Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 408

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

3. İşgörme ediminin ifasının engellenmesi hâlinde ücret a. İşverenin temerrüdü hâlinde


Madde 408 - İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Hizmet Sözleşmeleri" başlıklı altıncı bölümünün birinci ayrımında yer alan ve genel hizmet sözleşmesini düzenleyen hükümler arasında bulunan 408. madde, "İşgörme ediminin ifasının engellenmesi hâlinde ücret" üst başlığı ve "İşverenin temerrüdü hâlinde" alt başlığı altında düzenlenmiştir [1], [2]. İlgili madde, hizmet sözleşmelerinin sinallagmatik (tam iki tarafa borç yükleyen) yapısının doğal bir sonucu olarak, alacaklı konumundaki işverenin kendi fiil veya ihmaliyle ifayı engellemesi yahut kabulden kaçınması durumunda edimler arası dengenin nasıl kurulacağını tayin etmektedir.

Madde lafzına göre; işveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez [3], [4]. Bununla birlikte kanun koyucu, sebepsiz zenginleşme yasağı ve hakkaniyet ilkeleri gereğince bir mahsup (indirim) mekanizması öngörmüş; işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların ücretten indirileceğini hükme bağlamıştır [5], [6], [4]. Bu düzenleme, işçinin iş görme borcunu ifa etmeye hazır olmasına rağmen, işverenin organizasyonel veya şahsi sebeplerle bu ifayı kabul etmemesi riskini işverene yükleyen temel bir koruyucu normdur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İşgörme Ediminin İşverenin Kusuruyla Engellenmesi

TBK m. 408 hükmünde yer alan ilk alternatif şart, işverenin işgörme ediminin ifasını "kusuruyla" engellemesidir [7]. İşverenin, iş sözleşmesinin devamı süresince işçinin edimini ifa edebilmesi için gerekli çalışma ortamını sağlama ve ifayı kabul etme yönünde bir hukuki yükümlülüğü bulunmaktadır. İşverenin bu yükümlülüğe aykırı olarak, örneğin işçiye kasıtlı olarak iş vermemesi, işyerine almaması veya işçiyi pasifize etmesi durumlarında bu şart gerçekleşmiş olur [5]. Maddede işverenin engelleme fiilinin "kusurlu" olması açıkça arandığından, işverenin iradesi dışında gelişen mücbir sebepler kural olarak bu kapsamın dışında mütalaa edilmelidir.

2.2. Edimi Kabulde Temerrüt (Alacaklı Temerrüdü)

İşverenin edimi kabulde temerrüde düşmesi, borçlar hukukundaki genel alacaklı temerrüdü (TBK m. 97 vd.) kurallarının hizmet sözleşmelerine özgülenmiş bir görünümüdür. İşçi, işgörme edimini sözleşmeye, dürüstlük kuralına ve ifa zamanına uygun olarak işverene sunmasına rağmen işveren bu edimi kabulden haksız yere kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur [3]. Edimin niteliği gereği hizmet ifası zamana bağlı (parça parça ifa edilen) bir edim olduğundan, ifa edilmeyen zaman dilimine ait edimin sonradan telafisi kural olarak mümkün değildir.

2.3. İfa Yükümünün Düşmesi ve Ücret Hakkının Doğması

TBK m. 408'in getirdiği en önemli hukuki sonuç, işverenin engellemesi veya temerrüdü hâlinde işçinin ücret hakkının baki kalması ve işçiden bu edimi daha sonra yerine getirmesinin istenemeyeceğidir [3], [4]. Bu durum, iş hukukunda işçinin zamanının işverene özgülenmiş olmasının bir neticesidir. İşçi, zamanını işverenin emrine amade kıldığı an, ifa gerçekleşmiş kabul edilir; bu sürenin işveren tarafından boşa geçirilmesi, işçinin sonradan telafi çalışması (ek mesai) yapmasını gerektirmez [3], [5].

2.4. Ücretten İndirim (Mahsup) Kuralı

Kanun koyucu, işçinin ifa engeli nedeniyle elde ettiği haksız kazanımları önlemek amacıyla, ücretten yapılacak zorunlu indirim kalemlerini üç başlık altında toplamıştır [5], [4]:

  1. Yapmaktan kurtulduğu giderler: İşçinin işe gitmemesi nedeniyle tasarruf ettiği yol, yemek (eğer nakdi olarak işçinin cebinden çıkıyorsa) gibi masraflar.
  2. Başka bir iş yaparak kazandığı yararlar: İşçinin temerrüt döneminde atıl kalmayarak bir başka işverenin yanında çalışıp elde ettiği fiili gelirler.
  3. Kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar: İşçinin, kötüniyetli olarak bulabileceği makul bir işi kasten reddetmesi sebebiyle mahrum kaldığı farazi kazançlar [6], [4].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 467 (Evde Hizmet Sözleşmelerinde Ücret Ödeme Borcu): Kanun sistematiğinde TBK m. 408 ile evde hizmet sözleşmelerine ilişkin TBK m. 467 hükmü arasında hem atıf hem de kavramsal bir fark mevcuttur. TBK m. 467'de, işçiyi aralıksız çalıştıran işverenin ürünü kabulde temerrüde düşmesi hâlinde veya işçinin kişiliğinden kaynaklanan ve kusuru olmayan sebeplerle çalışmasının engellendiği durumlarda "hizmet ediminin engellenmesi durumundaki ücret ödenmesine ilişkin hükümler gereğince" (yani TBK m. 408'e atıfla) ücreti ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir [3], [8]. Ancak TBK m. 408, işverenin kusurlu olarak edimi engellemesi şartını ararken; TBK m. 467'de işverenin kusuruna gerek olmaksızın, salt işçinin kişiliğinden kaynaklanan kusursuz engellerde de işverene ücret ödeme borcu yüklenmiştir [7], [9].
  • TBK m. 112 vd. (Borca Aykırılık): TBK m. 408, özü itibarıyla TBK m. 112'de düzenlenen borca aykırılık ve temerrüt hükümlerinin iş sözleşmesi bağlamındaki özel ve somutlaştırılmış bir türüdür [10], [11].
  • 6331 sayılı İSGK m. 13: Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı. Bu madde uyarınca işçi çalışmaktan kaçındığı dönemde kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan ücret ve diğer haklarını saklı tutar [6], [12]. İSGK m. 13, TBK m. 408'deki ifanın işveren tarafından güvenli çalışma ortamı sunulmayarak zımnen engellenmesi hâlinin iş sağlığı hukuku boyutundaki yansımasıdır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında TBK m. 408 hükmü, sıklıkla işyerinde psikolojik taciz (mobbing) iddialarında ve işçiye kasten iş verilmeyerek pasifize edildiği uyuşmazlıklarda gündeme gelmektedir. Yargıtay ilgili hukuk daireleri, psikolojik taciz mağduru bir işçinin TBK m. 408 hükmüne dayanarak, işverenin iş görme edimini kusuruyla engellemesi veya kabulde temerrüde düşmesi nedeniyle ücrete hak kazanacağını içtihat etmiştir [5].

Ayrıca, işverenin işçiye iş sağlığı ve güvenliği şartlarını tam olarak sağlamaması nedeniyle işçinin çalışmaktan haklı olarak kaçındığı durumlarda da işveren temerrüde düşmüş sayılmaktadır. Yargıtay kararlarında, işverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ihlal etmesinin ve kişilik haklarına saldırıyı önlememesinin, hem işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı verdiği hem de ifa engeli bağlamında işvereni temerrüde düşürdüğü vurgulanmaktadır [13], [14]. Mobbinge maruz kaldığı yönündeki iddiaların ispatı bağlamında ise Yargıtay, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 çerçevesinde iddia sahibinin (işçinin) tam ispat kuralları uyarınca durumu kanıtlaması gerektiğini belirtmektedir [15].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Özel bir bankada on yıldır şube müdür yardımcısı olarak çalışan (A), yeni atanan şube müdürü tarafından istifaya zorlanmak amacıyla psikolojik tacize (mobbing) maruz bırakılmıştır. Şube müdürü, (A)'nın yetkilerini tamamen kısıtlamış, masasını arşiv odasına taşımış ve kendisine hiçbir iş/görev vermemiştir. (A), altı ay boyunca her gün mesaisine gidip gelmesine rağmen kendisine hiçbir iş verilmemiştir. (A), bu sürecin sonunda iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 408 uyarınca, işverenin işçiye kasten görev vermeyerek onu pasifize etmesi ve iş sözleşmesinden doğan işgörme edimini yerine getirmesini kusuruyla engellemesi açık bir alacaklı temerrüdüdür [3], [5]. Olayda (A), mesai saatleri içinde ifaya hazır olarak işyerinde bulunmuş, ancak işverenin kusurlu eylemi (mobbing) nedeniyle ifa engellenmiştir. Bu nedenle işveren, (A)'ya bu altı aylık sürenin ücretini eksiksiz ödemekle yükümlüdür ve (A)'dan telafi çalışması talep edemez [3], [4].

Olay 2 (kurmaca senaryo): (B) tekstil firması, parça başı üretim yapması için (C) ile evde hizmet sözleşmesi akdetmiştir. (C), sözleşmeye uygun şekilde ayakkabı dikimini zamanında tamamlamış ancak (B) firması, piyasada talebin düşmesi gerekçesiyle üretilen ayakkabıları teslim almaktan kaçınmış ve ifayı reddetmiştir. Hukuki analiz: Bu uyuşmazlık TBK m. 467 ve TBK m. 408 hükümleri çerçevesinde birlikte değerlendirilmelidir. İşçiyi çalıştıran işveren, ürünü kabulde temerrüde düştüğü takdirde, TBK m. 467 hükmü açıkça hizmet ediminin engellenmesi durumundaki ücret ödenmesine ilişkin hükümlere (TBK m. 408'e) atıf yapmaktadır [3], [8]. İşveren, kendi kusuru olsun veya olmasın, ifayı kabulde temerrüde düştüğü için (C)'ye sözleşmede kararlaştırılan parça başı ücretin tamamını ödemekle yükümlüdür [3], [7], [4].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: TBK m. 408'e dayalı uyuşmazlıklarda ispat yükü, iddia edilen olgulara göre yer değiştirir. İşçi (davacı), işgörme edimini ifaya hazır olduğunu ve bu edimin işveren tarafından kusurlu olarak engellendiğini ya da kabul edilmediğini kanıtlamakla yükümlüdür (HMK m. 190) [15]. Buna karşılık, işverenin indirim talep edebilmesi için, işçinin bu dönemde elde ettiği harici gelirleri veya bilerek elde etmekten kaçındığı kazançları ispat külfeti bizzat işverenin (davalının) üzerindedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Sözleşmeden doğan tazminat ve alacak talepleri bakımından genel hükümler uygulama alanı bulur. Özellikle işçi alacaklarına ilişkin olarak, ödenmeyen ücretler ve tazminatlar bağlamında TBK m. 146 vd. gereğince belirlenen kanuni zamanaşımı süreleri uygulanır [16], [17].
  • Görevli/yetkili mahkeme: İş sözleşmesinden kaynaklanan, işgörme ediminin kabul edilmemesine dayalı ücret ve tazminat talepli davalarda görevli mahkeme kural olarak İş Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin, işverenin kabul temerrüdüne düştüğü dönemde, işçinin boşta geçirdiği süreler için farazi kazançları (kazanmaktan bilerek kaçındığı yararları) re'sen ve farazi varsayımlarla ücretten indirmesi yaygın bir hatadır. Bu indirimin yapılabilmesi için somut ve ispatlanabilir delillerin işveren tarafından sunulmuş olması şarttır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, TBK m. 408 hükmünün lafzındaki yapısal durum bazı eleştirilere tabi tutulmaktadır. Hükümde, "İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse" denilerek engelleme eyleminde "kusur" şartı açıkça ifade edilmişken, evde hizmet sözleşmelerini düzenleyen TBK m. 467/1 hükmünde, işçinin kusuru olmaksızın çalışmasının engellenmesi durumunda işverenin kusurunun aranmayacağı belirtilmiştir [7], [9]. Bu kavramsal asimetri, genel hizmet sözleşmesine tabi işçiler ile evde hizmet sözleşmesine tabi işçiler arasında işverenin sorumluluğu (kusur unsurunun aranıp aranmaması) bakımından çelişkili ve dengesiz bir hukuki rejime sebep olabilmektedir [7], [8]. Doktrinde, alacaklı temerrüdünün özü itibarıyla kusur gerektirmeyen objektif bir durum olduğu göz önüne alındığında, m. 408'deki "kusuruyla" ibaresinin normun koruyucu niteliğini daralttığı vurgulanmaktadır. İşverenin kusursuz ifa engellerinde (objektif sebeplerle işverenin edimi kabul edememesi durumlarında) işçinin korunması zayıflamakta, bu riskin işçiye yüklenmesi iş hukukunun işçiyi koruma ilkesiyle tam olarak bağdaşmamaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.