Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 210

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

**B. Satıcının borçları I. Zilyetliğin devri

  1. Kural**

Madde 210 - Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmının, Özel Borç İlişkilerini düzenleyen Birinci Bölümünde yer alan 210. maddesi, satış sözleşmesinde satıcının asli edim yükümlülüklerini tayin eden temel normdur [1, 2]. Hükme göre, "Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür." [2]. Bu madde, satış sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen, rızai ve borçlandırıcı bir işlem olduğu gerçeğinin kanuni dışavurumudur [3-5].

Türk Hukuku, İsviçre Hukukundan mülhem olarak sebebe bağlı (illi) tasarruf işlemi ilkesini benimsemiştir. Bu ilke gereğince, satıcının mülkiyeti alıcıya geçirmesi, doğrudan doğruya sözleşmenin akdedilmesiyle gerçekleşmez; mülkiyetin intikali için geçerli bir borçlandırıcı işlem olan satış sözleşmesinin (causa) yanı sıra, taşınırlarda "zilyetliğin devri" [6, 7], taşınmazlarda ise "tescil" adı verilen bir tasarruf işleminin icra edilmesi zorunludur [8].

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (eBK) 182/I hükmünde satıcının asli borcu "satılanı teslim borcu" olarak ifade edilmekteyken; 6098 sayılı Kanun koyucu, bu kavramı bilinçli ve isabetli bir biçimde "zilyetliğin devri" olarak değiştirmiştir [9, 10]. Kanun koyucunun bu tasarrufu, mülkiyetin sadece fiziksel bir "teslim" (maddi teslim) ile değil, teslimsiz zilyetlik devri yollarıyla (kısa elden teslim, hükmen teslim, havale vb.) da devredilebileceği gerçeğini borçlar hukuku sistematiğine uyarlamıştır [9-11]. İsviçre Borçlar Kanununda (OR) halen "Übergabe" (teslim) tabiri yer almasına karşın, Türk Borçlar Kanununda "zilyetliğin devri" kavramının tercih edilmesi, eşya hukuku ile borçlar hukuku arasındaki dogmatik uyumu sağlamıştır [12].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Zilyetliğin Devri

Zilyetliğin devri, bir eşya üzerindeki fiili hakimiyetin (zilyetliğin) bir kişiden diğerine aktarılmasıdır [11]. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 973 uyarınca zilyetlik, bir şey üzerindeki fiili hakimiyettir [13]. Satıcının TBK m. 210 kapsamındaki yükümlülüğü, bu hakimiyeti alıcıya geçirmektir. Zilyetliğin devri, "teslimli devir" ve "teslimsiz devir" olmak üzere iki alt kategoriye ayrılır [11].

Maddi teslim (teslimli devir), satılan eşyanın kendisinin veya o eşya üzerinde fiili hakimiyet kurmaya yarayan vasıtaların (örneğin anahtarın) alıcıya verilmesiyle gerçekleşir [11]. Teslimsiz devir yolları ise eşyanın fiziki olarak yer değiştirmeksizin zilyetliğin el değiştirmesidir ve bunlar; kısa elden teslim, hükmen teslim (TMK m. 766) ve zilyetliğin havalesidir (TMK m. 979) [14, 15]. TBK m. 210'daki zilyetliğin devri kavramı, tüm bu teslim ve teslimsiz devir hâllerini üst bir kavram olarak ihata etmektedir [9].

2.2. Mülkiyeti Geçirme Amacı

Satıcının salt zilyetliği devretmesi, satış sözleşmesinden doğan borcunun ifası için yeterli değildir; bu devrin "mülkiyeti geçirme amacıyla" (animus transferendi dominii) yapılması ve neticede mülkiyetin alıcıya intikal etmesi zorunludur [2]. Şayet satıcı, sahip olmadığı bir hakkı devretmeye kalkışırsa (nemo plus iuris ad alium transferre potest quam ipse habet kuralı ihlali), alıcının TMK m. 988 veya 1023 uyarınca iyiniyetle iktisap halleri dışında mülkiyeti kazanması mümkün olmayacaktır [6, 16, 17]. Satıcının zilyetliği devretmesine karşın üçüncü bir kişinin üstün hak iddiası sebebiyle mülkiyetin geçmemesi ve alıcının malı elinden kaybetmesi durumu, TBK m. 214 vd. hükümlerinde düzenlenen "zapttan sorumluluk" müessesesini harekete geçirecektir [18, 19].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 207 (Satış Sözleşmesinin Tanımı): Satış sözleşmesinin kurucu unsurlarını ve satıcının zilyetlik ile mülkiyeti devir borcunu tanımlayan temel maddedir [1]. TBK m. 210, m. 207'de ifade edilen bu asli edim yükümlülüğünün kural olarak ifa yöntemini göstermektedir.
  • TBK m. 208 (Yarar ve Hasarın Geçişi): TBK m. 208 uyarınca taşınır satışlarında yarar ve hasar kural olarak "zilyetliğin devri" anına kadar satıcıya aittir [20]. Dolayısıyla satıcı, TBK m. 210'daki yükümlülüğünü ifa ettiği (zilyetliği devrettiği) anda, edim hasarı ve bedel hasarı da kural olarak alıcıya geçmektedir [21-24].
  • TBK m. 219 vd. (Ayıptan Sorumluluk): Satıcının TBK m. 210 gereği ifa ettiği edimin miktar veya nitelik yönünden sözleşmeye uygun olmaması halinde, kötü ifanın özel bir görünümü olan ayıptan sorumluluk gündeme gelir [25, 26]. Alıcının TBK m. 223 kapsamında gözden geçirme ve bildirim külfeti, ancak zilyetliğin devri (devraldığı satılanın durumunu...) gerçekleştiğinde işlemeye başlar [27-29].
  • TMK m. 705 ve 763 (Mülkiyetin Kazanılması): TMK m. 763'e göre taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri şarttır [7]. Taşınmazlarda ise TMK m. 705 uyarınca bu işlem "tescil" ile olur [8]. TBK m. 210'un emrettiği mülkiyeti geçirme borcu, eşya hukukundaki bu tasarruf işlemleri aracılığıyla tamamlanır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay, satıcının TBK m. 210 uyarınca mülkiyeti ve zilyetliği devir borcunu yerine getirmemesi halinde temerrüt hükümlerinin nasıl uygulanacağı konusunda yerleşik içtihatlara sahiptir. Satıcının mülkiyeti geçirme borcunu ifa etmemesi durumunda, alıcının TBK m. 125 uyarınca sözleşmeden dönerek menfi zararını veya aynen ifadan vazgeçerek müspet zararını talep edebileceği Hukuk Genel Kurulu kararlarında istikrar kazanmıştır [30-32].

Öte yandan Yargıtay, zilyetliğin devri olgusuyla birlikte alıcının "ayıptan sorumluluk" kapsamındaki muayene ve ihbar külfetlerinin (TBK m. 223) fiilen başlayacağına hükmetmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere; örneğin bir deniz motoru veya taşıt satışında, zilyetliğin devralınması (teslim) anından itibaren olağan gözden geçirme (çalıştırma vs.) külfeti başlar ve süresinde ihbar yapılmazsa satılanın kabul edildiği varsayılır (Yarg. 13. HD. E. 2003/1215, K. 2003/10021) [33, 34].

Tapusuz taşınmazların devri konusundaki içtihatlar da dikkat çekicidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.11.2009 tarihli kararına göre; tapusuz taşınmazlar TMK m. 762 gereğince taşınır mal niteliğindedir ve mülkiyetin devri, taşınır satışlarındaki gibi zilyetliğin devri (teslim) ile gerçekleşir [35, 36]. Dolayısıyla bu nevi taşınmazlarda TBK m. 210 uygulama alanı bulur.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Teslimsiz Devir / Hükmen Teslim Senaryosu): Ticari bir işletme sahibi (A), işyerindeki ağır sanayi makinesini finansal ihtiyaçları sebebiyle (B)'ye satmış, ancak makinenin işletmede kullanılmaya devam edilmesi amacıyla taraflar arasında eş zamanlı olarak bir kira sözleşmesi akdedilmiştir. Makine fiziken (B)'ye hiçbir zaman teslim edilmemiştir. Hukuki Analiz: Somut olayda fiziki bir maddi teslim gerçekleşmemiş olmakla birlikte, zilyetlik TMK m. 766 uyarınca "hükmen teslim" yoluyla devredilmiştir [14]. A, özel bir hukuki ilişkiye (kira sözleşmesine) dayanarak zilyet olmakta devam etmiştir. TBK m. 210'daki satıcının "zilyetliğin devri" borcu tam olarak ifa edilmiş ve makinenin mülkiyeti B'ye geçmiştir [37, 38]. Hasar da TBK m. 208 gereği zilyetliğin devriyle B'ye intikal etmiştir.

Olay 2 (Zapttan Sorumluluk Senaryosu): Galeri işletmecisi (S), (A)'ya ikinci el bir araç satmış ve aracın zilyetliğini devredip trafik sicilinde tescil işlemlerini tamamlamıştır. Altı ay sonra gerçek malik (M), aracın kendisinden çalındığını ileri sürerek TMK m. 989 kapsamında açtığı taşınır davası [39] sonucunda aracı (A)'nın elinden almıştır. Hukuki Analiz: (S), TBK m. 210 uyarınca zilyetliği devretmiş görünse de "mülkiyeti geçirme amacıyla" hareket etme borcunu gereği gibi ifa edememiştir, zira tasarruf yetkisi yoktur (nemo plus iuris). Alıcı (A), iyiniyetli dahi olsa çalınmış malda mülkiyeti kazanamadığı için mal elinden alınmış (zapt edilmiş) [40, 41]; bu durumda sözleşme kendiliğinden sona ermiş olup (S), TBK m. 214 ve m. 217 kapsamında (A)'ya karşı tam zapttan sorumlu hale gelmiştir [42-44].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmeden doğan asli edim yükümlülüğünün yerine getirildiğini (mülkiyeti devir kastıyla zilyetliğin alıcıya devredildiğini) ispat yükü, kural olarak satıcıya aittir. Zilyetliğin devredilmesi olgusu ispatlandığında, satılandaki ayıplara ilişkin ispat yükü ile muayene/ihbar sürelerinin başladığının ispatı da şekillenmiş olur.
  • Zamanaşımı / Süreler: Satıcının mülkiyeti ve zilyetliği devir borcunun hiç ifa edilmemesi (temerrüt) halinde alıcının ifa veya tazminat talepleri, TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir [45]. Ancak zilyetliğin devrinden sonra malın ayıplı çıkması hallerinde, TBK m. 231 uyarınca 2 yıllık özel zamanaşımı süresi uygulama alanı bulur [46, 47].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Tarafların sıfatına ve işlemin niteliğine göre; her iki taraf tacirse Asliye Ticaret Mahkemesi, alıcı tüketici işlemi kapsamında hareket ediyorsa Tüketici Mahkemesi, adi satışlarda ise Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada satıcılar ve bazen mahkemeler, zilyetliğin devri kavramını dar yorumlayarak yalnızca "maddi teslime" indirgemektedirler. Hükmen teslim (constitutum possessorium) veya zilyetliğin havalesi gibi teslimsiz devir hallerinde, mülkiyetin ve hasarın geçmiş olduğu gözden kaçırılabilmekte ve hatalı tazminat veya temerrüt değerlendirmeleri yapılabilmektedir [38, 48].

7. Eleştirel Değerlendirme

Mülga 818 sayılı BK m. 182/1'deki "satılanı teslim" ibaresinin yerine, 6098 sayılı TBK m. 210'da "zilyetliğin devri" ifadesinin kullanılması, doktrin tarafından çok yerinde bir hukuki reform olarak kabul edilmektedir [9, 10].

Mülga Kanun döneminde; satıcının, satılanın zilyetliğini alıcıya hükmen teslim gibi teslimsiz bir yolla devrettiği hallerde (örneğin satıcının, alıcının kiracısı olarak malı fiilen elinde tutmaya devam ettiği durumlarda) dahi "teslim" gerçekleşmediği gerekçesiyle satıcının borçlu temerrüdüne düştüğü gibi hukuken çelişkili ve mantığa aykırı sonuçlara varılabiliyordu [10, 38]. TBK'nın 210. maddesiyle kabul edilen "zilyetliğin devri" yaklaşımı, eşya hukukundaki dolaylı zilyetliğin tesis edilmesi gerçeğiyle uyum sağlamış; mülkiyetin intikali ve hasarın geçişi sorunlarındaki teorik çatışmaları sonlandırmıştır.

Bununla birlikte doktrinde, Alman BGB § 446'da veya CISG m. 69'da olduğu gibi eşya mülkiyetinin geçişinden bağımsız olarak "teslim" ve "hasar" ilişkisinin daha sarih şekilde düzenlenmesi gerektiği; sadece kavramsal terminoloji üzerinden yapılan (teslim/zilyetliğin devri) değişikliklerin, pratik bazı karmaşık uluslararası nakliye satışlarında yoruma muhtaç alanlar bırakabildiği de ifade edilmektedir [12, 49, 50].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.