Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 521

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

B. Ücret I. Hak etme zamanı


Madde 521 - Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir. Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Vekâlet İlişkileri" başlıklı dokuzuncu bölümünün üçüncü ayrımında yer alan simsarlık sözleşmesi, niteliği itibarıyla vekâlet sözleşmesinin özel bir türünü teşkil etmektedir [1]. TBK m. 520 hükmünde simsarlık sözleşmesi; "simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme" olarak tanımlanmıştır [2]. TBK m. 521 hükmü ise, bu sözleşmenin en asli unsuru olan "simsarın ücrete hak kazanma zamanını ve şartlarını" düzenlemektedir.

Simsarlık ilişkisinde simsarın üstlendiği edim kural olarak bir sonuç borcudur. Simsar, harcadığı mesai veya emeğin karşılığında değil, ancak ve ancak hedeflenen asıl sözleşmenin başarıyla kurulması neticesinde ücrete hak kazanır [1, 3]. Bu yönüyle TBK m. 521/1 hükmü, simsarlık sözleşmesinde "başarı şartı" prensibini yasal bir zemine oturtmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası, asıl sözleşmenin geciktirici bir koşula (taliki şarta) bağlanması ihtimalini düzenlerken; üçüncü fıkra, simsarın faaliyetleri sırasında yaptığı masrafların (giderlerin) tazmini meselesini ele almaktadır [4].

İsviçre Borçlar Kanunu (OR) ve Türk hukukundaki doktrin tartışmaları ışığında, TBK m. 521 hükmünün nispi emredici nitelikte mi yoksa tamamen yedek hukuk kuralı mı olduğu sıklıkla tartışılmış; hâkim görüş, tarafların sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bu kuralın aksini (örneğin asıl sözleşme kurulmasa dahi ücrete hak kazanılacağını) kararlaştırabilecekleri yönünde şekillenmiştir [5, 6]. Ancak bu durumda sözleşmenin tipik bir simsarlık sözleşmesi olmaktan çıkıp, vekâlet veya atipik bir işgörme sözleşmesine dönüşeceği de doktrinde ifade edilmektedir [1, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Asıl Sözleşmenin Kurulması

TBK m. 521/1 uyarınca simsarın ücrete hak kazanabilmesinin öncelikli ve zorunlu şartı, aracılık faaliyeti neticesinde müvekkil ile üçüncü kişi arasında hedeflenen "asıl sözleşmenin" geçerli bir biçimde kurulmuş olmasıdır [5, 8]. Asıl sözleşme kurulmadıkça, simsarın sözleşme görüşmeleri için harcadığı yoğun çaba, zaman ve emek hukuken bir anlam ifade etmez ve ücrete hak kazandırmaz [3, 9]. Taraflar arasında irade uyuşmazlığı, şekil eksikliği veya ehliyetsizlik gibi sebeplerle asıl sözleşme geçersiz olarak kurulmuşsa, simsar yine ücrete hak kazanamaz [10]. Ancak asıl sözleşme şeklen geçerli bir şekilde kurulmuş ve taraflar daha sonra kendi iradeleriyle sözleşmeyi bozmuşlarsa (örneğin ikale ile), bu durum kural olarak simsarın doğmuş olan ücret hakkını ortadan kaldırmaz [11].

2.2. İlliyet Bağı (Nedensellik)

Asıl sözleşmenin kurulmuş olması tek başına yeterli değildir; kurulan bu sözleşme ile simsarın yürüttüğü aracılık faaliyeti arasında uygun bir "illiyet bağı" (nedensellik bağı) bulunmalıdır [12, 13]. Doktrinde bu illiyet bağının "psikolojik illiyet" olduğu belirtilmektedir [12]. Yani simsarın çabası, tarafların asıl sözleşmeyi kurma yönündeki iradelerinin oluşumunda etkili olmalıdır. Şayet simsarın faaliyeti ile asıl sözleşmenin kurulması arasında illiyet bağı yoksa (örneğin müvekkil ile üçüncü kişi simsarın müdahalesi olmaksızın kendi çabalarıyla veya başka bir simsar vasıtasıyla bir araya gelip sözleşme yapmışlarsa), simsar ücrete hak kazanamaz [14, 15]. Ancak illiyet bağının varlığı için simsarın sözleşme görüşmelerine bizzat katılması şart değildir; fırsat gösterme simsarlığında tarafları bir araya getirmesi dahi illiyet bağının varlığı için yeterli kabul edilebilir [13].

2.3. Geciktirici Koşul (Şart)

TBK m. 521/2 uyarınca, "Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir." [4]. Geciktirici koşul (taliki şart), sözleşmenin hüküm ifade etmesini, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan gelecekteki bir olguya bağlar [16]. Esas sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa, simsarın ücret alacağı sözleşmenin kurulduğu anda değil, koşulun gerçekleştiği anda muaccel hale gelir [16]. Şayet geciktirici koşul kesin olarak gerçekleşmezse, asıl sözleşme hukuki sonuç doğurmayacağından simsar da ücrete hak kazanamaz [16]. Buna karşılık, asıl sözleşme bozucu koşula (infisahi şarta) bağlı olarak kurulmuşsa, kanunda bu husus açıkça düzenlenmemekle birlikte doktrinde, ücret alacağının sözleşmenin kurulmasıyla doğacağı, ancak bozucu koşulun gerçekleşmesiyle ödenen ücretin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerekeceği kabul edilmektedir [17].

2.4. Giderlerin Ödenmesi (Masraflar)

Kural olarak simsar, asıl sözleşmenin kurulması amacıyla yaptığı olağan hazırlık ve pazarlama masraflarını, hak edeceği simsarlık ücretinin içinden karşılar [18]. Asıl sözleşme kurulamazsa, simsar kural olarak yaptığı giderlerin tazminini isteyemez. Ancak TBK m. 521/3 hükmü bu kurala bir istisna getirerek; sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması kaydıyla, asıl sözleşme kurulmasa dahi simsarın yapmış olduğu giderlerin müvekkil tarafından ödeneceğini hükme bağlamıştır [4]. Giderlerin talep edilebilmesi için mutlak surette taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesinde buna ilişkin açık bir hüküm (anlaşma) bulunması şarttır [18, 19].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 520 (Simsarlık Sözleşmesinin Tanımı ve Şekli): TBK m. 521, m. 520'deki tanımla organik bir bütünlük içindedir. M. 520'de yer alan "bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı" ifadesi, m. 521'de ayrıntılı olarak formüle edilmiştir [2]. Ayrıca m. 520/3 uyarınca taşınmaz simsarlığının yazılı şekil şartına tabi olması, m. 521 bağlamında ücretin talep edilebilmesi için mutlak geçerlilik şartıdır [20]. Şekil şartına uyulmadan yapılan simsarlık sözleşmesinde, m. 521 kapsamında bir ücret veya gider talebinde bulunulamaz [21, 22].
  • TBK m. 522 (Ücretin Belirlenmesi): Simsarın m. 521 uyarınca hak kazandığı ücretin miktarı sözleşmede belirlenmemişse, m. 522 devreye girer ve ücretin tarifeye, tarife yoksa teamüle göre belirlenmesini emreder [23].
  • TBK m. 170 vd. (Koşula Bağlı Sözleşmeler): TBK m. 521/2'de yer alan geciktirici koşul kavramının hukuki rejimi, doğrudan TBK m. 170 ve devamı hükümlerine tabidir [16].
  • TBK m. 147 (Zamanaşımı): Simsarlık ücretinin talep edilebilmesi, beş yıllık özel zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, m. 521 uyarınca asıl sözleşmenin kurulduğu (veya geciktirici koşulun gerçekleştiği) andan itibaren işlemeye başlar [24, 25].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, TBK m. 521 (ve mülga BK m. 405) hükmünün uygulanmasında istikrarlı bir içtihat geliştirmiştir:

  • Asıl Sözleşmenin Kurulması Şartı Üzerine (YHGK E. 2008/19-398, K. 2008/407): Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre; tellallık (simsarlık) ücretini talep hakkı, simsarlık sözleşmesinin imzalanmasıyla değil, kural olarak asıl sözleşmenin kurulmasıyla doğar. Simsar tarafından önerilen sözleşmeyi yapıp yapmamak tamamen müvekkilin arzu ve takdirine bırakılmıştır. Müvekkil, simsarın bulduğu kişiyle sözleşme yapmayı reddederse, simsarın hazırlık hareketlerinin bir önemi kalmaz ve ücret ödenmez [3, 26].
  • Hazırlık İşlemleri ile Ücrete Hak Kazanılması (Y. 3. HD E. 2006/4173, K. 2006/6487): Yargıtay, tarafların sözleşme özgürlüğü kapsamında TBK m. 521/1 kuralının aksini kararlaştırabileceklerini kabul etmektedir. Bir kararda, sözleşmede "aracılık hizmet ücretinin her koşulda ödeneceğinin" açıkça düzenlenmesi halinde, asıl sözleşme kurulmasa bile sadece hazırlık işlemlerinin ikmaliyle simsarın ücrete hak kazanacağı hüküm altına alınmıştır [27, 28]. (Doktrinde bu durumun simsarlığı vekâlet sözleşmesine dönüştürdüğü eleştirisi saklıdır).
  • Yazılı Şekil Şartının Ücret Talebine Etkisi (Y. 13. HD E. 2004/15586, K. 2005/4066): Taşınmaz simsarlığına ilişkin sözleşmeler yazılı yapılmadıkça (örneğin sadece faturaya itiraz edilmemiş olması) geçerli olmaz. Yazılı şekil eksikliği varsa, simsar TBK m. 521 kapsamında ücret veya gider alacağı talep edemez [21].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Satıcı (A), taşınmazının satışı için simsar (S) ile yazılı bir taşınmaz simsarlığı sözleşmesi akdetmiştir. (S), taşınmazı alıcı adayı (B)'ye gezdirmiş ve tarafları bir araya getirmiştir. Ancak (A) ve (B) bedel üzerinde anlaşamamış ve görüşmeler sonlanmıştır. Aradan 8 ay geçtikten sonra (A) ve (B), ortak bir tanıdıklarının düğününde tesadüfen karşılaşmış, yeniden pazarlık yaparak taşınmazın satışı hususunda tapuda işlemi gerçekleştirmişlerdir. (S), satışın gerçekleştiğini öğrenince (A)'dan simsarlık ücreti talep etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 521/1 uyarınca simsarın ücrete hak kazanması için asıl sözleşmenin simsarın faaliyeti sonucunda kurulması (illiyet bağı) şarttır. Olayda (S)'nin faaliyeti ile aylar sonra kurulan sözleşme arasındaki psikolojik ve fiili illiyet bağı kesilmiştir [14]. Satış, tarafların tesadüfen yeniden bir araya gelmesiyle ve yeni şartlarla kurulduğundan, simsar (S) ücrete hak kazanamaz [14, 15].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Müvekkil (M), kendisine bir ticari işletme devralması amacıyla simsar (S) ile anlaşmıştır. (S)'nin yoğun çabaları sonucunda (M), satıcı (X) ile bir ticari işletme devir sözleşmesi imzalamıştır. Ancak sözleşmeye, "İşletmenin bulunduğu belediyeden X adına düzenlenmiş ruhsatın iptal edilip, M adına yeni bir işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi kaydıyla bu sözleşme hüküm ifade edecektir" şeklinde bir madde eklenmiştir. (S), sözleşme imzalanır imzalanmaz (M)'den ücretini talep etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 521/2 hükmü gereğince, asıl sözleşme geciktirici bir koşula (taliki şarta) bağlanmışsa, simsarın ücret hakkı ancak bu koşulun gerçekleşmesiyle doğar [4, 16]. Olayda belediyenin ruhsat devrine onay vermesi bir geciktirici koşuldur. Bu nedenle (S)'nin ücret alacağı henüz muaccel olmamıştır. Ruhsat verilirse ücret talep edilebilir; verilmezse asıl sözleşme hukuki sonuç doğurmayacağından (S) ücrete hak kazanamaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Ücret alacağı davasında simsar; öncelikle geçerli bir simsarlık sözleşmesinin varlığını (taşınmaz simsarlığında yazılı delille), ardından asıl sözleşmenin müvekkil ile üçüncü kişi arasında kurulduğunu ve bu sözleşmenin kendi aracılık faaliyeti (illiyet bağı) sonucunda akdedildiğini ispat etmekle yükümlüdür [5, 13].
  • Zamanaşımı / Süreler: Simsarlık ücreti ve giderlerin tazmini talepleri, TBK m. 147/5 uyarınca (vekâlet ilişkilerinden doğan alacaklar kapsamında) 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı süresi, asıl sözleşmenin kurulduğu veya geciktirici koşulun gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar [24].
  • Görevli/yetkili Mahkeme: Simsarlık ilişkilerinde tarafların sıfatı görevli mahkemeyi belirler. Müvekkil tüketici işlemi kapsamında hareket ediyorsa Tüketici Mahkemeleri; tarafların her ikisi de tacir ve iş ticari işletmeleriyle ilgiliyse Asliye Ticaret Mahkemeleri; aksi durumlarda Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme genel yetki kurallarına (HMK m. 6 vd.) göre tayin edilir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada emlak simsarlarının (emlakçıların), alıcı ve satıcıyı bir araya getiren ancak sadece "hazırlık işlemleri" mahiyetinde olan sözleşmeler üzerinden (asıl sözleşme tapuda kurulmadan veya resmi satış vaadi yapılmadan) komisyon veya cezai şart talep etmeleri sıklıkla karşılaşılan bir hatadır [3, 26]. Aynı şekilde, sözleşmede açık bir "giderlerin ödeneceğine dair hüküm" (TBK m. 521/3) bulunmadığı halde, asıl sözleşme kurulmadığında yapılan ilan ve reklam masraflarının müvekkilden talep edilmesi hukuken mesnetsizdir [18, 19].

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 521 hükmünün, özellikle birinci fıkrasında yer alan "ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa" ibaresinin emredici nitelikte olup olmadığı Türk ve İsviçre doktrininde derin tartışmalara neden olmuştur. Kanun koyucunun "ancak" ibaresini kullanması ilk bakışta kuralın mutlak surette uygulanması gerektiği izlenimi yaratsa da, doktrindeki hâkim görüş bu kuralın nispi emredici dahi olmadığını, tamamen yedek hukuk kuralı niteliği taşıdığını savunmaktadır [6].

Bununla birlikte, tarafların sözleşmeye "asıl sözleşme kurulmasa dahi ücrete hak kazanılacaktır" şeklinde kayıtlar koymasının, simsarlık sözleşmesinin hukuki mahiyetini (karakterini) değiştirip değiştirmeyeceği tartışmalıdır. Doktrindeki bir görüşe göre, başarı şartının tamamen ortadan kaldırılması, sözleşmeyi simsarlık olmaktan çıkarıp genel vekâlet veya atipik bir hizmet sözleşmesine dönüştürür [1]. Zira simsarlığın kurucu ve ayırt edici vasfı, netice riskinin (ücret alamama riskinin) simsar üzerinde bırakılmasıdır.

Buna ek olarak, uygulamada simsarların matbu (genel işlem koşulu) niteliğindeki sözleşmelerle, başarı şartı aranmaksızın ücrete hak kazanacaklarına dair düzenlemeler yapmaları, TBK m. 21 ve devamı ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un haksız şartlara ilişkin emredici hükümleri karşısında çoğunlukla geçersiz kabul edilmekte ve dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereğince yargısal denetime tabi tutulmaktadır [29]. Bu bağlamda, TBK m. 521/1 hükmünün lafzi formülasyonunun zayıf olduğu; "Sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça..." gibi bir ifadenin kuralın yedek hukuk kuralı vasfını daha net ortaya koyacağı yönünde haklı eleştiriler mevcuttur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.