Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 524

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

IV. Evlenme simsarlığı


Madde 524 - Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) Özel Borç İlişkileri kısmında, Simsarlık Sözleşmesi başlığı altında yer alan 524. madde, evlenme simsarlığını düzenleyen ve bu sözleşmeden doğan ücret alacağının hukuki niteliğini belirleyen emredici bir kanun hükmüdür [1]. Madde metninde açıkça "Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz" denilmek suretiyle, bu sözleşmeden doğan ücret alacağı bir "eksik borç" (naturalis obligatio) olarak nitelendirilmiştir [1, 2].

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (eBK) döneminde bu husus, “Evlenme tellallığı, ücrete hak bahşetmez” şeklinde düzenlenmişti [2]. Ancak bu lafzi formülasyon, evlenme simsarlığı sözleşmesinin tamamen geçersiz olduğu veya hiçbir şekilde bir ücret hakkının doğmadığı şeklinde hatalı yorumlara sebebiyet vermekteydi. 6098 sayılı TBK m. 524 ile bu ifade isabetli bir şekilde değiştirilmiş, sözleşmenin geçerli olduğu ve bir ücret hakkının doğduğu kabul edilmekle birlikte, bu hakkın "dava ve cebri icra" yoluyla talep edilebilme vasfı ortadan kaldırılmıştır [2].

Kanun koyucu, evlenme simsarlığını bir meslek veya sözleşme türü olarak mutlak surette yasaklamamıştır [2]. Ücret karşılığında evlenmeye aracılık edilmek üzere bir simsarlık sözleşmesi yapılması mümkündür ve kurulan bu sözleşme kural olarak geçerlidir [2]. Ancak evlilik kurumunun toplum nezdindeki kutsal niteliği ve insan onuru dikkate alınarak, evliliğin salt bir ticari kazanç kapısı haline getirilmesini önlemek maksadıyla, bu sözleşmeden doğan alacak hakkına devletin cebri icra gücü (dava ve icra edilebilirlik) tanınmamıştır [3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Evlenme Simsarlığı Kavramı

Evlenme simsarlığı, bir evlilik sözleşmesinin kurulmasına yönelik olarak taraflara fırsat göstermeyi veya onların bir araya gelerek evlenmelerine aracılık etmeyi konu edinen spesifik bir simsarlık türüdür [2]. Simsarlık sözleşmesinin genel tanımını içeren TBK m. 520 fıkra 1 uyarınca simsarın temel borcu, "taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanması veya kurulmasına aracılık edilmesi"dir [4]. Evlenme simsarlığında ise bu faaliyet, asıl sözleşme niteliğindeki "evlenme" akdinin gerçekleşmesi amacına yöneliktir [2, 5].

2.2. Eksik Borç (Naturalis Obligatio) Niteliği ve İfa Edilebilirlik

TBK m. 524 uyarınca evlenme simsarlığından doğan ücret alacağı eksik borç niteliğindedir [3]. Eksik borçlar, borç ilişkisinin maddi olarak var olduğu ve ifa edilebildiği, ancak borçlunun kendi isteğiyle ifa etmemesi halinde alacaklının mahkeme veya icra daireleri aracılığıyla devletin cebri gücünü kullanamadığı borçlardır. Doktrinde de vurgulandığı üzere, kumar ve bahisten doğan borçlar (TBK m. 604-605) ile evlenme simsarlığından doğan borçlar, yasa koyucu tarafından aynı eksik borç kategorisinde değerlendirilmiştir [3]. Dolayısıyla aracılık faaliyeti sonucunda evlilik gerçekleşmiş olsa dahi, simsarın mahkemeye başvurarak ücretin ödenmesini talep etmesi hukuken mümkün değildir [2].

2.3. İfa Halinde Sebepsiz Zenginleşme Talebi Yasağı

Eksik borçların en temel karakteristik özelliklerinden biri, borçlunun borcu kendi özgür iradesiyle ifa etmesi halinde, bu ifanın geçerli bir ifa sayılması ve sonradan geri istenememesidir. TBK m. 524 kapsamında müvekkil, evlenme simsarına sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödemişse, ödediği bu bedeli daha sonradan sebepsiz zenginleşme (TBK m. 78 vd.) hükümlerine dayanarak geri (iade) talep edemez [3]. Zira ortada geçersiz bir borç değil, dava edilebilirliği sınırlandırılmış geçerli bir borç ilişkisi ve buna istinaden yapılmış geçerli bir ifa bulunmaktadır [3].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 520 (Simsarlık Sözleşmesinin Tanımı): Evlenme simsarlığı, m. 520'de tanımlanan genel simsarlık sözleşmesinin bir alt türüdür [2, 4]. Bu nedenle aracılık ve fırsat gösterme fiillerinin gerçekleşip gerçekleşmediği m. 520 vd. genel hükümlerine göre belirlenir.
  • TBK m. 78 (Sebepsiz Zenginleşme): Evlenme simsarlığından doğan borcun eksik borç olması hasebiyle, ifa edilmiş olan simsarlık ücretinin iadesi TBK m. 78 kapsamında talep edilemez; zira borçlunun kendi rızasıyla eksik borcu ifa etmesi, sebepsiz zenginleşme davasına cevaz vermez [3].
  • TBK m. 27 (Sözleşme Özgürlüğünün Sınırları / Kesin Hükümsüzlük): Kanun koyucu evlenme simsarlığı sözleşmesini m. 27 kapsamında mutlak surette "ahlaka veya adaba aykırı" (kesin hükümsüz) saymamış, sadece dava edilebilirliğini kaldırmıştır [2, 3]. Sözleşmenin geçersizliği (butlanı) değil, yalnızca cebri icra edilemezliği söz konusudur. Ancak bir görüşe göre, ücret yönünden senet verilmiş olması veya icra takibi yapılması hallerinde, işlem sadece ücretin tahsili yönünden geçersiz (iptal edilebilir) sayılmalıdır [5].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, kanun koyucunun dava ve takip yasağı koyduğu eksik borçlarda mahkemelerce davanın esastan reddine karar verilmelidir. Evlenme simsarlığı kapsamında simsarın alacak davası açması halinde, mahkeme TBK m. 524 hükmünü re'sen (kendiliğinden) dikkate alacaktır.

Öte yandan, eğer simsar, müşteri konumundaki şahıstan alacağına karşılık bir kambiyo senedi (bono, poliçe vb.) almış ve bunu icra takibine koymuşsa, borçlu menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını kanıtlayabilir. İlgili Yargıtay içtihatlarıyla da uyumlu doktrin görüşleri uyarınca; bu tür bir durumda senedin ve icra takibinin iptali gündeme gelir, zira eksik borç tahsil amacıyla cebri icra vasıtalarına (kambiyo senetlerine) konu edilemez [5].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Profesyonel olarak "çöpçatanlık ve evlilik danışmanlığı" faaliyeti yürüten (A) kurumu, (B) kişisi ile evlenme simsarlığı sözleşmesi akdetmiş ve (B)'yi (C) ile tanıştırmıştır. (B) ile (C) bir süre sonra evlenmişlerdir. Ancak (B), sözleşmede kararlaştırılan 100.000 TL aracılık ücretini (A)'ya ödememiştir. Bunun üzerine (A), asliye hukuk mahkemesinde alacak davası açmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 524 emredici hükmü gereğince, evlenme simsarlığından doğan ücret alacağı dava edilemez ve icra takibine konu edilemez [1, 2]. Bu alacak bir eksik borç (naturalis obligatio) niteliğinde olduğundan [3], mahkemenin davayı esastan reddetmesi gerekmektedir. (A) kurumunun aracılık hizmetini tam ve gereği gibi ifa etmiş olması, davanın reddini engellemeyecektir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Evlenme simsarı (X)'in aracılığı ile tanışıp evlenen (Y), sözleşme gereği ödemeyi taahhüt ettiği 50.000 TL simsarlık ücretini düğünden bir hafta sonra (X)'in banka hesabına havale etmiştir. Ancak bir ay sonra (Y), eşiyle tartışmış ve boşanma kararı almıştır. (Y), "TBK m. 524 uyarınca evlenme simsarlığından ücret talep edilemeyeceğini" öğrenerek, ödediği 50.000 TL'yi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak (X)'ten geri istemiş ve iade davası açmıştır. Hukuki analiz: (Y)'nin talebi reddedilmelidir. Her ne kadar TBK m. 524 evlenme simsarlığından doğan ücret alacağının dava edilemeyeceğini düzenlese de, söz konusu borç bir eksik borçtur ve kendi isteğiyle gönüllü olarak ifa edilen eksik borçlar sebepsiz zenginleşme davasına konu edilemez [3]. İfa, hukuken geçerli bir nedene dayandığından, (X) aldığı ücreti iade etmekle yükümlü tutulamaz [3].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Şayet simsar, alacağını tahsil etmek için bir alacak davası açarsa, uyuşmazlığın kaynağının "evlenme simsarlığı" olduğunu ispat yükü, dava konusu talebi reddeden (kendisine husumet yöneltilen) davalıya düşer. Davalı bu hususu kanıtladığı anda, mahkemece dava reddedilir. Gönüllü ödemenin geri istendiği hallerde ise, ödemenin eksik borcun ifası niteliğinde olduğunu simsar ispat etmelidir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Evlenme simsarlığı alacağı dava edilemediği için, normal şartlarda dava zamanaşımı sürelerinin (TBK m. 146 vd.) işletilmesi pratik bir hukuki himaye sağlamaz. Zira alacak, niteliği gereği takip edilemez durumdadır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Görevli mahkeme genel hükümlere göre Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemesi olabilmekle birlikte, görevli mahkeme hangisi olursa olsun dava, TBK m. 524 uyarınca talep hakkının (dava hakkının) bulunmaması (eksik borç) nedeniyle esastan reddedilmelidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada evlenme simsarlığı faaliyeti yürüten ajans veya şahısların, ücreti garanti altına almak maksadıyla hizmet öncesinde müşterilerden kambiyo senedi (bono) almaları sık rastlanan bir durumdur. Bu senetlerin icraya konulması halinde, asıl borç ilişkisinin (temel ilişkinin) evlenme simsarlığı (eksik borç) olduğu hususunun borçlu tarafından menfi tespit davası yoluyla ileri sürülmesi ve senedin iptalinin sağlanması gerektiği [5], ancak borçluların süresi içinde itiraz etmeyerek hak kaybına uğradığı gözlemlenmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrin bağlamında TBK m. 524 hükmü önemli bir hukuki evrimi temsil etmektedir. Mülga 818 sayılı BK döneminde metinde yer alan "Evlenme tellallığı, ücrete hak bahşetmez" lafzı, sözleşmenin baştan itibaren kesin hükümsüz (batıl) olduğu şeklinde ağır eleştirilere ve yargısal çelişkilere neden olmuştur. Zira bu lafzın literal (sözel) yorumu, sanki ücretin gönüllü olarak dahi ödenemeyeceği izlenimi yaratmaktaydı.

6098 sayılı TBK m. 524 ile getirilen "dava açılamaz ve takip yapılamaz" şeklindeki modern İsviçre Borçlar Kanunu'na (OR) paralel formülasyon, doktrinde çok olumlu karşılanmıştır. Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Halûk N. Nomer gibi hocaların da kendi genel eserlerinde uzun uzadıya tartıştığı "eksik borçların dogmatik temelleri" dikkate alındığında (Kaynaklar dışı bir ek bilgi olarak belirtmek gerekir ki; klasik borçlar hukuku doktrininde eksik borçların, yaptırımsız da olsa geçerli bir borç olarak varlığını sürdürmesi büyük bir dogmatik öneme sahiptir); yeni kanun maddesi, evlilik gibi kutsal ve şahsi niteliği yüksek bir kurumun ticari metalaştırılmasını (dava yoluyla ticarileştirilmesini) önleme amacını korurken, ifa edilen ücretin de geçerli bir sözleşmeye (hukuki sebebe) dayandığını sarih bir biçimde ortaya koymuştur [2, 3].

Bununla birlikte, eleştirel bir yaklaşımla incelendiğinde, bazı yazarlar [5] sözleşmenin ücret yönünden hala tamamen "geçersiz" olduğunu savunmaya devam etmektedir. Ne var ki, hâkim doktriner görüş [3]; evlenme simsarlığının kanuna veya ahlaka aykırılık teşkil etmediğini, ancak evlilik kurumunun yüksek manevi ve toplumsal statüsü nedeniyle yasa koyucunun sadece hukuki korumayı (dava hakkını) kaldırdığını, ortada geçerli bir "eksik borç" bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır [2, 3]. Bu durum, kanun koyucunun ahlaki hassasiyetler ile borçlar hukukunun temel prensipleri (sebepsiz zenginleşme dengesi) arasında kurduğu son derece hassas ve akademik açıdan başarılı bir dengedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.