Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 120

Aile Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**II. Nişanın bozulmasın ın sonuçları

  1. Maddî tazminat**

Madde 120 - Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozdu ğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amac ıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat verme kle y ükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı k oşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler. 2. Manevî tazmi nat M adde 121 - Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenm esini isteyebilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, evlilik hukukuna ilişkin hükümlerinin başında yer alan nişanlılığın hükümleri bağlamında "Nişanın bozulmasının sonuçları" alt başlığıyla düzenlenen 120. ve 121. maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 92. ve 93. maddelerine dayanmaktadır. Bu emredici nitelikteki düzenlemelerin temelindeki ratio legis, nişanın evlenme dışında bir sebeple ve haksız olarak bozulması neticesinde ortaya çıkan gerçek maddi zararın ve çekilen manevi acının hakkaniyete uygun biçimde tazmin edilerek taraflar arasındaki bozulan dengenin yeniden tesis edilmesidir.

Kanun koyucu, nişanın bozulmasının hukuki sonuçlarını iki farklı tazminat türü altında sistematize etmiştir: TMK m. 120 uyarınca talep edilebilecek maddi tazminat ve TMK m. 121 kapsamında talep edilebilecek manevi tazminat. Her iki tazminat türünün de doğabilmesi için, nişanı bozan tarafın haklı bir sebebe dayanmaması veya nişanın bozulmasına bizzat kusuruyla sebebiyet vermesi mutlak bir ön şart olarak aranmakta olup, kusursuz taraf aleyhine hiçbir şekilde tazminat yükümlülüğüne hükmedilemez.

2. Kavramlar

Haklı sebep olmaksızın nişanı bozma Nişanlılardan birinin, hukuken veya ahlaken geçerli hiçbir gerekçe (örneğin diğer eşin ağır bir hastalığa yakalanması veya aldatması) bulunmaksızın, tamamen keyfi olarak veya kendi kusurlu davranışlarıyla evlenme vaadinden dönmesidir. Bu kusurlu bozma hali, karşı tarafın dürüstlük kuralı çerçevesinde evlenme gayesiyle yaptığı harcamalar için maddi ve şayet şartları oluşmuşsa manevi tazminat talep etme hakkını doğrudan doğurur.

Maddi tazminat kapsamı Kusursuz veya daha az kusurlu nişanlının, nişanın evlenmeyle sonuçlanacağı inancıyla yaptığı harcamalar ile katlandığı maddi fedakarlıkların, dürüstlük kurallarına (TMK m. 2) uygun olduğu ölçüde kusurlu taraftan talep edilebilmesini ifade eder. Bu kapsamda talep edilecek bedel, hukuken bir zenginleşme aracı olamaz; yalnızca evlilik amacıyla yapılan uygun masrafları ve menfi zararları içerir.

Nişan giderleri Nişanlanma akdinin kurulması, eşlerin birbirine söz vermesi ve bu durumun çevreye duyurulması amacıyla yapılan nişan töreni masrafları, davetiyeler, nişanlık alımı ve misafirlerin ağırlanması gibi hazırlık giderlerinden oluşmaktadır. Kanun koyucu, ilerideki evlenme amacıyla yapılan harcamalarla birlikte, nişanın bizzat kendisi için yapılmış olan bu spesifik giderlerin de kusurlu taraftan maddi tazminat olarak istenebileceğini hükme bağlamıştır.

Üçüncü kişilerin (ana-baba) tazminat hakkı Tazminat istemeye hakkı olan kusursuz nişanlının ana ve babası ile onları yetiştiren, koruyan veya onlar gibi davranan aile fertlerinin, nişan veya evlenme hazırlıkları için yaptıkları harcamaları kusurlu nişanlıdan talep etme hakkıdır. Bu hak, doğrudan üçüncü kişilere tanınmış ve yasadan doğan bağımsız bir talep hakkı olup, nişanlanan kişinin kendi zararlarından tamamen ayrı olarak dava edilebilir.

Manevi tazminat (m. 121) Nişanın haksız ve kusurlu olarak bozulması neticesinde, terkedilen nişanlının şeref, namus, haysiyet ve toplumsal saygınlık gibi doğrudan kişilik haklarının ağır bir saldırıya uğraması durumunda talep edilebilen uygun bir miktar paradır. Salt nişanın bozulmasından duyulan olağan üzüntü ve hayal kırıklığı bu kapsama girmez; kişilik hakkına yönelik haksız fiil boyutunda ağır bir ihlalin varlığı mutlak surette aranır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 119 (evlenmeye zorlama yasağı — tazminattan farklı)
  • TMK m. 122 (hediyelerin iadesi)
  • TBK m. 49 (haksız fiil — maddi tazminat)
  • TBK m. 58 (manevi tazminat — kişilik hakkı ihlali)
  • TMK m. 2 (dürüstlük kuralı — "dürüstlük kuralları çerçevesinde")
  • TMK m. 25 (kişilik hakkı koruması)

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Damat tarafı, evlilik inancıyla bir düğün salonu kiralayıp peşinatını ödemiş, gelinlik satın almış ve ortak yaşama özgü çeyiz eşyaları için ciddi bir masraf yapmıştır. Ancak nişanlılık dönemi devam ederken, gelin haklı bir sebep olmaksızın kendi kusurlu davranışıyla, örneğin nişanlısını sebepsiz yere terk ederek nişanı bozmuştur. Bu durumda damat ve ailesi, TMK m. 120 kapsamında, evlenme gayesiyle ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptıkları bu harcamaların maddi tazminat olarak kendilerine ödenmesini talep edebilir. Mahkeme, alınan eşyaların ikinci el değeri ile alım değeri arasındaki farkı veya iade edilemeyen düğün peşinatlarını doğrudan menfi zarar kalemi olarak kusurlu gelinden tahsiline karar verecektir.

Olay 2: Toplumda öğretmenlik veya hekimlik gibi saygın bir mesleğe sahip ve itibarlı bir konumda bulunan kişi (A) nişanlısı (B)'nin kendisini nişanlılık süresince başka biriyle aldatması neticesinde nişanı haklı olarak bozmak zorunda kalmıştır. Burada (B)'nin sergilediği ağır sadakatsizlik eylemi, sadece bir evlenme vaadinin ihlali değil, aynı zamanda (A)'nın şeref, namus ve toplumsal saygınlığına yönelik dış dünyada yankı uyandıran ağır bir saldırı teşkil etmektedir. Bu bağlamda (A) TMK m. 121 uyarınca doğrudan kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle (B)'ye karşı manevi tazminat davası açarak uygun bir miktar para talep edebilir. Hâkim, aldatma eyleminin somut olayda (A)'nın çevresindeki itibarını nasıl zedelediğini dikkate alarak, onun bozulan manevi dengesini telafi edecek nitelikte bir tazminata hükmedecektir.

6. Pratik Notlar

  • "Uygun tazminat" standardının hâkimin takdir yetkisine bırakılması. TMK m. 120 ve 121, ödenecek miktarı doğrudan belirtmeyerek hâkime "uygun bir tazminat" belirleme yetkisi tanımıştır; hâkim, tarafların sosyal ve mali durumlarını, kusur oranlarını ve harcamaların dürüstlük kuralına uygunluğunu dikkate alarak takdir hakkını kullanır.
  • Maddi tazminatta müspet/menfi zarar tartışması (menfi zarar modeli esas). Nişanın bozulmasında talep edilecek maddi tazminat, nişanlanma hiç yapılmasaydı malvarlığı hangi durumda olacak idiyse o duruma getirmeyi amaçlayan menfi zararın tazminidir. Beklenen kazanç kayıplarını ifade eden müspet zararlar, nişanlılığın hukuki niteliğine aykırı olduğundan tazminat kapsamına dâhil edilmez.
  • Ana-babanın tazminat hakkının bağımsız niteliği (ayrı dava açabilirler). TMK m. 120/2 uyarınca ana, baba veya onlar gibi davranan kişilerin yaptığı harcamalar için tanınan tazminat hakkı, bizzat nişanlının hakkından tamamen bağımsızdır. Bu kişiler, kusurlu tarafa karşı kendi adlarına ve bizzat kendi zararlarının tazmini için ayrı bir maddi tazminat davası açma yetkisine sahiptir.
  • Manevi tazminatta kişilik hakkı ihlalinin ispatı. Nişanın bozulması doğal olarak derin bir üzüntü yaratsa da, TMK m. 121 uyarınca manevi tazminata hükmedilebilmesi için salt bu psikolojik üzüntü yeterli görülmez. Davacının, kusurlu tarafın eylemleri nedeniyle namus, şeref veya itibar gibi kişilik haklarının ağır derecede saldırıya uğradığını somut delillerle (şahit, psikiyatri raporu vb.) ispatlaması şarttır.
  • Zamanaşımı (TBK m. 72 — 2 yıl genel kural). Esasen TMK m. 123 uyarınca nişanın bozulmasından doğan asli dava hakları bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ancak, nişanın bozulmasındaki haksız eylem aynı zamanda TBK anlamında bir haksız fiil boyutuna ulaşan bağımsız bir saldırı niteliğindeyse, haksız fiil sorumluluğu kapsamında TBK m. 72'de öngörülen genel zamanşımı kurallarının ve rücu imkanlarının devreye girip girmeyeceği doktrinde titizlikle incelenmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Hukukunda, Dural/Öğüz/Gümüş ve Akıntürk/Ateş Karaman gibi değerli otoritelerin de işaret ettiği üzere, nişanın bozulmasında maddi tazminatın müspet zarar yerine "menfi zarar" modeli çerçevesinde uygulanmasının tercih edilmesi sistemin ruhuyla tam bir uyum içindedir. Müspet zarar, sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan kar veya kazanç kaybını hedeflerken; evlenmeye zorlama yasağının bulunduğu bir hukuk sisteminde tarafları evlenmemek yüzünden ağır müspet tazminat tehditleri altında bırakmak evlenme özgürlüğünü derinden yaralardı. Bu nedenle yasa koyucu, yalnızca nişana güvenilerek dürüstlük kuralı çerçevesinde fiilen yapılmış olan masrafların, yani menfi zararların giderilmesine izin vererek hem hukuki dengeyi sağlamış hem de tarafların evlilik iradesini mali bir baskı ve prangadan korumuştur.

Buna karşın, TMK m. 120/2 uyarınca üçüncü kişilere (ana-baba veya onlar gibi davrananlara) tanınan maddi tazminat hakkının kapsamının ve sınırlarının kanun metninde son derece muğlak bırakılması, pratik hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırlamaktadır. Kılıçoğlu ve Öztan'ın incelemelerinde de değinildiği gibi, özellikle "onlar gibi davranan kimseler" ifadesi son derece esnektir ve uygulamada hangi uzak akrabanın veya hamisinin bu kapsama gireceği yargısal yoruma muhtaçtır. Somut olaylarda, aile fertlerinin yaptıkları hangi harcamaların "evlenme amacıyla yapılmış makul fedakarlık" sayılacağı veya sırf yöresel gösteriş maksadıyla yapılan şatafatlı masrafların dürüstlük kuralı sınırını aşıp aşmadığı mahkemelerin takdirine terkedilmiş olup, bu esneklik hukuki belirlilik ilkesini zedeleyecek nitelikte çelişkili yargı kararları doğurabilmektedir.

Öte yandan, TMK m. 121 kapsamında manevi tazminata hükmedilebilmesi için "kişilik hakkı ihlali" eşiğinin hem kanun lafzında hem de yerleşik yargısal uygulamalarda çok yüksek tutulması, zayıf tarafın korunması prensibi açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Salt uzun yıllar süren bir nişanlılığın, taraflardan birince aniden, hiçbir haklı neden gösterilmeksizin bitirilmesinin yarattığı derin hayal kırıklığı ve psikolojik yıkım, sadece "olağan üzüntü" sayılıp "kişilik hakkına ağır saldırı" kapsamında değerlendirilmediği için genellikle manevi tazminatsız kalmaktadır. Bu katı ve dar yorumlayıcı yaklaşım, kusursuz ve mağdur tarafın ruhsal travmalarını hukuken görmezden gelmekte; karşı tarafın hayatından yıllar çalarak kendi keyfi arzusuyla evlenme vaadinden dönen kusurlu tarafı adeta koruma zırhı altına alarak, ahlaka aykırı davranışları yaptırımsız bırakmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 120'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 92.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 120. madde metnine dayanır.

Görüş: Menfi zarar modelinin uygulanmasının doğru tercih olduğu; ancak üçüncü kişi tazminat hakkının kapsamına dair yasal netlik eksikliğinin giderilmesi gerektiği; manevi tazminatta kişilik hakkı ihlali eşiğinin somutlaştırılmasının yargı içtihadına bırakılmasından kaynaklanan belirsizliğin sorunlu olduğu görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.