Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 260

Aile Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

III. Kişisel mallar


Madde 260 - Kişisel mal lar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir. Eşlerden her birinin sadece kişisel kull anımına ayrılmış olan eşyası ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır. Bir eşin saklı pay olarak iste yebil eceği malvarlığı değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları taraf ından kendisine kişisel mal olarak kazandırılamaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

  1. madde, Türk Medeni Kanunu'nun eşler arasındaki mal rejimlerinden biri olan mal ortaklığı rejimi içinde yer alır. Mal ortaklığı, eşlerin mallarını büyük ölçüde ortak bir kütlede (ortaklık malları) topladığı; buna karşılık her eşin yine de bir miktar kişisel malı bulunabildiği seçimlik bir rejimdir. Bu madde, hangi malların kişisel mal sayılacağını, yani ortaklık kütlesinin dışında, eşin tek başına malvarlığında kaldığını belirler.

Hükmün sistematik konumu önemlidir: Mal ortaklığında kural, malların ortaklığa girmesidir; kişisel mallar ise istisna teşkil eder. Bu nedenle madde, istisnanın sınırlarını çizen bir hüküm olarak okunmalıdır. Mal ortaklığı uygulamada nadiren tercih edilen bir rejim olsa da (eşler bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıkça kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma geçerlidir), seçildiğinde kişisel mal-ortaklık malı ayrımı tasfiyenin temelini oluşturur.

Düzenlemenin amacı (ratio legis), ortaklığın geniş kapsamına rağmen, nitelikleri gereği kişiye sıkı sıkıya bağlı olan veya üçüncü kişilerin/kanunun iradesiyle kişisel kalması gereken değerleri ortaklık dışında tutmaktır. Böylece bir denge kurulur: Eşler malvarlıklarını paylaşırken, kişiliğe bağlı değerler bu paylaşımdan korunur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kişisel Malın Belirlenme Kaynakları

Madde, kişisel malların üç kaynaktan doğabileceğini belirtir:

  • Mal rejimi sözleşmesi: Eşler, mal ortaklığı sözleşmesi yaparken belirli malları ortaklık dışında, kişisel mal olarak kararlaştırabilirler. Bu, rejimin seçimlik (sözleşmesel) yapısının doğal sonucudur.
  • Üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması: Bir üçüncü kişi, bir eşe karşılıksız kazandırmada (bağışlama, vasiyet vb.) bulunurken bu malın kişisel mal olacağını belirlemişse, mal ortaklık kütlesine girmez.
  • Kanun: Kanunun doğrudan kişisel mal saydığı değerler.
2.2. Kanundan Dolayı Kişisel Mallar

Madde, kanun gereği kişisel sayılan iki değer grubunu açıkça belirtir:

  • Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış eşyası: Kişiye özgü, münhasıran o eşin kullanımına tahsis edilmiş eşyalar (kişisel giysiler, kişisel kullanım eşyaları gibi). Bunların ortaklığa girmemesi, kişiliğe bağlılıkları gereğidir.
  • Manevî tazminat alacakları: Bir eşin uğradığı kişilik ihlali veya bedensel/ruhsal zarar nedeniyle elde ettiği manevî tazminat alacakları kişisel maldır. Manevî tazminat, zarar gören kişinin şahsına bağlı bir giderim olduğundan, ortaklık kütlesine dahil edilmesi hakkaniyete aykırı olurdu.
2.3. Saklı Pay Değerlerinin Kişisel Mal Olarak Kazandırılamaması

Maddenin son cümlesi, miras hukukuyla bağlantılı özel bir sınırlama getirir: Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları tarafından kendisine kişisel mal olarak kazandırılamaz. Bu kural, saklı paya ilişkin emredici miras hukuku düzeni ile mal rejimi serbestisi arasındaki gerilimi dengeler: Eşlerin sözleşmeyle ortaklığa kattığı saklı pay değerleri, sonradan miras bırakanın tasarrufuyla yeniden kişisel mala dönüştürülerek ortaklıktan çekilemez.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 256 — Mal ortaklığı rejiminde mülkiyet; ortaklık malları ile kişisel malların genel ayrımı. 260. madde bu ayrımın kişisel mal yönünü somutlaştırır.
  • TMK m. 261 — İspat. Bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eşin ispat yükünü düzenler; 260. madde ile doğrudan tamamlanır.
  • TMK m. 220-221 — Edinilmiş mallara katılma rejimindeki kişisel mallar (kanundan ve sözleşmeden). 260. madde, kanuni rejimdeki bu düzenlemenin mal ortaklığına özgü karşılığıdır; iki rejimin kişisel mal anlayışı karşılaştırmalı okunmalıdır.
  • TMK m. 271 vd. — Mal ortaklığının sona ermesi ve tasfiyesi; kişisel mal-ortaklık malı ayrımı tasfiyede pay belirlemenin temelini oluşturur.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin — mal ortaklığı rejiminde kişisel malların belirlenmesini bizatihi konu edinen — son 24 ayda taranan Yargıtay 2. ve 8. Hukuk Daireleri kararları arasında doğrulanmış güncel bir karar künyesi tespit edilememiştir. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar da bulunmamaktadır. Künye uydurmaktan kaçınmak akademik dürüstlüğün gereğidir.

Bu durum, mal ortaklığı rejiminin uygulamadaki nadirliğiyle uyumludur: Eşlerin büyük çoğunluğu kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılmaya tabi olduğundan, mal ortaklığına ve onun kişisel mal hükümlerine ilişkin güncel içtihat son derece sınırlıdır. Kişisel mal kavramına ilişkin yerleşik içtihat ağırlıklı olarak edinilmiş mallara katılma rejimi (m. 220) çerçevesinde gelişmiştir; bu kararlar 260. maddeye doğrudan değil, kıyasen ışık tutabilir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Mal ortaklığı rejimini sözleşmeyle seçen eşlerden (K), bir trafik kazası nedeniyle açtığı davada manevî tazminat almıştır. Diğer eş (E), bu tazminatın ortaklık malı olduğunu ve tasfiyede paylaşılması gerektiğini ileri sürer.

Hukuki analiz: Manevî tazminat alacakları, 260. madde uyarınca kanundan dolayı kişisel maldır. (K)'nin aldığı manevî tazminat, kişiliğine bağlı bir giderim olup ortaklık kütlesine girmez ve tasfiyede paylaşıma tabi tutulmaz. (E)'nin talebi yerinde değildir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Mal ortaklığı sözleşmesinde, (K)'nin babasından miras yoluyla gelecek saklı pay değerleri ortaklığa dahil edilmiştir. (K)'nin babası, sonradan düzenlediği bir kazandırmayla bu değerleri (K)'ye "kişisel mal" olarak bırakmak ister.

Hukuki analiz: 260. maddenin son cümlesi uyarınca, saklı pay olarak istenebilecek ve mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edilmiş değerler, mirasbırakan tarafından kişisel mal olarak kazandırılamaz. Babanın bu yöndeki tasarrufu, söz konusu değerleri ortaklıktan çekip kişisel mala dönüştürme sonucunu doğuramaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bunu ispatlamakla yükümlüdür (m. 261). Aksi hâlde mal, ortaklık malı karinesine tabi olur.
  • Sözleşme şekli: Mal rejimi sözleşmesi (ve dolayısıyla kişisel mal kararlaştırması) noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır; şekle aykırılık geçersizlik doğurur.
  • Manevî vs. maddî tazminat: Yalnızca manevî tazminat alacakları kanundan kişisel maldır; maddî tazminatın niteliği, neyin yerine geçtiğine (ikame değer) göre ayrıca değerlendirilir.
  • Tasfiyede önem: Kişisel mal-ortaklık malı ayrımı yanlış yapılırsa tasfiyede pay hesabı hatalı olur; bu ayrım tasfiyenin çıkış noktasıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

  1. madde, mal ortaklığı rejiminde kişisel malları belirlerken sözleşme serbestisi, üçüncü kişi iradesi ve kanuni koruma arasında dengeli bir çerçeve kurar. Özellikle manevî tazminat alacaklarının ve kişisel kullanım eşyalarının kişisel mal sayılması, kişiliğe bağlı değerlerin paylaşımdan korunması bakımından isabetlidir.

Maddenin pratik önemi, rejimin nadir tercih edilmesi nedeniyle sınırlıdır; ancak seçildiğinde tasfiyenin temelini oluşturur. Saklı pay değerlerine ilişkin son cümle, miras hukukunun emredici düzeni ile mal rejimi serbestisi arasındaki sınırı koruyan teknik ama gerekli bir kuraldır. Kanaatimizce hüküm, edinilmiş mallara katılma rejimindeki kişisel mal düzenlemesiyle (m. 220-221) uyumlu ve tutarlıdır; iki rejim arasındaki paralellik, kişisel mal kavramının medeni hukukta bütünlüklü bir biçimde ele alındığını gösterir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Aile hukuku öğretisinin genel kabul görmüş yaklaşımlarına başvurulmuştur (Öztan, Aile Hukuku; Akıntürk/Ateş, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Dural/Öğüz/Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III — Aile Hukuku). Sayfa numarası ve baskı yılı verilmemiştir.
  • Yargıtay kararları: karararama.yargitay.gov.tr üzerinden 01.06.2026 tarihinde 2. ve 8. Hukuk Daireleri taranmış; maddeye özgü doğrulanmış güncel karar tespit edilememiştir (bkz. § 4).
  • Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 260; sistematik ilişkilerde m. 256, m. 261, m. 220-221, m. 271 vd.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Manevî tazminat alacaklarının ve kişisel kullanım eşyalarının kanundan kişisel mal sayılması, kişiliğe bağlı değerlerin ortaklık paylaşımından korunması bakımından isabetlidir; saklı pay sınırlaması miras hukukunun emredici düzenini korur.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir. Yeni Yargıtay HGK / İBK kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.