1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku'nda, "Batıl Olan
Evlenmeler" başlığı altında "Mutlak butlan - Sebepleri" alt başlığıyla
düzenlenen 145. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 105. maddesine
tekabül etmektedir. Bu emredici hükmün temelindeki ratio legis, kamu
düzeniyle kesinlikle bağdaşmayan ağır evlilik sakatlıklarında, toplumun temel
yapı taşı olan ailenin ve evlilik kurumunun korunması amacıyla evliliğin kesin
geçersizliğini kurala bağlamaktır. Kanun koyucu, evlenmenin kurucu
unsurları mevcut olmakla birlikte geçerlilik şartlarından kamu düzenini
ilgilendirenlerinin ihlalini mutlak butlan yaptırımına tabi tutmuştur.
Mutlak butlanın, nispi butlandan (iptal edilebilirlikten) en temel farkı; kamu
düzenini ilgilendirmesi sebebiyle Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen ve
ilgisi olan herkes tarafından her zaman (süreye tabi olmaksızın) ileri
sürülebilmesidir. Borçlar hukukundaki genel butlan teorisinden farklı
olarak, aile hukukunda batıl bir evlilik dahi hâkim kararına kadar geçerli bir
evliliğin tüm sonuçlarını doğurduğundan, butlan kararının salt açıklayıcı
(tespit edici) değil, bozucu yenilik doğuran (inşai) nitelikte olduğu kabul
edilmektedir.
2. Kavramlar
Mutlak butlan tanımı
Evliliğin, kanunun öngördüğü ve kamu düzenini ilgilendiren ağır ehliyet veya
engel ihlalleri sebebiyle başından itibaren geçersiz sayılmasını gerektiren,
ancak kendiliğinden yok sayılmayıp mutlak surette bir hâkim kararıyla ortadan
kaldırılabilen ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gereken
bir hukuki sakatlık türüdür.
Birinci sebep — bigami
Eşlerden birinin evlenme işlemi yapıldığı sırada hukuken geçerli başka bir
evliliğinin bulunması halini ifade eden ve Türk hukukunda tek eşlilik
(monogami) ilkesinin mutlak bir yansıması olan geçersizlik sebebidir.
İkinci sebep — ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk
Eşlerden birinin, yaş küçüklüğü, ağır zeka geriliği (mental retardasyon) veya
kalıcı beyin hasarı gibi nedenlerle evlenmenin anlam ve sonuçlarını idrak etme
yeteneğinden devamlı ve kalıcı (geçici değil) olarak yoksun bulunması durumudur.
Üçüncü sebep — evlenmeye engel derecede akıl hastalığı
TMK m. 133 ile paralellik gösteren ancak ondan daha ağır bir kapsamı ifade
eden, kişinin sahip olduğu psikiyatrik rahatsızlığın (örneğin ağır şizofreni)
evlilik birliğini imkânsız kılacak derecede olması ve bu durumun resmi sağlık
kurulu raporuyla sabit bulunması halidir.
Dördüncü sebep — evlenmeye engel derecede hısımlık
TMK m. 129 kapsamında evlenmeleri kesin olarak yasaklanmış olan üstsoy ile
altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri veya belirli kayın
hısımları ile evlatlık ilişkisi kurulanlar arasında kamu düzeni ve ahlak
kuralları gereği gerçekleştirilen yasak evliliklerdir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 125 (ayırt etme gücü şartı)
- TMK m. 129 (hısımlık evlenme engeli)
- TMK m. 130 (önceki evliliğin ispatı)
- TMK m. 133 (akıl hastalığı raporu)
- TMK m. 146-151 (mutlak butlan davası — kimler, nasıl, sonuçları)
- TBK m. 27 (kesin hükümsüzlük — medeni hukuktaki yansıması)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türk vatandaşı (A) yurt dışında kesinleşmiş bir boşanma kararı
almasına rağmen, bu kararın Türkiye'de tanıma ve tenfiz işlemlerini
tamamlamadan Türkiye'de (B) ile yeni bir resmi evlilik yapmıştır. Nüfus
kayıtlarında önceki evliliği halen devam ediyor göründüğünden, bu yeni evlilik
TMK m. 145/1 uyarınca bigami (mevcut evlilik) sebebiyle mutlak butlanla
batıldır. Cumhuriyet savcısı veya (A)'nın eski eşi dahil her ilgili,
süreye tabi olmaksızın mutlak butlan davası açarak bu ikinci evliliğin iptalini
talep edebilir. Ancak, mutlak butlan davası sonuçlanmadan önce
tanıma/tenfiz kararı kesinleşir ve önceki evlilik hukuken sona ererse, TMK m.
147/3 gereği (B) de iyi niyetli ise artık evliliğin butlanına karar
verilemeyecektir.
Olay 2: Ağır derecede mental retardasyon (zihinsel engellilik) tanısı bulunan
ve ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olan (X) vasisinin veya idarenin
ihmali sonucunda (Y) ile resmi nikah memuru önünde "evet" diyerek evlenmiştir. Bu durumda, (X)'in evlenme sırasındaki sürekli idrak yoksunluğu
nedeniyle yapılan evlilik TMK m. 145/2 kapsamında mutlak butlanla sakattır. Eş (Y)'nin (X)'in zihinsel durumunu bilmediği yönündeki iyi niyet
savunması, mutlak butlan davalarında işlemin geçerliliğini sağlamaz.
Mahkeme, Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü resmi sağlık kurulundan alınacak
raporla bu durumu tespit ettiğinde evliliğin iptaline karar vermek zorundadır.
6. Pratik Notlar
- Mutlak butlanı kimlerin ileri sürebileceği hususunda TMK m. 146 hükmü
açıktır; Cumhuriyet savcısı davanın açılmasını re'sen talep etmekle görevli
olup, ayrıca eşler, yasal temsilciler veya mirasçılar gibi maddi veya manevi
menfaati bulunan ilgisi olan herkes bu davayı açabilir.
- Butlan davasının süresizliği kuralı, evlenmenin mutlak butlanına yol açan
sebeplerin kamu düzenini ağır şekilde ihlal etmesinden kaynaklanır; bu nedenle,
nispi butlanın aksine, mutlak butlan davası herhangi bir hak düşürücü süreye
veya zaman aşımına tabi olmaksızın her zaman açılabilir.
- Butlan kararının geriye yürüme etkisi borçlar hukukundaki genel kuraldan
farklılaşarak, TMK m. 156 uyarınca hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin
tüm sonuçlarını doğurur ve iptal kararı ileriye etkilidir (ex nunc); özellikle
çocuklar bakımından, mahkemece butlanına karar verilen evlilikten doğan
çocuklar TMK m. 157 gereği evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
- "Sürekli" ayırt etme gücü yokluğu ile geçici yokluk ayrımı, evliliğin mutlak
veya nispi butlanla sakatlanmasını belirleyen temel ölçüttür; evlenme
sırasındaki geçici şuur kaybı (alkol, hipnoz vb.) TMK m. 148 gereği yalnızca
ilgili eşe iptal davası açma hakkı verirken, kalıcı zihinsel engeller doğrudan
TMK m. 145/2 kapsamında mutlak butlan sebebidir.
- Hısımlık derecesinin tespitinde TMK m. 17 ve devamı hükümleri uygulanarak,
hısımlık bağları resmi nüfus sicilleri üzerinden incelenir; Yargıtay
uygulamalarına göre resmi sicile aykırı tanık sözlerine itibar edilemez,
nitekim hısımlık bağının tespiti mutlak butlan davası için bekletici mesele
yapılmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen dört mutlak butlan sebebinin niteliği
incelendiğinde, bu sebeplerin örnekleyici değil, tahdidî (sınırlı sayı -
numerus clausus) olduğu açıkça görülmektedir. Kanun koyucunun kamu
düzenini sarsan durumları yalnızca dört bent halinde sayması, hukuk güvenliği
açısından olumlu karşılansa da, uygulamada karşılaşılan bazı ağır anomalilerin
mutlak butlan kapsamı dışında bırakılması eleştiriye açıktır. Sınırlı sayı
ilkesi nedeniyle, kanunda açıkça öngörülmeyen, ancak ahlaka ve kamu düzenine en
az sayılanlar kadar aykırı olan durumlarda mahkemelerin kıyas yoluyla mutlak
butlan kararı verememesi, hukukun donuklaşmasına ve adaletsiz sonuçlara neden
olabilmektedir.
Ayırt etme gücü yokluğunun ve akıl hastalığının mutlak butlan sebebi
sayılmasındaki "sürekli" (devamlı) olma şartının yorumlanmasında ve tıbbi
ispatında ciddi yargısal güçlükler yaşanmaktadır. Psikiyatrik hastalıkların
doğası gereği remisyon (iyileşme/duraklama) ve alevlenme dönemleri
bulunabildiğinden, bir hastanın tam olarak evlenme anında (nikah töreninde)
ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığının sonradan Adli Tıp Kurumu
raporlarıyla geriye dönük olarak tespiti tıbben son derece zordur. Bu
tıbbi ve hukuki belirsizlik, geçerli kurulmuş bir evliliğin yıllar sonra kötü
niyetli mirasçılar tarafından sırf miras payı elde etmek amacıyla mutlak butlan
davasına konu edilmesine ve zayıf durumdaki eşin mağdur edilmesine zemin
hazırlamaktadır.
Mutlak butlan kararının etkileri dogmatik olarak incelendiğinde, evliliğin
baştan itibaren (ex tunc) yok sayılması yerine, iptal kararına kadar geçerli
bir evliliğin sonuçlarını doğuracağı (ex nunc) kuralının (TMK m. 156)
benimsenmesi, zayıf eşin ve çocukların korunması bakımından oldukça isabetlidir. Ancak, butlan kararının kesinleşmesiyle birlikte iyi niyetli olmayan
sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını kaybetmesi (TMK m. 159) evlilik
birliğine yıllarını vermiş kişilerin ağır ekonomik yıkımlarla karşılaşmasına
neden olabilmektedir. Özellikle, yasağın mahiyetini bilmeden yasaklı
derecede hısımlık (örneğin amca-yeğen) içinde evlenen ve uzun yıllar evli kalan
tarafların, evliliğin mutlak butlanla iptali sonrası nafaka, tazminat ve mal
rejimi tasfiyesinde tüm haklarından mahrum bırakılmaları, hakkaniyet ilkesiyle
çelişmektedir.
Kaynaklar: Akıntürk/Ateş Karaman, Kılıçoğlu Aile Hukuku, Dural/Öğüz/Gümüş,
Öztan Aile Hukuku.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 145'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 105.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 145. madde metnine dayanır.
Görüş: Dört mutlak butlan sebebinin tahdidî niteliğinin hukuki güvenliği desteklediği; sürekli ayırt etme gücü yokluğu yorumunda tıbbi bilirkişi desteğinin zorunlu olduğu; butlanın ex tunc etkisinin çocuklar bakımından 'putative marriage' doktrini benzeri bir koruma mekanizmasıyla yumuşatılması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.