Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 423

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

b. İndirimi


Madde 423 - İşçi, bir hizmet yılı içinde kendi kusuruyla toplam bir aydan daha uzun bir süreyle hizmeti yerine getirmediği takdirde işveren, çalışılmayan her tam ay için, yıllık ücretli izin süresinden bir gün indirim yapabilir.

İşçi, bir hizmet yılı içinde kendi kusuru olmaksızın hastalık, kaza, yasal bir yükümlülüğün veya kamu görevinin yerine getirilmesi gibi kişiliğine bağlı sebeplerle en çok üç ay süreyle işgörme edimini yerine getiremediği takdirde, işveren yıllık ücretli izin süresinden indirim yapamaz. İşveren, gebelik ve doğum yapma sebebiyle işgörme edimini en çok üç ay süreyle yerine getiremeyen kadın işçinin yıllık ücretli izin süresinden indirim yapamaz. Hizmet veya toplu iş sözleşmeleriyle, işçinin aleyhine hüküm doğuracak şekilde, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerine aykırı düzenleme yapılamaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 423. maddesi, hizmet sözleşmelerinde işçinin yıllık ücretli izninden yapılabilecek indirimlerin maddi ve hukuki şartlarını düzenleyen son derece kritik bir normdur. Madde, kanunun "Hizmet Sözleşmeleri" başlıklı Altıncı Bölümü içerisinde, "Tatil ve İzinler" alt başlığında sistematize edilmiştir [1, 2].

İş hukukunun temelini oluşturan dinlenme hakkı, T.C. Anayasası’nın 50. maddesinde "Dinlenmek çalışanların hakkıdır" denilmek suretiyle güvence altına alınmış olup, yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği ve tek taraflı olarak feragat edilemeyeceği anayasal bir kuraldır [3, 4]. İşçinin bir yıl boyunca çalışıp hak kazandığı bu izni kullanması, ruh ve beden sağlığı açısından mutlak bir zorunluluktur [4, 5]. TBK m. 423, bu mutlak dinlenme hakkına yapılabilecek müdahaleyi (indirimi) son derece sıkı şekil ve sürelere bağlayarak işçi lehine bir koruma kalkanı oluşturmuştur.

Kanunkoyucu, TBK m. 423 hükmünde işçinin işgörme edimini yerine getiremediği devamsızlık hallerini kusur esasına göre ikiye ayırmış; "kusurlu devamsızlık" ile "kusursuz devamsızlık" (hastalık, kaza, gebelik, doğum vb.) hallerinde izinden yapılacak indirimlerin kotalarını belirlemiştir [6, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İşçinin Kusuruyla Hizmeti Yerine Getirmemesi (m. 423/1)

Maddenin birinci fıkrası uyarınca, işveren tarafından yıllık ücretli izin süresinden indirim yapılabilmesi için işçinin bir hizmet yılı içinde kendi kusuruyla toplam bir aydan daha uzun bir süreyle iş görme borcunu yerine getirmemesi gerekmektedir [7]. Bu hükmün uygulanabilmesi için iki temel unsurun kümülatif olarak gerçekleşmesi şarttır:

  1. Kusuriyet: Devamsızlığın işçinin kendi kusurundan kaynaklanması gerekir. İşçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmemesi bu kapsamdadır.
  2. Süre Barajı: Kusurlu devamsızlığın bir hizmet yılı içinde "toplam bir aydan daha uzun" sürmesi aranmaktadır [6, 7]. Devamsızlıkların aralıklı veya tek seferde olmasının bir önemi yoktur; mühim olan bir hizmet yılı içindeki toplam süredir [7]. İndirim Oranı: Kanun, çalışılmayan her tam ay için yıllık ücretli izin süresinden ancak bir gün indirim yapılabileceğini emretmektedir [6]. Kesirler (tam aya ulaşmayan süreler) indirim hesabında dikkate alınamaz.
2.2. Kusursuz Devamsızlık Halleri: Hastalık, Kaza ve Kamu Görevi (m. 423/2)

İkinci fıkra, işçinin kusuru olmaksızın hastalık, kaza, yasal bir yükümlülüğün veya kamu görevinin yerine getirilmesi gibi kişiliğine bağlı sebeplerle işgörme edimini yerine getirememesi halini düzenler [6]. Burada işçi, iradesi dışındaki bir sebepten ötürü ifa engeli ile karşılaşmıştır. Bu gibi hallerde kanunkoyucu, işçiye "en çok üç ay" süreli bir koruma zırhı öngörmüştür [6]. Dolayısıyla, işçi kusursuz olarak üç aya kadar devamsızlık yaparsa, işveren yıllık izinden hiçbir şekilde indirim yapamaz. Ancak bu süre aşılırsa, üç ayı aşan kısım için indirim gündeme gelecektir [8].

2.3. Gebelik ve Doğum Sebebiyle Devamsızlık (m. 423/3)

Kadın işçilerin korunmasına yönelik özel bir norm olan üçüncü fıkra uyarınca; gebelik ve doğum yapma sebebiyle işgörme edimini yerine getiremeyen kadın işçinin yıllık ücretli izin süresinden, en çok üç ay süreyle indirim yapılamaz [6, 7]. Bu düzenleme, biyolojik ve sosyal bir gerçeklik olan annelik durumunu hukuki bir güvence altına almaktadır.

2.4. Hükmün Nispi Emredici Niteliği (m. 423/4)

TBK m. 423/4, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerine aykırı olarak, hizmet veya toplu iş sözleşmeleriyle "işçinin aleyhine hüküm doğuracak şekilde" düzenleme yapılamayacağını amirdir [9]. Bu durum, fıkranın nispi emredici (işçi lehine değiştirilebilir) karakterini ortaya koymaktadır. Taraflar, sözleşme ile üç aylık koruma süresini örneğin beş aya çıkarabilir; ancak iki aya indiremezler [9].

3. Sistematik İlişkiler

  • Anayasa m. 50: Hüküm, anayasal dinlenme hakkının alt yansımasıdır. Dinlenme hakkından tek taraflı feragat edilemez [3, 4].
  • 4857 Sayılı İş Kanunu m. 53-60: 4857 sayılı İş Kanunu’nda da yıllık izinler detaylıca düzenlenmiştir [5]. TBK m. 422 ve İşK m. 53'te düzenlenen asgari izin süreleri (hizmet süresine göre 14, 20, 26 gün; yaş kriterine göre asgari 2-3 hafta) indirimin yapılacağı ana matrahı oluşturur [10-12].
  • 4857 Sayılı İş Kanunu m. 55: İş Kanunu'nda "Yıllık İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller" düzenlenmiştir. İşçinin uğradığı kaza veya hastalık nedeniyle işe gidemediği günler çalışılmış gibi sayılır [13]. TBK m. 423 ile İş Kanunu m. 55 arasındaki uygulama farklılıkları ve normlar hiyerarşisi doktrinde derin tartışmalara yol açmaktadır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili iş dairelerinin (önceleri 9. ve 22. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarına göre, yıllık ücretli izin anayasal bir hak olup, bu haktan feragat edilmesi hukuken geçerli değildir [4, 5]. Yargıtay, işverenin izinden indirim yapma hakkını kullanabilmesi için, TBK m. 423'te aranan devamsızlık şartlarının katı bir biçimde ispat edilmesini aramaktadır. Yargıtay kararlarında vurgulanan temel ilke şudur: "Yıllık ücretli izin kural olarak işveren tarafından bölünemez ve keyfi indirimlere konu edilemez [14, 15]." İşverenin yıl içinde verdiği diğer dinlenme ve hastalık izinleri kural olarak yıllık izne mahsup edilemez [15]. TBK m. 423'teki sıkı şekil şartları gerçekleşmedikçe mahsup ve indirim yasağı mutlak olarak uygulanır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kusursuz Devamsızlık – Hastalık Halinde İndirim): Bir tekstil fabrikasında 5 yıldır çalışan İşçi A, geçirdiği ağır bir trafik kazası sonucu kusuru olmaksızın kesintisiz 4 ay boyunca raporlu olarak işine devam edememiştir. Hukuki analiz: TBK m. 423/2 gereğince, işçinin kusursuz olarak işgörme edimini yerine getiremediği ilk 3 aylık süre koruma altındadır ve bu süreden indirim yapılamaz. Koruma süresini aşan süre 1 aydır. Kanun, çalışılmayan her tam ay için 1 gün indirim yapılmasını öngördüğünden, işveren kusursuz olarak 4 ay işgörme borcunu ifa edemeyen İşçi A'nın yıllık ücretli izin süresinden yalnızca 1 tam gün indirim yapabilecektir [8].

Olay 2 (Kusurlu Devamsızlık Halinde İndirim): İşçi B, bir hizmet yılı içerisinde çeşitli tarihlerde mazeretsiz ve izinsiz olarak işe gelmemiş, bu devamsızlıkları işverence tutanak altına alınarak haklı nedenle fesih yoluna gidilmeyip hizmet ilişkisi devam ettirilmiştir. Toplam kusurlu devamsızlık süresi 45 gündür. Hukuki analiz: TBK m. 423/1 gereği, kusurlu devamsızlığın "bir aydan daha uzun" olması şartı gerçekleşmiştir. Ancak indirim "çalışılmayan her tam ay için" bir gün olarak yapılabilir. 45 günlük sürenin içerisinde sadece 1 tane tam ay bulunduğu için, işveren yıllık izinden yalnızca 1 gün indirim yapabilecektir [7, 8]. Artan 15 günlük süre için kesirsel bir indirim yapılamaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: İşçinin kusurlu devamsızlık yaptığını, bu devamsızlıkların sürelerini ve haklı mazeretinin bulunmadığını (tutanaklar, puantaj kayıtları vb. ile) ispat yükü kesin olarak işveren üzerindedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: İndirim yapılıp yapılmadığına dair uyuşmazlıklar genellikle iş akdinin feshinden sonra açılan alacak davalarında ortaya çıkar. Hizmet sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçinin hak kazanıp da kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki son ücreti üzerinden ödenir [16, 17]. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı, hizmet sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar [17].
  • Görevli/yetkili mahkeme: İndirim itirazları ve yıllık izin ücreti alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İşçinin veya işverenin yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
  • Yaygın uygulama hataları: İşverenlerin en sık yaptığı hata, hastalığa dayalı ilk 3 aylık devamsızlık süresi için veya 1 aydan kısa süren kusurlu devamsızlıklar için kıstelyevm (orantılı) yöntemle yıllık izinden gün düşmeleridir [8]. Bu uygulama kanuna açıkça aykırı olup mutlak butlanla batıldır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk hukuku öğretisinde (Fikret Eren, Kemal Oğuzman, Turgut Öz gibi muteber akademisyenlerin de eserlerinde genişçe tartıştığı üzere), TBK m. 423 hükmünün İsviçre Borçlar Kanunu'ndaki (OR) kökleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun kuralları arasında ciddi bir harmonizasyon sorunu bulunmaktadır. İsviçre Borçlar Kanunu (Art. 329b OR) uygulamasında devamsızlıklarda yıllık izinde indirim (Kürzung der Ferien) müessesesi detaylıca düzenlenmiş olup, TBK m. 423 hükmü bu kaynağın bir yansımasıdır.

Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu m. 55 bendi uyarınca işçinin uğradığı kaza veya hastalıktan ötürü işine gidemediği günler "yıllık izin bakımından çalışılmış gibi" sayılırken [13]; TBK m. 423 bu sürelerin 3 ayı geçmesi halinde indirim yapılabileceğini öngörmektedir. Doktrinde genel kanı, İş Kanunu'nun işçiyi koruyan daha özel nitelikli (lex specialis) kurallarının öncelikle uygulanması gerektiği yönündedir. Ancak genel kanun olan TBK'nın getirdiği katı "her tam ay için bir gün" kuralı, işçi aleyhine uygulanacak indirimi oldukça dar bir çerçeveye hapsetmiş, işçinin korunması ilkesine (favor laboratoris) hizmet eden sağlam bir bariyer oluşturmuştur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.