Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 472

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Malzeme bakımından


Madde 472 - Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur. Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür. Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 472. maddesi, eser sözleşmesinde yüklenicinin borçlarını düzenleyen "I. Yüklenicinin borçları" alt başlığının "2. Malzeme bakımından" kenar başlıklı kısmında yer almaktadır. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşmedir [1]. Bu sözleşmenin ifası sürecinde eserin meydana getirilmesi için gerekli olan malzemenin kimin tarafından sağlanacağı ve bu malzemeden doğan hukuki sorumluluğun kapsamı, TBK m. 472 hükmü ile sistematik bir biçimde sınırlandırılmıştır.

İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 365. maddesine karşılık gelen bu hüküm, eser sözleşmesinde malzemenin yüklenici tarafından sağlandığı haller (eser teslim sözleşmesi / Werklieferungsvertrag) ile malzemenin işsahibi tarafından sağlandığı halleri (olağan eser sözleşmesi) birbirinden tefrik etmektedir [2]. İlgili madde, yüklenicinin üstlendiği objektif özen ve sadakat borcunun (TBK m. 471) eserin ifa hazırlığı ve imalat sürecindeki somut bir yansıması olarak, malzemenin kalitesi ve arazinin/yerin uygunluğuna ilişkin sıkı bir ihbar (bildirim) mükellefiyeti getirmektedir [3, 4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Malzemenin Yüklenici Tarafından Sağlanması ve "Satıcı Gibi Sorumluluk" (TBK m. 472/I)

TBK m. 472/I uyarınca, malzemenin yüklenici tarafından temin edildiği durumlarda (eser teslim sözleşmesi), yüklenici bu malzemenin ayıplı olmasından dolayı işsahibine karşı "satıcı gibi" sorumlu tutulmuştur. Bu durum, yüklenicinin sadece imalat (işgörme) edimini değil, aynı zamanda mülkiyeti devir borcunu da üstlendiği karmaşık bir edim yapısını ifade eder [5, 6]. Malzemenin kalitesinin sözleşmede açıkça kararlaştırılmadığı hallerde, TBK m. 86 (çeşit borçları) gereğince yüklenicinin seçeceği edimin ortalama nitelikten (orta kaliteden) daha düşük olmaması esastır [7]. Yüklenici, tedarik ettiği malzemenin ayıplı olması halinde, ifa ettiği eserin dolaylı veya doğrudan kusurlu hale gelmesinden ayıba karşı tekeffül hükümleri bağlamında sorumlu olacaktır [8].

2.2. Malzemenin İşsahibi Tarafından Sağlanması ve İade Borcu (TBK m. 472/II)

Eserin inşası veya imalatı için gerekli materyallerin işsahibince sağlandığı durumlarda (olağan eser sözleşmesi), yüklenici bu malzemeyi doğrudan işgörme fiiline konu edecektir [2]. TBK m. 472/II, yükleniciye bu malzemeyi "gereken özeni göstererek kullanmak", kullanımdan "hesap vermek" ve artan kısmı "geri vermek" şeklinde ifaya yardımcı yan borçlar yüklemiştir [3]. Yüklenici, bu materyallerin zilyedi sıfatıyla onları israf etmemek ve fenne uygun kullanmak zorundadır.

2.3. Yüklenicinin İhbar (Uyarma) Yükümlülüğü (TBK m. 472/III)

Eser sözleşmesinde yüklenici, mesleki uzmanlığa sahip olan taraftır. TBK m. 472/III gereğince; işsahibinin sağladığı malzemenin ayıplı olduğu, eserin yapılması için gösterilen yerin/arsanın uygun olmadığı veya eserin gereği gibi/zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başkaca bir durum ortaya çıktığında, yüklenici bunu "hemen" işsahibine bildirmek zorundadır [9, 10]. Bu ihbar yükümlülüğü, bilgi açıklaması niteliğinde olup, yüklenicinin eserin meydana getirilmesinde oluşabilecek zararların illiyet bağını kesmesi için öngörülmüş yasal bir külfettir [11, 12].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 471 (Özen ve Sadakat Borcu) ile İlişkisi: TBK m. 472'de yer alan malzemenin kontrolü ve yerin/arsanın uygunluğunu denetleme borcu, TBK m. 471'de ifade edilen "basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranış" kıstasının somutlaşmış halidir [1, 13]. Yüklenicinin ihbar külfetini ihlal etmesi, doğrudan genel özen borcuna aykırılık teşkil eder [14].
  • TBK m. 476 (İşsahibinin Sorumluluğu) ile İlişkisi: TBK m. 476 uyarınca, eserin ayıplı olmasının işsahibine yüklenebilecek bir nedenden (örneğin hatalı talimat) kaynaklanması halinde yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ancak doktrinde de belirtildiği üzere, yüklenici TBK m. 472/III uyarınca tehlikeyi ve ayıbı işsahibine bildirmezse, TBK m. 476'nın sağladığı korumadan faydalanamaz ve ayıbın meydana gelmesine iştirak etmiş sayılır [14].
  • TBK m. 86 (Çeşit Borçları) ile İlişkisi: Malzemenin yüklenici tarafından sağlandığı hallerde malzemenin cinsi açıkça belirtilmemişse, TBK m. 86 kıyasen uygulanır ve malzemenin piyasa koşullarına göre asgari "orta kalitede" olması aranır [7].
  • TBK m. 478 (Zamanaşımı) ve Satış Sözleşmesi (TBK m. 219 vd.) ile İlişkisi: TBK m. 472/I'deki "satıcı gibi sorumludur" ibaresine rağmen, yüklenicinin ayıplı malzemeden doğan sorumluluğuna satış sözleşmesinin (TBK m. 231) kısa zamanaşımı süreleri değil, eser sözleşmesinin zamanaşımını düzenleyen TBK m. 478 hükümleri (taşınır yapılarda 2, taşınmazlarda 5, ağır kusurda 20 yıl) uygulanır [15].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında TBK m. 472 ve mülga BK m. 357 hükümleri, yüklenicinin "uzmanlığı" karinesi etrafında şekillenmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, yüklenicinin malzeme itibariyle sorumluluğu "satıcı gibi" tekeffül sorumluluğudur. Eğer malzeme kalitesi sözleşmede net olarak belirlenmemişse, 6098 sayılı TBK’nın 86. maddesi uyarınca yüklenicinin kullanacağı malzeme "orta kaliteden daha düşük olamaz" ve sözleşmenin amacına uygun (fen ve sanat kurallarına elverişli) olmalıdır [7].

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarihli bir kararında, eserin zemin betonundaki hatalara ilişkin olarak şu husus tespit edilmiştir: "...davalının savunmasında belirttiği 'zemin betonunun hatalı' olup olmadığı belirlendikten sonra varsa zemindeki bozukluğun işin ehli ve basiretli tacir olan davalı yüklenici tarafından öngörülebilecek nitelikte olup olmadığının, öngörülebilir nitelikte olması durumunda yüklenicinin zemindeki bozukluğu işsahibine TBK m. 472/3 gereğince derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği de araştırılmalıdır." [16, 17]. Karardan da anlaşılacağı üzere, yüklenici basiretli bir meslek mensubu sıfatıyla arsadaki zemin ayıplarını peşinen öngörmek ve işsahibini uyarmak zorundadır; aksi takdirde sonuçlara kendisi katlanır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Malzemenin Yüklenici Tarafından Sağlanması): Bir işsahibi, müstakil evinin ısınma tesisatının yapılması için bir mühendislik firması (yüklenici) ile anahtar teslim eser sözleşmesi akdetmiştir. Sözleşmede boruların markası belirtilmemiş, sadece "ısıtma sisteminin kurulması" taahhüt edilmiştir. Yüklenici, piyasada bulunan en düşük kalitedeki ve standart dışı boruları kullanarak tesisatı tamamlamış; ancak teslimden iki ay sonra boruların basınca dayanamayarak çatlaması sonucu evde su baskını meydana gelmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 472/I uyarınca, malzemeyi sağlayan yüklenici malzemenin ayıplı olmasından satıcı gibi sorumludur [3]. Malzemenin cinsi açıkça kararlaştırılmadığından, TBK m. 86 bağlamında yüklenici orta kaliteden aşağı malzeme kullanamaz [7]. Yüklenici, boruların ayıbından ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan ayıplı ifadan dolayı kusursuz olarak (ayıba karşı tekeffül) ve aynı zamanda doğan zararlardan (TBK m. 112 uyarınca) sorumludur.

Olay 2 (İşsahibinin Arsasının Ayıplı Olması ve İhbar Yükümlülüğü): İşsahibi, mülkiyeti kendisine ait eğimli ve yumuşak zeminli bir arazi üzerine istinat duvarı örmesi için bir yüklenici ile anlaşmıştır. Zemin etüdü yapılmadan çalışmaya başlayan yüklenici, temeli kazdığında zeminin sıvılaşmaya müsait ve kaygan olduğunu fark etmiş ancak projeyi durdurmayarak işsahibine hiçbir bildirimde bulunmadan duvarı inşa etmiştir. İlk şiddetli yağmurda zemin kaymış ve duvar çökmüştür. Hukuki analiz: TBK m. 472/III gereğince, eserin yapılması için gösterilen yerin/arsanın ayıplı olduğu anlaşıldığı durumlarda yüklenici bunu "hemen" işsahibine bildirmek zorundadır [9, 10]. Yüklenici bu durumu fark etmiş olmasına rağmen ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiğinden, eserin (duvarın) çökmesinden doğan sonuçlardan münhasıran kendisi sorumludur. Yüklenici, "arsa işsahibine aitti" diyerek TBK m. 476 hükmüne dayanıp sorumluluktan kurtulamaz [14].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Yüklenici, işsahibinin temin ettiği malzemenin veya arazinin ayıplı olduğunu kendisine derhal bildirdiğini ispatla mükelleftir [12, 18]. Bu uyarı ispat hukuku bakımından kural olarak şekle tabi olmasa da, ihtilaflarda HMK hükümleri gereği yazılı (ihtarname, e-posta, tutanak) yapılması elzemdir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Yüklenicinin sağladığı malzemeden kaynaklanan ayıplarda, TBK m. 472/I hükmünde yer alan "satıcı gibi sorumludur" ibaresine dayanılarak satış sözleşmesindeki zamanaşımı sürelerine gidilmez. Hukuki rejim eser sözleşmesi olduğundan, TBK m. 478 gereği taşınmaz yapılarda 5 yıl, diğer eserlerde 2 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır [15, 19].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olması durumunda Asliye Ticaret Mahkemesi, işsahibinin tüketici (mesleki veya ticari amaç gütmeyen gerçek/tüzel kişi) olması halinde Tüketici Mahkemesi, diğer genel hallerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Yüklenicilerin, işsahibinin dayattığı hatalı malzemeyi veya yanlış projeyi sözlü itirazlarla veya hiç itiraz etmeden uygulamaları en sık rastlanan hatadır. Yüklenici, uzman sıfatıyla bu hatanın eserin selametini tehlikeye düşüreceğini açıkça ve ispat edilebilir biçimde bildirmedikçe sorumluluktan kurtulamaz [20].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TBK m. 472/I (ve karşılığı OR m. 365/1) hükmünde yer alan "satıcı gibi sorumludur" (vendeur / Verkäufer) ibaresi, kanun yapım tekniği ve kavramsal netlik açısından yoğun olarak eleştirilmektedir [21, 22]. Tercier, Bieri, Carron gibi İsviçre doktrini yazarları ile Türk doktrinindeki bazı yazarlara (örn. Gümüş) göre, bu hükmün lâfzı yanıltıcıdır. Madde metnindeki "satıcı gibi sorumluluk" ifadesinin, aslında eşyanın taşıdığı fiziki ayıptan ziyade satıcının "zapttan sorumluluğuna" (hukuki ayıba) yönelik tarihi bir gönderme olduğu savunulmuştur [22, 23]. Zira yüklenicinin, bizzat ürettiği veya dışarıdan sağladığı malzemedeki kalite eksikliği zaten kendi işgörme ediminin ayıplı ifasıdır ve eser sözleşmesinin kendi iç dinamikleri (TBK m. 474 vd.) ile çözümlenmelidir. Satış sözleşmesine yapılan bu yollama, sadece zapt ve mülkiyetin geçişi sorunlarında yahut zamanaşımı tartışmalarında suni çelişkiler yaratmaktadır. Ancak pozitif hukuk uygulaması ve Yargıtay içtihatları, bu akademik tartışmaları genellikle bir kenara bırakarak, maddeyi doğrudan yüklenicinin eser teslim sözleşmelerinde malzeme kalitesinden kaynaklanan ayıplara karşı genel garantisi olarak uygulamaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.