Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 8

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

5. Bağlayıcı olmayan öneri ve herkese açık öneri


Madde 8 - Öneren, önerisi ile bağlı olmama hakkının saklı olduğunu açıkça belirtirse veya işin özelliğinden ya da durumun gereğinden bağlanma niyetinde olmadığı anlaşılırsa, önerisi kendisini bağlamaz. Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde 8. madde, sözleşmelerin kurulması aşamasında taraf iradelerinin hukuki niteliğini tespite hizmet eden temel hükümlerden biridir. Borçlar hukukunda bir sözleşmenin kurulabilmesi için kurucu unsurlar olan öneri (icap) ve kabul beyanlarının karşılıklı ve birbirine uygun olarak dış dünyaya yansıtılması zorunludur. Ancak günlük ticari hayatta, kişilerin diğer şahıslara yönelttikleri her beyan veya sergiledikleri her davranış, hukuken bağlayıcı bir öneri niteliği taşımaz. Kanun koyucu, sözleşme görüşmelerini başlatmak amacıyla yapılan hazırlık hareketleri ile kesin bir bağlanma iradesi taşıyan hukuki işlemleri birbirinden ayırma zorunluluğu hissetmiştir.

Bu doğrultuda, TBK m. 8 hükmü, doktrinde icap (öneri) ile icaba davet (öneriye davet) arasındaki ince çizgiyi belirleyen temel düzenleme olarak kanundaki yerini almıştır. Maddenin düzenleme amacı, piyasa aktörlerinin irade özerkliğini korurken aynı zamanda dürüstlük kuralı çerçevesinde üçüncü kişilerin haklı güvenini güvence altına almaktır.

Tarihsel arka planda, 6098 sayılı TBK 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiş; m. 8 mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndaki paralel düzenlemenin güncellenmiş hâlidir. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR) Art. 7 ile büyük ölçüde paralellik gösterse de, Türk kanun koyucusu tarife ve fiyat listesi gönderilmesinin hukuki niteliği bakımından İsviçre hukukundan ayrılmış; bu durumu kural olarak bağlayıcı öneri saymıştır. Mülga kanun döneminde yer alan "icap", "kabul" ve "icaba davet" gibi klasik kavramlar, yeni kanunda "öneri", "kabul" ve "bağlayıcı olmayan öneri" terimleriyle ifade edilir.

Hükmün birinci fıkrası, irade özgürlüğünün yansıması olarak kişilere "bağlanma niyeti olmaksızın piyasaya çıkma" hakkı tanır; ikinci fıkrası ise ticari güveni korumak adına vitrinde mal sergilenmesi veya fiyat listesi gönderilmesi gibi somut eylemleri doğrudan bağlayıcı bir öneri olarak karine altına alır. Bu karine, sözleşme hukukunun genel dogmatiğine getirilmiş istisnai ancak güçlü bir yorum kuralıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İcaba Davet Kavramı

İcaba davet, bir kimsenin sözleşme kurma niyetiyle hareket etmesine rağmen, karşı tarafa yönelttiği beyanda bağlanma iradesini eksik tutarak asıl öneriyi karşı tarafın yapmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirdiği hazırlık işlemidir. İcaba davet, teknik anlamda bir hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri bir fiil veya salt bir duyurudur. Karşı taraf bu davete "kabul" dese dahi sözleşme kurulmaz; bu beyan yeni bir öneri niteliği kazanır.

2.2. Bağlayıcı Olmama Beyanı (Çekince)

Kanun, öneride bulunan kişiye beyanının içine açık bir çekince koyma hakkı tanımıştır. Öneren, karşı tarafa sunduğu teklife "bağlayıcı değildir", "stoklarla sınırlıdır", "teyide muhtaçtır" veya "fiyatları değiştirme hakkımız saklıdır" gibi ibareler eklediği takdirde ortada bağlayıcı bir öneri kalmaz. Bu tür açık çekinceler, dış dünyaya yansıyan iradenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik olmadığını ortaya koyar.

2.3. İşin Özelliği veya Durumun Gereğinden Anlaşılan Hâller

Bazen öneren açık bir çekince ileri sürmese de, teklif edilen sözleşmenin niteliği gereği bağlanma iradesinin olmadığı objektif olarak anlaşılabilir. Örneğin sanat eserlerinin satıldığı bir müzayedede yayımlanan kataloglar, kişiye özel nitelik arz eden (intuitu personae) bir iş için gazeteye verilen iş ilanları veya sadece bilgilendirme amaçlı gönderilen ticari broşürler, işin özelliği gereği icaba davet sayılır. Hâkim burada TMK m. 2 dürüstlük kuralı ve güven teorisi çerçevesinde makul bir insanın bu beyanı nasıl anlayacağını tespit etmek zorundadır.

2.4. Vitrinde Fiyatını Göstererek Mal Sergilenmesi

Maddenin ikinci fıkrasındaki en güçlü karine budur. Bir esnaf, ticari işletmesinin vitrinine bir mal koyup üzerine fiyat etiketini iliştirdiği anda, hukuken "Bu malı, bu fiyattan, ilk gelip almak isteyene satmayı taahhüt ediyorum" demiş sayılır. Bu eylem, herkese açık (ad incertam personam) bir öneridir. Müşteri mağazaya girip "Bu malı alıyorum" diyerek kabul iradesini açıkladığı an, satıcının başka bir iradesine gerek kalmaksızın sözleşme kurulur. Satıcı, "Vitrindeki mal dekoratif amaçlıdır, satmıyorum" diyemez; zira aksi durumun "açıkça ve kolaylıkla" anlaşılması (örneğin etikette "satılık değildir" yazması) gerekirdi.

2.5. Tarife ve Fiyat Listesi Gönderilmesi

Türk hukukunun İsviçre hukukundan en net biçimde ayrıldığı nokta burasıdır. İsviçre Borçlar Kanunu'na göre fiyat listesi ve tarife gönderilmesi kural olarak sadece bir icaba davettir. Ancak TBK m. 8/2 hükmü, fiyat listesi, tarife veya ürün menüsü gibi belgelerin muhataba gönderilmesini aksi belirtilmedikçe "öneri" olarak kabul etmektedir. Bu durum, piyasaya fiyat listesi dağıtan işletmeleri ciddi bir hukuki sorumluluk altına sokmakta; bu belgelerin üzerine "bağlayıcı değildir" şerhinin düşülmesini pratik olarak zorunlu kılmaktadır.

3. Sistematik İlişkiler

TBK m. 8, sözleşme kuruluş rejiminin tamamı ile organik bağ kurar:

  • TBK m. 1-6: Sözleşmelerin kurulması, öneri ve kabul rejimi. Bir irade açıklamasının icap mı icaba davet mi olduğu m. 8'e göre belirlendikten sonra, eğer geçerli bir icap varsa bu icabın ne kadar süreyle bağlayıcı olacağı m. 3 (süreli öneri), m. 4 (hazır olanlar) veya m. 5 (hazır olmayanlar) hükümlerine göre belirlenir.
  • TKHK m. 54 (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun): Vitrinde, rafta veya elektronik ortamda fiyatı gösterilerek sergilenen bir malın üzerinde "satılık değildir" ibaresi bulunmadıkça, satıcı bu malı tüketiciye satmaktan kaçınamaz. Bu sözleşme yapma zorunluluğu, TBK m. 8/2'deki karinenin tüketiciyi korumak amacıyla kamu düzeni emrediciliğine büründürülmüş hâlidir.
  • TBK m. 20 vd. (Genel İşlem Koşulları): E-ticaret platformlarında satıcıların web sitelerinin kullanım şartlarına "Sitedeki fiyatlar bilgilendirme amaçlıdır, sözleşme satıcının onayı ile kurulur" gibi kayıtlar koyarak TBK m. 8/1'in çekince hakkını kullanmaları yaygındır. Bu tür GİK kayıtları içerik denetimine tabidir.
  • TBK m. 30 vd. (İrade sakatlıkları, esaslı yanılma): Vitrinde veya web sitesinde maddi bir hatadan kaynaklanan hatalı fiyat etiketi, sözleşmenin kurulup kurulmadığı sorusuyla birlikte yanılma müessesesi açısından da değerlendirilir.
  • Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği: E-ticaret bağlamında m. 8'in uygulanmasının somut çerçevesini çizer.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin scraper'dan veya açık erişim kaynaklarından sağlanan bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. İleride güncellenecektir.

Yargıtay'ın genel yaklaşımı doktriner literatür üzerinden şu şekilde özetlenebilir: İcaba davet ve icap ayrımı somut olayın özelliklerine, dürüstlük kuralına ve TMK m. 2'deki güven teorisine göre çözülmektedir. Özellikle vitrinde sergilenen veya ilanlarla duyurulan fiyatlı mallar konusunda satıcının bu fiyatla bağlı olduğu yönünde değerlendirme yapılmaktadır. Fiyat listesi gönderilmesi durumlarında ise listenin üzerinde "fiyatlar haber vermeksizin değiştirilebilir" veya "stoklar tükenene kadar geçerlidir" gibi kayıtların varlığı titizlikle aranmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo):

A, bir alışveriş merkezinde gezerken B'ye ait kuyumcu mağazasının vitrininde sergilenen pırlanta bir kolye görür. Kolyenin üzerinde 15.000 TL yazan bir fiyat etiketi bulunmaktadır. A mağazaya girer, kolyeyi satın almak istediğini ve nakit ödeyeceğini söyler. Mağaza sahibi B, kolyenin özel bir tasarım olduğunu, vitrinde sadece müşteri çekmek için dekoratif amaçlı sergilendiğini ve aslında satılık olmadığını ifade ederek satmaktan kaçınır.

Hukuki analiz: TBK m. 8/2 uyarınca, fiyatını göstererek mal sergilenmesi aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır. Olayda B'nin kolyenin üzerine herhangi bir "satılık değildir" veya "dekoratif amaçlıdır" etiketi koymadığı görülmektedir. Bu nedenle B'nin vitrine fiyatlı ürün koyması hukuken bağlayıcı bir öneridir. A'nın mağazaya girip bedeli ödemeye hazır olduğunu belirtmesi kabul beyanıdır. Öneri ve kabulün uyuşmasıyla taraflar arasında geçerli bir satım sözleşmesi kurulmuştur. B'nin sonradan iç iradesinin (satma niyetinin) olmadığını ileri sürmesi güven teorisi karşısında dinlenmez; kolyeyi A'ya teslim etmek zorundadır, aksi takdirde sözleşmeye aykırılıktan doğan zararları tazminle yükümlü olur.

Olay 2 (kurmaca senaryo):

X Teknoloji A.Ş., kurumsal web sitesinde yeni model bir dizüstü bilgisayarı satışa sunmuştur. Sistemde meydana gelen bir hata nedeniyle, piyasa değeri 40.000 TL olan bilgisayar sitede yanlışlıkla 400 TL olarak listelenmiştir. Web sitesinin anasayfasında veya sipariş ekranında "fiyatlar bağlayıcı değildir" şeklinde bir ibare yoktur. Tüketici Y, siteye girip bu fiyattan 1 adet bilgisayar sipariş eder ve kredi kartıyla 400 TL öder. Şirket hatayı fark edip siparişi iptal eder ve sözleşmenin hiç kurulmadığını savunur.

Hukuki analiz: E-ticaret sitelerinde fiyat gösterilerek ürün sergilenmesi, TBK m. 8/2 uyarınca kural olarak bağlayıcı öneridir. Açık bir çekince (m. 8/1) bulunmadığından, Y'nin ödemeyi yapmasıyla sözleşme şeklen kurulmuştur. Ancak burada şirketin kurtuluş yolu icaba davet savunması değil, TBK m. 30 vd. hükümlerinde yer alan esaslı beyan hatası (yanılma) kurumudur. Edimler arasındaki orantısızlık (40.000 TL ile 400 TL arası) o kadar aşikârdır ki, X şirketi, irade ile beyan arasındaki bu sistemsel hataya dayanarak hak düşürücü süre içinde sözleşmenin iptalini talep edebilir. Sözleşme kurulmuş ancak yanılma nedeniyle iptal edilebilir hâle gelmiştir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: HMK m. 190 ve TMK m. 6 uyarınca, bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf o vakıayı ispatla yükümlüdür. TBK m. 8/2'deki yasal karine gereği, vitrinde mal sergileyen veya fiyat listesi gönderen kişinin önerisinin bağlayıcı olduğu kabul edilir. Karşı tarafın sadece bu durumu (etiketin varlığını, broşürün geldiğini) ispatlaması yeterlidir. Sözleşme kurma niyetinde olmadığını ileri süren satıcı, aksi durumu (etikette "satılık değildir" yazdığını, broşürde "bağlayıcı değildir" ibaresinin bulunduğunu) kanıtlamak zorundadır.

  • Etiket fiyatı - kasa fiyatı uyuşmazlıkları: Perakende sektöründe sık karşılaşılan bu durum, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici lehine olan fiyatın uygulanması ile çözülür. Tüketicinin rafta gördüğü fiyatlı malı alarak kasaya yönelmesi, satıcının raftaki etiket fiyatıyla yaptığı öneriye karşı bir kabul beyanıdır; sözleşme o an raftaki fiyattan kurulmuştur. Kasa görevlisinin yeni ve yüksek fiyat talep etmesi, zaten kurulmuş sözleşmenin tek taraflı değiştirilmesi girişimidir ve geçersizdir.

  • E-ticaret platformlarının GİK stratejisi: E-ticaret pazar yerlerinde satıcılar, m. 8/2'nin yarattığı sorumluluk riskini bertaraf etmek için sipariş onayı ekranlarına ve mesafeli satış sözleşmesi taslaklarına "Sipariş onayı sözleşmenin kurulduğu anlamına gelmez; sözleşme ancak satıcının onay e-postası ile kurulur" gibi kayıtlar eklemektedir. Bu kayıtların TBK m. 20 vd. denetimine tabi olduğu ve tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı olmaması gerektiği unutulmamalıdır.

  • Yaygın uygulama hataları: (i) Vitrindeki etiketin bağlayıcılığının ihmal edilmesi; (ii) tarife/fiyat listesi gönderiminde çekince kullanılmaması; (iii) e-ticaret sitelerinde hatalı fiyat etiketlerine karşı sözleşmenin kurulmadığı savunmasının ileri sürülmesi (oysa esas yol yanılma kurumudur); (iv) tüketici işlemlerinde m. 8/2 karinesinin göz ardı edilmesi.

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 8 hükmü, özellikle fiyat listelerinin ve tarifelerin doğrudan öneri sayılması (fıkra 2) yönüyle eleştirilmektedir. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu'nda fiyat listesi veya tarife göndermek açıkça bir icaba davet olarak kabul edilirken, Türk kanun koyucusunun aksi yönde bir tercih yapması ticari hayatın gerçekleriyle her zaman örtüşmemektedir. Binlerce kişiye matbu bir fiyat kataloğu gönderen bir toptancının katalogdaki malları herkese yetecek kadar stokta bulundurması fiilen imkânsız olabilir. Listelerin öneri sayılması, satıcıyı yerine getiremeyeceği borçların altına sokarak haksız tazminat talepleriyle karşı karşıya bırakma riski taşır.

Maddenin kaleme alındığı dönemdeki "vitrinde mal sergileme" veya "posta ile fiyat listesi gönderme" gibi klasik ticari kavramlar, dijital çağın algoritmik pazar yapılarını kavramakta yetersiz kalmaktadır. Blokzincir altyapısında kurulan akıllı sözleşmelerde (smart contracts) fiyat bilgisinin bilgisayar kodu olarak sisteme girilmesi ve alıcının dijital cüzdanıyla onay vermesi süreçlerinde, hangi adımın bağlayıcı olmayan öneri, hangi adımın icap olduğu TBK m. 8'in klasik lafzıyla çözülemeyecek kadar tekniktir. Algoritma tarafından saniyeler içinde değişen fiyatlamaların (dynamic pricing) yapıldığı havacılık veya otel rezervasyon platformlarında, ekranda görünen ilk fiyatın bağlayıcı bir öneri mi yoksa icaba davet mi olduğu sorunu ciddi uyuşmazlıklara gebedir.

Tacirler arası işlemler ile tüketici işlemleri arasında TBK m. 8'in uygulanışı açısından ayrım yapılması gerektiği doktrinde tartışılmaktadır. Tüketiciyi korumak adına vitrin ve etiketlerin mutlak bağlayıcı öneri sayılması yerindeyken, tacirler arası toplu ticari katalog gönderimlerinde İsviçre hukukundaki modele dönülerek "fiyat listesi göndermenin kural olarak icaba davet sayılacağı" yönünde bir kanun değişikliğine gidilmesi savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selahattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri; Necip Kocayusufpaşaoğlu / Hüseyin Hatemi / Rona Serozan / Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm; Mustafa Reşit Karahasan, Türk Borçlar Hukuku — Genel Hükümler; Vedat Buz, Borçlar Hukuku — Genel Hükümler; Safa Reisoğlu, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: TBK m. 8'i doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı TBK'nın madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (Schweizerisches Obligationenrecht — OR/CO) Art. 7. Türk hukukunun bu mehaz hükümden fiyat listesi konusunda ayrıştığı vurgulanmıştır.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren ve değişmeyen 8. madde metnine dayanır.

Görüş: Modern dijital ticaret bağlamında, tüketici işlemleri için m. 8/2'nin sıkı uygulanması; tacirler arası işlemlerde ise İsviçre modeline yakın esnek bir yorum yapılması yönündeki doktriner görüş benimsenmiştir. Vitrin etiketleri için bağlayıcılık karinesi mutlak savunulurken, fiyat listelerinde ticari teamüllerin daha esnek değerlendirilmesi tercih edilmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.