Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 614

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

D. Konusu


Madde 614 - Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur. Bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri, bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlüdür. Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır. Kabul ettikleri kişilere ölünceye kadar bakma amacıyla kurulmuş olan kurumların bakım borcunun kapsamı ve ifası, kendilerince hazırlanarak yetkili makamların onayından geçen genel düzenlemelerle belirlenir. Bu düzenlemeler, sözleşmenin içeriğinden sayılır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Özel Borç İlişkileri" başlıklı İkinci Kısmının On Yedinci Bölümünde yer alan "Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi" (m. 611-619), ivazlı ve tam iki tarafa borç yükleyen, sürekli edimli bir sözleşme tipidir [1, 2]. Bu sözleşme kapsamında bakım borçlusu, bakım alacaklısına ölünceye kadar bakıp gözetmeyi; bakım alacaklısı ise malvarlığını veya belirli malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlenir [1, 3, 4].

İnceleme konumuz olan TBK m. 614 hükmü, sözleşmenin "Konusu" kenar başlığı altında, bakım borçlusunun asli edim yükümlülüklerinin (bakım, gözetim, tedavi, barınma, iaşe) kapsamını, sınırlarını ve ifa biçimini düzenleyen temel maddedir [5, 6]. Kanun koyucu bu maddede, edimin içeriğini katı ve değişmez kurallara bağlamak yerine; tarafların sosyal statüleri, devredilen malvarlığının ekonomik değeri ve hakkaniyet (TMK m. 4) gibi esnek ve objektif ölçütler getirerek her somut olayın kendi dinamikleri içinde değerlendirilmesini amaçlamıştır [5, 7, 8].

Maddenin birinci fıkrası bakım borcunun genel çerçevesini ve alacaklının aile topluluğuna katılımını; ikinci fıkrası bakım borcunun asgari somut gereklerini (gıda, konut, sağlık bakımı); üçüncü fıkrası ise kurumsal bakım sağlayıcıların durumunu hukuki bir zemine oturtmaktadır [5, 6, 8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Aile Topluluğuna Katılma ve Birlikte Yaşama Kuralı

TBK m. 614/1 uyarınca bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla kural olarak bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur [5, 7]. Bu durum, kanun koyucunun bakım ilişkisini salt asgari bir maddi destek ilişkisi (irat ödemesi vb.) olarak değil, manevi bir ihtimam, şefkat ve koruma ilişkisi olarak tasavvur ettiğini göstermektedir. Aile topluluğuna katılma, kural olarak tarafların "birlikte yaşamasını" gerektirir [7]. Ancak bu emredici bir kural niteliğinde olmayıp, taraflar sözleşmede, bakım alacaklısının kendisine ait veya ayrı bir konutta yaşayacağını ve bakım hizmetlerinin oraya sunulacağını serbestçe kararlaştırabilirler [7]. Aksi kararlaştırılmadıkça, alacaklının ayrı bir evde yaşayıp borçluyu oraya hizmet sunmaya zorlaması, sözleşmenin ruhuna ve kanuni kurala aykırılık teşkil eder [9-11].

2.2. Hakkaniyetin Gerektirdiği Edimler ve Ölçütleri

Maddenin birinci fıkrasında, bakım borcunun kapsamının belirlenmesinde ikili bir ölçüt getirilmiştir:

  1. Alınan malların değeri: Bakım borçlusunun elde ettiği veya edeceği malvarlığı değerinin ekonomik büyüklüğü, sunulacak bakımın kalitesini doğrudan etkiler [5, 8]. Devredilen bir yalı ile standart bir apartman dairesi karşılığında beklenecek lüks ve konfor düzeyi hakkaniyet gereği farklılık arz edecektir.
  2. Bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durum: Alacaklının sözleşme öncesindeki yaşam standartları, alışkanlıkları ve toplum içindeki konumu, bakım süresince sağlanacak hayat standardının alt sınırını belirler [5, 8]. Bu iki unsurun sentezi ile "hakkaniyetin gerektirdiği edimler" belirlenecek olup, bu tespit objektif iyi niyet kuralları (TMK m. 2) çerçevesinde yapılacaktır.
2.3. Uygun Gıda, Konut Sağlama, Bakım ve Tedavi Borcu

TBK m. 614/2, birinci fıkradaki genel çerçevenin somutlaştırılmış asgari unsurlarını saymaktadır: "özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek" [6, 8]. Bu edimler, insanın biyolojik ve onurlu yaşam hakkının en temel yapı taşlarıdır. Hastalık halinde gerekli tıbbi müdahalenin sağlanması, doktor ve ilaç masraflarının karşılanması ya da gerektiğinde yatarak tedavinin (hastane masrafları dahil) organize edilmesi bu kapsamdadır [9, 10]. İfa edilecek bu edimlerin niteliği de yine birinci fıkradaki "değer" ve "sosyal durum" kıstaslarına göre tayin edilecektir.

2.4. Kurumların Bakım Borcu (Kurumsal Bakım)

Maddenin üçüncü fıkrası, bakım borçlusunun bir tüzel kişi (vakıf, dernek, darülaceze, özel huzurevi vb.) olması durumunu düzenler. Bu kurumların bakım borcunun kapsamı ve ifası, kendi hazırladıkları ve yetkili makamların onayından geçen genel düzenlemelerle (yönetmelik, tüzük vb.) belirlenir ve bu genel düzenlemeler doğrudan "sözleşmenin içeriğinden" sayılır [6, 8, 12]. Bu hüküm, kurumsal yapıların standart işleyişini korumakla birlikte, genel işlem koşulları (TBK m. 20 vd.) denetimine de açık bir alan yaratmaktadır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 611 (Sözleşmenin Tanımı): TBK m. 614'te ifade edilen bakım edimlerinin hukuki temeli ve ivazı, TBK m. 611'de tanımlanan malvarlığı devridir [3, 4].
  • TBK m. 617 (Önel Verilmeksizin Fesih): Birlikte yaşama kuralı (m. 614/1) çerçevesinde tarafların aynı evde yaşaması, çeşitli uyuşmazlıklara yol açabilir. Şayet taraflar arasındaki geçimsizlik, sözleşmenin devamını "çekilmez hâle" getirirse, taraflar önel verilmeksizin sözleşmeyi feshedebilir veya hâkim bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir (TBK m. 617) [11, 13-16].
  • TMK m. 367 vd. (Ev Düzeni ve Aile Hukuku Hükümleri): Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere, bakım alacaklısı, bakım borçlusunun "ailesi uzuvlarından biri gibi bu aile içinde ve Kanunu Medeninin aile reisliği hakkındaki hükümleri dairesinde" yaşar [9, 10]. Bu durum, ev düzeni kurallarına (TMK m. 367) tabi olmayı da beraberinde getirir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamasında bakım borcunun kapsamı ve ifa şekli özellikle 15.03.1940 tarihli ve E: 26, K: 59 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı etrafında şekillenmiştir. Bu içtihat günümüzde de temel ilkeleri belirlemektedir:

  • Birlikte Yaşama Karinesi ve Ayrı Yaşama Talebi: Karara göre; iki taraf aksini mukavele etmedikçe (sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça), alacaklı kendisi ayrı bir evde yaşayıp borçluyu o evde kendisini beslemeye mecbur edemez [9-11]. Borçluyu buna mecbur tutmak, kanun hükmü haricinde fazla külfet yüklemek demektir [11, 13].
  • Fesih ve İrada Çevirme: Borçlu, alacaklıyı kendi aile içine davet ettiği halde, alacaklı ihtiyariyle oturduğu ayrı bir evde yiyecek vb. gönderilmediğini (bakımda kusur edildiğini) ileri sürerek akdi feshedemez [11, 13]. Ancak tarafların bir arada yaşaması kusurlu davranışlarla çekilmez hale gelmişse, uygulanacak hukuki çare TBK m. 617 (mülga BK m. 517) uyarınca akdin feshi veya hayat kaydı ile irada tahvilidir (ömür boyu gelire dönüştürmedir) [11, 13, 17].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bay (A), yaşlılığı nedeniyle bakımını üstlenmesi karşılığında maliki olduğu arsayı resmi şekilde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yeğeni Bay (B)'ye devretmiştir. Sözleşmede bakımın nerede yapılacağına dair özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bir süre Bay (B)'nin evinde kalan Bay (A), daha sonra kendi eski köy evine dönmüş ve Bay (B)'den günde üç öğün yemeği köy evine getirmesini, evin temizliğini orada yapmasını talep etmiştir. Bay (B) bu talebi reddetmiş ve Bay (A)'yı kendi evine dönmeye davet etmiştir. Bay (A), Bay (B)'nin bakım borcunu ihlal ettiği gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 614/1 ve YİBK 15.03.1940 E: 26, K: 59 sayılı kararı uyarınca, aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça bakım alacaklısı borçlunun aile topluluğuna katılır ve bakım borcu borçlunun evinde ifa edilir [7, 9, 10]. Bay (A)'nın ayrı bir evde yaşayarak bakım hizmetini oraya talep etme hakkı yoktur. Bay (B)'nin alacaklıyı kendi evine davet etmesi ifaya hazır olduğunu gösterir. Bu nedenle Bay (A)'nın bakım borcunun ihlaline dayalı tapu iptal ve tescil davası (fesih talebi) mahkemece reddedilmelidir [11, 13].

Olay 2: Ömür boyu yüksek standartlarda, lüks bir yaşam sürmüş ve çok değerli ticari taşınmazlarını bakım kurumu olan (V) Vakfı'na devretmiş olan Bayan (C), vakfın bakım yurdunda kalmaya başlamıştır. Ancak vakıf yönetimi, Bayan (C)'ye tesisin en alt düzey odasını tahsis etmiş ve standart, tek tip yetersiz gıda vermiştir. Hukuki analiz: TBK m. 614/1 uyarınca kurumun sağladığı bakım edimi, "almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna" uygun olmalıdır [5, 8]. Her ne kadar TBK m. 614/3 kurumların kendi yönetmeliklerini sözleşme içeriği saysa da [6, 8], bu yönetmelikler hakkaniyet ilkesini ve kanunun emredici nitelikteki değer/sosyal statü kriterini bertaraf edemez. Bayan (C), devrettiği malvarlığının yüksek değeri ve önceki sosyal durumu gözetilerek kendisine daha uygun şartlarda bir bakım sunulmasını talep edebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bakım alacaklısının, bakım borcunun hiç veya gereği gibi ifa edilmediği iddiasıyla açacağı sözleşmenin feshi (tapu iptal ve tescil) davalarında; bakım borçlusu, TBK m. 614'te sayılan edimleri (gıda, barınma, sağlık, özen vb.) hakkaniyete ve devraldığı malın değerine uygun şekilde eksiksiz ifa ettiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Ölünceye kadar bakma sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğurduğundan, bakım borcunun ihlali devam ettiği müddetçe fesih hakkı kullanılabilir. Sürekli ihlal durumunda katı bir zamanaşımı başlangıcından söz edilemez; zira borca aykırılık her an yenilenmektedir [18-20].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Borca aykırılığa dayalı tapu iptali ve tescili talepli davalarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava, taşınmazın aynına ilişkin sonuçlar doğurduğundan HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıkça düşülen hata, resmi senet düzenlenirken tarafların nerede ikamet edeceğinin açıklığa kavuşturulmamasıdır. Aksi belirtilmediğinde TBK m. 614/1 devreye girer ve borçlu, bakım alacaklısını kendi evinde bakmakla yükümlü olur [7, 9]. Özel veya ayrı bakım (alacaklının kendi evinde bakılması) isteniyorsa bu hususun tapu sicil müdürlüğündeki ya da noterdeki resmi senede açıkça yazılması şarttır [21, 22].

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 614 hükmü, doktrinde genellikle edimler arası adaleti sağlamak amacıyla "devredilen malın değeri" ve "sosyal durum" kriterlerini benimsediği için olumlu bulunmakla birlikte, bu unsurların uygulanmasında ciddi objektifleşme sorunları mevcuttur. Devredilen malın çok yüksek bir değere sahip olması, bakım borçlusunu insanüstü bir lüks sunmaya zorlamamalıdır; zira sözleşmenin asıl temeli "insani bakım ve gözetim"dir. Öte yandan, değerin düşük olması halinde de, bakım borçlusu "ancak bu kadar mal aldım" diyerek alacaklıyı asgari yaşam koşullarının, insan onurunun veya temel tıbbi gereksinimlerin altında bir duruma terk edemez. Kanunun "hakkaniyetin gerektirdiği edimler" ifadesi, hâkime çok geniş bir takdir alanı tanımakta olup, bu durum zaman zaman yoruma dayalı keyfiliklere ve içtihat sapmalarına sebebiyet verebilmektedir.

Ayrıca, maddenin üçüncü fıkrasında kurumsal yapılara tanınan "kendi genel düzenlemeleriyle bakımın kapsamını belirleme" hakkı, tüketici ve zayıf konumdaki yaşlı bakım alacaklıları aleyhine işleyebilecek "Genel İşlem Koşulları" (TBK m. 20-25) yaratma tehlikesi barındırmaktadır. Kurumların bu düzenlemelerinin idari onaydan geçmiş olması, bunların özel hukuk bağlamında haksız şart teşkil etmeyeceği anlamına gelmemelidir [6, 12].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.