Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 211

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Devir ve taşıma giderleri


Madde 211 - Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir. Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır. Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı, dış satım, transit ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır; ancak satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada ödenmiş olan tüketim vergilerini üstlenmiş sayılmaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 211. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmının Satış Sözleşmesi bölümünde, "Taşınır Satışı" ayrımı altında "Satıcının Borçları" alt başlığında yer almaktadır [1]. Taşınır mülkiyetinin devrini amaçlayan satış sözleşmelerinde, zilyetliğin devri ve ifa sürecinde ortaya çıkan masrafların taraflar arasında nasıl paylaştırılacağını düzenleyen yedek (tamamlayıcı) bir hukuk kuralıdır [2].

Sözleşme serbestisi ilkesi gereği taraflar, satış sözleşmesinden doğan devir, teslim alma ve taşıma masraflarının kime ait olacağını serbestçe kararlaştırabilirler. Ancak taraflarca açık veya örtülü bir anlaşma yapılmamışsa ve ticari teamül ya da yerel bir âdet de bulunmuyorsa, uyuşmazlık TBK m. 211 hükmüne göre çözülür [2]. Hüküm, satıcının borcunu ifa edebilmesi için gereken hazırlık niteliğindeki devir giderlerini satıcıya; ifanın gerçekleşmesinden sonraki veya ifa yerinden başka bir yere taşıma aşamasındaki giderleri ise alıcıya yükleyerek menfaatler dengesini kurmuştur [2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Devir Giderleri (Ölçme, Tartma vb.)

Maddenin birinci fıkrası uyarınca, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya aittir [2]. Devir giderleri, satılan şeyin ifa yerinde alıcının zilyetliğine geçirilmeye hazır hâle getirilmesi için yapılması zorunlu olan masraflardır. Ayırma, sayma, tartma ve olağan paketleme masrafları bu kapsamdadır. Sözleşme konusu malın teslim edilebilir durumu alması, satıcının asli edim yükümlülüğünün bir parçası kabul edildiğinden kanun koyucu bu masrafları satıcının uhdesinde bırakmıştır.

2.2. Devralma ve Taşıma Giderleri

Kanun, "satılanı devralmak üzere yapılan giderler" ile "satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde taşıma giderleri"nin alıcıya ait olacağını hükme bağlamıştır [2]. Doktrindeki yerleşik kabule göre, TBK m. 223 kapsamında alıcının yapmakla yükümlü olduğu "gözden geçirme" (muayene) masrafları da TBK m. 211/1 uyarınca "satılanı devralmak üzere yapılan giderler" kapsamında değerlendirilir ve kural olarak alıcı tarafından karşılanır [3-5]. Olağan ölçüde yapılan bu gözden geçirme masraflarının alıcıya ait olması kuralı, satılanın ayıpsız olması hâlinde nihai bir durumdur. Ancak satılanın ayıplı çıkması ve alıcının seçimlik haklarını kullanması durumunda, alıcının sarf ettiği bu gözden geçirme ve devralma masraflarının tazminat kapsamında değerlendirilmesi ve satıcıdan talep edilebilmesi mümkündür [6].

2.3. Gidersiz Devir (Franko)

Maddenin ikinci fıkrası, tarafların "gidersiz devir" kararlaştırması ihtimalini düzenler [2]. Uygulamada "franko" veya "ücretsiz teslim" olarak da adlandırılan bu şartın varlığı hâlinde, kural olarak alıcıya ait olması gereken taşıma giderlerinin de satıcı tarafından üstlenilmiş sayılacağı karine olarak kabul edilmiştir [2]. Bu durum, ifa yerinin sözleşme ile değiştirilmiş olup olmamasından bağımsız olarak, yalnızca nakliye ve taşıma masraflarının ekonomik yükünün satıcıya kaydırılması anlamına gelir.

2.4. Liman ve Gümrük Giderleri Olmaksızın Devir

TBK m. 211'in son fıkrası, özellikle uluslararası veya sınır ötesi nitelik taşıyan satışlara (dış satım, transit, dış alım) ilişkindir [2]. Sözleşmede "liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir" şartı kararlaştırılmışsa satıcı; ihracat (dış satım), transit ve ithalat (dış alım) vergilerini de üstlenmiş kabul edilir [2]. Ancak kanun koyucu burada önemli bir istisna getirerek, satılanın alıcı tarafından fiilen devralındığı sırada ödenmiş olan veya ödenmesi gereken "tüketim vergilerinin" bu kapsama girmeyeceğini ve alıcı üzerinde kalacağını açıkça belirtmiştir [2, 7].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 89 (İfa Yeri): Taşıma giderlerinin kime ait olacağı hususu, ifa yeri ile doğrudan bağlantılıdır. Kural olarak parça borçlarında malın sözleşmenin kurulduğu andaki yeri, çeşit borçlarında ise satıcının yerleşim yeri ifa yeridir. TBK m. 211, malın ifa yerinden "başka bir yere" taşınmasının istendiği gönderilecek satışlarda masrafın alıcıda olmasını öngörerek ifa yeri kurallarını tamamlar.
  • TBK m. 223 (Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti): TBK m. 223 ile alıcıya yüklenen satılanın ayıplı olup olmadığını gözden geçirme (muayene) külfetinin getirdiği maliyetler, TBK m. 211/1 anlamında "devralma gideri" olup alıcının sırtındadır [3-5].
  • TBK m. 229 (Sözleşmeden Dönme Halinde İade): Satılandaki ayıp sebebiyle alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanırsa, satılan için yaptığı giderlerin ve yargılama giderlerinin ödenmesini isteyebilir. TBK m. 211 gereği başlangıçta kendi cebinden ödediği nakliye ve gözden geçirme masrafları, dönme anında menfi zarar kalemi olarak satıcıya yansıtılır [6].
  • TBK m. 208 (Yarar ve Hasarın Geçişi): TBK m. 211'de düzenlenen "ifa yerinden başka yere taşıma" durumu, hasarın geçişini düzenleyen TBK m. 208/3 fıkrası ile birlikte değerlendirilmelidir. Malın taşıyıcıya verilmesiyle hasar alıcıya geçeceği gibi, bu taşımanın masrafı da TBK m. 211 gereği alıcıya aittir [1].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında TBK m. 211 (ve mülga BK m. 185) hükmünün emredici nitelikte olmadığı, tarafların ifa yeri, taşıma masrafları ve teslim şekline ilişkin her türlü sözleşmesel anlaşmasının (örneğin INCOTERMS kurallarına yapılan atıfların) öncelikle uygulanacağı sıklıkla vurgulanır. Uyuşmazlıklarda Yargıtay, taraflar arasında nakliye faturası, irsaliye kayıtları veya geçmiş ticari ilişkilerde oluşan bir "âdet" olup olmadığını araştırır. Şayet dosya kapsamında navlun veya nakliye masrafının satıcı tarafından ödeneceğine dair bir karine, ticari örf veya yazılı bir şart (gidersiz devir) yoksa, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri açıkça TBK m. 211'in yedek kuralını işleterek nakliye ücretinden, devralma ve muayene harcamalarından alıcının sorumlu olacağına hükmetmektedir. Satıcı nakliyeyi alıcı namına peşin ödemişse, bunu asıl alacağa ekleyerek alıcıdan rücuen talep edebilir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Ankara'da mukim (A) A.Ş., İstanbul'da mukim (B) Ltd. Şti.'den 50 ton kimyasal hammadde satın almıştır. Sözleşmede taşıma ve teslim yerine ilişkin hiçbir açık hüküm bulunmamaktadır. (B), malları tartarak fıçılara doldurmuş ve İstanbul'da nakliye firmasına teslim etmiştir. Nakliye firması malları Ankara'ya getirdiğinde taşıma ücretini, (B) ise fıçılama ve tartım işlemlerinin faturasını (A)'dan talep etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 211/1 uyarınca ölçme, tartma ve mala teslim edilebilir formu verme mahiyetindeki fıçılama masrafları kural olarak satıcı (B)'ye aittir; (B) bunu alıcıdan talep edemez [2]. Ancak malın ifa yeri (İstanbul) dışına taşınması (Ankara'ya götürülmesi) nedeniyle doğan taşıma ücreti, alıcı (A)'ya aittir. Nakliye firmasının talebi yerindedir.

Olay 2: (X) makine üreticisi, (Y) fabrikasına bir üretim bandı makinesi satmıştır. Sözleşmede "Makinenin (Y) fabrikasına teslimi gidersiz olarak yapılacaktır" (gidersiz devir) ibaresi mevcuttur. Teslimat gerçekleşmiş ancak (Y) fabrikası makineyi devreye almadan önce dışarıdan özel bir eksper tutarak makinenin teknik kalibrasyon ve gözden geçirmesini yaptırmıştır. İncelemede makinenin sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmıştır. (Y), eksper ücretini "gidersiz devir" şartına dayanarak (X)'ten talep etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 211/2 uyarınca gidersiz devir kararlaştırılması, satıcının sadece taşıma giderlerini üstlendiği anlamına gelir [2]. Alıcının TBK m. 223 kapsamındaki gözden geçirme masrafı (eksper ücreti), satılanı devralmak üzere yapılan giderlerdendir ve TBK m. 211/1 gereği alıcı üzerinde kalır [3-5]. Mal ayıplı çıkmadığı için bu masrafın zarar kalemi olarak satıcıya yansıtılması mümkün değildir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmede masrafların kanuni kuralın aksine (örneğin taşımanın satıcıya ait olacak şekilde) düzenlendiğini veya bu yönde bir ticari âdet bulunduğunu iddia eden taraf (genellikle alıcı), bu durumu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Taşıma ve devir giderlerinin iadesine veya rücusuna ilişkin alacak hakları genel on yıllık zamanaşımı süresine (TBK m. 146) tabidir. Ancak satılandaki ayıptan kaynaklanan muayene/teslim alma giderlerinin iadesi, TBK m. 231 uyarınca 2 yıllık (veya satıcının ağır kusurunda 10 yıllık) zamanaşımına tabidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın tarafları tacirse Asliye Ticaret Mahkemesi, taraflardan biri tüketici ise Tüketici Mahkemesi, adi satışlarda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Ticari hayatta faturaya nakliye bedelinin yansıtılması durumunda "gidersiz teslim" şartının var olduğunun zannedilmesi büyük bir hatadır. Faturadaki nakliye kaleminin kimin tarafından fiilen nihai olarak ödendiği ve sözleşmedeki (FOB, CIF, EXW vb.) teslim klozları dikkatle incelenmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nun 211. maddesi, klasik Roma hukuku ilkelerine dayanan menfaatler dengesini yansıtan bir metindir. Ancak doktrinde, modern ticaret hukukunda ve milletlerarası satım sözleşmelerinde (CISG) teslim ve hasar rejimi giderek karmaşıklaştığı için bu yalın hükmün ticari uyuşmazlıklarda yetersiz kalabileceği eleştirisi yöneltilmektedir. Özellikle uluslararası teslim klozlarının (INCOTERMS) yaygınlaşması, TBK m. 211'in üçüncü fıkrasındaki gümrük ve vergi yükümlülükleri ile ilgili normların uygulama alanını son derece daraltmıştır. Ayrıca doktrinde, "gözden geçirme" masraflarının TBK m. 211 uyarınca baştan alıcıya yüklenmesinin hakkaniyete uygun olduğu, ancak malın ayıplı çıkması hâlinde bu masrafların doğrudan ve kolayca satıcıya rücu edilmesine imkân tanıyan açık bir normun maddede eksik olduğu belirtilmektedir [3, 6]. Alıcının bu masrafları genel tazminat veya dönme hâlindeki tasfiye normları ile talep etmesi gerekliliği, usul ekonomisi açısından uzun bir süreci doğurabilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.