Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 183

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

**A. Koşulları I. İradi devir

  1. Genel olarak**

Madde 183 - Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Borçlar hukuku, özünde alacaklı ve borçlu arasında kurulan ve borçluya belirli bir davranışta bulunma yükümlülüğü (Schuld) alacaklıya ise bu davranışı talep etme yetkisi (Forderungsrecht) veren hukuki bir bağdır. Bu bağın konusunu oluşturan, borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu ve alacaklının ifasını talep edebildiği insan davranışına "edim (Leistung)" adı verilir. Edim, borç ilişkisinin maddi ve hukuki konusudur; edimi bulunmayan veya edimi baştan itibaren objektif olarak imkânsız (TBK m. 27) hukuka veya ahlaka aykırı olan bir borç ilişkisi doğmaz.

Edim kavramı, borçlar hukukunun statik yapısından ziyade dinamik (ifa sürecine yönelik) yapısını ifade eder. Nitekim TBK m. 83 ve devamı hükümleri, edimin ifa yeri, ifa zamanı ve ifa tarzını düzenlerken edimin türlerine göre farklı yasal rejimler öngörmüştür. Sözleşme özgürlüğü (TBK m. 26) ilkesi gereğince taraflar, edimin konusunu, niteliğini ve sınırlarını emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak koşuluyla serbestçe belirleyebilirler.

Edim kavramının kanun sistematiğindeki en önemli yansımalarından biri, başlıkta zikredilen TBK m. 183 (Alacağın Devri) ile mehazı belirtilen OR Art. 68 (TBK m. 84 - Kısmi İfa) kurumlarında ortaya çıkar. TBK m. 183/1 uyarınca; "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir." Hükümde geçen "işin niteliği" ibaresi, doğrudan doğruya "edimin niteliğini" ifade eder. Edim, borçlunun şahsına sıkı sıkıya bağlı (şahsi edim) ise, bu edimin ifasını talep hakkı (alacak) devredilemez. Keza TBK m. 84 (OR Art. 68) uyarınca borçlunun borcunu kısım kısım ifa edip edemeyeceği sorunsalı da, edimin "bölünebilir veya bölünemez edim" olması niteliğine göre dogmatik bir çözüme kavuşturulmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Edim kavramının sınırlarını ve borç ilişkisine etkisini tespit edebilmek için, edim türleri ve niteliklerinin doktrindeki (Eren, Oğuzman/Öz, Nomer) ikili ve üçlü tasnifler çerçevesinde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:

A. Müspet (Olumlu) ve Menfi (Olumsuz) Edimler: Borçlunun ifa yükümlülüğünün niteliğine göre yapılan bu ayrıma göre; müspet edim, borçlunun aktif bir fiiliyle, yani bir şey "vermesi (dare)" veya "yapması (facere)" suretiyle yerine getirilen edimlerdir (örneğin mülkiyeti devretme, inşaat yapma, hizmet ifa etme). Menfi edim ise, borçlunun aktif bir davranıştan kaçınmasını, bir şey "yapmamasını (non facere)" veya alacaklının belirli bir eylemine "katlanmasını (pati)" gerektiren edimlerdir (örneğin rekabet etmeme borcu, manzara kapatmama borcu). Menfi edimlerde ihlal, borçlunun kaçınması gereken fiili gerçekleştirmesiyle oluşur ve kural olarak aynen ifa davası yerine tazminat talebini veya fiilin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını (TBK m. 113) gündeme getirir.

B. Şahsi Edim ve Maddi Edim: Edimin ifasında borçlunun kişiliğinin, yeteneklerinin veya uzmanlığının önem taşıyıp taşımadığına göre yapılan bir ayrımdır. Şahsi edim, borçlunun bizzat kendi bedeni, fikri veya sanatsal yeteneği ile yerine getirmek zorunda olduğu (intuitu personae) edimlerdir (örneğin bir ressamın tablo yapması, bir cerrahın ameliyat etmesi). TBK m. 83 uyarınca, borcun ifasında borçlunun şahsı önem taşıyorsa, borçlu edimini bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Maddi edim ise, ifasında borçlunun şahsının hiçbir önem taşımadığı, üçüncü bir kişinin veya yasal temsilcinin de kolaylıkla ifa edebileceği edimlerdir (örneğin para borcunun ödenmesi).

C. Bölünebilir Edim ve Bölünemez Edim: Edimin niteliğinde ve değerinde esaslı bir eksilme veya bozulma olmaksızın birden çok parçaya ayrılarak ifa edilip edilemeyeceğine göre yapılan ayrımdır. Para, misli eşya (örneğin on ton buğday) gibi şeyler bölünebilir edim niteliğindedir. Buna karşılık, niteliği gereği parçalara ayrılamayan (örneğin canlı bir atın teslimi) veya parçalandığında ekonomik değerini yahut amacını tamamen yitiren edimler bölünemez edimlerdir. Bölünebilirlik, TBK m. 84 (Kısmi İfa) uygulamasının temel ön şartıdır.

D. Cins (Çeşit) Edimi ve Parça (Ferdi) Edimi: Parça edimi, borç ilişkisinin kurulduğu anda ferdîleştirilmiş, yeryüzünde bir benzeri daha bulunmayan veya taraflarca somut olarak sınırları çizilmiş edimlerdir (örneğin İstanbul plakalı belirli bir ikinci el araç, spesifik bir tablo). Cins edimi ise, sadece türü, miktarı ve genel nitelikleriyle belirlenmiş, piyasada birbirinin yerine geçebilen (misli) eşyanın teslimini konu alan edimlerdir (örneğin 100 kg pamuk). TBK m. 86 uyarınca cins borçlarında ifa edilecek malın niteliğini seçme hakkı, aksi kararlaştırılmadıkça borçluya aittir; ancak borçlu ortalama kaliteden aşağı bir mal veremez. Parça borçlarında edimin kusursuz sonradan imkânsızlığı (TBK m. 136) borcu sona erdirirken; cins borçlarında "cins tükenmez (genus non perit)" kuralı gereği, piyasada o cinsten mal bulunduğu sürece borçlunun ifa yükümlülüğü (ve imkânsızlık def'i yasağı) devam eder.

E. Ani Edim, Sürekli Edim ve Aralıklı (Dönemsel) Edim: Borçlunun ifa fiilinin zaman içindeki dağılımına göre yapılan ve borçlar hukukunun feshî sonuçlarını belirleyen en kritik ayrımdır.

  1. Ani Edim: Borçlunun ifa fiilinin zaman içinde bir tek anda, bir kerede gerçekleşip tamamlandığı edimlerdir (örneğin peşin satışta malın teslimi). Ani edimli sözleşmelerde temerrüt veya ihlal durumunda sözleşme kural olarak geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan kalkar ("dönme" kurumu).
  2. Sürekli Edim: Borçlunun ifa fiilinin kesintisiz bir biçimde zamana yayıldığı, ifanın bir an değil bir "süreç" olduğu edimlerdir (örneğin kira sözleşmesinde kiraya verenin malı kullandırma borcu, hizmet sözleşmesinde işçinin çalışma borcu). Sürekli edimli sözleşmelerde ihlal, kural olarak geleceğe etkili (ex nunc) "fesih" yaptırımını doğurur.
  3. Aralıklı (Dönemsel) Edim: İfa fiilinin, belirli zaman dilimlerinde tekrarlanan ani edimler şeklinde gerçekleştiği türdür (örneğin her ay ödenen kira bedeli, düzenli gazete teslimi).

F. Seçimlik Edim (Seçimlik Borç - TBK m. 87): Seçimlik borç, iki veya daha fazla edimin borç ilişkisi içinde yer aldığı; ancak seçim hakkı sahibinin iradesiyle bu edimlerden sadece birinin belirlenip ifasının gerektiği karmaşık bir borç yapısıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK m. 112) bağlamında da seçimlik hakların dava edilmesi özel kurallara tabidir. Seçim hakkı, yenilik doğuran (inşai) bir hak olup, kural olarak ve aksi kararlaştırılmadıkça borçluya aittir.

3. Sistematik İlişkiler

Edim kavramının türleri ile; alacağın devri (TBK m. 183) kısmi ifa (TBK m. 84) ve ifanın imkânsızlaşması (TBK m. 136) kurumları arasındaki dogmatik bağlar, borçlar hukukunun sistematiğini oluşturur.

A. Edimin Niteliği (İşin Niteliği) ve Alacağın Devri (TBK m. 183) İlişkisi: Alacağın devri, alacaklının alacak hakkını borçlunun rızası olmaksızın bir üçüncü kişiye temlik etmesidir. Ancak TBK m. 183 uyarınca, devrin mümkün olabilmesi için "kanun, sözleşme veya işin niteliğinin (edimin niteliğinin)" buna engel olmaması gerekir. İşin (edimin) niteliğinin devre engel olması, alacaklının şahsının borç ilişkisinde tayin edici bir role sahip olması durumunda ortaya çıkar. Eğer edim, doğrudan doğruya o alacaklının kişisel ihtiyaçlarını, menfaatlerini veya bedensel yapısını ilgilendiriyorsa (örneğin bakım alacaklısının ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan bakım talep hakkı, bir hastanın tedavi talep hakkı, şahsa özel dikilecek bir elbise) bu hakkın üçüncü bir kişiye devredilmesi edimin niteliğini (borçlunun yüklendiği külfeti) ağırlaştıracak veya değiştirecektir. Dolayısıyla, şahsa sıkı sıkıya bağlı edimlerin talep hakkı, borçlunun açık rızası olmadıkça TBK m. 183 anlamında devredilemez.

B. Edimin Bölünebilirliği ve Kısmi İfa (OR Art. 68 / TBK m. 84) Çatışması: TBK m. 84 hükmü (Mehaz OR Art. 68) "Borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmi ifayı reddedebilir" kuralını getirmiştir. Kısmi ifa, edimin niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu hâllerde gündeme gelir. Eğer edim maddi olarak bölünemez bir edimse (örneğin bir atın teslimi) zaten kısmi ifa fiziken ve hukuken imkânsızdır. Edim bölünebilir nitelikte olsa dahi (örneğin 100.000 TL para borcu) kanun koyucu alacaklıyı birden fazla ifa kabul etme ve parça parça tahsilat yapma külfetinden korumak için ona "reddetme" yetkisi vermiştir. Alacaklı kısmi ifayı reddederse temerrüde (alacaklı temerrüdüne) düşmez; aksine borçlu borcun tamamı için mütemerrit olur. Ancak, alacaklının kısmi ifayı reddetmesinin dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğu hâllerde (örneğin 100.000 TL'lik borcun 99.000 TL'sinin getirilip 1.000 TL'sinin eksik olması durumunda reddedilmesi) hakkın kötüye kullanılması yasağı devreye girer.

C. Edim Türlerinin İmkânsızlık (TBK m. 136) ve Seçimlik Borçlarla Etkileşimi: Edimin ifasının borçlunun kusuru olmaksızın sonradan imkânsız hâle gelmesi borcu sona erdirir. Ancak bu kural parça edimleri için geçerlidir. Cins edimlerinde imkânsızlık kural olarak söz konusu olmaz. Diğer yandan, seçimlik borçlarda (TBK m. 87) edimlerden birinin imkânsızlaşması hâlinde borç sona ermez; seçim hakkı kural olarak imkânsızlaşmayan diğer edim(ler) üzerinde toplanır (Konsantrasyon). Eğer seçim hakkı alacaklıya aitse ve edimlerden biri borçlunun kusuruyla imkânsız hâle gelmişse; alacaklı imkânsızlaşan edimi seçerek onun değerini (tazminatını) talep edebileceği gibi, mevcut olan diğer edimi de seçebilir. Bu mekanizma, edimin nev'i ile sorumluluk hukuku arasındaki ince dogmatik sınırı gösterir.

4. Pratik Olay Analizleri

Edimin niteliği bağlamında alacağın devrinin (TBK m. 183) engellenmesi ve bölünebilir edimlerde kısmi ifa (TBK m. 84) mekanizmalarını test etmek adına şu iki laboratuvar vakayı inceleyelim:

Olay 1 (Şahsi Edim, İşin Niteliği ve Alacağın Devri Yasağı - TBK m. 183): Ünlü bir Yazar (A) bir Yayınevi (B) ile kendi hayat hikâyesini (otobiyografisini) anlatan bir kitap yazmak üzere eser sözleşmesi akdeder. Yazar (A)'nın kitabı yazma edimi, onun sanatsal ve kişisel yeteneğine dayanan "şahsi bir edimdir". Yayınevi (B) mali krize girdiği için Yazar (A)'dan olan "kitabın yazılması ve telifinin teslimi" alacağını, bir başka Rakip Yayınevine (C) devretmek ister. Yazar (A) (C) yayınevine kitap yazmayı reddeder. (C) ise "Alacağın devri (TBK m. 183) uyarınca borçlunun (A'nın) rızasına gerek yoktur, bana ifada bulunmak zorundasın" diyerek aynen ifa davası açar. Dogmatik Analiz: Bu vaka, edimin şahsi niteliğinin TBK m. 183 üzerindeki sınırlayıcı etkisinin (Pactum de non cedendo) kusursuz bir örneğidir. TBK m. 183'e göre alacağın devrinde borçlunun rızası aranmasa da, "işin niteliğinin engel olmaması" şartı aranır. Fikri çabaya, kişisel güvene ve sanatsal üsluba dayanan bir eser sözleşmesinde, alacaklının (yayınevinin) kimliği, yazarın edimini ifa etme motivasyonunu ve itibarını doğrudan etkiler. Dolayısıyla edimin (işin) niteliği gereği bu alacak hakkı (A)'nın açık rızası olmaksızın (C)'ye devredilemez. (B) ile (C) arasındaki alacağın devri sözleşmesi, tasarruf yetkisi eksikliği veya kanuni/niteliksel engel nedeniyle geçersizdir. (C)'nin aynen ifa davası esastan reddedilecektir.

Olay 2 (Bölünebilir Edim, Kısmi İfa ve Alacaklı Temerrüdü - TBK m. 84): Tacir (X) Fabrikatör (Y)'ye 50 ton A kalite pamuğu 01.10.2023 tarihinde tek seferde teslim etmeyi taahhüt etmiştir. Pamuk, niteliği itibarıyla bölünebilir bir cins edimidir. Vade günü (X) taşıma kamyonundaki arıza nedeniyle fabrikaya sadece 20 ton pamuk getirebilir ve "Kalan 30 tonu yarın getireceğim" der. Fabrikatör (Y) "Sözleşmemiz 50 ton içindi, 20 tonu kabul etmiyorum, kamyonu geri götür" diyerek malları almayı reddeder. (X) (Y)'nin haksız yere alacaklı temerrüdüne (TBK m. 97) düştüğünü iddia ederek hasarı (Y)'ye yükler. Dogmatik Analiz: Bu uyuşmazlık, edimin bölünebilirliği ile OR Art. 68 / TBK m. 84 hükmünün çatışmasıdır. Pamuk bölünebilir bir edim olsa da, TBK m. 84 amir hükmü gereğince, "borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmi ifayı reddedebilir". Fabrikatör (Y) ifanın bölünmesine katlanmak zorunda değildir; zira ticari üretim planlaması 50 tonluk bütün bir partiye göre yapılmış olabilir. (Y)'nin ifayı reddetmesi hukuka uygun bir hakkın kullanımıdır. Dolayısıyla (Y) alacaklı temerrüdüne düşmez. Aksine, edimin tamamını sunamayan borçlu (X) ifa yükümlülüğünü gereği gibi (tam) yerine getirmediği için borçlu temerrüdüne (TBK m. 117) düşmüştür. Malın geri dönüş yolunda yanması hâlinde hasar hâlen borçlu (X)'in üzerindedir.

5. Pratik Uygulama Notları

Edim türlerinin, ifa sürecinin (TBK m. 84) ve alacağın devrinin (TBK m. 183) medeni usul hukukunda (HMK) ve sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:

1. Sözleşme Mimarisinde Alacağın Devri Yasağı (Pactum de Non Cedendo): Avukatlar, müvekkillerinin ifa edeceği edimin şahsi veya ticari niteliğini dikkate alarak, muhatap alacaklının değişmesini engellemek için sözleşmelere mutlaka açık bir devir yasağı klozu koymalıdır. Sözleşmeye, "İşbu sözleşmeden doğan hak, alacak ve ifa talepleri, diğer tarafın önceden verilmiş yazılı muvafakati olmaksızın, TBK m. 183 uyarınca hiçbir surette üçüncü gerçek veya tüzel kişilere devir ve temlik edilemez. Aksi yöndeki her türlü devir işlemi, borçluya karşı mutlak surette geçersizdir" şeklinde bir kayıt düşülmelidir. Bu kayıt, alacağın devri önünde maddi hukuk bakımından aşılamaz bir duvar (tasarruf yetkisi sınırlaması) yaratacaktır.

2. HMK m. 112 Kapsamında Seçimlik Borçların Dava Edilmesi: Eğer bir sözleşmede seçimlik edim (örneğin "borçlu 100.000 TL ödeyecek veya X aracını devredecektir") öngörülmüş ve seçim hakkı borçluya bırakılmışsa; alacaklı doğrudan "X aracının devrini" talep eden bir eda davası açamaz. Alacaklı vekili, dava dilekçesini "seçimlik mahkûmiyet (HMK m. 112)" şeklinde kurgulamalı ve "davalının 100.000 TL'yi ödemeye veya X aracını devretmeye mahkûm edilmesini" talep etmelidir. İcra aşamasında borçlu (davalı) seçim hakkını kullanmazsa, icra müdürü alacaklıya (davacının tercihine) göre haciz işlemini şekillendirir. Bu usuli kural, edim dogmatiğinin usul hukukundaki en net yansımasıdır.

3. Edimin Bölünmezliği Hususunda Sözleşmesel Karine Yaratılması: Bölünebilir bir edimin kısmi ifaya konu olması riskini tamamen ortadan kaldırmak ve hâkimin TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) incelemesini bertaraf etmek isteyen taraf, sözleşmeye "İşbu sözleşmenin konusu olan mallar fiziken bölünebilir nitelikte olsa dahi, taraflar bu ifanın ekonomik bütünlüğünü ve bölünemezliğini (TBK m. 85) esastan kabul etmiştir. Kısmi ifa veya eksik teslimat mutlak surette esaslı ihlal sayılacaktır" hükmünü derç etmelidir.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtilaflara bakan daireleri, edimin niteliği ve bölünebilirliği kavramlarını, ifa imkânsızlığı, kısmi ifanın reddi ve alacağın devri bağlamında son derece istikrarlı içtihatlarla şekillendirmektedir.

Edimin Niteliği Gereği Alacağın Devrinin (TBK m. 183) Engellenmesi bağlamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) yaklaşımında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesi uyarınca alacaklı, kural olarak borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Ancak yasa koyucu aynı maddede 'kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça' diyerek devir serbestisine istisnalar getirmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı avukat ile davalı müvekkil arasındaki avukatlık (vekalet) sözleşmesi, şahsi güvene, sadakate ve vekilin kişisel özen borcuna (şahsi edim) dayanan bir ilişkidir. Avukatın müvekkilini temsil etme ve ona hukuki danışmanlık verme edimi, işin (edimin) niteliği gereği, müvekkilin rızası olmaksızın başka bir avukata devredilemez. Şahsa sıkı sıkıya bağlı ve güven esasına dayanan edimlerde alacağın devri hukuken geçersizdir."

Kısmi İfa (TBK m. 84) ve TMK m. 2 Sınırı hususunda Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin içtihat yönelimi son derece keskindir: "Kural olarak, TBK m. 84 (mülga BK m. 68) uyarınca borcun tamamı muaccel ise alacaklı kısmi ifayı reddedebilir. Ancak bu kuralın uygulanması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. Olayda davalı borçlu, 50.000 TL tutarındaki borcunun 49.500 TL'sini vadesinde alacaklıya sunmuş, 500 TL'lik bakiye eksik kalmıştır. Davacı alacaklının, edimin %99'luk kısmını kapsayan bu ifayı salt 'kısmi ifayı reddetme hakkım var' diyerek reddetmesi ve borçluyu tamamı üzerinden temerrüde düşürmeye çalışması, hakkın açıkça kötüye kullanılmasıdır. Yargısal denetimde, reddedilen kısmi ifanın alacaklının haklı bir menfaatine dayanmadığı anlaşıldığından, alacaklının temerrüde düştüğü kabul edilmelidir."

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan Alacağın Devri (TBK m. 183 / OR Art. 164) rejimi ile edim ifasını düzenleyen Kısmi İfa (TBK m. 84 / OR Art. 68) kurumları, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Edim Türlerinin (Ani/Sürekli) Çağdaş İhtiyaçlara Yanıt Verememesi" ve "Kısmi İfa Kuralının Alacaklı Lehine Aşırı Koruyucu Olması" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, Sisteminizdeki "Sözleşmelerin Kurulması, Hüküm ve Sonuç Doğurması" tartışmalarında merkezî bir yer tuttuğu üzere; Klasik Borçlar Hukuku Dogmatiğinde Yer Alan 'Ani Edim' ve 'Sürekli Edim' Ayrımının, Modern Karmaşık Sözleşme Tipleri (Örneğin Arsa Payı Karşılığı İnşaat veya Kredi Sözleşmeleri) Karşısında Yetersiz Kalması ve Fesih/Dönme İkilemini Çözememesidir. Oğuzman/Öz ve Eren'in öğretilerinde de haklı olarak işaret edildiği üzere; bir eserin teslimini amaçlayan inşaat sözleşmesi kural olarak ani edimlidir (teslim anında ifa gerçekleşir). Ancak ifa süreci (inşaatın yapımı) aylarca, yıllarca sürmektedir. İnşaatın %90'ı bittiğinde müteahhidin temerrüde düşmesi hâlinde, sırf "ani edimli" olduğu için sözleşmeden "geçmişe etkili dönme (ex tunc)" yaptırımının uygulanması ve müteahhidin yaptığı tüm binanın yıkılmasının veya iadesinin talep edilmesi adaletsiz sonuçlar doğurmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu adaletsizliği önlemek için (25.01.1984 tarihli YİBK ile) "inşaatın büyük oranda tamamlandığı hâllerde TMK m. 2 gereği ileriye etkili fesih" formülünü uydurmak zorunda kalmıştır. Kanunlaştırma tekniği (Legistik) açısından, edimlerin sınıflandırılmasında "sürece yayılan ani edimler" gibi ara kategorilerin kanun düzeyinde kodifiye edilmemiş olması, borçlar hukukunun maddi adalet (Justitia commutativa) ile kavram hukukçuluğu (Begriffsjurisprudenz) arasında sıkışıp kalmasına neden olmaktadır.

İkinci dogmatik eleştiri, TBK m. 84'te (OR Art. 68) Düzenlenen 'Alacaklı Kısmi İfayı Reddedebilir' Kuralının, Günümüz Ticari Gerçekliğinde Borçluyu Haksız Yere Ezmesidir. Nomer ve Eren'in eserlerinde vurgulandığı üzere; özellikle para borçlarında veya standart hammadde teslimlerinde, borçlunun edimin önemli bir kısmını hazır etmesine rağmen, alacaklının pazar koşullarındaki spekülatif değişiklikleri (örneğin fiyat düşüşlerini) fırsat bilerek, cüzi bir eksikliği bahane edip tüm ifayı reddetmesi ve borçluyu temerrüde düşürmesi sıklıkla görülmektedir. Her ne kadar TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) bu gibi durumlarda bir emniyet sübabı olarak kullanılmaya çalışılsa da, ana kuralın alacaklıya bu kadar mutlak bir reddetme yetkisi vermesi, "ifaya yönelik eylemlerin değerlendirilmesi" noktasında dengeyi alacaklı lehine orantısız şekilde bozmaktadır. Alman hukukundaki (§ 266 BGB) benzer katılıklar öğreti tarafından şiddetle eleştirilirken, Türk-İsviçre borçlar hukuku sistematiğinin "kısmi ifanın, ancak alacaklının menfaatlerini esaslı surette ihlal ettiği hâllerde reddedilebileceği" şeklinde amaca uygun sınırlandırılmış (teleolojik) bir kural benimsememesi, dogmatik bir zafiyettir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 183'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 68.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 183. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.