Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 189

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi


Madde 189 - Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Borçlar hukuku dogmatiğinde tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) sözleşmelerin en tipik örneği olan satım sözleşmesinde, edimler arasındaki karşılıklılık ve genetik bağlılık ilişkisi ifa sürecinin merkezini oluşturur. Bu sürecin en kritik aşaması, satılan malın kazara (tarafların kusuru olmaksızın) telef olması veya değerinin düşmesi hâlinde ortaya çıkan ekonomik kaybın (hasarın) kimin üzerinde kalacağıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 208 (Mehaz OR Art. 185) mülga kanundaki Roma hukuku kökenli periculum est emptoris (hasar alıcıya aittir / hasar sözleşmenin kurulmasıyla geçer) kuralını terk ederek, modern hukukun gereksinimlerine uygun olan "teslim (zilyetliğin devri)" prensibini benimsemiştir. TBK m. 208/1 uyarınca, kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın hasar ve yararı, ancak zilyetliğin devri (teslim) anında alıcıya geçer. Taşınır satımında teslimat, hasarın intikalini sağlayan kurucu olgudur. Hasarın alıcıya geçmesi demek, malın kusursuz imkânsızlık (TBK m. 136) nedeniyle yok olması hâlinde dahi alıcının satış bedelini ödemek zorunda kalması demektir.

Öte yandan, modern finansman yöntemleri (özellikle faktoring ve temlik işlemleri) satıcıların henüz teslim etmedikleri veya teslim ettikleri mallara ilişkin semen (bedel) alacaklarını üçüncü kişilere devretmelerine imkân tanımaktadır. TBK m. 183 uyarınca geçerli bir şekilde kurulan alacağın devri işleminde borçlunun (alıcının) rızası aranmaz. Ancak hukuk düzeni, kendi rızası dışında gerçekleşen bu devir işlemi nedeniyle borçlunun durumunun ağırlaşmasını engellemek zorundadır. Bu bağlamda, TBK m. 189 (Mehaz OR Art. 170) hükmü "Alacağın Devrinde Takas" müessesesini sevk etmiştir. Kural olarak takasın (TBK m. 139) en temel şartı olan "karşılıklılık" unsuru, alacağın devri ile bozulmaktadır. Zira borçlunun alacağı devreden satıcıdan (eski alacaklıdan) olan bir karşı alacağı vardır, ancak borcu devralan üçüncü kişiye (yeni alacaklıya) karşıdır. İşte TBK m. 189, bu noktada hukuki bir kurgu (fiksiyon) yaratarak; borçlunun devri öğrendiği sırada devredenden muaccel bir alacağı varsa, bu alacağını devralana karşı da takas edebileceğini hüküm altına almıştır. Hattâ, borçlunun alacağı devri öğrendiği anda henüz muaccel olmamakla birlikte, devredilen alacaktan daha sonra muaccel olmaması koşuluyla da takas ileri sürülebilir.

Hasarın geçişi (TBK m. 208) ve temlikte takas (TBK m. 189) kuralları, satıcının ifa sürecinde temerrüde düşmesi veya malın telef olması hâlinde alıcının bedel ödeme borcunu doğrudan etkileyen ve devralan üçüncü kişilerin tahsilat riskini belirleyen iki temel dogmatik sütundur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Taşınır satımında hasarın intikalini ve alacağın devrinde takas mekanizmasını tam olarak çözümleyebilmek için, bu maddelerdeki temel kavramların Türk-İsviçre doktrinindeki (Eren, Oğuzman/Öz, Nomer, Serozan) mikroskobik analizine inilmelidir:

A. Hasar (Periculum) ve Yarar (Commodum): Hasar, parça borçlarında (ve ferdileştirilmiş cins borçlarında) satılan malın, sözleşmenin kurulmasından sonra ancak ifasından (tesliminden) önce, taraflardan hiçbirine isnat edilemeyen, mücbir sebep, fevkalade hâl veya üçüncü kişinin kusuru gibi nedenlerle kısmen veya tamamen telef olması veya değerinin düşmesidir. Yarar ise, malın değerinde dışsal etkenlerle meydana gelen artışları veya malın ürettiği doğal/hukuki semereleri ifade eder. Hasar ve yarar birbirinden ayrılmaz bir bütündür (cuius periculum, eius commodum). Hasar kime aitse, malın yok olması riskine o katlanır; mal yok olsa da karşı edimi ifa etmek (bedeli ödemek) zorunda kalır.

B. Zilyetliğin Devri (Teslim - Traditio): TBK m. 208 uyarınca hasarın geçişini tetikleyen yegâne unsur zilyetliğin devridir. Zilyetlik, eşya üzerinde fiili hâkimiyet (corpus possessionis) anlamına gelir. Teslim, malın fiziken alıcıya verilmesi (maddi teslim) şeklinde olabileceği gibi, kısa elden teslim (brevi manu traditio) hükmen teslim (constitutum possessorium) veya zilyetliğin havalesi yollarıyla da gerçekleşebilir. Taşınır satımlarında, satıcının malı bizzat teslim etmek yerine alıcının talebi üzerine ifa yerinden başka bir yere gönderdiği durumlarda (gönderilecek satım / Versendungskauf) TBK m. 208/3 uyarınca hasar, malın taşıyıcıya (nakliyeciye) teslim edildiği anda alıcıya geçer.

C. Alacağın Devrinde Takas (TBK m. 189) ve Karşılıklılık İstisnası: Takas (Verrechnung) iki kişinin birbirlerine karşı olan aynı cinsten muaccel borçlarını, tek taraflı bir irade beyanıyla, az olan borç miktarınca sona erdirmeleridir. Genel hükümlerde (TBK m. 139) takasın şartı "karşılıklılık"tır. Ancak alacağın devrinde, asıl borçlu (alıcı) yeni alacaklıya (devralana) borçludur; fakat kendi alacağı eski alacaklıdandır (devredendendir). TBK m. 189, borçluyu devrin olumsuz etkilerinden korumak için "karşılıklılık" şartını istisnai olarak esnetmiş ve borçlunun devredendeki alacağını devralana karşı takas edebilmesine olanak tanımıştır.

D. Takasta Muacceliyet (Fälligkeit) Sınırı: TBK m. 189/2'de yer alan en kritik kavramsal sınır muacceliyet anıdır. Borçlunun, devredene karşı sahip olduğu karşı alacağı devri öğrendiği anda muaccel ise, takas derhâl kullanılabilir. Eğer devri öğrendiği anda karşı alacak henüz muaccel değilse, kanun koyucu bir kıstas getirmiştir: Karşı alacağın muacceliyet tarihi, devredilen (asıl) alacağın muacceliyet tarihinden "daha sonra olmamalıdır". Yani borçlunun devredenden olan alacağı, faktoring şirketinin (devralanın) kendisinden talep ettiği asıl alacakla aynı anda veya ondan daha önce muaccel olmalıdır. Eğer borçlunun karşı alacağı, asıl borcun vadesinden sonra muaccel olacaksa, takas hakkı kullanılamaz.

3. Sistematik İlişkiler

Hasarın geçişi (TBK m. 208) ve alacağın devrinde takas (TBK m. 189) kuralları; kusursuz imkânsızlık (TBK m. 136) alacağın devrinde savunmalar (TBK m. 188) ve Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) ile derin dogmatik etkileşimler içindedir.

A. Hasarın Geçişi ve Kusursuz İmkânsızlık (TBK m. 136) Çatışması: Borçlar Hukuku Genel Hükümlerinde akdi sorumluluğun ve ifa engellerinin en önemli müessesesi olan TBK m. 136 uyarınca; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık nedeniyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür ve henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteyemez (TBK m. 136/2). Ancak TBK m. 136/2'nin son cümlesi, "kanundan veya sözleşmeden doğan hasarın alacaklıya ait olduğu durumlar bu hükmün dışındadır" diyerek özel hükümlere (TBK m. 208) atıf yapar. Eğer taşınır satımında mal, zilyetlik alıcıya devredilmeden önce (hasar satıcıdayken) yıldırım düşmesiyle yanarsa, satıcının teslim borcu TBK m. 136 gereği sona erer ve satıcı semeni (bedeli) talep edemez. Fakat mal, zilyetlik alıcıya devredildikten sonra (hasar alıcıya geçtikten sonra) yanarsa, imkânsızlığa rağmen alıcı satım bedelini ödemek zorundadır. Hasar intikali, imkânsızlık rejiminin yarattığı karşılıklı düşme kuralını (do ut des) bertaraf eden en güçlü istisnadır.

B. TBK m. 188 (Savunmalar) ile TBK m. 189 (Takas) Arasındaki İnce Dogmatik Çizgi: TBK m. 188, borçlunun devredene karşı sahip olduğu savunmaları (itiraz ve def'ileri) devralana karşı kullanmasını düzenler. Eğer mal hasar satıcıdayken (teslimden önce) yanmışsa ve satıcı buna rağmen semen (bedel) alacağını faktoring şirketine devretmişse; alıcı faktoring şirketine karşı TBK m. 188'e dayanarak "Borç, kusursuz imkânsızlık nedeniyle düştü (İtiraz)" savunmasını yapacaktır. Burada takasa (TBK m. 189) ihtiyaç yoktur, zira asıl alacak zaten kalmamıştır. Ancak, eğer hasar alıcıya geçmişse (mal teslim edilmişse) ve alıcı bedeli ödemek zorunda kalmışsa, satıcının devrettiği semen alacağı geçerlidir. Bu durumda alıcı, eğer satıcıdan (örneğin geçmiş bir ticari ilişkiden doğan) başka bir alacağı varsa, işte o zaman TBK m. 189'un özel yetkisine (karşılıksız takas fiksiyonuna) dayanarak bu bağımsız alacağını faktoring şirketinin semen talebiyle takas edecektir.

C. Hasarın Geçişinde TBK ile CISG Rejimlerinin Karşılaştırılması: Ticari satımların büyük bölümünü oluşturan milletlerarası satımlarda uygulanacak olan CISG (Viyana Satım Antlaşması) hükümleri, hasarın geçişini çok daha detaylı kurgulamıştır. CISG m. 67 uyarınca, eğer satım sözleşmesi malların taşınmasını içeriyorsa ve satıcı malları belirli bir yerde teslim etmekle yükümlü değilse, hasar, malların alıcıya ulaştırılmak üzere "ilk taşıyıcıya" (first carrier) tevdi edildiği anda alıcıya geçer. TBK m. 208/3 ("gönderilecek satım") de bu sisteme uyum sağlamış ve taşıyıcıya teslim anını hasarın intikal anı olarak kabul etmiştir. Ancak Türk hukuk doktrininde (Öz, Başoğlu) taşıyıcıya teslim kuralının, tüketicileri mağdur etmemesi için, satıcının profesyonel lojistik kullandığı hâllerde dar yorumlanması (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ekseninde) gerektiği vurgulanmaktadır.

4. Pratik Olay Analizleri

Taşınır satımında hasarın geçişini (TBK m. 208) kusursuz imkânsızlığı (TBK m. 136) ve alacağın devrinde borçlunun takas def'ini (TBK m. 189) somutlaştırmak adına şu iki laboratuvar vakayı inceleyelim:

Olay 1 (Hasarın Geçmemesi, İmkânsızlık ve Devralana Karşı TBK m. 188): Üretici (A) Tüccar (B)'ye ait depoya teslim edilmek üzere 1 Milyon TL değerinde 100 adet özel üretim elektronik paneli satmayı taahhüt eder. Sözleşmede "hasarın teslimle geçeceği" kararlaştırılmıştır. (A) bu 1 Milyon TL'lik bedel alacağını Finans Şirketi (C)'ye yasal şekilde devreder ve devir (B)'ye bildirilir. (A)'nın tırları panelleri (B)'nin deposuna doğru götürürken, yolda öngörülemez bir toprak kayması (mücbir sebep) sonucu tır uçuruma yuvarlanır ve paneller yok olur. Finans Şirketi (C) vade günü (B)'den 1 Milyon TL'yi talep eder. Dogmatik Analiz: Bu uyuşmazlıkta öncelikle hasarın kime ait olduğu tespit edilmelidir. Sözleşmede teslimle hasarın geçeceği kararlaştırılmıştır. Mal, (B)'nin zilyetliğine girmeden yolda telef olmuştur. TBK m. 208 uyarınca hasar (malın telef olma riski) satıcı (A)'nın üzerindedir. Hasar (A)'da olduğu için, telef olma olgusu TBK m. 136 uyarınca kusursuz imkânsızlık yaratır ve (A)'nın ifa borcunu düşürürken, (A)'nın (B)'den olan karşı edim (bedel) talebini de düşürür. Asıl alacak düştüğünden, Finans Şirketi (C)'nin devraldığı alacak da geçmişe etkili olarak hukuki temelini kaybeder. Tüccar (B) (C)'ye karşı TBK m. 189 (Takas) kullanmaz; zira ortada mahsup edilecek bir karşı alacak yoktur. (B) doğrudan TBK m. 188 uyarınca "Asıl borç kusursuz imkânsızlıktan dolayı düşmüştür (İtiraz)" diyerek eda davasını esastan reddettirir. (C) zararını garanti yükümlülükleri (TBK m. 191) çerçevesinde (A)'dan talep edecektir.

Olay 2 (Hasarın Geçmesi, Semen Borcunun Devamı ve TBK m. 189 Takas Uygulaması): Tacir (X) Çiftçi (Y)'den 500.000 TL değerinde traktör satın alır. Traktör (X)'e teslim edilir (zilyetlik geçer). Aynı gün Çiftçi (Y) 500.000 TL'lik satış bedeli alacağını Faktoring Şirketi (Z)'ye devreder ve (X)'e ihbarda bulunur. Teslimin ertesi gecesi (X)'in çiftliğine yıldırım düşer ve traktör yanar. Vade günü Faktoring Şirketi (Z) (X)'ten 500.000 TL bedeli ister. (X) traktörün yandığını ve bedel ödemeyeceğini söyler. Ayrıca (X) geçmişten kalan ve vadesi devredilen alacaktan 1 ay önce dolmuş olan 200.000 TL'lik bir bonoyu (Y)'den tahsil edemediğini, bunu takas ettiğini beyan eder. Dogmatik Analiz: Bu vaka, TBK m. 208 ile m. 189'un mükemmel laboratuvarıdır. Traktör (X)'e teslim edildiği için TBK m. 208 uyarınca hasar alıcı (X)'e geçmiştir. Hasar (X)'te iken traktörün yanması (kusursuz imkânsızlık) (X)'in bedel ödeme borcunu (500.000 TL) ortadan kaldırmaz. (X)'in "mal yandı ödemem" savunması geçersizdir. Dolayısıyla (Z)'nin 500.000 TL'lik alacağı tamamen geçerlidir. Ancak (X) TBK m. 189 uyarınca devreden (Y)'ye karşı sahip olduğu 200.000 TL'lik karşı alacağını (Z)'ye karşı takas def'i olarak ileri sürebilir. Bu takasın geçerliliği TBK m. 189/2'deki muacceliyet kuralına bağlıdır: (X)'in karşı alacağı (bono) devredilen alacaktan (satış bedelinden) daha önce muaccel olmuştur. Şart sağlandığı için takas geçerlidir. (X) 500.000 TL'lik borcunun 200.000 TL'sini takasla düşürür ve Faktoring Şirketi (Z)'ye sadece 300.000 TL ödemekle borcundan tamamen kurtulur.

5. Pratik Uygulama Notları

Hasarın intikali (TBK m. 208) ve alacağın devrinde takas (TBK m. 189) kurallarının sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) uluslararası ticarette ve usul hukukunda (HMK) avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:

1. Sözleşme Mimarisinde Hasar Rejiminin Değiştirilmesi (Incoterms): TBK m. 208/1'deki hasarın zilyetlik devriyle geçeceği kuralı emredici değildir, yedek hukuk kuralıdır (dispositiv). Ulusal ve uluslararası ticari satımlarda avukatlar, ICC'nin (Milletlerarası Ticaret Odası) yayımladığı Incoterms kurallarını (EXW, FOB, CIF, DDP) sözleşmeye dâhil ederek hasarın geçiş anını serbestçe belirleyebilirler. Örneğin sözleşmeye "EXW (Ex Works) Fabrika Teslim" yazılması hâlinde, mal satıcının fabrikasının kapısına çıkarıldığı an (zilyetlik alıcıya geçmemiş olsa bile) hasar alıcıya geçecektir. Bu durumda mal fabrikada yansa dahi, alıcı bedeli ödemek (veya devralan faktoring şirketine ödeme yapmak) zorundadır.

2. Faktoring Sözleşmelerinde Takastan Feragat Kayıtları: Faktoring ve temlik uygulamalarında yeni alacaklılar (bankalar/finans kuruluşları) borçluya imzalattıkları alacak bildirim formlarına "Devredenden olan hiçbir alacağımı bu devredilen tutarla takas/mahsup etmeyeceğimi gayrikabili rücu kabul ve taahhüt ederim" şeklinde feragat klozları koymaktadır. Uygulayıcılar bilmelidir ki, genel işlem koşulları (TBK m. 20 vd.) niteliğindeki bu tür feragat kayıtları, dürüstlük kuralına aykırı olmaları ve TBK m. 189'un koruyucu ruhunu zedelemeleri sebebiyle hâkimler tarafından kesin hükümsüz (yazılmamış) sayılabilir.

3. HMK Kapsamında Takasın İleri Sürülme Usulü (Def'i vs. İtiraz): Zamanaşımı, ödemezlik gibi savunmalar def'i iken; takas (TBK m. 189) beyanı, borcu sona erdiren yenilik doğuran bir hak ve yargılamada bir "itiraz" niteliğindedir. Alacaklıya yargılama dışındayken gönderilen bir ihtarname ile takas iradesi kullanılmışsa, borç maddi hukukta o anda düşmüş olur. Mahkemede ileri sürülen takas savunması, HMK bağlamında davanın her aşamasında ileri sürülebilen, savunmanın genişletilmesi yasağına (HMK m. 141) takılmayan maddi bir itirazdır. Hâkim, dosyada usulüne uygun bir takas iradesi tespit ettiğinde, bunu devralan üçüncü kişiye karşı re'sen dikkate almakla yükümlüdür.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtilaflara bakan daireleri, taşınır satımlarında hasarın (ve dolayısıyla bedel borcunun) geçişini sıkı bir şekilde teslim anına bağlamakta; temlikte takas hususunda ise TBK m. 189/2'deki muacceliyet kuralını matematiksel bir katılılıkla uygulamaktadır.

Taşınır Satımında Hasarın Geçişi (TBK m. 208 / Mülga BK m. 186) hususunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin klasikleşmiş yaklaşımında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 186 uyarınca hasar ve yararın kural olarak akdin inikadıyla alıcıya geçtiği düzenlenmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 208 hükmü, taşınır satımlarında hasar ve yararın zilyetliğin devri (teslim) ile geçeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Somut olayda taraflar arasında akdedilen iş makinesi satım sözleşmesinde, mal satıcının deposunda iken yanarak telef olmuştur. Malın zilyetliği alıcıya devredilmediğinden, hasar ve ziyan satıcının üzerindedir. Hasar kendisine ait olan satıcının, kusursuz imkânsızlık sebebiyle ifa edemediği malın satış bedelini alıcıdan talep etmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davanın reddi isabetlidir."

Alacağın Devrinde Takas (TBK m. 189 / Mülga BK m. 170) bağlamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) içtihat yönelimi son derece keskindir: "TBK m. 189 (mülga BK m. 170) hükmü uyarınca borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı muaccel bir alacağa sahipse, bunu devralana karşı takas edebilir. Şayet alacak henüz muaccel değilse, takasın ileri sürülebilmesi için borçlunun karşı alacağının, devredilen alacaktan daha sonra muaccel olmaması şarttır. Somut uyuşmazlıkta, davacı faktoring şirketi 01.10.2018 vadeli fatura alacağını temlik almış ve borçluya ihbar etmiştir. Davalı borçlu ise, asıl satıcıdan (devredenden) olan 01.12.2018 vadeli bono alacağını takas def'i olarak ileri sürmüştür. Davalı borçlunun karşı alacağı (bono) devredilen asıl alacaktan (fatura) daha sonra muaccel olmuştur. TBK m. 189/2 hükmündeki emredici şarta uygun olmayan bu takas itirazı mahkemece dinlenemez. Borçlu, temlik alan faktoring şirketine borcu ödemekle yükümlü olup, kendi alacağı için asıl satıcıya genel hükümler dairesinde başvurmalıdır."

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan ve borçlar hukuku ile eşya hukukunun kesişim noktasını oluşturan Taşınır Satımında Hasarın Geçişi (TBK m. 208 / OR Art. 185) rejimi ile Alacağın Devrinde Takas (TBK m. 189 / OR Art. 170) kurumları, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Zilyetlik Kriterinin Ekonomik Gerçekleri Göz Ardı Etmesi" ve "Takasta Muacceliyet Kuralının Hakkaniyetsizliği" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, Sisteminizdeki "Sözleşmeye Aykırılık ve İfa Engelleri" tartışmalarında da yankı bulduğu üzere; TBK m. 208'de Hasarın Geçişinin Sadece 'Zilyetliğin Devri' Şeklindeki Eşya Hukuku Kriterine Bağlanmasının, Uluslararası Ticaretin (CISG) Dinamik Yapısı Karşısında Zayıf Kalmasıdır. Oğuzman/Öz ve Eren'in öğretilerinde vurgulandığı üzere, mülga BK m. 186'daki "hasarın sözleşmenin yapılmasıyla geçmesi" kuralının adaletsiz olduğu ve terkedilmesinin (TBK m. 208) son derece isabetli olduğu tüm doktrin tarafından kabul edilmektedir. Ne var ki kanun koyucu, zilyetlik devrini mutlak bir ölçü hâline getirirken, "malı alıcının emrine hazır etme (tevdi)" olgusunun ekonomik etkilerini yeterince şeffaf kurgulamamıştır. Satıcının malı hazırlayıp alıcıya "gel al" ihtarı çektiği ancak alıcının gelmediği (alacaklı temerrüdü) durumlarda, malın başına gelen bir felaketten dolayı hasarın geçiş anı yargısal içtihatlarla çözülmek zorunda kalınmaktadır. Oysa CISG, hasarın geçişini soyut mülkiyet veya zilyetlik kavramlarından çok, malların "ilk taşıyıcıya verilmesi" veya "alıcının tasarruf alanına girmesi" gibi somut ticari fiillere bağlayarak hukuki güvenliği maksimize etmiştir. Türk Kanunlaştırma tekniğinin (Legistik) taşınır satımlarında hasar rejimini CISG ile tam uyumlu hâle getirecek detaylı alt fıkralar eklememesi doktriner bir zafiyettir.

İkinci dogmatik eleştiri, TBK m. 189'da (OR Art. 170) Düzenlenen 'Takasta Muacceliyet (Fälligkeit)' Kuralının, Özellikle Sürekli Ticari İlişkilerde (Cari Hesap Sözleşmelerinde) Borçluyu Faktoring Şirketleri Karşısında Orantısız Derecede Savunmasız Bırakmasıdır. Nomer ve Öz'ün eserlerinde vurgulandığı üzere; TBK m. 189, borçlunun devredene karşı sahip olduğu alacağın, devredilen asıl alacaktan "daha sonra muaccel olmaması" şartını koşmaktadır. Ancak, yıllarca karşılıklı mal alıp veren iki tacir arasındaki cari hesapta (TTK m. 89) her an alacak ve borçlar doğup muaccel olmaktadır. Satıcılardan birinin, alacaklarından sadece birini cımbızlayıp aradan çekerek kötüniyetli olarak bir faktoring şirketine devretmesi hâlinde; borçlu alıcı, devri öğrendikten sonra muaccel olan haklı alacaklarını bu faktoring şirketine karşı takas edememekte ve iflas eden asıl satıcı nedeniyle büyük bir sermaye kaybına uğramaktadır. Rona Serozan'ın haklı olarak işaret ettiği gibi; alacağın devri, borçlunun rızası dışında gerçekleşen ve onun genel hukuki/ekonomik pozisyonunu bozmaması gereken bir işlemdir. Hukukun, salt yeni alacaklıyı (finans kuruluşunu) korumak adına, muacceliyet tarihlerini kronolojik bir sıraya dizip, aynı hukuki temele (sözleşme ağına) dayanan karşı alacakların takasını yasaklaması, sözleşme adaletini (Justitia commutativa) katı bir kavram hukukçuluğuna kurban etmektedir. Bu sınırlandırmanın, borçlunun genel takas beklentisini koruyacak şekilde, "aynı ekonomik ilişkiden doğan alacaklar için muacceliyet sırasına bakılmaz" şeklinde (teleolojik bir redüksiyonla) esnetilmesi şarttır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 189'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 185.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 189. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.