Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 195

Aile Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**II. Aile kon utu M adde 194

  • Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshe demez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rı za ve rilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş , tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tap u müdürlüğünden isteyebilir. 16 Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlan mışsa , söz leşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimd e bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. E. Birliğin korunması I. Genel olarak**

Madde 195 - Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yeri ne getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin o rtak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. 16 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kan unun 44 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “şerhin verilmesini” iba resinden sonra gelmek üzere “tapu müdürlüğünden” ibaresi eklenmiştir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, evliliğin genel hükümleri arasında yer alan "Birliğin korunması - Genel olarak" alt başlığını taşıyan 195. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 172. (ve mülga 173.) maddelerinden alınarak sistematiğimize dâhil edilmiştir. Bu hükmün temelindeki ratio legis, evlilik birliğinin temelden sarsılması ve boşanma gibi kurumu tamamen ortadan kaldıran yıkıcı nihai sonuçlara ulaşmadan evvel, devletin yargı erki vasıtasıyla aileye koruyucu ve onarıcı bir müdahalede bulunmasını sağlamaktır. Yasa koyucu, boşanmayı her zaman başvurulabilecek en son çare (ultima ratio) olarak gördüğünden, eşlerin iradi veya fevri kararlarıyla aileyi dağıtmalarının önüne geçmek adına hâkimin önleyici müdahalesini kurumsal bir kriz çözme aracı olarak ihdas etmiştir.

TMK m. 195, salt bir tespit veya cezalandırma normu değil, evlilik birliğinin işleyişinde ortaya çıkan tıkanıklıkları gidermeyi hedefleyen dinamik bir kriz önleme mekanizmasıdır. Eşlerin tek başlarına aşamadıkları sorunlarda objektif, tarafsız ve otoriter bir üçüncü kişi olarak hâkimin devreye girmesi, aile kurumunun sadece özel hukukun iki taraflı bir sözleşmesi olmadığını, aynı zamanda Anayasal düzeyde (AY m. 41) kamu düzenini ilgilendiren sosyal bir yapı olduğunu kanıtlamaktadır.

2. Kavramlar

Hâkimin müdahalesi talebi Evlilik birliğinden doğan sadakat, yardım, çocukların bakımı veya ortak giderlere katılma gibi temel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yahut konut seçimi gibi evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda eşlerin derin bir uyuşmazlığa düşmesi hâlinde, eşlerin ayrı ayrı veya birlikte mahkemeye başvurarak yardım ve çözüm talep etmesidir. Hâkimin bu koruyucu mekanizmayı işletebilmesi kural olarak re'sen mümkün olmayıp, eşlerden en az birinin açık talebine (usul hukukundaki tasarruf ilkesine) bağlı kılınmıştır.

Uyarma yetkisi Hâkimin, uyuşmazlık veya ihmal saptadığı durumlarda, eşleri evlilik birliğinden doğan yasal ve ahlaki yükümlülükleri (TMK m. 185 vd.) konusunda resmi bir otorite sıfatıyla bilgilendirmesi ve onları doğru davranışa sevk edecek hukuki telkinlerde bulunmasıdır. Bu yetki, Borçlar Hukukundaki temerrüt ihtarı veya bir yaptırım olmaktan ziyade, eşlere kanuni ve ailevi sorumluluklarını hatırlatan pedagojik, yönlendirici ve onarıcı bir yargısal faaliyettir.

Uzlaştırma çabası Hâkimin, uyuşmazlık içinde olan ve mahkeme kapısına kadar gelen eşleri, sorunun esasına inerek ve tarafların menfaat dengesini gözeterek barışçıl bir çözüme ulaştırmak için aktif olarak rol üstlenmesidir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu m. 7 uyarınca hâkimin, esasa girmeden önce aile içindeki karşılıklı sevgi ve hoşgörünün korunması bakımından tarafları uzlaştırmaya teşvik etmesi emredici ve yasal bir görevdir.

Uzman yardımı Hâkimin, uyuşmazlığın çözümünde hukuki bilginin ötesinde psikolojik veya pedagojik bir desteğe ihtiyaç duyduğu hallerde, eşlerin mutlaka "ortak rızasını" alarak mahkeme bünyesindeki veya dışındaki psikolog, pedagog, aile danışmanı veya arabulucu gibi uzmanlardan profesyonel destek talep etmesidir. Rıza şartının aranması, ailenin mahremiyet alanına dışarıdan yapılacak bilimsel müdahalesinin ancak her iki tarafın isteğiyle meşruiyet kazanacağı düşüncesine dayanır.

Kanunda öngörülen önlemler Uyarı, uzlaştırma ve uzman yardımının sonuçsuz kaldığı veya yetersiz olduğu durumlarda, hâkimin eşlerden birinin talebi üzerine TMK m. 196 ve devamında yer alan maddi ve hukuki koruma kalkanlarını eylemli olarak (fiilen) devreye sokmasıdır. Hâkim, bu kapsamda genel ve sınırsız bir tedbir yetkisine sahip olmayıp, yalnızca yasanın açıkça izin verdiği sınırlandırma ve yükümlülükleri (örneğin parasal katkının belirlenmesi, tasarruf yetkisinin kısıtlanması) tesis edebilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 196 (Eşler birlikte yaşarken ailenin geçimi için yapılacak parasal katkının belirlenmesi — m. 195'in ilk eylemli tedbir uzantısıdır).
  • TMK m. 197 (Eşlerin haklı sebeple ayrı yaşaması ve tedbir nafakası bağlanması — m. 195 uyarınca müdahalenin yetersiz kalıp fiili ayrılık aşamasına geçildiğindeki izdüşümüdür).
  • TMK m. 198-199 (Borçlulara ait önlemler ve ailenin ekonomik varlığını korumak adına tasarruf yetkisinin kısıtlanması — ekonomik uyuşmazlıklardaki sert müdahalelerdir).
  • TMK m. 166 (Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma — m. 195 müdahale yolunun tamamen başarısız olunca başvurulan nihai tasfiye kurumudur).
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun (Mahkeme bünyesindeki uzmanların görevi ve uzlaştırma usulünün organik çerçevesidir).
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (Aile içi şiddet içermeyen vakalarda uzman yardımı olarak alternatif uyuşmazlık çözümünün tatbik edilebilirliğidir).

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Evlilik birliği içerisinde kocasının sürekli alkol aldığını, bu sebeple eve ekonomik katkı sağlamadığını ve çocukların bakımıyla ilgilenmediğini belirten kadın, derhal boşanma davası açmak yerine TMK m. 195 uyarınca hâkimin müdahalesini talep etmiştir. Mahkeme, öncelikle kocayı TMK m. 185 kapsamında ailenin geçimine ve çocukların bakımına özen gösterme yükümlülüğü hususunda resmi olarak uyarır ve tarafları uzlaştırmaya çalışır. Şayet koca bu uyarıları dikkate almazsa, kadın TMK m. 196 kapsamında parasal katkının mahkemece belirlenmesini veya TMK m. 199 uyarınca kocasının malları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını talep edebilir. Hâkim, yasanın izin vermediği keyfi ve atipik önlemleri alamayacağından, müdahalesini mutlaka kanunda açıkça düzenlenen bu tür koruyucu önlemlerle sınırlı tutmak zorundadır.

Olay 2: Ortak konutun seçimi ve eşlerin bütçeye yapacakları maddi katkı konusunda şiddetli bir uyuşmazlığa düşen, ancak evliliklerini sürdürmek niyetinde olan çift, TMK m. 195 kapsamında Aile Mahkemesine başvurmuştur. Hâkim, meselenin hukuki bir kriz olmaktan ziyade ağır bir iletişim eksikliğinden kaynaklandığını saptayarak, eşlerin her ikisinin de açık ortak rızasını almak suretiyle mahkeme bünyesindeki bir aile danışmanından veya psikologdan uzman yardımı istemiştir. Taraflar bu uzman desteği (veya ihtiyarî arabuluculuk süreci) neticesinde çekişmeli bütçe ve konut meselesinde rasyonel bir çözüme ulaşmışlardır. Bu süreç, TMK m. 195'in salt yargısal bir karar/hüküm mekanizması değil, aynı zamanda disiplinlerarası bir terapötik (onarıcı) adalet kurumu olarak ne denli işlevsel ve hayat kurtarıcı olabileceğini göstermektedir.

6. Pratik Notlar

  • TMK m. 195 başvurusunun boşanmadan bağımsız olması: Hâkimin müdahalesi talebi, derdest bir boşanma veya ayrılık davasının fer'isi (eki) niteliğinde olmayıp, doğrudan doğruya evlilik birliğini korumaya ve ayakta tutmaya yönelik bağımsız bir koruma talebidir.
  • Uzman yardımının eşlerin birlikte rızasına bağlı olması: Hâkim, tarafların özel hayatına derin bir müdahale anlamına gelebilecek psikolojik veya pedagojik uzman desteğini, eşlerden sadece birinin talebiyle veya re'sen dikte edemez; mutlaka iki tarafın onayını aramalıdır.
  • Hâkimin alabileceği "kanunda öngörülen önlemler" kapsamı: Hâkim uyuşmazlığı çözerken tamamen serbest bir takdir (yaratma) yetkisine sahip değildir; alacağı eylemli önlemler TMK m. 196, m. 197, m. 198 ve m. 199'da sınırlı sayıyla (numerus clausus) belirtilen tedbirlerle kısıtlıdır.
  • Aile mahkemesindeki uzmanların rolü: 4787 sayılı Kanun m. 5 uyarınca mahkemelere atanan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar, hâkimin TMK m. 195 kapsamındaki uzlaştırma misyonunun en önemli teknik ve bilimsel icracılarıdır.
  • TMK m. 195 müdahalesinin sıklıkla öncü boşanma davası olarak gelişmesi: Pratikte eşler bu kurumu evliliği kurtarmaktan ziyade, ileride açacakları muhtemel bir çekişmeli boşanma davasında diğer eşin kusurunu (yükümlülüklere aykırılığını) resmi olarak kayıt altına aldırmak amacıyla taktiksel bir hamle olarak kullanabilmektedirler.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Aile Hukuku uygulamasında TMK m. 195 uyarınca hâkimin tarafları "uyarma ve uzlaştırma" sürecinin pratik etkinliği, maalesef kanun koyucunun idealize ettiği o onarıcı seviyeden çok uzaktır. Aile mahkemelerinin devasa iş yükü, hâkimlerin her bir dosya için taraflara yeterli zamanı ayırarak terapötik bir diyalog kurmasını fiilen imkânsız kılmaktadır. Çoğu zaman hâkimin "uyarma" görevi, duruşma zaptına mekanik olarak geçirilen birkaç soğuk matbu cümleden ibaret kalmakta, uzlaştırma çabası ise şekli bir prosedür olarak hızla tüketilmektedir. Bu durum, kurumun kriz önleyici derin işlevini tamamen ortadan kaldırarak onu salt bir bürokratik basamağa, hukuki bir angaryaya indirgemektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında uzman kişilerin yardımının istenebilmesi için "eşlerin ortak rızasının" şart koşulması, normun koruyucu kapasitesini ağır şekilde felce uğratmaktadır. Özellikle aile içi iletişim kopukluğunun, ekonomik şiddetin veya inatlaşmanın had safhada olduğu uyuşmazlıklarda, evlilik birliğini tehlikeye atan ve yükümlülüklerini ihlal eden kusurlu eşin, bir uzmanın karşısına geçip yardım almaya rıza göstermesi rasyonel olarak beklenemez. Zayıf eşin uzman müdahalesi talep etmesine rağmen, diğer eşin keyfi olarak rıza vermemesi sebebiyle hâkimin elinin kolunun bağlanması, devletin aileyi koruma anayasal ödevi (AY m. 41) ile açıkça çelişen, aile hukukunda yeri olmayan aşırı liberal bir sözleşme hürriyeti yanılgısıdır.

Günümüz modern medeni hukuk sistemlerinde giderek yaygınlaşan ve TMK m. 195'in felsefesiyle birebir örtüşen "zorunlu aile arabuluculuğu" (veya aile danışmanlığı) müessesesinin Türk hukukuna entegrasyonu ciddi bir doktriner tartışma konusudur. Boşanma davaları öncesinde veya TMK m. 195 kapsamındaki koruma başvurularında, aile içi şiddet içermeyen vakalar bakımından, tarafların öncelikle uzman arabuluculara (veya danışmanlara) yönlendirilmesinin bir dava şartı haline getirilmesi elzemdir. Zira mahkeme salonunun çekişmeli, usuli kurallara boğulmuş, katı ve yargısal atmosferi, evlilik krizlerini çözmekten ziyade tarafları daha da kutuplaştırmaktadır; oysa gizlilik ve menfaat temelli arabuluculuk müzakereleri, aile kurumunun onarılmasında veya en azından barışçıl bir şekilde tasfiyesinde m. 195'in gerçek ve asli amacına çok daha nitelikli bir biçimde hizmet edecektir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 195'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 172-173.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 195. madde metnine dayanır.

Görüş: Aile mahkemelerinin iş yükü göz önüne alındığında m. 195 uyarma ve uzlaştırma sürecinin daha etkin yürütülmesi için uzman kadronun güçlendirilmesi; zorunlu aile arabuluculuğunun belirli uyuşmazlık türleri için pilot uygulama olarak hayata geçirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.