B. Vakıf senedi I. İçeriği
Madde 106 - Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu a maca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.
B. Vakıf senedi I. İçeriği
Madde 106 - Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu a maca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.
Akademik Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Vakıf senedi" üst başlığı altında "İçeriği" kenar başlığıyla yer alan 106. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 83. maddesinden esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) vakfın anayasası niteliğinde olan vakıf senedinin asgari içerik standartlarını emredici olarak belirlemek suretiyle, hukuki güvenliği sağlamak ve vakfın "mal topluluğu" olma vasfını güvence altına almaktır. Kanun koyucu, kurucu iradenin belirli bir amaca özgülediği malvarlığının gelecekteki sınırlarını ve işleyişini bu senedin çerçevesine hapsetmiştir.
Vakıf senedi, dernekler hukukundaki "tüzük" (TMK m. 58) kavramının vakıflar hukukundaki yasal karşılığıdır. Ancak dernek tüzüğü bir kişi topluluğunun ortak iradesini, üyelik şartlarını ve çoğulcu yapısını düzenlerken; vakıf senedi, kurucu iradenin belirli bir malvarlığını sürekli bir amaca tahsis etmesini şekillendiren tek taraflı ve çok daha statik bir belgedir. Bu nedenle vakıf senedindeki asgari unsurlar, malın amaca kilitlenmesini sağlayan ve kolayca değiştirilemeyen kurumsal yapıtaşları olarak formüle edilmiştir.
Vakfın adı: Vakfı hukuk dünyasındaki diğer tüzel kişilerden ayıran, onun kurumsal kimliğini yansıtan ve TMK m. 106 gereği senette gösterilmesi mecburi olan tanımlayıcı unvandır. Vakfın adı, sicile tescil edilmesiyle birlikte koruma altına alınır ve toplum nezdinde vakfın tanınabilirliğini sağlar.
Amaç: Vakfın varoluş nedenini ve tahsis edilen malvarlığının özgüleneceği nihai gayeyi ifade eden, TMK m. 101 uyarınca hukuka, ahlaka ve milli menfaatlere uygun olması zorunlu olan en temel yasal unsurdur. Vakıf senedinde amacın hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça ve sınırları çizilerek gösterilmesi şarttır.
Özgülenen mal ve haklar: Vakfın amacını gerçekleştirmek üzere kurucu tarafından tahsis edilen maddi ve gayrimaddi varlıkların (malvarlığı envanterinin) bütünüdür. Tescil aşamasında bu değerlerin senette açıkça, türü ve miktarıyla belirtilmesi, yasanın aradığı "yeterlilik" şartının yargısal denetimi için zorunludur.
Örgütlenme ve yönetim şekli: Vakfın amaçlarını fiilen hayata geçirecek olan ve idareyi üstlenen organların (yönetim kurulu, mütevelli heyeti, denetim birimi vb.) yapısını, atanma usullerini ve yetki sınırlarını ifade eder. Bir mal topluluğu olan vakfın şahsi iradesini açıklayacak tüzel kişi organlarının senede derç edilmesi mutlak bir gerekliliktir.
Yerleşim yeri: Vakfın hukuki, idari ve fiili merkezinin bulunduğu coğrafi konumu (ili veya ilçeyi) gösteren idari bağlama noktasıdır. Bu unsur, vakfın tescili için yetkili olan Asliye Hukuk Mahkemesini, resmi tebligat adresini ve denetim makamının yetki alanını belirlemesi bakımından kritik öneme sahiptir.
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
Olay 1: Bir iş insanı, eğitim destek amaçlı bir vakıf kurmak üzere noterde resmi senet düzenletmiş, ancak senedin içeriğinde vakfı kimin yöneteceğine ve karar organlarının nasıl oluşacağına dair "yönetim şekli" ibarelerine yer vermemiştir. TMK m. 106 uyarınca vakfın örgütlenme ve yönetim şeklinin senette açıkça gösterilmesi mutlak bir yasal zorunluluktur. Bu asgari içerik şartının eksikliği nedeniyle, Asliye Hukuk Mahkemesi vakfın tescili talebini doğrudan kabul etmeyecektir. Mahkeme, TMK m. 107 çerçevesinde bu noksanlığın giderilmesi için kurucuya uygun bir süre verecektir. Verilen süreye rağmen yönetim şekli senede hukuka uygun biçimde eklenmezse, tescil talebi usulden reddedilecektir.
Olay 2: Sosyal yardımlaşma idealiyle kurulan bir vakfın resmi senedinde, vakfın amacı yalnızca "insanlara iyilik yapmak ve çevreyi güzelleştirmek" şeklinde son derece genel ve soyut bir ifadeyle sınırlandırılmıştır. TMK m. 106 gereği vakfın amacının senette gösterilmesi zorunlu olduğu gibi, bu amacın mal topluluğu doğası gereği "belirli ve sürekli" olması da şarttır. "İyilik yapmak" gibi sınırları çizilmemiş, muğlak bir amaç ifadesi, vakfın malvarlığının nereye harcanacağı konusunda hukuki bir belirlilik sağlamaktan bütünüyle uzaktır. Bu durum, yasanın aradığı belirli amaç şartının açık bir ihlali olduğundan, mahkemece amacın somutlaştırılması istenecektir. Aksi takdirde, malvarlığının tahsis edileceği spesifik bir hedef bulunmadığı gerekçesiyle vakfın tescili gerçekleştirilemeyecektir.
TMK m. 106 metninde yer alan vakıf senedinin asgari içerik listesi, Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde vakıf hukukunun statik yapısı bağlamında tartışılmaktadır. Kanunun sadece "adı, amacı, malı, yönetimi ve yerleşim yeri" gibi çok temel beş unsuru zorunlu kılması, başlangıçta kuruculara geniş bir tüzük esnekliği sağlıyor gibi görünse de uygulamada ciddi boşluklara neden olmaktadır. Özellikle vakıf malvarlığının tasfiye sürecinde nereye aktarılacağı, yönetim kurulunun azil şartları veya amacın gerçekleştirilme yöntemleri gibi vakfın geleceği için hayati olan meselelerin kanunen "zorunlu unsurlar" arasına alınmamış olması, mahkemelerin takdir yetkisini aşırı genişletmekte ve vakıfların ileriki yaşamlarında içinden çıkılmaz yorum krizlerine yol açmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması ve dürüstlük kuralı ekseninde yaptığı analizlere atıfla, senedin zorunlu içeriğinde yer alan "amaç" ifadesinin ne kadar spesifik olması gerektiği hususunda yasada bir ölçüt bulunmaması ciddi bir kötüye kullanım riski barındırmaktadır. Uygulamada kurucular, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün (VGM) daraltıcı harcama denetimlerinden kaçabilmek için senetlerine "her türlü sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyette bulunmak" gibi torba (çok geniş) amaçlar yazmaktadır. Bu muğlaklık, vakıf malvarlığının kurucuların veya yöneticilerin şahsi inisiyatiflerine tahsis edilmesine yasal bir kılıf yaratmakta ve senedin vakfın anayasası olma vasfını zedelemektedir; zira sınırsız amaç, vakıf müessesesinin temelini oluşturan "belirli bir amaca tahsis" ilkesinin bizatihi reddidir.
Dijitalleşen sivil toplum düzeni ve modern özel hukuk bağlamında TMK m. 106'nın aradığı senet içeriği de lege ferenda (olması gereken hukuk) açısından arkaik kalmıştır. Vakıf senedinin yerleşim yerini salt fiziki bir mekana hapsetmesi veya örgütlenme şeklini geleneksel fiziki kurullar olarak kurgulaması, günümüzün siber uzayında faaliyet gösteren, merkeziyetsiz otonom organizasyonlar (DAO'lar) biçiminde işleyen ve kripto varlıklarla fonlanan dijital vakıflar için aşılması zor bir yasal bariyerdir. Ayrıca bu zorunlu içeriğin klasik fiziki noter kâğıtları üzerinde şekillenmesi zorunluluğunun aşılarak, elektronik imzalı dijital vakıf senetlerinin e-noter altyapılarıyla oluşturulabilmesine ve blokzincir tabanlı sicillere işlenebilmesine imkan tanıyan çağdaş güvence mekanizmalarının sisteme derhal entegre edilmesi gerekmektedir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 106. madde metnine dayanır.
Görüş: Vakıf senedindeki amaç ifadesinin kötüye kullanımı önleyecek düzeyde belirli tutulması; e-noter ile dijital vakıf senedinin yasal zemine kavuşturulmasının süreçleri hızlandıracağı; VGM'nin amaç denetiminin nesnel kriterlerle yapılması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.