Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 218

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

b. Kısmi zapt hâlinde


Madde 218 - Satılanın bir kısmı elinden alınmış veya satılan sınırlı ayni bir hakla yüklenmişse alıcı, sadece bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Ancak alıcının, satılandaki bu durumu bilseydi onu satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşılıyorsa, alıcı hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir. Bu durumda alıcı, satılanın elinde kalmış olan kısmını o zamana kadar elde etmiş olduğu yararlarla birlikte, satıcıya geri vermekle yükümlüdür.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 218. maddesi, satış sözleşmelerinde satıcının zapttan sorumluluğu (mülkiyeti devir borcunun ihlali) kapsamında "kısmi zapt" (kısmen elden alınma) müessesesini düzenlemektedir. Satıcının temel borcu, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya, üçüncü kişilerin üstün hak iddialarından arınmış bir biçimde devretmektir [1, 2]. Satılan malın tamamının üçüncü bir kişi tarafından üstün bir ayni veya şahsi hakka dayanılarak alıcının elinden alınması "tam zapt" (TBK m. 217) olarak adlandırılırken; malın yalnızca bir kısmının elden alınması veya mal üzerinde alıcının mülkiyet hakkını sınırlandıran bir ayni hakkın (örneğin irtifak veya rehin hakkı) bulunması durumu "kısmi zapt" olarak nitelendirilmektedir [3-5].

İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 196. maddesine paralel olarak kaleme alınan TBK m. 218 hükmü, tam zapt ile kısmi zapt arasındaki hukuki sonuç farklılıklarını ortaya koyar. Tam zapt halinde sözleşme kanun gereği kendiliğinden (ipso iure) sona ererken [6-8]; kısmi zaptta kural olarak sözleşme ayakta kalmakta ve alıcıya, zapt edilen kısımla orantılı olarak zararının tazminini talep etme hakkı tanınmaktadır [5, 9]. Kanun koyucu, kısmi zaptın alıcı nezdinde yaratacağı menfaat ihlalinin ağırlığını dikkate alarak, istisnai bir bozucu yenilik doğuran hak olarak alıcıya "sözleşmenin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini talep etme" imkânı da sunmuştur [8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kısmi Zaptın Maddi Unsurları

Kısmi zaptın gerçekleşebilmesi için öncelikle geçerli bir satış sözleşmesinin varlığı ve satılanın alıcıya teslim edilmiş olması şarttır [10]. Kısmi zapt, üçüncü kişinin satışa konu malın bir bölümü üzerinde üstün hak iddia ederek o kısmı alıcının elinden almasıyla veya malın tamamı alıcıda kalmakla birlikte, mal üzerinde mülkiyet hakkını kısıtlayan "sınırlı ayni bir hak" (örneğin intifa hakkı, geçit hakkı) veya şerh edilmiş kuvvetlendirilmiş şahsi bir hak bulunmasıyla gerçekleşir [4, 5]. Kısmi zapttan doğan sorumluluğun doğabilmesi için, üçüncü kişinin sahip olduğu üstün hakkın sözleşmenin kurulduğu sırada mevcut olması ve alıcının bu zapt tehlikesinden haberdar olmaması (iyiniyetli olması) gerekir [11, 12].

2.2. Kural: Sözleşmenin Ayakta Kalması ve Zararın Tazmini (TBK m. 218/1)

Kısmi zapt halinde yasa koyucu, sözleşmenin geçerliliğini koruması ilkesini (pacta sunt servanda) benimsemiştir. TBK m. 218/1 uyarınca sözleşme, kısmi zapt durumunda kendiliğinden sona ermez; alıcı yalnızca kısmen elden alınma veya sınırlı ayni hak yükü sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir [9].

Doktrinde, TBK m. 218/1 kapsamında talep edilecek zararın kapsamı ve niteliği yoğun tartışmalara konu olmuştur. Birinci görüşe göre (hâkim görüş); tam zapt hükümlerini düzenleyen TBK m. 217, kısmi zapt halinde de kıyasen uygulanmalıdır [13, 14]. Bu görüşe göre alıcı, satıcı kusursuz olsa dahi zapt edilen kısma isabet eden satış bedelinin iadesini (faiziyle birlikte), üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderleri, yargılama masraflarını ve kısmi zapttan doğan diğer doğrudan zararlarını talep edebilir [13, 15, 16]. Satıcı kusurlu ise, alıcının yoksun kalınan kâr gibi dolaylı zararlarını da (müspet zarar) tazmin etmek zorundadır [15-17]. İkinci görüşe göre ise; tam zapt hükümleri kısmi zapta kıyasen uygulanamaz. Kısmi zapttan doğan sorumluluk bir kusur sorumluluğudur ve alıcı yalnızca satıcının kusuru oranında, kaybettiği değere tekabül eden tazminatı isteyebilir [17]. Ancak İsviçre-Türk borçlar hukuku doktrininde daha çok benimsenen yaklaşım, tam zapt hükümlerinin (TBK m. 217) kısmi zapta oranlanarak uygulanmasıdır [14, 16].

2.3. İstisna: Hâkimden Sözleşmenin Sona Ermesine Karar Vermesini İsteme (TBK m. 218/2)

TBK m. 218/2, alıcıya sözleşme ile bağlı kalmamak için istisnai bir imkân tanır. Eğer alıcının, satılandaki zapt durumunu (örneğin taşınmazın bir kısmının üçüncü kişiye ait olduğunu veya üzerinde bir irtifak hakkı bulunduğunu) bilseydi bu sözleşmeyi hiç yapmayacağı, somut olayın "durum ve koşullarından" anlaşılabiliyorsa, alıcı sözleşmenin sona erdirilmesini isteyebilir [5, 18].

Bu hakkın kullanılmasında iki temel özellik öne çıkar: Birincisi, sübjektif ve objektif olarak alıcının o malı zaptlı haliyle satın alma iradesinin bulunmadığının kanıtlanmasıdır [18]. İkincisi ise, usule yöneliktir. Tam zaptta sözleşme kendiliğinden (kanun gereği) sona ererken (münfesih olurken), kısmi zaptta sözleşmenin feshi için alıcının mahkemeye başvurarak hâkimden bu yönde bir "yenilik doğurucu karar" (inşai karar) alması zorunludur [8, 19]. Hâkim, şartların oluştuğuna kanaat getirirse sözleşmenin sona ermesine hükmeder. Bu durumda alıcı, satılanın elinde kalmış olan kısmını (o zamana kadar elde etmiş olduğu yararlarla birlikte) satıcıya geri vermekle yükümlü olurken; satıcıdan tam zaptta olduğu gibi ödediği bedelin iadesi ve menfi zararlarının tazminini talep edebilir [19].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 217 (Tam Zapt) ile İlişkisi: Tam zaptta malın tamamı üstün hak sahibi tarafından alınır ve sözleşme kendiliğinden (ipso iure) sona erer [6, 8]. Kısmi zaptta ise sözleşme kural olarak ayakta kalır, sona erme ancak hâkim kararıyla mümkündür [8]. Tazminat hesaplamasında TBK m. 217/1'deki doğrudan zararların kusursuz sorumluluk esasına göre, dolaylı zararların ise kusur esasına göre istenebileceği kuralı, kısmi zapta da kıyasen uygulanır [13, 16].
  • TBK m. 112 (Borçlunun Temerrüdü / Gereği Gibi İfa Etmeme): Zapttan sorumluluk, mülkiyeti nakil borcunun ihlali niteliğindedir [2, 15]. Satıcının zapt sebebiyle TBK m. 214 vd. özel hükümleri uyarınca sorumlu tutulması, TBK m. 112'nin özel bir görünümüdür. Kısmi zapt durumunda sözleşme ayakta tutulduğunda talep edilen tazminat, özünde gereği gibi ifa etmemeden kaynaklanan bir müspet zararın yansımasıdır [15].
  • TBK m. 246 (Taşınmaz Satışlarına Uygulanma): Zapttan sorumluluk hükümleri TBK sistematiğinde taşınır satışları bölümünde düzenlenmiş olsa da, TBK m. 246'nın açık yollaması gereğince taşınmaz satışlarındaki kısmi zapt durumlarında da (örneğin tapu sicilinde görünmeyen bir şerh veya el atma durumunda) doğrudan uygulanır [20, 21].
  • TBK m. 219 (Hukuki Ayıp) ile Farkı: Üçüncü kişinin bir hak iddia ederek mala el koyması veya ayni hak tesis etmesi "zapt" müessesesine tabidir [1, 2]. İdare hukuku kısıtlamaları, imar engelleri veya satılandaki idari tasarruf yasakları ise zapt değil, "hukuki ayıp" kapsamında (TBK m. 219) değerlendirilir [22-24]. Kısmi zapt ile hukuki ayıp kavramları uygulamada birbirine yakınlaşsa da (ikisi de alıcının mülkiyet hakkını sınırlar), hukuki ayıp kanundan veya idari kısıtlamalardan doğarken; zapt, üçüncü bir şahsın üstün özel hukuk hakkından doğar [24, 25].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında, kısmi zapt müessesesine ilişkin şu prensipler istikrar kazanmıştır: Alıcının kısmi zapt sebebiyle sözleşmenin feshini isteyebilmesi için objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde "bu durumun varlığı halinde sözleşmeyi hiç yapmayacağının" şüpheden uzak bir biçimde anlaşılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireler, kısmi zapt halinde alıcının sözleşmeyi ayakta tutarak bedel tenzili (tazminat) istediği hallerde, zapt edilen kısmın değerinin, satış tarihindeki nispi oranının (TBK m. 217 kıyasen uygulanarak) tespit edilmesi ve zararın bu şekilde hüküm altına alınması gerektiğini vurgulamaktadır [16, 26].

Keza Yargıtay, tam zapt halinde sebepsiz zenginleşme değil, doğrudan doğruya zapt hükümlerine dayalı bir tasfiye mekanizmasının işleyeceğini belirterek (örneğin Yargıtay 13. HD. kararları), kısmi zapt halinde hâkim tarafından verilen sözleşmenin sona erdirilmesi kararının ardından da iade yükümlülüklerinin sebepsiz zenginleşme kurallarından ziyade, sözleşmenin tasfiyesine ilişkin kurallar uyarınca çözülmesi gerektiğine işaret etmektedir [26].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Taşınmaz Üzerinde İrtifak Hakkı Bulunması): Bir şirket, lojistik depo inşa etmek amacıyla 20 dönümlük bir araziyi satın almıştır. Tapu devri yapılıp inşaat hazırlıklarına başlandıktan sonra, komşu parsel maliki, satış sözleşmesinden çok daha önce mahkeme kararıyla tesis edilmiş ancak henüz tapuya tescil edilmemiş geçerli bir "geçit hakkı" (irtifak) bulunduğunu ileri sürerek arazinin bir bölümünden araç geçişi yapmaya başlamıştır. Hukuki analiz: Üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasından önce doğmuş üstün bir ayni hakka (geçit hakkı) dayanarak alıcının mülkiyet hakkını sınırlandırması, TBK m. 218 uyarınca tipik bir "kısmi zapt" halidir. Alıcı, depo projesini geçit hakkı bulunmayan kalan alan üzerinde revize edip inşa edebiliyorsa, TBK m. 218/1 uyarınca geçit hakkının arazi değerinde yarattığı eksilme kadar zararın (kısmi bedel iadesi ve değer kaybı) tazminini talep edebilir. Ancak geçit hakkı tam da deponun merkezinden geçiyor ve lojistik tesis inşasını bütünüyle olanaksız veya verimsiz hale getiriyorsa, alıcının bu durumu bilseydi araziyi satın almayacağı açıkça anlaşılır (TBK m. 218/2). Bu halde alıcı mahkemeye başvurarak sözleşmenin sona ermesini isteyecek; araziyi (varsa elde ettiği yararlarla) satıcıya iade edip, ödediği tüm bedeli ve menfi zararlarını talep edebilecektir.

Olay 2 (Koleksiyon Satışında Kısmen Geri Alınma): Bir sanat koleksiyoneri, ünlü bir ressama ait üçlü bir tablo serisini bir müzayede evinden satın almıştır. Aylar sonra, tablolardan birinin aslında yıllar önce asıl malikinden çalındığı ortaya çıkmış ve gerçek malik istihkak davası açarak tabloyu koleksiyonerin elinden almıştır (zapt). Hukuki analiz: Eşya birliği (koleksiyon) teşkil eden üçlü serinin bir parçasının üçüncü kişinin üstün hakkı nedeniyle elden alınması, TBK m. 218 anlamında kısmi zapttır. Eğer serinin değeri üç tablonun bir arada bulunmasından kaynaklanıyorsa ve tek tablonun eksilmesi serinin anlamını yitirmesine sebep oluyorsa, alıcı bu durumu bilseydi (serinin bozulacağını) tabloları almayacağını ispatlayarak hâkimden tüm sözleşmenin sona erdirilmesini (TBK m. 218/2) talep edebilir. Hâkim fesih kararı verdiğinde alıcı, elinde kalan iki tabloyu satıcıya geri vererek, üç tablo için ödediği toplam bedelin iadesini isteyecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Kısmi zapttan doğan uyuşmazlıklarda ispat yükü kural olarak alıcıdadır. Alıcı; üçüncü kişinin üstün bir hakkı olduğunu, bu hakkın satış sözleşmesinden önce doğduğunu, zaptın gerçekleştiğini, kendisinin zapt tehlikesini satış anında bilmediğini ispat etmek zorundadır [11, 27, 28]. Sözleşmenin TBK m. 218/2 gereği feshi talep ediliyorsa, "bu durum bilinseydi malın satın alınmayacağı" hususunun da objektif emarelerle alıcı tarafından ispatlanması elzemdir [18].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ayıptan sorumlulukta yer alan çok kısa muayene ve ihbar süreleri (örneğin 2 yıl) zapttan sorumluluk için öngörülmemiştir [29]. Kısmi zapttan doğan zararın tazmini veya sözleşmenin sona erdirilmesi talepleri, borca aykırılık teşkil ettiğinden TBK m. 146 uyarınca genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süreye tabidir [29, 30].
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: Satış işleminin niteliğine göre mahkeme belirlenir. Tüketici işlemi ise Tüketici Mahkemeleri, ticari nitelikte ise Asliye Ticaret Mahkemeleri, adi bir satış ise Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme genel yetki kurallarına göre davalının yerleşim yeri veya sözleşmenin ifa yeri mahkemesidir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, hukuki ayıp ile zaptın birbirine karıştırılmasıdır. Üçüncü bir kişinin özel hukuktan doğan bir hak iddia etmemesine rağmen, kamu kurumlarının (örneğin belediyenin veya gümrüğün) mal üzerindeki sınırlamaları zapt olarak değil, hukuki ayıp olarak (TBK m. 219) açılacak davaya konu edilmelidir [24, 31]. Ayrıca kısmi zaptta mahkemeden "sözleşmenin feshi" istenmeden, doğrudan tek taraflı irade beyanıyla tam zapttaki gibi sözleşmenin bittiği yanılgısına düşülmesi büyük bir usul hatasıdır [8, 19].

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 218 hükmü doktrinde pek çok açıdan eleştirilmektedir. İlkin, "kısmi zapt" halinde doğacak zararların hesaplanma usulünün kanun metninde açıkça belirtilmemiş olması ("uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir" denilmekle yetinilmesi) ciddi tartışmalara yol açmıştır [13]. İsviçre ve Türk doktrininin bir kısmı, kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tam zapt kurallarının (TBK m. 217) buraya kıyasen uygulanmasını savunarak açığı kapatmaya çalışırken, diğer bir kesim, kusurlu/kusursuz ihlal (TBK m. 112) ayrımları üzerinden sistemi açıklamaya çalışmakta, bu durum yargı pratiğinde belirsizlikler doğurabilmektedir [14, 15, 17].

İkinci büyük eleştiri, TBK m. 218/2 fıkrasında yer alan "hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir" ibaresidir. Borçlar hukukuna hâkim olan temel prensiplerden biri, bozucu yenilik doğuran hakların kural olarak muhataba yöneltilecek tek taraflı bir irade beyanı ile kullanılabilmesi ve bunun için mahkeme kararına ihtiyaç duyulmamasıdır [8, 19]. Nitekim ayıptan doğan dönme hakkında alıcı tek taraflı iradesiyle sözleşmeden dönebilmektedir. Kısmi zapt gibi ciddi bir ihlal halinde alıcının sözleşmeyi sonlandırmak için bir de dava yükü altına sokularak mahkeme kararı (inşai karar) almaya mecbur bırakılması, usul ekonomisi ve alıcının korunması prensipleriyle çelişmektedir. Gelecekteki kanun değişikliklerinde, TBK m. 218/2'deki bu dava açma zorunluluğunun kaldırılarak hakkın tek taraflı irade beyanıyla kullanılabileceği yönünde bir reforma gidilmesi, sözleşmeler hukukunun pratik ruhuna çok daha uygun olacaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.