Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 191

Aile Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

IV. Temsil yetkisinin geri verilmesi


Madde 191 - Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin karar, koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim tara fında n değ iştirilebilir. İlk karar ilân edilmiş ise, değişikliğe ilişkin karar da ilân olunur.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, evliliğin genel hükümleri başlığı altında yer alan ve birliğin temsilinden doğan sorumlulukları ile bu temsil yetkisinin sınırlarını düzenleyen 189, 190 ve 191. maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 167, 168 ve 169. maddelerine dayanmaktadır. Bu kurallar bütününün ratio legisi, bir yandan eşlerin günlük ve olağan ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil yetkisini kullandıklarında piyasadaki iyiniyetli üçüncü kişileri koruyarak ticari işlem güvenliğini sağlamak; diğer yandan ise temsil yetkisinin eşlerden biri tarafından ailenin ekonomik yıkımına yol açacak şekilde orantısızca ve kötü niyetle kullanımına karşı aile mahkemesinin müdahale mekanizmasını işletmektir. Kanun koyucu, ailenin dışa dönük ekonomik faaliyetlerini düzenlerken, hem eşlerin iç dengesini hem de alacaklıların menfaatini hassas bir teraziye koymuştur.

Bu üç madde, birlikte okunduğunda evlilik birliğinin dışa karşı işleyişinde temsil-sorumluluk-iyiniyet üçgenini organik ve eksiksiz bir biçimde tamamlamaktadır. Temsil yetkisinin olağan kullanımının müteselsil sorumluluk doğurmasıyla başlayan süreç (m. 189) bu yetkinin ailenin aleyhine olacak şekilde aşılması halinde mahkemece müdahale edilerek sınırlandırma veya kaldırma yoluna gidilmesi (m. 190) ve nihayetinde ehliyet ve şartlar düzeldiğinde bu yetkinin tekrar sahibine iadesi (m. 191) ile kendi içinde kapalı, dinamik ve denetlenebilir bir hukuki rejim tesis etmiştir.

2. Kavramlar

Müteselsil sorumluluk (m. 189/1) Eşlerden her birinin, evlilik birliğini geçerli bir temsil yetkisi (TMK m. 188) kapsamında ailenin sürekli ihtiyaçları veya yetkilendirildiği diğer ihtiyaçlar için üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerden dolayı her iki eşin de borcun tamamından zincirleme olarak birlikte sorumlu olmasını ifade eder. Alacaklı üçüncü kişi, borcun ifasını dilerse işlemi doğrudan yapan eşten, dilerse hiçbir şeye imza atmamış olan diğer eşten ya da her ikisinden birden talep etme hakkına sahip olup, bu durum ailenin hukuki güvenirliğini ve kredi değerini artırır.

Kişisel sorumluluk (m. 189/2) Eşlerden birinin, kanunun kendisine verdiği aileyi temsil sınırlarını aşarak ve diğer eşin veya hâkimin rızasını almadan (olağanüstü ihtiyaç kapsamında) birliği temsil yetkisi bulunmaksızın tek başına yaptığı işlemlerden dolayı yalnızca kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır. Bu kural, haberi, onayı veya zımni kabulü olmayan diğer eşi ağır ve hesapsız bir borç cenderesinden kurtaran temel hukuki sigortadır.

Anlaşılamayan yetkinin aşılması Bir eşin kanunen temsil yetkisi bulunmadığı halde haksız bir işlem yapması durumunda, şayet işlemin karşı tarafı olan üçüncü kişi, dışarıdan bakıldığında objektif bir özenle dahi bu yetki aşımını fark edemeyecek (anlayamayacak) durumdaysa, ticaret güvenliğini ve iyiniyeti koruma gereği her iki eşin yine müteselsilen sorumlu tutulması istisnasıdır. Bu karine, yetki aşımının bedelini zayıf eşe yükleyen oldukça katı bir kuraldır.

Temsil yetkisinin kaldırılması (m. 190) Eşlerden birinin evlilik birliğini temsil yetkisini sürekli olarak ve kusuruyla aşması, kötüye kullanması veya yaşlılık, hastalık, savurganlık gibi nedenlerle bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalması halinde, diğer eşin başvurusu üzerine aile mahkemesi hâkimi tarafından bu yasal temsil ehliyetinin tamamen elinden alınması veya belirli işlemlerle sınırlandırılmasıdır. Bu yargısal kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hukuken hüküm ve sonuç ifade edebilmesi için mahkemece uygun vasıtalarla ilan edilmesi mutlak bir usul şartıdır.

Temsil yetkisinin geri verilmesi (m. 191) Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına yol açan ve aileyi tehdit eden olumsuz koşulların (örneğin savurganlık, alkol bağımlılığı veya hastalığın) sonradan düzelmesi durumunda, eşlerden birinin talebi üzerine hâkim tarafından eski kararın değiştirilerek yasal temsil yetkisinin ilgili eşe yeniden tanınmasıdır. Eğer ilk kısıtlama kararı ilan edilmişse, hukuki güvenlik ve aleniyetin sağlanması adına değişikliğe ilişkin bu yeni iade kararı da mutlaka kamuoyuna ilan olunur.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 188 (evlilik birliğini temsil yetkisinin kapsamı — m. 189'daki kişisel ve müteselsil sorumluluğun sınırlarını çizen ana norm).
  • TBK m. 50 vd. (müteselsil sorumluluk genel kuralları — m. 189/1 ile ortaya çıkan zincirleme sorumluluğun borçlar hukuku temeli).
  • TBK m. 32 (yetkisiz temsil — m. 189/2 kapsamındaki yetki aşımı hallerinin genel sözleşmeler hukuku bağlamındaki durumu).
  • TMK m. 3 (iyiniyetin korunması — m. 189/2'deki üçüncü kişilerin yetki aşımını anlayamaması karinesinin genel hukuki dayanağı).
  • 5737 sayılı Resmi Gazete ve tebligat kanunlarındaki ilan usulü (m. 190 ve m. 191 kapsamındaki kısıtlama ve iade kararlarının üçüncü kişilere duyurulması şekli).

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Koca, evlilik birliğinin olağan ve günlük ihtiyaçları kapsamında sayılamayacak derecede büyük meblağlı bir tüketici kredisi çekerek üçüncü kişi konumundaki bankayla sözleşme yapmıştır. TMK m. 188 uyarınca ailenin "diğer (olağanüstü) ihtiyaçları" grubuna giren bu işlem için kadının açık rızası veya hâkim kararı gerekmesine rağmen, koca kendisini yetkili gibi göstermiş ve kredi kurumu bu yetki aşımını dışarıdan makul bir özenle anlayabilecek durumda olmamıştır. Somut olayda TMK m. 189/2'nin iyiniyeti koruyan emredici istisnası devreye girerek, sırf banka yetki aşımını anlayamadığı için, işlemden hiç haberi dahi olmayan kadını borçtan müteselsilen sorumlu hale getirecektir. Bu durum, hukuki korumanın aileden ziyade piyasaya kaydığı ve kadının (veya diğer eşin) haksız yere icra tehdidi altında bırakıldığı spesifik bir vakadır.

Olay 2: Eşi son yıllarda kumara yönelen, lüks harcamalar yapan ve evin mutfak bütçesini sürekli olarak birliği temsil yetkisi perdesi altında savurganlıkla eriten kadın, kocasının bu yetkiyi aşmasına karşı aile mahkemesine başvurmuştur. Hâkim, ailenin ekonomik güvenliğinin açık bir tehdit altında olduğunu tespit ederek, kocasının TMK m. 188'den doğan aileyi temsil yetkisini TMK m. 190 uyarınca tamamen kaldırmıştır. Ancak bu mahkeme kararının piyasadaki esnafa veya bankalara karşı ileri sürülebilmesi ve kocanın yapacağı işlemleri geçersiz kılabilmesi için, kararın yerel ve ulusal düzeyde ilan edilmesi zorunludur. Aksi halde ilan yapılana kadar, karardan habersiz ve iyiniyetli üçüncü kişilerle yapılan fuzuli sözleşmeler, müteselsil sorumluluk gereği yine kadını da bağlamaya devam edecektir.

6. Pratik Notlar

  • Müteselsil sorumlulukta eşlerin birbirinden rücu hakkı, borcun üçüncü kişiye ifa edilmesinden sonra eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi kurallarına göre (TMK m. 220 vd.) işletilen ve fazla ödeme yapan eşin asıl borçlu eşe başvurmasını sağlayan bir yoldur.
  • "Anlaşılamayan" aşımın ispatı noktasında, Türk Medeni Kanunu m. 3 uyarınca iyiniyet asıl (karine) olduğundan, alacaklı üçüncü kişinin bu yetki aşımını bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu ispat yükü, borçtan kurtulmak isteyen masum eşin üzerine düşmektedir.
  • Temsil yetkisi kaldırma (m. 190) kararının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması için aranan ilan kuralı, tıpkı ticaret siciline yapılan tescilin açıklayıcı/bildirici etkisi gibi, mahkeme kararının piyasa aktörlerine karşı mutlak bir aleniyet kazanmasını sağlar.
  • Değişiklik kararının ilk ilan kapsamını takip etmesi zorunluluğu (m. 191) gereğince, temsil yetkisini kaldıran karar hangi vasıtalarla (örneğin trajlı bir gazetede) ilan edildiyse, yetkinin geri verildiğini içeren yeni kararın da aynı usulle kamuoyuna duyurulması şarttır.
  • Temsil yetkisi kaldırma davalarında çocukların durumu, TMK m. 169 ve m. 195 kapsamında ailenin geçiminin nasıl sağlanacağı sorunsalını doğurduğundan, hâkimin yetki kısıtlaması yaparken evin idaresi ve faturaların ödenmesi için diğer eşe veya vasata ek yasal yetkiler tanımasını gerekli kılar.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 189 fıkra 2'de yer alan ve üçüncü kişilerin "anlayamayacakları şekilde yetkinin aşılması" durumunda her iki eşi müteselsilen sorumlu tutan kural, ekonomik güç dengesizliğinin baskın olduğu evliliklerde zayıf eşi (genellikle kadını) ağır bir mağduriyete sürükleme riski taşımaktadır. Bankaların veya tacirlerin, ailenin olağanüstü ihtiyaçları sınırındaki bir harcamada "yetki aşımını dışarıdan bilemedik" şeklindeki iyiniyet savunmaları mahkemelerce çoğu zaman geniş yorumlanarak kabul görmekte; bunun faturası ise işlemden hiç haberi olmayan, onayı alınmayan eşin maaşına veya malvarlığına haciz olarak dönmektedir. Aile hukukunun zayıfı koruyucu ruhu, üçüncü kişinin salt ticari güvenliğinden daha üstün tutulmalı ve bu müteselsil sorumluluk istisnasının uygulanma alanı Yargıtay içtihatlarıyla son derece daraltılmalıdır.

TMK m. 190 ve 191'de kurgulanan mahkeme kararının "ilan edilmesi" mekanizması, günümüzün hız ve bilişim çağında pratikte etkinliğini tamamen yitirmiş, hantal ve demode bir usul kuralıdır. Mahkemenin temsil yetkisinin kaldırıldığını bir yerel veya ulusal gazetede ya da adliye divanhanesinde ilan etmesi, günlük tüketim pazarındaki esnafın, zincir marketlerin veya devasa kredi kurumlarının bu ilanı anlık olarak okuyup takip ettikleri anlamına gelmez. Kararın sadece kâğıt üzerinde gazetede yayınlanmış olması sebebiyle üçüncü kişilerin iyiniyetini "kurgusal" olarak ortadan kalkmış saymak veya ilanın yapılmasını beklerken eşi borç batağına sürüklemek, piyasanın gerçekleriyle uyuşmayan arkaik bir hukuki illüzyondur.

Özellikle internet bankacılığı, e-devlet, mobil kredi ve dijital platformlar üzerinden saniyeler içinde devasa borçlanmaların yapılabildiği elektronik işlemler çağında, TMK m. 190 kapsamındaki temsil yetkisi sınırlandırmalarının anlık (online) entegrasyonu sağlanmadan aileyi ekonomik yıkımdan korumak imkânsızdır. Yasa koyucunun, temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin aile mahkemesi kararlarının UYAP üzerinden anında Bankalar Birliği, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ve e-Devlet altyapısına bildirilerek kişinin kredi limitlerine veya dijital işlem onaylarına elektronik bir blokaj (dijital şerh) getirmesini yasal bir zorunluluk haline dönüştürmesi elzemdir. Klasik gazete ilanı gibi analog döneme ait çözümler, ailenin ekonomik varlığını teknolojik çağın hızlı sömürüsünden korumakta yetersiz kalmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 191'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 167-169.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 191. madde metnine dayanır.

Görüş: Müteselsil sorumluluk kuralının ekonomik güç dengesizliğinde zayıf eşi korumak için rücu hakkı açıkça güvence altına alınmalı; ilan mekanizmasının dijital anlık bildirim sistemleriyle etkinleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.