b. Hayvan satışında
Madde 220 - Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.
b. Hayvan satışında
Madde 220 - Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.
Akademik Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısım, Birinci Bölüm, İkinci Ayırımında "Taşınır Satışı" başlığı altında yer alan satıcının ayıptan sorumluluğu kurumunun istisnai bir görünümü olan hayvan satışları, kanun koyucu tarafından canlı organizmaların kendilerine has biyolojik ve fiziksel özellikleri dikkate alınarak özel bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. TBK m. 220, hayvan satışlarında satıcının ayıptan sorumluluğunun doğabilmesi için genel hükümlerden (TBK m. 219) farklı olarak "yazılı üstlenme (tekeffül)" veya "ağır kusur" şartını aramaktadır [1].
Satış sözleşmesinde ayıptan sorumluluk, satıcının sözleşme konusu edimi sahip olduğu nitelikler açısından gereği gibi ifa etmemesi halidir [2]. Kural olarak, adi taşınır satışlarında satıcının nitelik bildirimi (tekeffül) herhangi bir şekil şartına tabi değilken ve satıcı bu niteliklerin bulunmamasından kusursuz olarak sorumluyken; canlı hayvanların hastalıklara yatkınlığı, kuluçka veya gebelik dönemlerindeki belirsizlikler ve fizyolojik yapılarının hızla değişebilmesi gibi sebeplerle, kanun koyucu satıcıyı koruma gayesiyle TBK m. 220 hükmünü ihdas etmiştir [3]. Bu hüküm uyarınca, hukukumuzun izin verdiği her tür canlı hayvan satışında, satıcının ağır kusuru bulunmadıkça veya satılan hayvanın belirli nitelikleri taşıdığını yazılı olarak üstlenmedikçe, satıcının hayvanın verimi, türün dayanıklılığı gibi doğal özelliklerinden kaynaklı ayıplarından sorumlu tutulması mümkün değildir [1, 3].
Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 198. maddesinde ayıptan sorumluluğun özel olarak düzenlendiği hayvan satışları için "Vieh" (at, sığır, koyun, domuz gibi büyük ve küçükbaş çiftlik hayvanları) terimi kullanılmış olup, düzenleme dar bir kapsama sahiptir [4]. Ancak Türk mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (eBK) ve mevcut 6098 sayılı TBK, İsviçre Hukukundaki bu çeşit sınırlamasını kanun metnine almamıştır. Bu sebeple, doktrinde (Tandoğan, Yavuz, Aydoğdu/Kahveci, Feyzioğlu) ifade edildiği üzere, hükmün büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarla sınırlı tutulamayacağı, hukukumuzun satışına izin verdiği evcil hayvanlar (kedi, köpek vb.) da dahil olmak üzere her türlü canlı hayvan satışı için TBK m. 220 ve devamı hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir [4, 5].
TBK m. 219 uyarınca genel ayıptan sorumlulukta "herhangi bir surette bildirilen niteliklerin" bulunmamasından doğan sorumluluk şekle tabi değilken, hayvan satışlarında satıcının bildirdiği niteliklerden sorumlu olabilmesi "yazılılık" şartına bağlanmıştır [1]. TBK m. 220, nitelik bildiriminin şekle bağlı olmamasının kanuni bir istisnasını oluşturur [3]. Yazılı taahhüt bulunmadıkça, satıcı, sattığı bir tavuğun çok iyi yumurta verimi olduğunu sözlü olarak iddia etmiş olsa bile, yumurta verimsizliğinden kaynaklanan ayıptan kural olarak sorumlu tutulamaz [3].
TBK m. 220'ye göre yazılı üstlenme bulunmasa dahi satıcının ayıptan sorumlu tutulabileceği yegâne hâl, satıcının "ağır kusurlu" olmasıdır. Satıcının ağır kusuru, satılan hayvandaki ayıbı kasten gizlemesi (hile) veya ayıbın varlığını bilmemesinin ağır bir ihmale dayanması hallerini kapsar [1, 6]. Ayrıca, TBK m. 225/2 hükmü uyarınca, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin (örneğin ticari hayvan yetiştiricileri veya pet-shop işletmecileri) meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıpları bilmemeleri de ağır kusur kapsamında değerlendirilerek, yazılı bir tekeffül bulunmasa dahi sorumluluklarını doğuracaktır [6].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun hayvan satışlarında ayıptan sorumluluk müessesesine ilişkin yerleşik içtihadı, satıcının yazılı taahhüdünün (tekeffülün) asli ön şart olduğu yönündedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2001/13-419, K. 2001/420, T. 16.05.2001: Karara konu olayda, satıcının sorumluluğunun doğabilmesi için hayvan satışlarında öncelikle bir yazılı tekeffülün bulunması gerektiği vurgulanmıştır. YHGK kararında, "Hayvan satımı ile ilgili hükümler bir bütün olarak ele alınmalı ve değerlendirme bu ölçülere göre yapılmalıdır. Satıcının sorumluluğunun temel şartı olan tekeffül yazılı olmalıdır. Ne var ki taraflar ayıbın ihbar müddetini yazılı tekeffül sırasında belirlemek zorunda değildirler... Davacı satıcının davalı alıcıya yazılı tekeffülü olmadığından, yasal ihbar müddeti olan 9 günlük sürenin uygulanması için de satıcının yazılı tekeffülü aranmaktadır. Bir an için bu maddenin uygulanabilirliği kabul edilse dahi alıcının satıcıya yasal sürede ihbarda bulunduğu konusunda bir delil bulunmamaktadır." denilerek, satıcının yazılı garantisi yoksa, yasal 9 günlük süre ve inceleme şartlarının değerlendirilmesine dahi gerek kalmaksızın satıcının sorumluluktan kurtulacağı akademik bir netlikle hükme bağlanmıştır [11-16].
Olay 1 (kurmaca senaryo): Büyükbaş hayvan ticareti ile uğraşan (A), çiftçi (B)'ye 10 adet Holstein cinsi süt ineği satmış ve ineklerin günlük en az 30 litre süt vereceğini sözlü olarak ifade etmiştir. İneklerin tesliminden 5 gün sonra (B), ineklerin sağımında günlük ortalama 15 litre süt elde edildiğini tespit etmiştir. (B), ineklerin derhal veteriner hekim tarafından incelenmesini mahkemeden talep etmiş ve durumu (A)'ya bildirerek sözleşmeden dönmek istemiştir. Hukuki analiz: TBK m. 220 gereği hayvan satışlarında satıcının sorumluluğu, niteliklerin yazılı olarak üstlenilmesine veya satıcının ağır kusurlu olmasına bağlıdır. Olayda (A)'nın süt verimine ilişkin vaadi yalnızca sözlüdür ve (A)'nın ağır kusuru (hile) ispat edilemediği müddetçe, (B) 9 günlük ihbar ve muayene süresine harfiyen uymuş olsa dahi (A)'yı ayıptan sorumlu tutamayacaktır [1, 3, 12].
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir pet-shop işletmecisi (C), alıcı (D)'ye nadir bir kedi ırkı olan Scottish Fold cinsi bir kedi satmış ve kedinin herhangi bir genetik iskelet rahatsızlığı bulunmadığına dair yazılı bir sağlık garanti belgesi vermiştir. Satıştan bir yıl sonra kedi, genetik eklem rahatsızlığı nedeniyle felç geçirmiştir. Hukuki analiz: Hayvanın gebeliğine ilişkin olmayan bu ayıp (genetik iskelet hastalığı) teslimden uzun bir süre sonra ortaya çıkmıştır. Olayda yazılı tekeffül bulunsa dahi, TBK m. 224 gereğince adi satışlardaki gizli ayıplara ilişkin hükümler burada farklı işler. Kural olarak hayvan satışlarında muayene ve ihbarın 9 gün içinde yetkili makam eliyle (bilirkişi/veteriner) yapılması gerekir. Ancak doktrinde (Tandoğan, Gümüş), gizli nitelikte olan ve 9 günde ortaya çıkması mümkün olmayan genetik/kronik hastalıkların 9 gün kuralına tabi tutulmasının hakkaniyete aykırı olabileceği tartışılmaktadır. Ne var ki katı lafzi yoruma göre 9 gün içinde ihbar külfeti yerine getirilmediğinden (Aksi sözleşmede uzun süreli bir garanti ile yazılı olarak uzatılmadıkça) alıcı (D) haklarını kaybedecektir [5, 8, 17]. Eğer satıcı meslek erbabı olarak (C), bu genetik rahatsızlığı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa (TBK m. 225/2) ağır kusuru sebebiyle bu ihbar külfetlerinin eksikliğine dayanamaz [6].
TBK m. 220 ve devamı hükümlerindeki hayvan satışlarına dair rejim, doktrinde modern ihtiyaçlara cevap verip vermediği noktasında yoğun şekilde eleştirilmektedir. Öncelikle mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR m. 198) bu özel ayıptan sorumluluk hükümlerini yalnızca "Vieh" (çiftlik ve besi hayvanları, at, inek vb. büyük ve küçükbaş hayvanlar) ile sınırlandırmışken, TBK m. 220 "hayvan satışında" gibi çok geniş ve mutlak bir lafız kullanarak pet-shoplardan veya yetiştiricilerden alınan evcil hayvanları (kedi, köpek, kuş) da bu kapsama sokmuştur [4]. Doktrinde (Tandoğan, Eren, Gümüş) bu tercihin isabetsizliği vurgulanmıştır. Zira bir tüketici evcil hayvan aldığında, 9 gün içinde mahkemeye başvurarak veteriner bilirkişi talep etme ve bunu yazılı tekeffül şartına bağlama gibi son derece ağır ve masraflı şekli külfetler altına sokulmaktadır ki bu durum tüketicinin hak arama hürriyetini ciddi şekilde kısıtlar [5].
İkinci olarak, TBK m. 224 hükmü, mülga eBK m. 199'da yer alan ve büyük bir çeviri hatası olan "kefalet hayvanın bir vasfına müteallik değil ise" ifadesini isabetli bir şekilde "ayıp hayvanın gebeliğine ilişkin değilse" olarak düzelterek önemli bir kavramsal karışıklığı gidermiştir [21, 22]. Gebelik dışındaki tüm ayıpların (örneğin bir hayvanın gizli ve kuluçka evresindeki bir hastalığının) teslimden itibaren 9 gün içinde mahkeme vasıtasıyla ortaya çıkarılması tıbben dahi çoğu zaman mümkün değildir [18]. Kanun koyucunun süreyi sadece "gebelik" istisnasıyla yumuşatmış olması, kuluçka süresi 9 günü aşan enfeksiyöz hastalıklarda alıcıyı savunmasız bırakmaktadır. Bu gibi modern veteriner tıp biliminin verilerine ters düşen kalıplaşmış sürelerin terk edilerek, ayıbın öğrenilmesinden itibaren başlayan makul sürelerin getirilmesi de lege feranda (olması gereken hukuk) açısından elzemdir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.