Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 101

Kişiler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

A. Kuruluşu I. Tanımı


Madde 101 - Vakıflar, gerçek vey a tüzel kişilerin yet erli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tü zel k işiliğe sahip mal topluluklarıdır. Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan hak lar vakfedilebilir. (İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008 tarihli ve E.: 2005/14 , K.: 2008/92 sayılı Kararı ile.) Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaa tlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünün açılış hükmü olan 101. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 80. maddesinden esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır . Hükmün amacı (*ratio legis*) gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetlerindeki belirli bir malvarlığını, kendi şahsi tasarruf alanlarından çıkararak, sürekli ve belirli bir amaca tahsis etmeleri suretiyle bu bağımsız mal topluluğuna tüzel kişilik kazandırmaktır . Yasa koyucu bu düzenlemeyle, salt bireylerin bir araya gelmesini değil, mülkiyetin toplum yararına veya ideal bir amaca kalıcı olarak adanmasını kurumsal bir yapıya kavuşturmuştur.

Vakıflar ile dernekler arasındaki temel dogmatik fark, bu maddede somutlaşmaktadır. Dernekler, kişilerin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere iradelerini birleştirmesiyle oluşan "kişi toplulukları" iken (TMK m. 56) ; vakıflar, kişilerin değil, bizzat amaca özgülenen "malların ve hakların" örgütlendiği "mal topluluklarıdır" . Bu nedenle vakıflarda tüzel kişiliğin çekirdeğini ve kurucu unsurunu insan unsuru değil, amaca tahsis edilen ve bağımsızlaşan malvarlığı değerleri oluşturur ``.

2. Kavramlar

Vakıf tanımı: Gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan ve hukuk düzenince tanınan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır ``.

Mal topluluğu (Stiftung): Tüzel kişiliğin varlığının ve devamlılığının, bir araya gelen bireylerin şahsi varlığına değil, bütünüyle belirli bir amaca tahsis edilmiş bağımsız malvarlığı değerlerine dayandığı hukuki statüdür ``.

Vakfedilebilecek değerler: Kurulacak vakfın mülkiyetine geçirilecek olan; bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri ile para ile ölçülebilen ve devredilebilen ekonomik değeri olan hakların (intifa, alacak, fikri mülkiyet hakları vb.) tamamıdır , , ``.

"Yeterlilik" şartı: Özgülenen mal ve hakların, vakfın senedinde belirtilen ideal amacı gerçekleştirmeye –en azından başlangıç itibarıyla– elverişli nitelikte ve yeterli ekonomik büyüklükte olması yönündeki mutlak kurucu yasal zorunluluktur , .

"Belirli ve sürekli amaç": Vakfedilen malvarlığının hizmet edeceği gayenin muğlak, anlık veya kısa sürede tükenecek geçici bir heves olmamasını; vakıf senedinde sınırları net olarak çizilmiş ve devamlılık arz eden bir ideale yöneltilmiş olmasını ifade eden şarttır ``.

Kuruluş yasakları: Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı olarak veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek maksadıyla vakıf kurulamayacağını emreden, kamu düzenine ilişkin kısıtlayıcı kuraldır ``.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 47 (Başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve mal topluluklarının tüzel kişilik kazanmasına dair genel ilke) ``.
  • TMK m. 102 (Vakfın kurucu iradesinin resmi senet veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanması şekil şartı) ``.
  • TMK m. 103 (Vakfın yerleşim yeri mahkemesinde tutulan sicile tescili ile tüzel kişilik kazanması ve iptal davası) ``.
  • TMK m. 116 (Amacın gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi veya yasak amaç güdülmesi sebebiyle vakfın sona ermesi) ``.
  • Anayasa m. 33 (Herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma hürriyetine sahip olduğu kuralının vakıflar için de geçerli olması) ``.
  • 5737 sayılı Vakıflar Kanunu (Yeni ve eski vakıfların idaresi, denetimi ve malvarlığı rejimini düzenleyen özel kanun) ``.
  • Özsunay, Tüzel Kişiler (Medeni hukukumuzda vakıf ve dernek tüzel kişiliklerinin dogmatik sınırlarının çizilmesi).

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Ünlü bir yazar, ölümünden sonra eserlerinden elde edilecek tüm telif gelirlerini, kimsesiz çocukların eğitimi amacıyla kurulacak bir vakfa özgülemek üzere resmi bir vasiyetname düzenlemiştir. Analiz: TMK m. 101/2 uyarınca gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan ekonomik değeri olan her türlü hak vakfedilebilir . Yazarın telif hakları (fikri mülkiyet gelirleri) para ile ölçülebilen ve devredilebilen ekonomik değerler olduğundan vakfın malvarlığı unsurunu teşkil etmeye tamamen elverişlidir . Mahkeme, vasiyetnamedeki bu telif gelirlerinin vakfın "kimsesiz çocukların eğitimi" amacını sürekli olarak finanse etmeye yetecek düzeyde (yeterlilik şartı) olup olmadığını objektif kriterlerle değerlendirecektir . Eğer bu gelir akışı başlangıç için yeterli görülürse, salt gayrimaddi hakların tahsisiyle de vakfın tüzel kişilik kazanması hukuken mümkündür .

Olay 2: Bir grup yatırımcı, "yalnızca belirli bir etnik kökene (ırka) mensup" öğrencilere karşılıksız burs sağlamak amacıyla yüksek bir sermaye tahsis ederek vakıf kurmak için mahkemeye başvurmuştur. Analiz: TMK m. 101'in son fıkrası, belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulmasını kesin ve emredici bir dille yasaklamıştır . Kurulmak istenen vakfın amacı, toplumdaki diğer dezavantajlı grupları dışlayarak yalnızca spesifik bir etnik kökeni hedef aldığından, anayasal eşitlik ve milli birlik ilkeleriyle doğrudan çatışmaktadır . Bu durum, hukuka ve kanunun kurucu emredici normlarına ağır bir aykırılık teşkil eder ``. Dolayısıyla, tahsis edilen malvarlığı ne kadar büyük ve yeterli olursa olsun, mahkemece tescil talebi kamu düzeni gerekçesiyle derhal reddedilecektir.

6. Pratik Notlar

  • "Yeterli" malvarlığının asgari sınırı kanunda rakamla belirtilmemiş olup, bu meblağ Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Meclisi tarafından her yıl güncellenerek ilan edilmekte ve mahkemeler için bir alt sınır rehberi oluşturmaktadır ``.
  • Gelecekteki gelirin vakfedilebilmesi için bu gelirin piyango bileti gibi salt şansa ve ihtimale dayalı olmaması, doğmasının "gerçekleşeceği anlaşılan" rasyonel ve belirlenebilir bir hukuki/ekonomik temele dayanması şarttır ``.
  • Vakıf kurucusunun vakıf kurma iradesinden, resmi senetle kuruluşta mahkemece tescil kararı verilene kadar; ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname) kuruluşta ise ölüm anına kadar tek taraflı olarak dönmesi (cayması) hukuken mümkündür , .
  • TMK m. 101'in üçüncü fıkrasında yer alan "Vakıflarda üyelik olmaz" kuralı, Anayasa Mahkemesi'nin 17.04.2008 tarihli kararıyla (E. 2005/14, K. 2008/92) şeklen iptal edilmiş olsa da ``, vakfın bir mal topluluğu olduğu yönündeki dogmatik temel sarsılmamıştır.
  • Vakıf kuruluş amaçlarına getirilen yasal yasakların kapsamı, Anayasa m. 35'te korunan mülkiyet hakkı ve Anayasa m. 33'teki örgütlenme özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki hassas denge gözetilerek hukuka uygun yorumlanmalıdır , .

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 101'de sayılan "milli birlik ve milli menfaatlere aykırılık" şeklindeki kuruluş yasakları, Dural/Öğüz (Cilt II) ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde haklı olarak eleştirildiği üzere, son derece soyut, yoruma açık ve muğlak kavramlardır. Hukuk devletinde sivil toplum örgütlenmelerinin sınırlarının öngörülebilir ve objektif olması gerekirken, idareye ve yargı makamlarına bu denli geniş ve sübjektif bir takdir marjı bırakılması tehlikelidir. Günün siyasi konjonktürüne göre değişkenlik gösterebilen "milli menfaat" algısı, evrensel insan haklarını veya çevreyi savunan, ancak devletin resmi politikalarıyla örtüşmeyen sivil inisiyatiflerin vakıf kurmasını engelleyecek bir sansür mekanizmasına dönüşebilir. Vakıf kurma özgürlüğünün güvence altına alınabilmesi için bu kısıtlamaların somutlaştırılması ve AİHM standartlarına uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.

Akyol'un hakkın kullanılması ve malvarlığı sınırları perspektifiyle incelendiğinde, maddenin ikinci fıkrasında yer alan "ekonomik değeri olan haklar" ifadesinin, günümüz dijital ekonomisinin (kripto varlıklar, NFT'ler, token'lar) vakfedilmesi sürecinde nasıl yorumlanacağı devasa bir doktriner boşluktur ``. Dijital varlıklar şüphesiz devredilebilir ekonomik bir değer taşımakta ve teorik olarak vakfedilebilmektedir; ancak bu varlıkların aşırı volatil (dalgalı) doğası, TMK m. 101'in aradığı "yeterlilik" ve "süreklilik" şartlarıyla ciddi biçimde çelişmektedir. Mahkemelerin, anlık değeri çok yüksek olan ancak ertesi gün sıfırlanma riski taşıyan bir blokzincir cüzdanının, sürekli bir vakıf amacını finanse etmeye "yeterli" olup olmadığını denetleme usulleri mevcut mevzuatta kurgulanmamıştır. Modern sivil hukukun, gayrimaddi ve dijital malvarlıklarının tahsisinde asgari nakit güvence şartları öngören melez (hibrit) çözümler üretmesi elzemdir.

Maddenin son fıkrasında yer alan "belli bir cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamayacağı" yasağı, Akıntürk/Ateş Karaman tarafından dogmatik bir çelişki olarak değerlendirilmektedir . Türk hukukunda Lozan Barış Antlaşması'na dayanan ve tarihsel olarak varlıklarını sürdüren yüzlerce "cemaat vakfı" (Ermeni, Rum, Musevi vakıfları vb.) kanunla tanınıp korunmaktayken , , yeni bir azınlık veya inanç vakfı kurulmasının TMK m. 101 ile kesin olarak yasaklanması anayasal eşitlik ilkesini zedelemektedir . Özel bir inanç grubunun kendi yoksullarını veya dini ritüellerini desteklemek üzere kendi malvarlığıyla sivil bir yapı (vakıf) kurmak istemesinin neden "kamu düzenine aykırı" sayıldığı ikna edici hukuki temellerden yoksundur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi normları çerçevesinde, inanç gruplarının kendi iç dayanışmalarını sağlamak üzere kuracakları yeni hayır kurumlarına konulan bu yasağın de lege ferenda (olması gereken hukuk) bağlamında kaldırılması sivil çoğulculuk için zaruridir , .


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 101'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 80.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 101. madde metnine dayanır.

Görüş: 'Milli birlik ve menfaat' yasağının muğlaklığına karşı nesnel ölçüt geliştirilmesi; dijital varlıkların vakfedilmesine imkân tanıyan modern bir yasal çerçeve oluşturulması; azınlık ve aile vakıflarına ilişkin uygulamanın AİHM içtihadıyla uyumlu biçimde yürütülmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.