2
Madde 343 - Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.
II. Belirlenmesi 234
2
Madde 343 - Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.
II. Belirlenmesi 234
Akademik Değerlendirme
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Dördüncü Bölümü altında, Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları ayrımında yer alan 343. madde, "Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz." amir hükmünü ihtiva etmektedir [1]. Bu hüküm, mülga 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un (GKHK) 9. maddesinin güncel dildeki karşılığı niteliğindedir [2]. Dilinin sadeleştirilmesi haricinde, mehaz kanundaki düzenleme yeni kanunda aynen muhafaza edilmiştir [2].
Kanun koyucunun bu düzenlemeyi ihdas etmesindeki temel amaç, konut ve çatılı işyeri kiralarında zayıf konumda olan kiracıyı korumaktır [3]. Kira sözleşmesinin kurulmasından sonra, sözleşmede yer alan yükümlülüklerin, şartların ve edim dengesinin kiraya veren tarafından tek taraflı olarak veya zımni baskı ile kiracı aleyhine ağırlaştırılmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir [3]. Kira sözleşmelerinin sürekli borç ilişkisi doğuran yapısı göz önüne alındığında, barınma veya ticari faaliyetini sürdürme ihtiyacı içindeki kiracının, kira bedeli haricindeki hususlarda (örneğin yan giderlerin üstlenilmesi, ödeme tarihlerinin öne çekilmesi gibi) sözleşme koşullarının aleyhe değiştirilmesine karşı kesin bir kanuni kalkan ile korunması sağlanmıştır [3, 4].
Madde metninde yer alan "kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz" ibaresi, taraflar arasındaki sözleşme serbestisinin kira ilişkisi kurulduktan sonra kiracı aleyhine daraltıldığını göstermektedir. Bu yasak, gerek sözleşmenin devam ettiği orijinal süre içinde gerekse sözleşmenin yenilendiği (uzadığı) dönemlerde geçerlidir [4]. Dolayısıyla, kiraya veren, sözleşme şartlarında tek taraflı irade beyanıyla yahut sözleşme yenileme aşamasındaki dayatmalarıyla kiracının durumunu ağırlaştırıcı nitelikte değişiklikler talep edemez [3, 4]. Değişikliğin kiracı aleyhine olup olmadığı, somut olayın özelliklerine ve sözleşmenin ilk kurulduğu andaki menfaatler dengesine bakılarak objektif bir biçimde değerlendirilir. Hükmün mefhum-u muhalifinden, kiracının lehine olan değişikliklerin yapılmasında herhangi bir hukuki engel bulunmadığı anlaşılmaktadır [3].
TBK m. 343, kiracı aleyhine değişiklik yasağının tek ve yegâne istisnasını "kira bedelinin belirlenmesi" olarak açıkça ifade etmiştir [4]. Enflasyon ve ekonomik dalgalanmalar karşısında, uzun süreli bir borç ilişkisi olan kira sözleşmesinde kira bedelinin sabit kalması kiraya veren açısından katlanılamaz olacağından, kanun koyucu kira bedelinde yapılacak artışları bu yasağın dışında tutmuştur [4]. Başka bir ifadeyle, yenilenen dönemde başlangıçtaki kira bedelinden daha yüksek bir meblağın belirlenmesi mümkündür ve bu durum "kiracı aleyhine değişiklik" yasağının ihlali olarak nitelendirilemez [4]. Ancak bu istisnai artış imkânı da sınırsız olmayıp, TBK m. 344 ve devamı hükümlerinde öngörülen (TÜFE/ÜFE oranları vb.) yasal sınırlamalara tabidir [5].
Yargıtay kararlarında TBK m. 343 (ve mülga karşılığı olan GKHK m. 9) katı bir biçimde uygulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, kira sözleşmesi devam ederken veya zımnen yenilenirken kiraya verenin tek taraflı iradesiyle kiracının ödeme yükümlülüklerini ağırlaştıran kayıtları (örneğin; kira bedeli ödeme gününün ayın sonundan başına çekilmesi, sözleşmede yer almayan yeni bir yan giderin kiracıya yüklenilmesi) geçersiz saymaktadır.
Yargıtay içtihatlarına göre; "kira bedelinin belirlenmesi" istisnası yalnızca salt kira parasına ilişkin olup, artış miktarının veya artış koşullarının kiracının yasal sınırlarının ötesine taşınması kabul edilmemektedir. Yenilenen kira sözleşmelerinde, kira parasının TBK m. 344 uyarınca artırılması dışındaki her türlü aleyhe sözleşme değişikliği (cezai şart eklenmesi, kefaletin kapsamının genişletilmesi vb.) mutlak emredici hükümlere aykırılık teşkil edeceğinden kesin hükümsüzlük (batıl) yaptırımına tabidir.
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Taraflar arasında akdedilen 1 yıllık konut kira sözleşmesinde, kira bedelinin her ayın 15'i ile 20'si arasında ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme, sürenin sonunda TBK m. 347 uyarınca kendiliğinden 1 yıl uzamıştır. Uzama dönemine girilirken kiraya veren, gönderdiği ihtarname ile yeni dönemde kira bedellerinin peşin olarak her ayın 1'i ile 5'i arasında ödenmesi gerektiğini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir. Hukuki Analiz: TBK m. 343 uyarınca kira sözleşmelerinde kira bedelinin artırılması haricinde kiracı aleyhine bir değişiklik yapılamaz [1, 4]. Ödeme günlerinin kiracının aleyhine olacak şekilde öne çekilmesi, doğrudan kiracının ifa zamanını ağırlaştıran bir değişikliktir. Bu nedenle kiraya verenin bu tek taraflı değişikliği geçersizdir; kiracı, kira bedelini sözleşmede yazılı olan ayın 15'i ile 20'si arasında ödemeye devam edebilir ve kiraya veren salt bu nedenle temerrüt hükümlerini işletemez.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Çatılı işyeri niteliğindeki taşınmaz için yapılan 3 yıllık kira sözleşmesinin süresi dolmuş ve sözleşme yenilenmiştir. Kiraya veren, yeni dönem için kira bedelini TBK m. 344 sınırları (TÜFE on iki aylık ortalaması) dâhilinde artırmış; buna ek olarak, binada yeni işe alınan özel güvenlik görevlisinin maaşının da sözleşmede önceden yer almamasına rağmen kiracı tarafından "yan gider" olarak ödenmesini talep etmiştir. Hukuki Analiz: Yeni dönemde kira bedelinin TBK m. 344 sınırları dâhilinde artırılması, m. 343’te açıkça belirtilen "kira bedelinin belirlenmesi dışında"ki yasal istisna kapsamında olduğundan tamamen geçerlidir [4]. Ancak sözleşmenin ilk halinde yer almayan veya kat mülkiyeti / yönetim planı çerçevesinde yasal olarak kiracıya düşmeyen yeni bir mali yükümlülüğün (güvenlik görevlisi maaşı) sonradan tek taraflı dayatılması TBK m. 343'te yer alan aleyhe değişiklik yasağını ihlal eder [1]. Bu sebeple kiracı, sadece yasal artış oranındaki yeni kira bedelini ödemekle yükümlü olup, ek gider talebini reddedebilir.
Doktrinde TBK m. 343 hükmüne yönelik yöneltilen en temel eleştiri, maddenin lafzi sınırlarının "kiracının açık rızası" halindeki durumları tam olarak aydınlatmamasıdır [3]. Kanun metninde "kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz" ibaresi mutlak bir ifade tarzıyla kaleme alınmıştır [1]. Hukuk otoritelerine göre; söz konusu hükmün kiracıyı korumak adına getirilmiş olduğu açık ise de, "kiracının rıza göstermesi durumunda kira sözleşmesinde kira bedeli dışında değişiklik yapılıp yapılamayacağı hükümden anlaşılamamaktadır" [3].
Burada hâkim olan akademik eğilim, hükmün nispi emredici karakterde kabul edilmesidir. Yani, sözleşmede yapılacak değişiklik kiracının lehine ise (örneğin kira parasının düşürülmesi, ceza koşulunun kaldırılması) elbette geçerli sayılmalıdır [3]. Ancak kiracı lehine olmayan değişikliklerde, tarafların karşılıklı anlaşması (ikale veya yeni protokol) halinde dahi durumun TBK m. 27'deki genel emredici sınırlara ne ölçüde takılacağı konusunda tereddütler mevcuttur. Doktrinde, kanun koyucunun niyetinin kiracıyı her halükarda (kendi rızasıyla bile olsa, zira bu rızanın tahliye baskısıyla alındığı karinesi güçlüdür) korumak olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla, madde metninin uygulamada ortaya çıkabilecek rızai aleyhe değişiklikler bakımından daha net ve "taraflar aksini kararlaştırsa bile" gibi bir şerh içerecek şekilde kaleme alınmış olması gerektiği ifade edilmektedir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.