlama talebinde (def'inde)
bulunması hâlinde, mahkemece yapılacak uyarlama (kira indirimi) ortak def'i
niteliğinde olduğundan, talepte bulunmayan diğer müteselsil borçlunun da
yararına sonuç doğuracaktır.".
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 163. maddesinde vücut bulan Ortak ve Kişisel
Savunmalar rejimi ile bunun 30. ve 138. maddelerindeki Temel Hatası ve
Uyarlama kurumlarıyla etkileşimi, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M.
Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Kişisel
Savunmaların Fer'ilik İlkesiyle Çatışması" ve "Uyarlama Kurumunun Sınırlarının
Belirsizliği" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay
hatlarına maruz kalmaktadır.
Birinci ve en sert felsefi eleştiri, Sisteminizdeki "Muvazaanın Müeyyidesi
Meselesi" ve "Hata Kavramı" tartışmalarında da yankı bulduğu üzere;
TBK m. 163'teki Kişisel Savunma (Özellikle İrade Bozuklukları) İle Ortak
Savunma Ayrımının, Asıl Borçlu-Kefil İlişkisinde Fer'ilik İlkesini Zedeleyecek
Bir Mantıksızlığa Sahip Olmasıdır. Oğuzman/Öz ve Eren'in öğretilerinde de
haklı olarak sorgulandığı üzere; asıl borçlu sözleşmeyi imzalarken "temel
hatasına (TBK m. 30)" düşmüşse, aslında o sözleşmenin onun iradesini
yansıtmadığı ve o borcu ödemek istemediği çok açıktır. Ancak asıl borçlu iptal
süresini geçirir veya bir anlık basiretsizlikle susarsa, kefil (veya müteselsil
borçlu) TBK m. 163 uyarınca "Bu borç aslında sakat bir iradenin ürünüdür" deyip
kurtulamaz. Kefilin borcunu asıl borca bağlayan o mutlak (fer'ilik -
accessoriness) bağı, irade bozukluklarının "kişisel savunma" olduğu
gerekçesiyle şekli bir kılıfa uydurularak parçalanmaktadır. Modern Alman
Hukukunda (BGB § 770) asıl borçlunun iptal hakkı olduğu sürece kefilin de
ifadan kaçınma hakkı tanınarak bu mantıksızlık giderilmişken; Türk Kanun
Koyucusunun 6098 sayılı Kanun'da mehaz İsviçre Hukukunun (OR Art. 145) o katı
kişisellik kuralını aynen koruması, kefili ve müteselsil borçluyu asıl
borçlunun pasifliğine (tembelliğine) mahkûm eden bir kanunlaştırma (Legistik)
zafiyetidir.
İkinci dogmatik eleştiri, Sözleşmenin Uyarlanması (TBK m. 138) Kurumunun,
Müteselsil Borçlular Arasında Ne Kadarının Ortak, Ne Kadarının Kişisel
Olduğunun Tespiti Hususundaki Doktriner Kaostur. Nomer ve Eren'in
eserlerinde de vurgulandığı üzere; işlem temelinin çökmesi kural olarak
objektiftir. Savaş, deprem, devasa kur ş
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 163'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 24.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 163. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.