III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu
Madde 317 - Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır.
III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu
Madde 317 - Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır.
Akademik Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Dördüncü Bölümünde düzenlenen kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümler arasında, "Kiracının borçları" başlığı altında yer alan TBK m. 317, kiracının temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcunu düzenlemektedir.
İlgili madde metni şu şekildedir: "Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır" [1].
Kira sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen, sürekli borç doğuran rızai bir sözleşmedir [2]. Kiraya verenin birincil temel borcu, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmaktır (TBK m. 301) [3]. Ancak yasa koyucu, kiralananın kullanıma elverişli bulundurulması yükümlülüğünün sınırlarını çizerken, günlük ve olağan kullanımdan doğan ufak çaplı bakım ve temizlik külfetlerini kiraya verenin üzerinde bırakmamış, bu hususu TBK m. 317 ile kiracının asli yükümlülükleri arasına dâhil etmiştir. Bu düzenleme, hukukun pratik ihtiyaçlara cevap verme refleksinin bir tezahürüdür; zira kiralananın fiili hâkimiyetini elinde bulunduran kiracının, günlük olağan kullanımdan kaynaklanan basit bakım ve temizlik işlerini bizzat veya masrafına katlanarak ifa etmesi, hayatın olağan akışının ve dürüstlük kuralının (TMK m. 2) doğal bir sonucudur.
Madde lafzında yer alan "olağan kullanım" (İsviçre Hukukunda kleiner Unterhalt kavramına tekabül etmektedir), sınırları somut olayın özelliklerine göre çizilmesi gereken bir hukuki standarttır. Olağan kullanım, eşyanın tahsis amacına uygun şekilde ve olağan yıpranma payı çerçevesinde kullanılmasını ifade eder. Kiracı, kullanmaya bağlı olarak kirlenen ya da tamir dışı bakımı gerektiren kullanım giderlerini ödemekle yükümlüdür [4]. Olağan kullanımı aşan, yapının özüne veya tesisatın ana iskeletine taalluk eden her türlü onarım ise "esaslı onarım" kapsamında olup, kiraya verenin katlanması gereken giderler alanına girer.
Maddede ifade edilen temizlik ve bakım giderleri, esaslı bir tamirat gerektirmeyen, uzmanlık veya yüksek maliyet arz etmeyen rutin işlemleri kapsar. Doktrinde ve uygulamada kabul edildiği üzere, olağan kullanım sonucu bozulan, kırılan veya eskiyen ufak tefek parçaların değiştirilmesi bu kapsamdadır. Örneğin, olağan kullanım sonucu çatlayan muslukların yaptırılması, bozulan kapı kollarının değiştirilmesi veya tıkanan lavaboların açılması kiraya verenin değil, kiracının yükümlülüğündedir [5].
Kanun koyucu, TBK m. 317'nin ikinci cümlesinde "Bu konuda yerel âdete de bakılır" diyerek, olağan temizlik ve bakımın sınırlarının belirlenmesinde örf ve âdet hukukuna yollama yapmıştır [1]. Kiralananın niteliği (konut, işyeri, yazlık vb.), bulunduğu bölge ve taşınmazın özellikleri, hangi giderin olağan bakım, hangi giderin esaslı onarım sayılacağının tespitinde sübjektif bir değerlendirme standardı sağlar.
TBK m. 317'nin, Türk Borçlar Kanunu'nun diğer maddeleri ile sıkı bir sistematik ilişkisi ve yer yer terminolojik bir gerilimi bulunmaktadır. Bu hususlar doktrinde detaylı şekilde tartışılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairelerinin yerleşik içtihatlarında, kiracının TBK m. 317 kapsamındaki yükümlülüklerinin sınırları kesin hatlarla belirlenmiştir. Yargıtay uygulamasına göre:
(Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay, hor kullanma tazminatı davalarında taşınmazın olağan kullanımdan doğan yıpranmalarından kiracıyı sorumlu tutmamakta, ancak TBK m. 317 çerçevesinde zamanında yapılması gereken basit bakımların ihmal edilmesinden doğan ağırlaşmış zararları kiracının tazmin yükümlülüğü kapsamında değerlendirmektedir.)
Olay 1 (kurmaca senaryo): Beş yıllık bir konut kira sözleşmesi çerçevesinde, kiralanan dairede oturan kiracının kullanımı esnasında banyo musluğu olağan aşınma ve kullanım nedeniyle su damlatmaya başlamış, ardından musluk başlığı çatlamıştır. Kiracı, musluğun tamiri ve değişimi için tesisatçı çağırmış, tesisatçının faturasını kiraya verene göndererek bir sonraki ayın kira bedelinden mahsup edeceğini bildirmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 317 uyarınca, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderleri kiracıya aittir. Musluğun olağan kullanım sonucu çatlaması ve değiştirilmesi bu kapsamdadır [5]. Kiracının bu bedeli kiraya verenden talep etmesi veya kira bedelinden mahsup/takas etmesi hukuka aykırıdır. Mahsup edilen kısım bakımından kiracı eksik ödeme yapmış olacağından temerrüt hükümleri işletilebilir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Çatılı bir işyeri kirasında, kiralananın ısıtma sistemi olarak kullanılan kombinin yıllık periyodik bakım (temizlik) zamanı gelmiştir. Aynı süreçte, kombinin ana elektronik anakartı, elektriksel bir dalgalanma veya sistemin ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle tamamen yanmıştır. Kiracı her iki faturayı da ödemiş ve kiraya verene rücu etmiştir. Hukuki analiz: Kombinin olağan çalışması için gerekli olan ve yıllık olarak rutin şekilde yapılan "temizlik ve basit bakım" masrafı, TBK m. 317 kapsamında kiracının üzerinde kalması gereken bir kullanma gideridir [12], [13]. Ancak anakartın yanması ve tümüyle değiştirilmesi olağan kullanımı aşan, kiralananın kullanıma elverişli bulundurulması (TBK m. 301) kapsamındaki esaslı bir onarım niteliğindedir. Dolayısıyla kiracı, anakart değişim bedelini kiraya verenden talep edebilirken, rutin bakım ve temizlik bedelini TBK m. 317 gereği kendi malvarlığından karşılamak zorundadır.
Türk Borçlar Kanunu'nun hazırlanması sürecinde mehaz İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) güncel versiyonlarından faydalanılmış olsa da, TBK m. 317 bağlamında kullanılan terminoloji doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır.
Yasa metninde "yan giderler", "kullanım giderleri" ve "temizlik ve bakım giderleri" şeklinde farklı isimlendirmelere yer verilmesi, hukuk sistematiği bakımından kavramsal bir bulanıklık yaratmıştır [8]. Doktrinde bazı yazarlar; ısıtma, aydınlatma, su gibi doğrudan kullanımla ilgili giderlerin 341. maddede "kullanma giderleri" olarak adlandırılmasına rağmen, 303. maddedeki "yan gider" kavramının sınırlarının belirsizleştiğine dikkat çekmektedir [18], [9]. Aslında TBK m. 317'de düzenlenen "temizlik ve bakım giderleri", doğrudan doğruya kiracının kullanımıyla iltisaklı olan "kullanım giderlerinin" (m. 341) teknik veya fiziksel bir uzantısıdır. Zira kiralananın olağan işleyişinin devamı, ancak periyodik bir temizlik ve basit bir teknik bakımla mümkündür [9], [13].
Sonuç itibarıyla, TBK m. 317 hükmü, mülkiyetin sınırları ile kullanım hakkının pratik sonuçları arasında bir denge mekanizmasıdır. Madde metnine "yerel âdetin" dâhil edilmesi (örneğin tarımsal nitelikli ya da tatil yörelerindeki farklı bakım standartlarının gözetilebilmesi açısından) isabetli bir hukuk politikası tercihidir. Ancak, maddede yer alan "temizlik ve bakım" ölçütünün yargı pratiğinde sürekli olarak "esaslı onarım" ile çatışması, ileride yasa koyucunun, belli meblağları veya spesifik eşya türlerini zikreden ikincil mevzuat düzenlemeleri ile (örneğin Almanya veya İsviçre'de standart kira sözleşmesi eklerinde yer alan "küçük onarım klozu" / Kleinreparaturklausel limitleri gibi) bu konuyu daha ölçülebilir bir yapıya kavuşturmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.