1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Kişiliğin Korunması" başlığı
altında yer alan 24. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 28.
maddesinden mehaz alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) kişilik haklarına
yönelen her türlü haksız saldırının medeni hukuk düzleminde yaptırıma
bağlanarak bireyin maddi ve manevi varlığının güvence altına alınması ve bu
korumanın istisnalarını oluşturan "hukuka uygunluk sebeplerinin" sınırlı bir
çerçevede sıralanmasıdır.
2. Kavramlar
2.1 Kişilik hakkı kavramı: Kişilik hakkı, kişinin toplum içindeki saygınlığını
ve kişiliğini serbestçe geliştirmesini temin eden değerlerin tümü üzerindeki
haktır. Kanunda tek tek sayılmamış olmakla birlikte bu geniş şemsiye kavram;
şeref, haysiyet, ad, resim, özel hayat, sırlar gibi manevi ve sosyal değerler
ile beden bütünlüğü ve yaşama hakkı gibi maddi değerleri kapsar.
2.2 Saldırı kavramı: Kişilik hakkı kapsamındaki değerlere dış dünyadan
yöneltilen, kişinin bu değerler üzerindeki mutlak hakimiyetini zedeleyen her
türlü haksız müdahale ve dış dünyaya yansıyan eylemdir.
2.3 Hukuka aykırılık karinesi: Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kişilik
haklarına yapılan her saldırı kural olarak hukuka aykırı kabul edilir. Hukuk
düzeni, saldırının varlığını tespit ettiğinde hukuka aykırılığı bir karine
olarak varsayar.
2.4 Üç hukuka uygunluk sebebi: Hukuka aykırılık karinesini çürüten ve eylemi
hukuka uygun hale getiren üç temel sebep sayılmıştır:
- Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası
- Üstün nitelikte özel veya kamusal yarar
- Kanunun verdiği yetkinin kullanılması
2.5 Saldırının hâkimden talep edilen koruma kapsamı: TMK m. 24 uyarınca
saldırıya uğrayan kişi, gerçekleşme tehlikesi olan bir saldırının önlenmesini,
sürmekte olan bir saldırının durdurulmasını veya sona ermiş ancak etkileri
devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 23 (Kişiliğin korunması bağlamında hak ve özgürlüklerden vazgeçme ve
aşırı sınırlama yasağı; rızanın geçerlilik sınırı)
- TMK m. 25 (Kişiliği koruyucu davalar olan önleme, durdurma, tespit ile maddi
ve manevi tazminat davaları)
- TMK m. 26 (Ad üzerindeki hakkın korunması)
- TMK m. 27 (Adın haklı sebeple değiştirilmesi)
- AY m. 17 ve 20 (Kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğü, kişi
dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği)
- TBK m. 49 ve m. 58 (Haksız fiil sorumluluğu, maddi zarar ve kişilik
değerlerinin zedelenmesi durumunda manevi tazminat)
- AİHS m. 8 (Özel hayatın ve aile hayatının korunması)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
- Olay 1: Bir gazetecinin, kamuoyunda tanınan ünlü bir politikacı hakkında
objektif bulgulara ve ciddi emarelere dayanan bir yolsuzluk iddiasını
haberleştirerek yayınlaması durumunda, politikacının şeref ve haysiyetine
yönelik bir müdahale (saldırı) mevcuttur. Ancak somut olayda basın özgürlüğü
ile kişilik hakkı çatışmaktadır. Haberin gerçeğe uygunluğu, güncelliği ve
kamuoyunu aydınlatma amacı bulunması sebebiyle TMK m. 24/2 uyarınca "üstün
nitelikte kamusal yarar" hukuka uygunluk sebebi devreye girer ve eylem hukuka
aykırı sayılmaz.
- Olay 2: Sosyal medyada yüksek takipçili bir influencerın, sokakta gördüğü ve
kıyafetini beğenmediği bir kişinin fotoğrafını ondan izinsiz çekerek kendi
profilinde alaycı bir yorumla paylaşması durumunda, fotoğrafı çekilen kişinin
rızası yoktur. Bu eylemde toplumu aydınlatma veya üstün bir özel/kamusal yarar
da bulunmadığından, kişinin resim üzerindeki hakkına ve şeref/haysiyetine
yapılan bu müdahale TMK m. 24 uyarınca doğrudan hukuka aykırı bir saldırı
teşkil eder.
6. Pratik Notlar
- Hukuka aykırılık karinesinin pratik anlamı ispat yükünde ortaya çıkar. Davacı
yalnızca kişilik hakkına bir saldırı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; eylemin
hukuka uygun olduğunu (örneğin rızanın veya kamu yararının bulunduğunu) ispat
külfeti ise saldırıyı gerçekleştiren davalıya aittir.
- Rıza hukuka uygunluk sebebi, sarih, yazılı veya zımni (örtülü) olabilir.
Ancak rızanın geçerli olabilmesi için TMK m. 23 çerçevesinde ahlaka, kanunun
emredici hükümlerine ve kişilik haklarının özüne aykırı olmaması, vazgeçilmez
haklardan feragat niteliği taşımaması gerekir.
- Kamusal veya özel yararın varlığı durumunda çatışan menfaatler arasında bir
"ölçülülük" testi yapılmalıdır. Saldırının, ulaşılmak istenen amaç için zorunlu
ve orantılı olup olmadığı değerlendirilir.
- Basın özgürlüğü ile kişilik hakkı çatışmasında eylemin hukuka uygun kabul
edilebilmesi için Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde "haber değeri", "kamusal
ilgi", "gerçeklik", "güncellik" ve haberin sunuluşunda "öz ile biçim arasındaki
denge" (kişiselleştirmenin gerekliliği ve ölçülülüğü) kriterleri aranmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 24'ün kaleme alındığı dönemin klasik kitle iletişim araçlarına yönelik
koruma mantığı, sosyal medya ve dijitalleşme çağında yetersiz kalma riskiyle
karşı karşıyadır. Doktrinde Dural/Öğüz ve Kılıçoğlu'nun da eserlerinde işaret
ettiği üzere, internetin sağladığı anonimlik ve hız, kişilik haklarına yönelik
saldırıların şeklini dramatik biçimde çeşitlendirmiştir. Günümüzde rızasız elde
edilen verilerin manipüle edilmesiyle oluşturulan sahte içerikler (deepfake)
kişilerin adres ve kimlik bilgilerinin ifşa edilmesiyle hedef gösterilmesi
(doxxing) ve organize siber zorbalık (siber taciz) gibi yeni nesil ihlaller,
klasik hukuka aykırılık değerlendirmesini zorlaştırmaktadır. Ayrıca, Akyol,
Öztan ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın eserlerinde vurgulanan hukuka uygunluk
sebepleri ekseninde ele alındığında; sosyal medya platformlarının
algoritmalarının, nefret söylemini ve karalama kampanyalarını viral hale
getirerek kolektif bir saldırı mekanizması yaratması, ihlalin sınırlarını
bulanıklaştırmaktadır. Bu noktada, salt saldırgan gerçek/tüzel kişiyi hedef
alan klasik koruma davasının ötesinde, bu içeriklerin algoritmik dağıtımını
sağlayan sosyal ağ platformlarının (aracı hizmet sağlayıcıların) sorumluluğunun
medeni hukuk düzleminde yeniden yorumlanması ve "unutulma hakkı" gibi modern
kavramların m. 24 kapsamındaki koruma şemsiyesine daha dogmatik biçimde entegre
edilmesi gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 24'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 28.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 24. madde metnine dayanır.
Görüş: Sosyal medya çağında deepfake, doxxing ve algoritmik taciz gibi yeni saldırı türleri karşısında platform aracı sorumluluğu ile birlikte TMK m. 24'ün hukuka aykırılık karinesinin geniş yorumlanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.