Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 128

Aile Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

3. Mahkemeye başvurma


Madde 128 - Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir. B. Evlenme engelleri I. Hısımlık M adde 129 - Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır: 1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında, 2. K ayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstso yu veya altsoyu arasında, 3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım Evlilik Hukuku bölümünde evlenme ehliyetine ilişkin şartlar arasında "Kısıtlılar hakkında" alt başlığıyla 127. madde ve "Mahkemeye başvurma" alt başlığıyla 128. madde düzenlenmiştir. Mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 96. ve 97. maddelerine dayanan bu hükümlerin temelindeki oran (ratio legis) bir yandan ayırt etme gücüne sahip kısıtlının evlilik gibi son derece kişisel ve hayati bir konudaki irade özerkliğini güvence altına almak, diğer yandan yasal temsilcinin salt keyfi ve gerekçesiz veto hakkı ile bu hakkı tamamen engellemesinin önüne geçmektir. Kanun koyucu, zayıf durumdakileri koruma felsefesi ile temel insan haklarından olan evlenme özgürlüğü arasında, yargısal denetim mekanizması kurarak ideal bir denge sağlamayı amaçlamıştır.

TMK m. 127 hükmü, ehliyet açısından TMK m. 126'da küçükler için öngörülen sistemle tam bir kavramsal paralellik arz etmekte olup, sınırlı ehliyetsiz statüsündeki kısıtlılar özelinde vasinin iznini yasal bir kural haline getirmektedir. Ancak yasal temsilcinin (vasinin veya velinin) rızasının her durumda mutlak ve aşılamaz bir engel teşkil etmemesi için, yasa koyucu TMK m. 128 ile kısıtlıya ve küçüğe doğrudan hâkime başvurma imkânı tanıyarak süreci tahkim etmiştir. Bu düzenleme sayesinde, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımında vesayet makamının veya yasal temsilcinin kısıtlıyı bencilce bir tahakküm altına alması engellenmiş, son sözün bağımsız mahkemeye bırakılması sağlanmıştır.

2. Kavramlar

Kısıtlının evlenmesi (m. 127) Evlenme anında evliliğin anlam ve sonuçlarını kavrayacak derecede ayırt etme gücüne sahip bulunan, ancak kanunda sayılan çeşitli sebeplerle (yaşlılık, savurganlık, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme gibi) erginlikten sonra mahkeme kararıyla vesayet altına alınan sınırlı ehliyetsiz kişilerin evlilik akdini kurabilmeleridir. Bu hukuki işlem bizzat kısıtlının kendisi tarafından yapılmak zorunda olsa da, zayıf iradenin sömürülmesini engellemek gibi koruyucu amaçlarla, yasal temsilci konumundaki vasinin evlenme öncesi vereceği açık rıza yasal bir geçerlilik şartı olarak zorunlu tutulmuştur.

Vasinin ret yetkisi Kısıtlının yasal temsilcisi konumundaki vasinin, kısıtlının evlenme talebine olumlu yanıt vermekten kaçınması ve evliliğe yasal onayı vermemesi durumudur. Vasinin evliliğe izni reddetme yetkisi mutlak, keyfi veya sınırsız bir takdir hakkı olmayıp, mutlaka kısıtlının şahsını veya malvarlığını korumayı gerektiren somut, objektif ve haklı sebeplere dayanmak zorundadır. Vasi, kendisine kanunla tevdi edilen bu denetim yetkisini dürüstlük kuralına (TMK m. 2) uygun kullanmalı ve kısıtlının temel özgürlüğünü ancak onun üstün yararı tehlikede ise kısıtlamalıdır.

Hâkime başvurma (m. 128) Evlenme iradesi ve ayırt etme gücü bulunan ancak yasal temsilcisi (veli veya vasi) tarafından evlenme izni haksız yere reddedilen küçük veya kısıtlının, bu engeli aşmak için bizzat aile mahkemesine giderek muvafakatin hâkim kararıyla verilmesini talep edebilme hakkıdır. Bu başvuru, kısıtlının veya küçüğün bizzat kendisi tarafından kullanılabilecek, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, yasal temsilcinin dava açma iznine, vasinin husumet onayına veya kanuni temsilcinin davada bizzat yer almasına gerek bulunmaksızın doğrudan kullanılabilir.

Hâkimin değerlendirmesi Mahkemenin, başvuran küçük veya kısıtlının evlenme talebini esastan incelerken, karar tesis etmeden önce izni reddeden yasal temsilciyi (veli veya vasi) usulüne uygun şekilde duruşmaya çağırarak dinleme ve red gerekçelerini tespit etme usuli zorunluluğudur. Hâkim, yasal temsilcinin dinlenmesi sırasında elde ettiği bilgileri, sunduğu gerekçelerin ağırlığını ve geçerliliğini tarttıktan sonra, şayet bu nedenleri yetersiz veya keyfi bulursa, yasal temsilcinin idari nitelikteki izninin yerine geçecek şekilde doğrudan kazaî izin (mahkeme onayı) kararı verir.

"Haklı sebep" standardı Yasal temsilcinin evlenmeye izin vermeme yönündeki idari kararının meşru, rasyonel, objektif ve kısıtlının/küçüğün üstün yararını korumaya değer bir nedene dayanması gerekliliğini ifade eden hukuki kriterdir. Örneğin müstakbel eşin kısıtlının malvarlığını sömürme kastının açıkça bilinmesi, fiziksel şiddet eğilimi barındırması veya kısıtlının sağlık durumunu tehlikeye atacak bir yaşantısı olması haklı sebep teşkil edebilir. Yasal temsilcinin sırf müstakbel eşin kökenini beğenmemesi, iki aile arasındaki şahsi husumetler veya malvarlığının ileride miras yoluyla bölüneceği yönündeki bencil endişeleri keyfî ret sayıldığından, hukuken geçerli bir haklı sebep olarak mahkemece asla kabul görmez.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 125 (ayırt etme gücü şartı — kısıtlının evlenmesinde de mutlak koşuldur)
  • TMK m. 126 (küçüğün evlenmesinde izin — kısıtlının durumu ile TMK m. 127 bağlamında tam paralellik gösterir)
  • TMK m. 405-408 (kısıtlama sebepleri — evlenme ehliyetine ve hâkimin haklı sebep değerlendirmesine doğrudan etkisi)
  • TMK m. 449 (vasinin temsil yetkisi sınırı — evlenme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı işlemler bizzat ilgili tarafından yapılır)
  • TMK m. 141 (iptali gerektiren sebepler — vasi veya hâkim izni alınmadan yapılan evliliklerin nispi butlanı)
  • HMK m. 382 (çekişmesiz yargı — evlenmeye izin verilmesi talebinin usul hukuku bağlamındaki yargılama türü)

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Hafif zihin engeli (Mental Retardasyon) nedeniyle vesayet altına alınan ancak psikiyatrik muayenelerde evliliğin anlam ve sonuçlarını kavrayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olduğu anlaşılan kısıtlı (A) evlenmek istemiştir. Vasisi konumundaki abisi, "A, ev işlerini tek başına yapamaz ve evin ekonomik idaresini sağlayamaz" şeklindeki haklı olmayan, salt pratik zorluklara dayalı bir gerekçeyle bu evliliğe izin vermeyi reddetmiştir. Bu durumda (A) TMK m. 128 hükmüne dayanarak bizzat aile mahkemesine başvuracak ve yasal temsilcinin salt kendi konforuna ve önyargısına dayalı bu ret işleminin iptalini talep edebilecektir. Hâkim, kişinin evlilikten beklenen asgari idraka sahip olduğunu ve vasinin mazeretinin TMK m. 128 anlamında temel bir haklı sebep teşkil etmediğini uzman raporlarıyla tespit ederek, kısıtlının irade özerkliğinin korunması adına doğrudan evlenmeye izin kararı verecektir.

Olay 2: On yedi yaşını doldurarak olağan evlenme rüştüne ulaşmış olan ancak hâlâ ergin olmayan lise öğrencisi küçük (B) okuldan arkadaşı ile evlenmek istemiş, ancak velayet hakkına sahip ana ve babası hiçbir somut gerekçe sunmaksızın ve sadece inat uğruna evliliğe "hayır" diyerek izin vermemiştir. TMK m. 128 gereğince (B) velilerinin temsiline ihtiyaç duymaksızın şahsen aile mahkemesi hâkimine başvurarak yasal temsilcilerinin bu keyfi vetosunun aşılmasını talep etmiş; mahkeme, velileri çağırıp dinlemiştir. Ana ve babanın reddinin küçüğün üstün yararına hizmet eden objektif bir haklı sebebe dayanmadığının ve tamamen dayanaksız, salt otorite tesisi amaçlı olduğunun anlaşılması üzerine mahkeme, yasal temsilcilerin iradesi yerine geçecek şekilde evlenmeye izin kararı verebilecektir. Hâkimin verdiği bu kazaî izin, nüfus makamlarına ibraz edildiğinde evlendirme memuru nikâh akdini geçerli biçimde icra etmekle yükümlüdür.

6. Pratik Notlar

  • Kısıtlı ile küçüğün durumunun birbirine çok paralel ama temelde farklı olduğu unutulmamalıdır; küçük, yaş küçüklüğü nedeniyle kanun gereği kendiliğinden velayet altında iken, kısıtlı kural olarak erginlikten sonra özel mahkeme kararıyla vesayet altına alınmış kişidir.
  • Mahkemece işletilecek usulde hâkimin dinleyeceği kişi yasal temsilcidir ve bu dinleme faaliyeti karar verilmeden önce mutlaka yerine getirilmesi gereken emredici bir usuli zorunluluktur; ancak yasal temsilcinin duruşmada vereceği olumsuz beyanlar hâkimi esastan mutlak surette bağlamaz.
  • Vasinin veya velinin ret gerekçesi gerçekten üstün bir haklı sebebe dayanmıyorsa (örneğin salt ekonomik kaygılar, kısıtlının evden ayrılmasıyla bakım parasının kesilmesi veya sadece yöresel töre endişeleri gibi bencil nedenler öne sürülüyorsa) hâkim yasal temsilcinin iradesini bertaraf ederek evlenmeye kati izin verir.
  • Uygulamada mahkeme kararının kesinleşmesi gerekip gerekmediği hususu sıklıkla tartışılsa da; hâkimin evlenmeye izin veren kazaî kararı, bozucu yenilik doğuran bir idari onayın yerine geçtiğinden, evlendirme memurluğuna ibraz edilebilmesi için kararın usul hukuku bakımından kesinleşmiş olması aranmaktadır.
  • Görevli mahkemenin neresi olduğu uygulamanın can damarıdır; vesayet makamı (kısıtlıya vasi atayan yer) kural olarak sulh hukuk mahkemesi olsa da, TMK m. 128 kapsamındaki evlenmeye izin davaları aile hukukuna ilişkin şahsi bir statü doğurduğundan, 4787 sayılı Kanun gereği bu ihtilafları çözmekle görevli ve yetkili yargı mercii münhasıran Aile Mahkemeleridir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kısıtlı kişinin evlilik özerkliğinin korunması, çağdaş insan hakları ve engelli hakları perspektifi açısından Türk Medeni Kanunu'nda son derece kritik, hatta yer yer defolu bir tartışma alanıdır. Akıntürk/Ateş Karaman ve Dural/Öğüz/Gümüş gibi otoritelerin eserlerinde vurguladığı üzere, ayırt etme gücüne sahip olan ancak salt savurganlık, yaşlılık veya hafif zihinsel engeller gibi nedenlerle kısıtlanan bireylerin evlenme gibi en temel insani ve anayasal haklarının sürekli vasinin onayına (TMK m. 127) tabi tutulması, temel hak ve özgürlüklerin ölçüsüzce daraltılması anlamına gelmektedir. TMK m. 128'in getirdiği hâkim güvencesi bu daralmayı bir nebze dengelese de, bireyin her evlilik girişiminde yargısal yollara, çekişmeli ve stresli mahkeme süreçlerine başvurmak zorunda bırakılması, kısıtlının toplumsal hayata tam entegrasyonu önünde ciddi bir usuli ve psikolojik bariyer yaratmaktadır.

Vesayetin kişilik haklarına ağır bir müdahale aracına dönüşme riski, özellikle Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Haklarının Korunması Sözleşmesi'nin (CRPD) 12. maddesi bağlamında ciddi eleştirilere neden olmaktadır. Mevcut TMK sisteminde vasinin koruyucu işlevinin, kısıtlının özel hayatına, beden bütünlüğüne ve evlilik kararına doğrudan bir tahakküme dönüşmesi maalesef çok sık karşılaşılan bir durumdur. Kılıçoğlu ve Öztan'ın incelemelerinde de değinildiği gibi, kanun koyucunun evlilik iznini düzenlerken kısıtlının idrakini merkeze alan "desteklenmiş karar alma mekanizmalarından" ziyade doğrudan "ikame karar verme" (vasinin bizzat izin veya ret iradesi kullanması) rejimine ağırlık vermesi, modern engelli hakları paradigmasıyla taban tabana zıtlaşmakta ve vesayet kurumunu bir himaye aracından çok bir eziyet mekanizmasına dönüştürebilmektedir.

Hâkimin TMK m. 128 kapsamındaki "haklı sebep" değerlendirmesinde tıbbi ve sosyolojik bilirkişi görüşünün önemi, yargısal uygulamanın en sorunlu ve keyfiliğe en açık halkalarından birini oluşturmaktadır. Bir yasal temsilci, kısıtlının veya küçüğün evlenmesini onun "ruh sağlığının, zihinsel kapasitesinin veya psikolojik gelişiminin evliliğe uygun olmadığı" gibi kompleks bir gerekçeyle reddettiğinde, aile mahkemesi hâkiminin bu spesifik iddiayı salt kendi hukuki bilgisi veya vicdani kanaatiyle çürütmesi veya tasdik etmesi rasyonel değildir. Bu noktada hâkimin mutlak surette uzman psikiyatrist, pedagog ve sosyal çalışmacılardan oluşan çok disiplinli kurullardan destek alması elzemken; mahkemelerin çoğu zaman bu uzman mütalaalarını göz ardı ederek sadece yasal temsilci ile kısıtlının duruşmadaki yüzeysel diyaloglarına dayanarak "haklı sebep var/yok" kararı vermeleri, ailenin korunması prensibi ile sakatlanmış, hatalı ve telafisi imkansız insan hakkı ihlalleri doğurabilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 128'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 97.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 128. madde metnine dayanır.

Görüş: Hâkimin yasal temsilcinin haksız reddi üzerine devreye girerek evlilik özerkliğini koruması doğru bir denge; ancak 'haklı sebep' standardının hâkim tarafından tıbbi ve sosyal verilerle desteklenerek değerlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.