V. Ücretten indirim
Madde 525 - Sözleşmede aşırı bir ücret kararlaştırılmışsa, borçlunun istemi üzerine, bu ücret hâkim tarafından hakkaniyete uygun olarak indirilebilir.
ONUNCU BÖLÜM Vekâletsiz İşgörme
V. Ücretten indirim
Madde 525 - Sözleşmede aşırı bir ücret kararlaştırılmışsa, borçlunun istemi üzerine, bu ücret hâkim tarafından hakkaniyete uygun olarak indirilebilir.
ONUNCU BÖLÜM Vekâletsiz İşgörme
Akademik Değerlendirme
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmında, Dokuzuncu Bölümün Üçüncü Ayırımında düzenlenen Simsarlık Sözleşmesi (TBK m. 520 - 525), niteliği itibarıyla vekâlet sözleşmesinin özel bir türünü oluşturmaktadır. Simsar, taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenirken, müvekkil (iş sahibi) de bu faaliyetin başarıyla sonuçlanması hâlinde bir ücret ödemeyi taahhüt etmektedir. Simsarın ücrete hak kazanmasının temel koşulu, aracılık ettiği asıl sözleşmenin taraflar arasında kurulmuş olmasıdır.
TBK m. 525 hükmü, simsarlık sözleşmesinde taraflarca serbestçe tayin edilen ücretin aşırı (fahiş) olması durumunda, müvekkilin korunması amacıyla hâkime bu ücreti hakkaniyete uygun bir seviyeye indirme yetkisi vermektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (eBK) döneminde (m. 409), aşırı ücretin indirilmesi olanağı yalnızca iş sözleşmesi ve gayrimenkul satış sözleşmelerine ilişkin kurulan simsarlık sözleşmeleri ile sınırlandırılmışken; 6098 sayılı TBK ile bu kazuistik sınırlandırma kaldırılmış ve aşırı ücretin indirilmesi kurumu her türlü simsarlık sözleşmesini kapsayacak biçimde genişletilmiştir [1, 2]. Bu genişletme, kanun koyucunun zayıf konumda kalabilecek müvekkili koruma iradesinin ve sözleşme adaletini (hukuki denkleştirme) sağlama gayesinin bir yansımasıdır.
Simsarlık sözleşmesinde ücretin indirilmesini talep edebilmenin maddi ön koşulu, kararlaştırılan ücretin "aşırı" nitelikte olmasıdır. Edimler arasında açıkça bir orantısızlığın bulunup bulunmadığı saptanırken, simsarın ediminin değeri (harcadığı mesai, emek ve zaman) tek başına belirleyici bir unsur olarak alınmamalıdır; zira simsarlıkta asıl olan "gerçekleşen sonuçtur" [3, 4]. Dolayısıyla, simsarın aracılık faaliyeti neticesinde elde edilen hukuki ve ekonomik sonuç ile müvekkilin ödemekle yükümlü kılındığı ücretin birbirine kıyaslanması gerekmektedir [3, 4]. Söz konusu ücret, asıl işlemin mahiyetine, piyasa rayiçlerine ve teamüllere kıyasla fahiş kalıyorsa, aşırı ücretin varlığından söz edilir [2]. Ücretin satış bedelinin çok yüksek bir yüzdesini oluşturması, indirim hakkının doğması için yeterli bir karinedir [2].
Kanun koyucu, hâkimin aşırı ücrete müdahalesini doğrudan kamu düzenine ilişkin mutlak bir görev olarak tanımlamamış; bu hususu "borçlunun istemi" şartına bağlamıştır [1, 3]. Taraf iradelerine saygı ilkesi (sözleşme özgürlüğü) gereği, müvekkilin bu yönde açık bir talebi, defi veya itirazı bulunmadıkça, hâkim resen (kendiliğinden) sözleşmedeki ücreti aşırı bularak indirim kararı veremez [2, 3]. Ayrıca doktrinde ve yargı kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere, müvekkil bu indirim talep etme hakkından sözleşmenin kuruluşu aşamasında veya önceden feragat edemez; bu tür feragat kayıtları kesin hükümsüzdür [3].
TBK m. 525'in lafzında yer alan "sözleşmede aşırı bir ücret kararlaştırılmışsa" ifadesi, indirim kurumunun uygulama alanını tayin etmektedir. Buna göre, şayet taraflar sözleşmede belirli bir oran veya meblağ kararlaştırmamış ve ücret TBK m. 522 uyarınca doğrudan bir resmî tarifeye yahut teamüle göre belirlenmişse, tarifeye veya teamüle dayanan bu ücret için sonradan TBK m. 525 kapsamında indirim talep edilemez [3]. İndirim, yalnızca tarafların iradi olarak (ve genellikle teamül/tarife sınırlarının çok üzerinde) belirledikleri sözleşmesel ücretler için geçerlidir.
Hâkim, ücretin aşırı olduğuna kanaat getirdiğinde bunu "hakkaniyete uygun olarak" indirecektir. Ancak bu indirim takdiri, simsarın ücret hakkının tamamen ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde kullanılamaz [4]. İndirim, ücreti makul, emsal piyasa şartlarına ve dürüstlük kuralına (TMK m. 2) uygun bir seviyeye çekmekten ibarettir.
Yargıtay uygulamalarında simsarlık sözleşmelerinde (özellikle taşınmaz simsarlığı ve ticari simsarlıkta) ücretten indirim meselesi sıklıkla uyuşmazlık konusu yapılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri, aşırı ücretin değerlendirilmesinde işlemin ekonomik hacmini, simsarın yarattığı katma değeri ve sektördeki olağan komisyon (teamül) yüzdelerini kıstas almaktadır.
Yargıtay kararlarında, özellikle matbu hazırlanan simsarlık sözleşmelerinde yer alan ve asıl sözleşme bedelinin %10, %15'i gibi son derece yüksek oranlara tekabül eden ücret talepleri, şayet müvekkil TTK m. 22 kapsamında tacir değilse, mahkemelerce teamül (örneğin taşınmaz satışlarında %2 veya %3 gibi) seviyelerine çekilmektedir. Öte yandan Yargıtay, simsarın ücrete hak kazanabilmesi için öncelikle TBK m. 520 vd. uyarınca simsarlık sözleşmesinin hukuken geçerli şekilde kurulmuş olmasını aramaktadır (örneğin taşınmaz simsarlığında TBK m. 520/3 gereği yazılı şekil şartı) [5, 6]. Şekil şartına uyulmayan hâllerde sözleşme geçersiz olacağından, simsar ücrete dahi hak kazanamaz; dolayısıyla m. 525'in uygulanmasına geçilmeden davanın reddi gerekir [5].
Ayrıca, sözleşmede yer alan cezai şartlar ile simsarlık ücreti de birbirinden ayrı tutulmaktadır. Yargıtay HGK, taşınmaz değerinin %6'sı gibi bir bedelin "cayma cezası" veya "komisyon ücreti" kisvesi altında istendiği durumlarda, bunun fahiş cezai şart sayılıp sayılmayacağını TBK'nın ilgili hükümlerine göre; asıl komisyon ise m. 525'e göre değerlendirmektedir [7, 8].
Olay 1: Tüketici (A), kendisine ait yazlık evinin satışı için gayrimenkul simsarı (B) ile yazılı bir sözleşme akdetmiştir. Sözleşmede, satışın gerçekleşmesi hâlinde (A)'nın (B)'ye satış bedelinin %12'si oranında komisyon ödeyeceği açıkça kararlaştırılmıştır. Taşınmaz satıldıktan sonra (A), bu bedelin fahiş olduğunu belirterek ödeme yapmaktan kaçınmış, (B) ise alacak davası açmıştır. Davada (A), ücretin indirilmesini talep etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 525 uyarınca aşırı ücretin indirilmesi kuralları devreye girer. Müvekkil (A) tüketici sıfatına sahip olup tacir değildir. Taşınmaz simsarlığında olağan rayiç ve mevzuatla belirlenen tavan genellikle her bir taraf için %2+KDV oranındadır. Mahkeme, TBK m. 525'te yer alan yetkisini kullanarak, sözleşmedeki %12'lik aşırı ücreti tamamen ortadan kaldırmaksızın, hakkaniyete uygun olarak emsal/teamül oranlara indirecektir. Burada (A)'nın gabin (zor durum vb.) ispatlamasına gerek yoktur, salt oran orantısızlığı (objektif şart) indirime vücut verir [2, 3].
Olay 2: Bir kimya şirketi (Anonim Şirket) olan (X), pazar payını genişletmek amacıyla diğer bir şirketi satın almak için simsar (Y) ile ticari bir simsarlık sözleşmesi imzalamıştır. Şirketler arası devasa birleşme için (X), simsar (Y)'ye işlemin toplam hacminin %15'i oranında komisyon ödemeyi sözleşmede taahhüt etmiştir. Sözleşme kurulduktan sonra (X) şirketi, (Y)'nin sadece iki tarafı bir toplantıda bir araya getirdiğini, harcadığı emeğin çok az olduğunu ve %15 komisyonun astronomik (aşırı) olduğunu iddia ederek TBK m. 525 uyarınca mahkemeden ücretin indirilmesini talep etmiştir. Hukuki analiz: Bu olayda müvekkil olan (X) şirketi bir sermaye şirketi, yani tacirdir. TTK m. 22 uyarınca tacirler, TBK m. 525 hükmüne dayanarak simsarlık sözleşmesinde belirlenen aşırı ücretin indirilmesini talep edemezler [4]. Dolayısıyla, simsarın fiili çalışması az olsa dahi, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altındaki (X) şirketi, imzaladığı %15'lik komisyon yükümlülüğü ile bağlı kalacaktır. Hâkim, TTK m. 22'nin mutlak emrediciliği karşısında indirim talebini reddetmek zorundadır.
Doktrinde, mülga 818 sayılı BK m. 409'da yer alan kazuistik sınırlandırmanın (sadece iş ve gayrimenkul aracılığı) TBK m. 525 ile ortadan kaldırılarak kuralın tüm simsarlık türlerine yaygınlaştırılması yerinde ve isabetli bir reform olarak nitelendirilmektedir [1, 2]. Simsarın, asıl sözleşmenin ifa aşamasına veya risklerine katılmaksızın sadece sözleşmenin kurulmasına aracı olarak devasa meblağlar kazanabilme potansiyeli, sözleşme adaletini sarsabilmektedir.
Bununla birlikte, eleştirilmesi gereken temel nokta, TTK m. 22 ile yaratılan mutlak katılık durumudur. Her ne kadar tacirin basiretli hareket etmesi gerekse de, bazı oligopol veya tekel konumundaki ticari aracıların (örneğin global teknoloji ve platform simsarları), zayıf veya küçük ölçekli tacirlere dikte ettirdiği devasa aracılık ücretlerine karşı tacirlerin TBK m. 525 korumasından bütünüyle mahrum bırakılması, dürüstlük kuralı sınırlarını zorlayabilmektedir [4]. Bu noktada, "aşırı ücret" denetiminin, en azından TTK m. 22 bağlamında zayıf tacirler yönünden de belirli bir esnemeye (örneğin aşırı ifa güçlüğü veya gabin benzeri ağır hallerde) tabi tutulması gerektiği doktrinde tartışılmaya muhtaç, güncel bir sorundur.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.