G. Yıllık rapor
Madde 114 - Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın bir önce ki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor hâlinde d enetim makamına bildirir ve duru mun uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar.
G. Yıllık rapor
Madde 114 - Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın bir önce ki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor hâlinde d enetim makamına bildirir ve duru mun uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar.
Akademik Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Yıllık rapor" kenar başlığıyla yer alan 114. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 87. maddesi sistematiği çerçevesinde hukukumuza aktarılmıştır. Bu hükmün amacı (ratio legis) sahipsiz mal toplulukları olan vakıfların faaliyetlerinde kamuya karşı şeffaf olmalarını, bağışçıların güvenini korumalarını ve devletin vesayet makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne (VGM) periyodik olarak hesap vermelerini yasal bir güvenceye bağlamaktır. Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun'un 81. maddesindeki "vakfın gelirleri ve iktisap" kenar başlığı, yeni TMK'da daha çağdaş bir kurumsal yönetişim terimi olan "Yıllık rapor" olarak değiştirilmiş ve prosedür sadeleştirilmiştir.
Yıllık rapor yükümlülüğü, vakıflar hukukunda ikili bir dogmatik işleve sahiptir. Bir yandan vakfın malvarlığının amacına uygun yönetilip yönetilmediğine dair Vakıflar Genel Müdürlüğünün yürüteceği idari ve hukuki denetime (TMK m. 111) veri sağlayan bir iç kontrol mekanizmasıdır. Diğer yandan, raporun kamuoyuna duyurulması mecburiyetiyle sivil toplumun, bağışçıların ve üçüncü kişilerin vakfı dışarıdan denetleyebilmesine olanak tanıyan, sivil alandaki güven ve aleniyet (şeffaflık) ilkesinin en güçlü aracıdır.
İlk üç ay yükümlülüğü: Vakfın icrai organı olan yönetim kurulunun, her takvim yılının başından itibaren 31 Mart tarihine kadar (1 Ocak - 31 Mart arası) bir önceki yılın hesap ve faaliyetlerini derleyerek resmi makamlara sunmasını emreden hak düşürücü nitelikteki periyodik idari süredir. Eski kanunda "her takvim yılı başında" şeklinde muğlak olan bu süre, yeni kanunla netleştirilmiştir.
Malvarlığı durumu bildirimi: Vakfın bir önceki mali yıla ait aktif ve pasiflerini, mülkiyetindeki gayrimenkul ve menkul değerleri, banka hesaplarındaki nakit durumunu ve yıl içindeki tüm gelir-gider (bilanço) hareketlerini gösteren, vakfın ekonomik sağlığının fotoğrafını çeken finansal raporlama unsurudur.
Çalışmaların bildirimi: Vakfın salt mali tablosunun ötesinde, vakıf senedinde yazılı ideal amaçları gerçekleştirmek uğruna yıl içinde yürüttüğü somut faaliyetlerin, projelerin, dağıttığı bursların veya açtığı tesislerin özetlendiği, amaca uygunluk denetimine esas teşkil eden faaliyet (icraat) raporudur.
VGM'ye bildirim: Hazırlanan mali ve idari kapsamlı yıllık raporun, vakıfların kamu düzenine uygunluğunu denetlemekle görevli yasal düzenleyici makam olan Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne (denetim makamına) sunulması suretiyle devlet otoritesine hesap verme mecburiyetidir.
"Uygun araçlarla yayımlama": Vakıf yönetiminin, VGM'ye sunduğu raporun bir kopyasını veya özetini, vakfın ölçeğine ve bütçesine göre yerel veya ulusal gazete, internet sitesi, bülten veya ilan panosu gibi kamunun erişimine açık mecralarda duyurarak toplumsal şeffaflığı sağlama yükümlülüğüdür.
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
Olay 1: Bir vakfın yönetim organı, takvim yılının ilk üç ayı geçmesine rağmen önceki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışma raporunu Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne sunmamıştır. TMK m. 114 hükmü, vakıf yöneticilerine her takvim yılının ilk üç ayı içinde bu bildirimi yapma konusunda emredici bir yükümlülük yüklemiştir. Raporun süresinde sunulmaması, yöneticilerin özen ve sadakat borçlarını ihlal ettiklerinin açık bir göstergesidir. Bu eylemsizlik karşısında VGM, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca vakfa idari para cezası uygulayabilir ve sürecin ısrarla devamı halinde TMK m. 112 kapsamında haklı sebebe dayanarak yöneticilerin mahkemece görevden alınmasını talep edebilir. Dolayısıyla, yıllık rapor yükümlülüğü basit bir şekli şart değil, vakfın idari vesayet denetiminin belkemiğidir.
Olay 2: Milyonlarca liralık bağış toplayan bir çevre vakfı, yıllık raporunu süresi içinde VGM'ye teslim etmiş, ancak maliyet gerekçesiyle raporu hiçbir yerde yayımlamamıştır. TMK m. 114 uyarınca yönetim organının görevi sadece denetim makamına bildirim yapmakla bitmez; raporun "uygun araçlarla yayımlanması" da yasal bir mecburiyettir. Raporun kamuoyundan gizlenmesi, vakfın şeffaflık ilkesine ve toplumsal hesap verebilirlik misyonuna doğrudan aykırılık teşkil eder. Denetim makamı olan VGM, sivil toplumun ve bağışçıların bilgi alma hakkını korumak adına, vakıf yönetimini bu raporu derhal kendi web sitesinde veya yerel bir gazetede ilan etmesi yönünde ihtar edecektir. Yayımlama yükümlülüğünün ihlali, vakfın kamuya yararlı statüsünün iptaline dahi zemin hazırlayabilecek ağır bir şeffaflık kusurudur.
TMK m. 114 metninde yer alan "uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar" şeklindeki ifade, Dural/Öğüz sistematiğinde sivil toplum şeffaflığı bakımından eleştirilmektedir. "Uygun araç" kavramının son derece belirsiz ve yoruma açık olması, uygulamada kötü niyetli veya kapalı devre çalışan vakıfların bu yükümlülüğü göstermelik olarak yerine getirmesine zemin hazırlamaktadır. Milyonlarca liralık kamu kaynağı veya bağış kullanan devasa vakıflar, raporlarını kimsenin okumadığı tirajsız yerel gazetelerde veya web sitelerinin ücra sekmelerinde yayımlayarak kanunu şeklen dolanabilmektedir. Sivil alanın şeffaflığı idarenin takdirine bırakılmamalı, tüm vakıflar için cirolarına göre kategorize edilmiş asgari ve emredici "dijital aleniyet" standartları alt mevzuatla acilen netleştirilmelidir.
Akyol'un hakkın kullanılması ve kurumsal yönetişim analizleri ekseninde incelendiğinde, TMK m. 114'te öngörülen yıllık rapor içeriğinin, modern dünyanın kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için geliştirdiği evrensel raporlama standartlarından (örneğin GRI - Global Reporting Initiative) çok uzak olduğu görülmektedir. Türk medeni hukuku, vakıf raporlamasını sadece "kasanın durumunu" ve "yapılan işleri" anlatan basit bir envanter dökümü olarak algılamaktadır. Oysa çağdaş sivil toplum kuruluşları, yarattıkları sosyal etkinin ölçümünü, karbon ayak izlerini, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını ve sürdürülebilirlik hedeflerini (ESG) içeren çok boyutlu entegre raporlar hazırlamaktadır. Vakıflar hukukumuzun, salt devlete hesap veren statik bir muhasebe mantığından sıyrılarak, toplumsal etkiyi (social impact) ölçen dinamik raporlama modellerine de lege ferenda (olması gereken hukuk) geçiş yapması zorunludur.
Özsunay'ın tüzel kişiler teorisindeki modern devlet ve sicil entegrasyonu görüşleri ışığında, vakıfların yıllık raporlarını VGM'ye fiziki veya yarı-dijital yollarla sunup ardından kendilerinin yayımlaması yöntemi bürokratik bir hantallıktır. Ticaret şirketlerinin tüm mali tablolarının ve genel kurul kararlarının Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) ve Ticaret Sicili Gazetesi üzerinden anlık olarak tüm dünyanın erişimine açıldığı bir çağda; vakıfların yıllık raporlarının toplandığı, tasnif edildiği ve tüm yurttaşlar tarafından tek tıkla ücretsiz sorgulanabildiği ulusal ve merkezi bir "Sivil Toplum Şeffaflık Portalı"nın kurulamamış olması büyük bir eksikliktir. VGM'nin elindeki merkezi sicil altyapısı, tüm vakıfların yıllık m. 114 raporlarını otomatik olarak kamuya açan interaktif bir e-devlet arayüzüne dönüştürüldüğünde, yasadaki "uygun araçlarla yayımlama" şartı gerçek ve evrensel bir şeffaflığa kavuşmuş olacaktır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 114. madde metnine dayanır.
Görüş: 'Uygun araçlarla yayımlama' için dijital minimum standart belirlenmesi; Türk vakıf raporlarının uluslararası GRI uyumuna kavuşturulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.