Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 190

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

III. Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi


Madde 190 - Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Borçlar Hukukunun dinamik yapısı içerisinde alacak hakkı, salt borçlu ile alacaklı arasında hapsolmuş statik bir bağ olmaktan çıkmış, ekonomik bir değer (emtia) olarak tedavül yeteneği kazanmıştır. Bu devinimi sağlayan en temel mekanizma, TBK m. 183 ve devamında düzenlenen alacağın devri (temlik) kurumudur. Alacağın devri, devreden ile devralan arasında yapılan yazılı bir tasarruf işlemi olup, asıl borçlunun rızasına veya katılımına ihtiyaç duymaksızın alacak hakkını doğrudan doğruya devralanın malvarlığına geçirir. Ne var ki, alacak hakkının hukuken devredilmiş olması, devralanın bu hakkı asıl borçluya karşı fiilen ve hukuken sorunsuz bir şekilde ileri sürüp tahsil edebileceği anlamına gelmez. Devralanın, asıl borçluya karşı ifa talebinde bulunabilmesi, dava açabilmesi veya icra takibi yürütebilmesi için alacağın kaynağını ve sınırlarını gösteren belgelere ve bilgilere ihtiyacı vardır.

İşte yasa koyucu, bu fiili zorunluluğu dogmatik bir zemine oturtmak amacıyla TBK m. 190 hükmünü sevk etmiştir. Hükme göre; "Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatlamaya yarayan diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür." Bu düzenleme, borçlar hukukuna egemen olan dürüstlük kuralının (TMK m. 2) ve sözleşmesel sadakat yükümlülüğünün alacağın devri kurumundaki somut bir tezahürüdür.

Sistematik açıdan bu kural, özellikle "taşınmaz (konut/tatil) satımından doğan teslim ve tescil alacaklarının" devrinde hayati bir fonksiyona sahiptir. Türkiye'deki gayrimenkul hukuku pratiğinde, tüketicilerin (alıcıların) müteahhitlerden (satıcılardan) noterde düzenlenen "taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri" ile konut veya tatil amaçlı bağımsız bölüm satın almaları sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu sözleşmeden doğan "taşınmazın fiziken teslimi ve tapuda mülkiyetinin devri" alacağı, alıcı tarafından bir başka üçüncü kişiye yazılı bir temlikname ile devredildiğinde; devredenin (ilk alıcının) elindeki resmi satış vaadi sözleşmesini, peşinat veya taksit ödemelerine ilişkin banka dekontlarını ve mimari projelere dair yazışmaları (TBK m. 190 uyarınca) yeni alacaklıya teslim etmesi zaruridir. Aksi takdirde devralan, asıl borçlu olan müteahhide karşı mülkiyetin geçirilmesi (tescile zorlama) davası açtığında ispat zorluğu çekecek ve hakkına kavuşamayacaktır. TBK m. 190, tasarrufi işlemin zafiyete uğramasını engelleyen ve devrin ifasını güvence altına alan destekleyici bir "yan edim yükümlülüğü"dür.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

TBK m. 190'daki belge teslim ve bilgi verme yükümlülüğünün sınırları ile taşınmaz satımındaki ifa (teslim) sürecini tam olarak çözümleyebilmek için, ilgili kavramların doktrindeki (Eren, Oğuzman/Öz, Nomer) yaklaşımlar çerçevesinde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:

A. Yan Edim Yükümlülüğü (Nebenleistungspflicht): TBK m. 190'da düzenlenen belgelerin teslimi ve bilgilerin verilmesi, alacağın devri sözleşmesinin (ister ivazlı ister ivazsız olsun) doğal bir sonucudur. Doktrinde bu yükümlülük, bağımsız bir asli edim değil, amaca hizmet eden bir "yan edim yükümlülüğü" olarak nitelendirilir. Yan edim yükümlülüklerinin temel işlevi, asli edimin (alacak hakkının geçişinin) alacaklı için taşıdığı yararı güvence altına almak, edimden beklenen menfaatin tam olarak gerçekleşmesini sağlamaktır. Borçlunun (devredenin) bu yan edimi ihlal etmesi, devralanın asıl alacağı elde edememesine veya zarara uğramasına neden olursa, TBK m. 112 uyarınca genel borca aykırılık sorumluluğu doğar.

B. Alacak Senedi ve İspatlamaya Yarayan Diğer Belgeler (Beweismittel): Hükümde geçen "alacak senedi", alacağı tevsik eden ve bizzat borçlu tarafından imzalanmış olan her türlü yazılı evraktır (bono, poliçe, adi yazılı taahhütname). Taşınmaz mülkiyetinin devri veya taşınmaz satımına ilişkin alacakların devrinde (TBK m. 237 vd., OR Art. 217) bu belgeler; tapu sicil müdürlüğünde veya noterde düzenlenen "Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" suretleri, harici sözleşmelere ilişkin tahvil (konversiyon) kapsamında değerlendirilecek adi belgeler, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, ödeme makbuzları, banka dekontları, iskan (yapı kullanma izin) belgeleri ve mimari proje örnekleri olarak karşımıza çıkar. Kanun, devredeni sadece "elinde bulunan" belgeleri teslimle yükümlü kılmıştır. Devreden, elinde olmayan bir belgeyi üçüncü kişilerden veya kurumlardan temin edip vermekle kural olarak yükümlü değildir; ancak dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde, belgenin nerede olduğunu belirtmesi gerekir.

C. Bilgi Verme Yükümlülüğü (Informationspflicht): Devralanın alacağını asıl borçluya karşı ileri sürebilmesi için ihtiyaç duyduğu her türlü fiili ve hukuki verinin aktarılmasını ifade eder. Konut/tatil taşınmazı devirlerinde bu bilgiler; asıl borçlunun (müteahhidin) temerrüde düşüp düşmediği, borçluya daha önce çekilmiş bir ihtarname olup olmadığı, taşınmazın fiziki olarak (zilyetlik) kime teslim edildiği, yapıdaki gizli veya açık ayıplar (TBK m. 223) hakkında süresinde bildirim yapılıp yapılmadığı ve borçlunun takas veya ödemezlik def'i gibi savunmalar ileri sürüp sürmediği gibi kritik unsurlardır.

D. Taşınmaz Satımında Teslim (Traditio) ve Mülkiyetin Geçişi (Tescil): Türk-İsviçre eşya ve borçlar hukuku dogmatiğinde, taşınır ve taşınmaz satışları arasında "teslim" kavramının hukuki niteliği bağlamında derin bir yarık vardır. Taşınır satışlarında mülkiyetin geçişi zilyetliğin devrine (teslime) bağlı iken; taşınmaz satışlarında (ve taşınmaz vaadinin ifasında) mülkiyet, kural olarak tapu siciline "tescil" işlemiyle geçer (TMK m. 705). Ancak "konut ve tatil taşınmazlarının" satımında, mülkiyetin tescilinden bağımsız olarak, taşınmazın fiziken oturmaya elverişli şekilde (anahtarlarının verilmesi suretiyle) alıcıya "teslimi", sözleşmesel borcun (ifa) tamamlanması, hasar ve yararın geçişi (TBK m. 208 kıyasen) ve bilhassa ayıp ihbar sürelerinin (TBK m. 223) başlaması açısından kurucu bir öneme sahiptir. Alacak devredildiğinde, devralan hem tapuda tescili hem de taşınmazın fiili teslimini talep hakkına sahip olur.

3. Sistematik İlişkiler

Alacağın devrinde belge teslimi ve bilgi verme yükümlülüğü (TBK m. 190); alacağın devrinde devredenin garanti borcu (TBK m. 191) ödemezlik def'i (TBK m. 97) ve tescile zorlama (ferağa icbar - TMK m. 716) davalarıyla çok derin dogmatik etkileşimler içindedir.

A. TBK m. 190 ile Garanti Sorumluluğu (TBK m. 191) Arasındaki İlliyet Bağı: İvazlı (karşılıklı) devirlerde devreden, alacağın devir anında mevcut olduğunu (veritas) ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu (bonitas) kanun gereği garanti eder (TBK m. 191). Devredenin, alacağın hukuken mevcut olduğuna dair verdiği bu "veritas" garantisinin içi, TBK m. 190 uyarınca ispat belgelerinin teslim edilmesiyle doldurulur. Zira maddi hukukta mevcut ve geçerli olan bir alacak (örneğin müteahhitten konut teslim alma hakkı) usul hukukunda (HMK m. 200 senetle ispat zorunluluğu gereğince) ispat edilemiyorsa, devralan açısından fiilen yok hükmündedir. Devredenin ispat belgelerini kasten veya ağır kusuruyla yok etmesi veya gizlemesi, doğrudan doğruya TBK m. 191 kapsamında "alacağın varlığı" garantisinin ihlali sonucunu doğurur ve devralana, ödediği ivazın iadesini (TBK m. 193) talep etme hakkı verir.

B. Belge Tesliminde Temerrüt ve Ödemezlik Def'i (TBK m. 97): Doktrinde tartışılan en önemli hususlardan biri, ivazlı bir alacak devrinde, devredenin belgeleri teslim etmemesi (TBK m. 190'ı ihlal etmesi) hâlinde, devralanın temlik bedelini ödemekten "ödemezlik def'i" (TBK m. 97) yoluyla kaçınıp kaçınamayacağıdır. Oğuzman/Öz ve Fikret Eren'in eserlerinde, belirtilen "yan edimlerin ifasının asli edimler kadar önemli olduğu" ilkesinden hareketle; taşınmaz satımı gibi son derece katı şekil şartlarına ve ispat kurallarına tabi (TBK m. 237) bir alacağın devrinde, tapu vaadi sözleşmesinin aslı devralana verilmedikçe devralanın bu haktan yararlanması objektif olarak imkânsızdır. Bu nedenle, belge teslimi yükümlülüğü her ne kadar "yan edim" olsa da, sözleşmenin gayesi (causa) bakımından asli bir fonksiyona bürünür ve devralan, belgeler teslim edilene kadar temlik bedelini (ivazı) ödemekten TBK m. 97 uyarınca kaçınabilir.

C. Tescile Zorlama Davası (TMK m. 716) Bağlamında İspat Yükü: Alıcının (devralanın) taşınmaz satım veya vaat borçlusuna (müteahhide) karşı açacağı tapu iptal ve tescil davasında (TMK m. 716) davacının aktif husumet ehliyeti bizzat devraldığı alacak hakkına dayanır. Yargıtay içtihatlarına göre, yazılı bir devir (temlik) sözleşmesi ile taşınmaz talep hakkını devralan üçüncü kişi, müteahhidin arsa sahibine veya önceki alıcıya karşı edimlerini tam olarak yerine getirdiğini ispat külfeti altındadır. Bu ispat, ancak devredenin TBK m. 190 uyarınca yeni alacaklıya (devralana) teslim edeceği önceki sözleşmeler, ödeme dekontları ve iskan harçlarına ait makbuzlarla mümkündür. Bilgi ve belge verme yükümlülüğünün ihlali, devralanın TMK m. 716 uyarınca açtığı tescil davasının ispat yokluğundan reddedilmesine sebebiyet veren en temel faktördür.

4. Pratik Olay Analizleri

Alacağın devrinde ispat belgelerinin teslim yükümlülüğünü (TBK m. 190) ve taşınmaz (konut) satımındaki ifa dinamiklerini somutlaştırmak adına şu iki laboratuvar vakayı inceleyelim:

Olay 1 (Tatil Konutu Talebinin Devri, Belge İhlali ve Tescile Zorlama): Tüketici (A) Müteahhit (B)'den noterde düzenlenen "Taşınmaz Satış Vaadi" sözleşmesiyle bir yazlık tatil konutu satın alır. (A) satış bedelinin tamamını banka üzerinden (B)'ye öder. Taşınmazın tapusu henüz devredilmeden önce (A) tatil konutunu talep etme hakkını yazılı bir temlikname (TBK m. 183) ile Üçüncü Kişi (C)'ye 2 Milyon TL'ye devreder. (C) temlik bedeli olan 2 Milyon TL'yi (A)'ya öder. (C) Müteahhit (B)'den tapu devrini istediğinde (B) bunu reddeder. (C) tapu iptal ve tescil davası (TMK m. 716) açmaya hazırlanır ancak elinde ne noter sözleşmesinin aslı ne de (A)'nın (B)'ye ödeme yaptığına dair dekontlar vardır. (C) (A)'dan bu belgeleri (TBK m. 190) ister, (A) ise "ben hakkımı devrettim, gerisine karışmam" diyerek belgeleri vermez. İspat yokluğundan (C)'nin davası reddedilir. Dogmatik Analiz: Bu vaka, TBK m. 190'ın ihlalinin yarattığı yıkıcı sonucun en net örneğidir. (A)'nın "hakkı devrettim sorumluluğum bitti" savunması, borçlar hukuku dogmatiğinde geçersizdir. TBK m. 190 amir hükmü gereğince (A) alacak hakkını devrettiği (C)'ye elindeki tüm ispat belgelerini (noter sözleşmesi, ödeme dekontları) vermek zorundadır. (A)'nın bu yan edim yükümlülüğünü ihlal etmesi, devralan (C)'nin tescil davasını kaybetmesine ve dolayısıyla devrin konusuz kalmasına (işlem temelinin çökmesine) neden olmuştur. (C) (A)'nın TBK m. 190'ı kasten ihlal etmesi ve TBK m. 191'deki "alacağın tahsil edilebilirliği" (veritas) garantisini bozması nedeniyle; (A)'ya karşı dava açarak ödediği 2 Milyon TL'lik temlik ivazını, faizini ve kaybettiği tapu davasının tüm yargılama giderlerini TBK m. 193 kapsamında tazminat olarak talep edebilecektir.

Olay 2 (Adi Yazılı Satış, Tahvil ve Devredenin Bilgi Verme Yükümlülüğü): Kişi (X) sahibi olduğu konutu (Y)'ye adi yazılı (harici) bir belge ile satar ve bedelini alır. (Y) bu geçersiz sözleşmeden doğan hakkını (Z)'ye temlik eder. (X) tapu devrini yapmaz. (Z) (X)'e karşı dava açmayı planlarken (Y) (Z)'ye "Sözleşmemiz adi yazılıydı, ancak (X) konutu fiziken bana teslim etmişti ve ben 1 yıl orada oturdum" bilgisini verir (TBK m. 190 - Bilgi Verme Yükümlülüğü). (Y) elindeki elektrik/su faturası abonelik kayıtlarını (ispat belgelerini) (Z)'ye verir. Dogmatik Analiz: Bu uyuşmazlık, taşınmaz satımında şekle aykırılığın (TBK m. 237, TMK m. 706) mutlak butlan yaptırımı, ile TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) istisnasının kesişimidir. Normalde harici (adi yazılı) taşınmaz satışı geçersizdir ve aynen ifa (tescil) talep edilemez. Ancak Yargıtay'ın YİBK 1988/2 sayılı kararı uyarınca, bedel ödenmiş ve "taşınmaz fiziken teslim edilip malik gibi kullanılmışsa" şekil eksikliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayılır ve tescile karar verilebilir. Devreden (Y)'nin, TBK m. 190 uyarınca (Z)'ye bu "fiili teslim (zilyetlik)" bilgisini vermesi ve elektrik faturalarını (kullanım ispat belgelerini) teslim etmesi sayesinde, (Z) davasında TMK m. 2 (hakkın kötüye kullanılması) def'ini ileri sürebilecek ve mutlak butlandan kurtularak tescil davasını kazanabilecektir. Bu olay, TBK m. 190'daki "bilgi verme" ediminin hakkın kaderini nasıl değiştirdiğini göstermektedir.

5. Pratik Uygulama Notları

Alacağın devrinde ispat belgelerinin teslimi (TBK m. 190) ve taşınmaz (konut/tatil) mülkiyetinin geçişine ilişkin kuralların usul hukukunda (HMK) sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde uygulayıcıların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:

1. HMK Kapsamında Belge İbrazı ve Edanın Zorlanması: Davacı devralan vekilleri, asıl borçluya (müteahhide) karşı açtıkları davalarda belgelerin kendilerinde olmadığını, belgelerin hâlen devredenin elinde bulunduğunu beyan etmek zorunda kalabilirler. Bu durumda, sadece TBK m. 190'a dayanarak devredene ayrı bir eda davası (belgelerin aynen teslimi davası) açmak çok uzun süreceğinden; HMK m. 221 (Üçüncü kişinin belgeyi ibraz zorunluluğu) hükümleri işletilerek, devredenin asıl davaya dâhil edilmesi veya mahkeme kanalıyla belgelerin devredenden (üçüncü kişi sıfatıyla) cebren celbi talep edilmelidir.

2. Legal Drafting: Temlik Sözleşmelerinde TBK m. 190'ın Somutlaştırılması: Özellikle konut projelerinden toplu alım yapıp bu haklarını tüketicilere (veya tatilcilere) devreden yatırım şirketlerinin temlik sözleşmeleri hazırlanırken, "Bilgi ve Belge Teslimi" başlıklı ayrı bir madde kurgulanmalıdır. Sözleşmeye, "Devreden, işbu alacağın doğduğu temel ilişkiye (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi veya Satış Vaadi Sözleşmesi) ait tüm noter senetlerinin asıllarını, kat irtifakı listelerini, belediye harç makbuzlarını ve yapı kullanma izin belgesi suretlerini işbu sözleşmenin imzası anında Tutanak ile Devralan'a teslim etmiştir. Bu belgelerin eksikliğinden doğacak her türlü zarar (TBK m. 193) Devreden tarafından ilk talepte nakden tazmin edilecektir" hükmü derç edilerek, TBK m. 190'ın içeriği sözleşme mimarisinde tartışmasız hâle getirilmelidir.

3. Konut ve Tatil Taşınmazlarında İhbar Külfetleri (TBK m. 223) Bilgisinin Aktarımı: TBK m. 190'daki "bilgi verme" yükümlülüğünün en kritik parçası, devredilen konuttaki ayıplara ilişkindir. Devreden, taşınmazı bir süre kullanmış ve sonra hakkı devretmişse, devralana mutlaka "taşınmazın rutubet aldığı, çatı yalıtımının bozuk olduğu" gibi gizli ayıpları (ve kendisinin bu ayıpları müteahhide bildirip bildirmediğini) söylemelidir. Zira devralan, haklara halef olduğunda, devredenin kaçırdığı ayıp ihbar süreleri (TBK m. 223) yüzünden müteahhide karşı hak iddia edemeyecektir. Bilgi verme yükümlülüğünün bu şekilde ihlali, devredeni doğrudan tazminat sorumluluğu ile baş başa bırakır.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtilaflara bakan daireleri, alacağın devrinde (temlikte) devredenin belge teslim yükümlülüğünü (TBK m. 190) mutlak bir yan edim olarak kabul etmekte ve taşınmaz satışına dayalı tescil davalarında bu belgelerin ibrazını dava şartı (ispat şartı) olarak kesin bir biçimde aramaktadır.

Alacağın Devrinde Belge Teslim Yükümlülüğü ve İspat Külfeti (TBK m. 190) hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) klasikleşmiş yaklaşımında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 190. maddesi (mülga BK m. 165) uyarınca, alacağı devreden kişi, alacak senedini ve elinde bulunan diğer ispat belgelerini devralana teslim etmekle yükümlüdür. Somut olayda, davacı devralan, davalı müteahhitten arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında bağımsız bölüm (konut) devrini talep etmektedir. Kural olarak yazılı bir temlik sözleşmesi ile alacağı devralan kişi, arsa sahibine veya müteahhide karşı açacağı tescil davasında, devredenin (yüklenicinin) edimlerini tam olarak yerine getirdiğini ve kendi temlik bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. Davacı devralan, bu ispatı ancak devredenin kendisine TBK m. 190 uyarınca teslim etmesi gereken fatura, makbuz ve yapı ruhsatı gibi belgelerle yapabilir. Dosya kapsamında bu belgeler sunulamadığından, mahkemece salt yazılı temliknameye dayanılarak (müteahhidin edimini ifa ettiği hususu belgelendirilmeden) tapu iptal ve tescil kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır."

Taşınmaz Satışında Şekil ve Tescile Zorlama (TMK m. 716 / TBK m. 237) bağlamında Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin içtihat yönelimi son derece nettir: "Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında davanın kabulü için, vaat alacaklısının (veya ondan temlik alan kişinin) kendi edimini (satış bedelini) ifa etmiş olması şarttır. Temlik alan davacı, satış bedelinin ilk alıcı (devreden) tarafından müteahhide ödendiğini iddia ediyorsa, buna ilişkin makbuz ve banka kayıtlarını dosyaya sunmalıdır. Devreden kişinin TBK m. 190 uyarınca devralana vermekten kaçındığı belgelerin varlığı iddia ediliyorsa, mahkemece ilgili bankalardan veya ilgili kurumlardan bu ödeme kayıtları re'sen celbedilmeli ve sonucuna göre tescil talebi hakkında bir karar verilmelidir."

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan Alacağın Devrinde İspat Belgeleri ve Bilgi Verme (TBK m. 190 / OR Art. 170) rejimi ile Taşınmaz (Konut) Satışında Teslim ve Mülkiyetin Geçişi (TBK m. 237 / OR Art. 217) kurumları, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Yan Edim Yükümlülüğünün İcrasındaki Hukuki Boşluk" ve "Taşınmaz Hukukundaki Çifte Standartlı Teslim Algısı" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, Sisteminizdeki "Sözleşmeye Aykırılık ve İfa Engelleri" tartışmalarında merkezî bir yer tuttuğu üzere; TBK m. 190'da Düzenlenen Belge Teslim Etme ve Bilgi Verme Yükümlülüğünün, Pratikte Aynen İfası (Cebri İcrası) Çok Güç Olan ve Yaptırımı Belirsiz Bir Kural Olmasıdır. Oğuzman/Öz ve Eren'in öğretilerinde haklı olarak sorgulandığı üzere; devreden elindeki senedi veya bilgiyi kasten saklıyorsa, mahkeme kararıyla "bilgi vermeye" veya "belgeyi fiziken teslim etmeye" zorlamak (özellikle belge gizlenmişse) icra hukuku (İİK) bağlamında neredeyse imkânsızdır. Kanunlaştırma tekniği (Legistik) açısından, yasa koyucu TBK m. 190'ı sevk ederken, bu belgelerin verilmemesi hâlinde "ispat yükünün otomatik olarak yer değiştireceğine" veya "devredenin, devralanın asıl borçlu karşısında ispat edemediği tutar kadar peşinen (likit olarak) tazminat ödeyeceğine" dair usuli bir karine (veya kesin bir yaptırım) kurgulamamıştır. Hukukun, devralanı ispat zorunluluğu (HMK m. 200) ile baş başa bırakıp, devredenin salt "yan edime aykırılığından (TBK m. 112)" doğan (ve ispatı son derece çetrefilli olan) bir tazminat davasına yönlendirmesi, alacağın devri (temlik) kurumunun ekonomik süratini ve güvencesini zedeleyen doktriner bir zafiyettir.

İkinci dogmatik eleştiri, Taşınmaz Satışında (TBK m. 237 vd.) ve Bu Satıştan Doğan Alacakların Devrinde, Türk Eşya Hukukunun 'Tescil' ile 'Zilyetlik Devrini (Fiziki Teslimi)' Keskin Bir Şekilde Ayıran Klasik Dogmatizminin, Konut/Tatil Taşınmazları Gibi Tüketim Metaı Hâline Gelmiş Ürünlerde Adaletsizlik Yaratmasıdır. Nomer ve Öz'ün eserlerinde dolaylı olarak işaret edildiği üzere; konut veya tatil amaçlı bir gayrimenkul alan (veya bu hakkı devralan) kişinin nihai ekonomik beklentisi tapudaki soyut sicil kaydından ziyade, o taşınmazın fiziken (zilyetlik olarak) kullanıma sunulmasıdır. Ne var ki Yargıtay pratiği, tapuda devri yapılmamış ancak adi yazılı sözleşmelerle devredilmiş alacaklarda, zilyetliğin geçişine bazen TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) üzerinden hukuki bir geçerlilik atfederken; çoğu zaman bu işlemleri mutlak butlanla, geçersiz saymaktadır. Alacağın devri kurumunun (TBK m. 183) arsa payı karşılığı inşaat ve konut satışlarında resmi şekil kuralını (TBK m. 237) aşmak için yasal bir "dolanma yolu" olarak kullanılmasına göz yumulurken; iş ispat belgelerine ve mülkiyetin tesciline geldiğinde katı Alman/İsviçre dogmatizmine dönülmesi, Türk borçlar hukuku sistematiğinde kavramsal bir şizofreni (ikili standart) yaratmaktadır. Sözleşme adaletinin (Justitia commutativa) tesisi için, konut/tatil taşınmazı devirlerinde (eğer bedel ödenmişse) şekil kurallarının ve belge ispatının zayıf tarafı ezmeyecek şekilde yeniden ele alınması şarttır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 190'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 217.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 190. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.