**V. Yerleşim yeri
- Tanım**
Madde 19 - Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsen in ay nı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
**V. Yerleşim yeri
Madde 19 - Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsen in ay nı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
Akademik Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Yerleşim yeri" alt başlığının ilk hükmü olan 19. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 23. maddesinden alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) kişilerin hukuki ilişkilerinin ve hayat faaliyetlerinin merkezini objektif bir biçimde belirleyerek; tebligat, yetkili mahkemenin tayini ve borçların ifa yeri gibi hususlarda belirsizliği önlemek ve hukuki güvenliği (işlem güvenliğini) sağlamaktır.
2.1 Yerleşim yeri (ikametgâh) tanımı: Mülga 743 sayılı Kanun'daki "ikametgâh" teriminin karşılığı olan yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu ve hayat faaliyetlerinin merkezini oluşturduğu yerdir. 2.2 İki kurucu unsur: İsteğe bağlı (iradi) bir yerleşim yerinin kurulabilmesi için maddi unsur olan fiili oturma eylemi ile manevi (psikolojik) unsur olan sürekli kalma niyetinin (animus manendi) kümülatif olarak bir arada bulunması şarttır. 2.3 Yerleşim yerinin birlik ilkesi: TMK m. 19/2 uyarınca bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (teklik ilkesi); kişi birden fazla yerde yaşasa dahi hukuken tek bir yerleşim yeri kabul edilir. 2.4 İstisna: TMK m. 19/3 hükmü uyarınca teklik kuralı ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz. Bu kuruluşların merkezleri dışında bağımsız şubelerinin veya tesislerinin bulunduğu yerler de hukuki işlemler ve davalar bakımından yerleşim yeri niteliği taşıyabilir. 2.5 Yerleşim yeri ile basit konaklamanın (sırf oturma) farkı: Sadece fiili bir durumu ifade eden ve sürekli kalma niyeti barındırmayan mesken (konut) yazlık, dağ evi veya geçici konaklama yerleri, hukuki anlamda yerleşim yeri vasfı taşımaz.
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
TMK m. 19'da düzenlenen ve mehaz kanun döneminden beri süregelen "yerleşim yerinin tekliği (birlik) ilkesi", günümüzün değişen sosyolojik ve ekonomik dinamikleri karşısında giderek yetersiz kalmaktadır. Dural/Öğüz ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın da eserlerinde vurguladığı üzere, bireylerin hukuki işlemlerinin merkezini tek bir coğrafi konuma hapsetmek, klasik tarım ve sanayi toplumu için hukuki güvenlik sağlasa da, dijital çağın getirdiği gerçekliklerle örtüşmemektedir. Özellikle uzaktan çalışma (remote work) modellerinin yaygınlaşması, bireylerin yılın farklı dönemlerini farklı şehirlerde geçirmesi ve "dijital göçebelik" (digital nomadism) kavramının ortaya çıkması, kişinin hayat merkezinin neresi olduğu tespitini zorlaştırmaktadır. Kılıçoğlu ve Akyol'un öğretideki sistematik yaklaşımları ışığında, irade muhtariyeti ve hareket özgürlüğünün genişlediği modern hukuk sistemlerinde, kişilerin birden fazla yerleşim yerine sahip olabilmesine cevaz veren veya sanal/dijital yerleşim yeri (elektronik tebligat adreslerinin ötesinde bir statü olarak) kavramını medeni hukuka entegre eden esnek reformlara ihtiyaç duyulmaktadır. Öztan'ın da belirttiği gibi, teklik ilkesinin dogmatik savunusu yerine, hukuki ilişkilerin niteliğine göre (örneğin ticari ilişkiler için ayrı, ailevi ilişkiler için ayrı) çoğul yerleşim yeri imkânı tartışmaya açılmalıdır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 19. madde metnine dayanır.
Görüş: Dijital göçebelik ve uzaktan çalışma çağında yerleşim yerinin birlik ilkesinin korunması ama tespitinde maddi unsurun yanında dijital ayak izlerinin de delil değeri kazanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.