Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 247

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

A. Örnek üzerine satış I. Tanımı


Madde 247 - Örnek üzerine satış, tarafların sözleşmenin konusu olan malın alıcıya veya üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe ya da tespit ettikleri bir mala uygun olması üzerinde anlaşmalarıyla yapılan satıştır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmında, "Özel Borç İlişkileri" başlığı altında yer alan Birinci Bölüm satış sözleşmesine ayrılmıştır. Satış sözleşmesinin kendi içindeki Dördüncü Ayırımında ise "Bazı Satış Türleri" düzenlenmiş olup, TBK m. 247 (mülga 818 sayılı BK m. 218, İsviçre Borçlar Kanunu [OR] m. 222) "Örnek Üzerine Satış" kurumunu hüküm altına almıştır [1-3].

Örnek (numune) üzerine satış, tarafların, teslim edilecek malın alıcıya veya üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe veya tespit ettikleri bir mala uygun olması şartıyla akdettikleri bir satış sözleşmesi türüdür [1, 3]. Ticari hayatta son derece yaygın bir uygulama alanına sahip olan bu müessese, tarafları satım konusu malın niteliklerini uzun ve teferruatlı bir şekilde sözleşme metnine dercetme külfetinden kurtarır [1]. Alıcı, ifa edilecek malın niteliğini kendisine tevdi edilen örnek sayesinde önceden öğrenme ve ifa aşamasında bu örneği bir mihenk taşı (kriter) olarak kullanma imkânına kavuşur [4].

Kanun koyucu, örnek üzerine satışı müstakil bir sözleşme türü olarak değil, satış sözleşmesinin ifa edilecek edimin niteliklerinin belirlenmesi bakımından özellik arz eden bir alt türü olarak düzenlemiştir. Bu nedenle, örnek üzerine satışa ilişkin TBK m. 247 ve m. 248'de yer alan özel hükümler (özellikle ispat yüküne dair kurallar) dışında, bu sözleşmelere kural olarak satış sözleşmesinin ve bilhassa taşınır satışının genel hükümleri (ayıptan sorumluluk vb.) uygulanır [1, 5].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Örnek (Numune) Kavramı ve Tekeffül (Garanti) Kastı

Sözleşme kurulurken veya ifa öncesinde alıcıya ya da üçüncü bir kişiye bırakılan "örnek" (numune), yapılacak ifanın kalitesini, vasıflarını ve sınırlarını tayin eden somut bir modeldir. Örneğe uygunluk, satım sözleşmesinin asli bir ifa şartıdır [5]. Satıcının numunede bulunan nitelikleri tekeffül (garanti) etme kastı olmalıdır [6]. Sadece malın tanıtılması amacıyla gösterilen ve niteliklerin birebir aynı olacağı hususunda bir irade uyuşması bulunmayan hallerde teknik anlamda örnek üzerine satıştan söz edilemez [6]. Numune, satılan malın aynısı veya onun çok az bir miktarı olabilir (örneğin bir top kumaştan kesilmiş küçük bir parça) [5]. Numunenin varlığı, satıcının ifa edeceği edimin kalitesinin numunedeki ile birebir aynı olacağına dair açık bir taahhüttür ve satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun sınırlarını kesin olarak çizer [6].

2.2. Sözleşmenin Konusu Bakımından Kapsamı (Taşınır Sınırlandırması)

Doktrinde kabul edildiği üzere, örnek üzerine satışın konusu ancak "taşınır" eşyalar olabilir [4]. Taşınmazların numune üzerine satışının yapılması hukuken ve fiilen mümkün değildir. Zira bu tür satımlarda aranan "örneğin tevdi edilmesi" (bırakılması) şartı, doğası gereği taşınmazlarda gerçekleşemez [4].

2.3. Parça ve Çeşit (Cins) Borcu Bakımından Değerlendirme

Örnek üzerine satış kural olarak çeşit (cins) borçlarında uygulama alanı bulur [4]. Zira alıcıya verilen örnek, ifa edilecek diğer misli eşyaların kalite ve vasıflarını belirler. Ancak doktrinde, istisnai de olsa parça borçlarında da örnek üzerine satışın yapılabileceği savunulmaktadır [4]. Belirli (muayyen) hâle getirilen bir bütünün (örneğin spesifik bir ürün partisinin veya bir antik koleksiyonun) içinden alınan bir parçanın numune olarak verilmesi hâlinde, geri kalan kısmın da bu numuneye uygun olacağının kararlaştırılması durumunda parça borcunda da bu müessese işletilebilir [4].

2.4. Örneği Tevdi Edilen Kişi (Alıcı veya Üçüncü Kişi)

Madde metninde açıkça ifade edildiği üzere, örneğin mutlaka alıcının kendisine bırakılması şart değildir. Tarafların anlaşmasıyla örnek, "üçüncü bir kişiye" (örneğin bir yediemine, bir eksper veya kalite kontrol laboratuvarına) de bırakılabilir [1, 3]. Bu durum, özellikle örneğin muhafazasının özel teknik şartlar gerektirdiği durumlarda (örneğin bozulabilir bir kimyasal madde) veya tarafların tam bir tarafsızlık aradığı ticari satımlarda önem taşır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 248 (İspat Yükü): TBK m. 247'yi tamamlayıcı nitelikte olan m. 248, örnek üzerine satışın en önemli usul hukuku sonucunu düzenler. Bu maddeye göre, kendisine örnek verilen taraf, elindeki örneğin "orijinal örnek" olduğunu ispatla yükümlü değildir; bu hususta kanuni bir karine mevcuttur [3, 7]. Ancak örnek bozulur veya yok olursa (alıcının kusuru olmasa dahi), ifa edilen malın örneğe uygun olmadığını ispat yükü alıcıya geçer [8, 9].
  • TBK m. 219 vd. (Satıcının Ayıptan Sorumluluğu): Örnek üzerine satışta ifa edilen malın numuneye uygun olmaması, TBK m. 219 anlamında "satıcının bildirdiği niteliklerin bulunmaması" (nitelik eksikliği) mahiyetindedir ve ayıplı ifa teşkil eder [5, 10]. Alıcı, bu durumda TBK m. 227'deki seçimlik haklarını (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ayıpsız misliyle değişim, onarım) kullanabilir.
  • TBK m. 209 (Taşınır Satışı): Örnek üzerine satış yalnızca taşınır malları konu edinebileceğinden, aksi kararlaştırılmayan veya özel hüküm bulunmayan hâllerde TBK'nin taşınır satışına ilişkin genel kurallarına tabidir [4].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında örnek (numune) üzerine satış müessesesi, özellikle ticari uyuşmazlıklarda ayıplı ifa bağlamında ele alınmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre:

  1. Numunenin Delil Niteliği: Yargıtay, tarafların malın ifa edilecek kalitesi üzerinde anlaşmazlığa düştüğü durumlarda, alıcının elinde tuttuğu ve muhafaza ettiği numunenin esaslı delil (mihenk taşı) olduğunu kabul etmektedir. Alıcı, kendisine teslim edilen malın numuneden farklı olduğunu iddia ediyorsa, mahkemece bilirkişi marifetiyle numune ile teslim edilen malın karşılaştırmalı analizi yapılmalıdır.
  2. Karinenin Tersine Çevrilmesi: Yargıtay, alıcının elindeki numunenin değiştirildiği veya bozulduğu (TBK m. 248/2) itirazının satıcı tarafından ileri sürülmesi hâlinde, hayatın olağan akışına göre numunenin kendi doğasından kaynaklanan bir bozulma olup olmadığının teknik incelemeye tabi tutulmasını şart koşmaktadır. Alıcı numuneyi koruyamamışsa (örneğin numune kaybolmuşsa), ayıp iddiasını ispatlama külfeti genel hükümlere göre ağırlaşmış şekilde alıcı üzerinde kalmaktadır [8].
  3. Ayıp İhbarı Süreleri: Yargıtay, örnek üzerine satımlarda dahi alıcının malı teslim aldığında olağan gözden geçirme (muayene) ve bildirim (ihbar) külfetlerini (TBK m. 223 veya ticari satımlarda TTK m. 23) süresinde yerine getirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Malın numuneye aykırılığı bir "açık ayıp" ise derhal veya yasal sürede, "gizli ayıp" ise ortaya çıkar çıkmaz satıcıya bildirilmelidir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir otel işletmesi (Alıcı), otelin lobi zeminlerinin kaplanması amacıyla bir seramik üreticisi (Satıcı) ile 5.000 metrekare seramik satışı için sözleşme imzalamıştır. Satıcı, sözleşme kurulmadan önce üretim bandından çıkan spesifik desenli ve yüzey koruyuculu bir seramik parçasını numune olarak Alıcı'ya bırakmıştır. İfa zamanı geldiğinde teslim edilen seramikler otele döşenmiş, ancak birkaç hafta içinde seramiklerin üzerindeki desenlerin numunedeki koruyucu sır tabakasına sahip olmadığı için silinmeye başladığı fark edilmiştir. Hukuki analiz: Taraflar arasındaki ilişki TBK m. 247 uyarınca örnek üzerine satıştır. Alıcıya bırakılan seramik, ifanın niteliğini tayin eden "örnek" (numune) konumundadır. Teslim edilen malların numunedeki koruyucu vasıfları taşımaması, satıcının TBK m. 219 kapsamında tekeffül ettiği (bildirdiği) niteliklerin eksikliği, yani "ayıp"tır. Alıcı, TBK m. 223 uyarınca gizli ayıp hükümlerine göre derhal bildirimde bulunarak TBK m. 227'deki seçimlik haklarını (örneğin ayıp oranında bedel indirimi veya malların ayıpsız misliyle değişimi) kullanabilir. Alıcının elinde tuttuğu numune bozulmadığı sürece ispat yükü bakımından TBK m. 248/1'deki yasal karineden yararlanır.

Olay 2: Bir kimya şirketi (Alıcı), sanayi üretiminde kullanmak üzere yurt dışındaki bir üreticiden (Satıcı) 10 ton hammadde satın alacaktır. Taraflar, malzemenin hassasiyeti nedeniyle 1 kilogramlık bir örneğin bağımsız bir test laboratuvarına (Üçüncü Kişi) tevdi edilmesini ve teslim edilecek partinin bu örneğin kimyasal formülüne %99 oranında uyumlu olmasını kararlaştırmıştır. Ancak laboratuvardaki örnek, muhafaza koşullarına (soğuk zincir) uyulmaması nedeniyle bozularak kimyasal özelliğini yitirmiştir. Teslimat sonrasında Alıcı malların defolu olduğunu iddia etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 247'ye göre numunenin üçüncü kişiye bırakılması mümkündür ve sözleşme geçerli bir örnek üzerine satıştır. Ancak TBK m. 248/2 uyarınca, örnek (alıcının veya üçüncü kişinin kusuru olmasa dahi) bozulmuş veya yok olmuşsa, satılanın örneğe uygun olmadığını ispat yükü satıcıdan alıcıya geçer. Bu durumda, laboratuvardaki numune doğal yapısı gereği veya saklama hatasıyla bozulduğundan, Alıcı artık numuneye dayanarak karineden faydalanamaz. Malların ayıplı (sözleşmede anlaşılan kaliteye aykırı) olduğunu genel ispat kuralları çerçevesinde ispat etmek zorundadır [8, 9].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Örnek üzerine satışlarda en kilit usul kuralı ispat yükünün yer değiştirmesidir. TBK m. 248/1 gereği, numuneyi elinde tutan taraf (genellikle alıcı), bu numunenin "gerçek numune" olduğunu ispatlamak zorunda değildir. Kanuni karine alıcı lehindedir. Ancak satıcı aksini ispat edebilir. Eğer numune alıcının elindeyken kaybolur, bozulur veya doğal nedenlerle dahi şekil/nitelik değiştirirse (gözden geçirmenin zorunlu kıldığı değişiklikler hariç), ispat yükü tersine döner ve malların ayıplı/örneğe aykırı olduğunu ispat külfeti ağırlaştırılmış biçimde alıcıya geçer [3, 7-9].
  • Zamanaşımı / Süreler: Örneğe aykırılık bir "ayıp" niteliğinde olduğundan, TBK m. 231 uyarınca ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin genel zamanaşımı süresi olan devirden itibaren iki yıllık süre uygulanır [11, 12]. Ticari satımlarda TTK m. 23 kapsamındaki 2 ve 8 günlük muayene/ihbar süreleri ile TBK m. 223'teki bildirim sürelerine riayet edilmesi zorunludur.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın niteliğine göre Asliye Ticaret Mahkemeleri (her iki taraf da tacir ve iş ticari ise), Tüketici Mahkemeleri (taraflardan biri tüketici ise) veya Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme ise HMK m. 6 (davalının yerleşim yeri) ve HMK m. 10 (sözleşmenin ifa yeri) kurallarına göre belirlenir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Ticari pratikte, tarafların kendilerine verilen numuneleri kayıt altına almamaları veya imzalayıp/mühürlememeleri nedeniyle "numunenin aidiyeti" hususunda yaşanan sorunlar.
    2. Alıcıların kendilerine tevdi edilen numuneyi uygun saklama koşullarında muhafaza etmeyerek bozulmasına yol açması ve bu sebeple TBK m. 248/2 gereği lehe olan ispat karinesini kaybetmeleri [8].
    3. "Aliud ifa" (bambaşka bir malın teslimi) ile "ayıplı ifa" (örneğe uygun olmayan malın teslimi) kavramlarının birbirine karıştırılması.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, TBK m. 247 hükmünün, örnek üzerine satışın kurucu unsurlarını tarif ederken yeterince sarih olmadığı yönünde tartışmalar mevcuttur. Bilhassa "örneğin bırakılması (tevdi edilmesi)" hususunun sözleşmenin bir geçerlilik şartı (şekil şartı) mı, yoksa sadece ispatı kolaylaştıran fiili bir karine mi olduğu hususu tartışmalıdır. Baskın görüş, tevdi eyleminin ispat kolaylığı sağlayan bir unsur olduğunu savunmakla birlikte; örneğin alıcıya teslim edilmemiş olmasının, sözleşmeyi "örnek üzerine satış" olmaktan çıkarıp genel hükümlere tabi alelade bir satışa dönüştüreceği ifade edilmektedir [13].

Ayrıca, kanun koyucunun TBK m. 248/2'de örneğin bozulması veya yok olması hâlinde (alıcının kusuru dahi bulunmasa) ispat yükünü derhal alıcıya yüklemesi, özellikle gıda, kimyasal madde veya hassas tarım ürünleri gibi kendiliğinden şekil değiştirebilecek mallar bakımından alıcıyı oldukça mağdur edebilecek niteliktedir [8]. Doğal sebeplerle bozulan bir numune karşısında, alıcının maldaki aykırılığı ispatlama yükünün ağırlaşması, hakkaniyet bağlamında doktrinde eleştirilen hususlardan biridir. Bu tür mallarda dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde teknolojik tespitlerin (örneğin fotoğraf, video veya anlık laboratuvar raporlarının) numunenin bizzat kendisi yerine ikame edilip edilemeyeceği modern hukuk sistemlerinde tartışılmakta olup, Türk hukukunda bu yönde açık bir yasal düzenleme eksikliği hissedilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.