1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Kişiliğin Korunması" bölümünün
altında "Ad üzerindeki hak" alt başlığında yer alan 27. madde, mehaz İsviçre
Medeni Kanunu'nun (ZGB) 30. maddesinden alınmıştır. Hükmün ratio legis'i
(amacı) adın bireyi tanıtan ve kişisel statünün esaslı bir unsurunu oluşturan
temel bir kişilik hakkı olması nedeniyle, bu hakkın keyfi biçimde
değiştirilmesini önlemek üzere mahkeme denetimine (haklı sebep kriterine)
bağlamak ve isim değişikliğinin üçüncü kişiler üzerinde yaratabileceği muhtemel
zararları aleniyet ilkesiyle (ilan usulüyle) engellemektir.
2. Kavramlar
2.1 Ad değiştirme talebi: Gerçek kişinin kimliğini yansıtan öz adının veya
soyadının tamamen değiştirilmesi yahut mevcut adına yeni bir ad eklenmesi
talebidir.
2.2 Haklı sebep kavramı: Kanunda sınırları kesin olarak çizilmeyen ve hakimin
takdirine bırakılan bu kavram; adın gülünç olması, ahlâka aykırı olması,
telaffuzunun güçlüğü, kişinin toplumda veya aile içinde başka bir isimle
tanınması, cinsiyet veya din değişikliği gibi durumları ifade eder.
2.3 Mahkemece karar: Ad değişikliği davası, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu
uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde nüfus idaresine husumet yöneltilerek açılan
bir davadır.
2.4 İlan zorunluluğu: Kanun koyucu, 2024 yılında 7532 sayılı Kanun ile yaptığı
değişiklikle, adın değiştirilmesinin "nüfus siciline kayıt ve Basın İlan
Kurumunun ilan portalında ilan" olunmasını hükme bağlamıştır. Ancak bu
ilan usulü, Anayasa Mahkemesi kararıyla kişisel verilerin korunmasını isteme
hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği gerekçesiyle iptal edilmiştir.
2.5 Kişisel durumun değişmemesi ilkesi: Adın değiştirilmesi kişinin medeni
halini, soybağını, yaşını veya vatandaşlık gibi diğer kişisel statü unsurlarını
etkilemez.
2.6 Zarar görenin iptal davası: Adın değiştirilmesinden zarar gören üçüncü
kişiler, ad değişikliği kararını öğrendikleri günden başlayarak bir yıl içinde
bu değiştirme kararının kaldırılmasını (itiraz davası) dava edebilirler.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 26 (Ad üzerindeki hakkın korunması ve haksız kullanımın men'i).
- TMK m. 28 (Kişiliğin tam ve sağ doğumla başlaması ile ad hakkının kazanımı).
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 35 ve 36 (Nüfus kayıtlarının mahkeme
kararı olmaksızın değiştirilememesi, kayıt düzeltme davalarında Asliye Hukuk
Mahkemesinin görevli olması).
- 7532 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2025 tarihli E. 2025/120, K.
2025/270 sayılı iptal kararı (Basın İlan Kurumu portalında ilanın iptali).
- HMK m. 382 vd. (İsmin değiştirilmesi talebinin çekişmesiz yargı işleri
arasında sayılması, ancak özel kanun niteliğindeki Nüfus Hizmetleri Kanunu
gereği görevli mahkemenin Asliye Hukuk olması sorunu).
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
- Olay 1: Nüfus kütüğünde adı "Süreyya" olan ancak tüm çevresinde, iş ve aile
ilişkilerinde uzun yıllardır farklı bir isimle çağrılan bir kişi adının
değiştirilmesini talep etmektedir. Kişinin toplumda başka bir adla bilinmesi ve
tanınması, yasanın aradığı "haklı sebep" kriterini sağladığından, mahkeme
dinlenen tanık beyanlarına dayanarak ad değişikliğine karar verir.
Ancak mahkeme sırf kişinin sabıka kaydı (örneğin hırsızlık suçundan kaydı) var
diye bu talebi reddedemez; isim değişikliği sicile işleneceğinden karışıklık
çıkmaz.
- Olay 2: Eşinden boşanan ve çocuğunun velayeti kendisine verilen anne, evlilik
içinde doğarak babasının soyadını alan çocuğun soyadının, kendi bekarlık soyadı
ile değiştirilmesini istemektedir. Çocuğun babasıyla aynı soyadını
taşımamasının okulda alay konusu olması ve çocuğun psikolojisini bozması
durumunda, annenin velayet hakkına dayanarak çocuğun üstün menfaati (haklı
sebep) doğrultusunda açtığı ad (soyadı) değiştirme davası kabul edilebilir.
6. Pratik Notlar
- "Haklı sebep" kavramı katı bir şekilde tanımlanmamıştır; Yargıtay içtihatları
çerçevesinde cinsiyet değişikliği (TMK m. 40) din değiştirme, kötü şöhrete
sahip bir aileden gelme veya ismin telaffuz zorluğu gibi geniş bir yelpazede
değerlendirilmektedir.
- Ad değişikliği geçmişe etkili (ex tunc) değil, geleceğe etkili (ex nunc)
sonuç doğurur; bu nedenle değiştirilen ad öncesindeki hukuki işlemler, edinilen
diplomalar ve kazanılan haklar geçerliliğini korur.
- 2024 yılında 7532 sayılı Kanun ile gazetede ilan zorunluluğundan vazgeçilerek
"Basın İlan Kurumunun ilan portalı" sistemine geçilmiş; fakat Anayasa
Mahkemesinin 2025 tarihli kararı ile bu uygulamanın süresiz ve kategorik olarak
tüm ad değişikliği kararlarını kapsamasının kişisel verilerin korunmasını
isteme hakkını ihlal ettiği belirlenerek ilgili hüküm iptal edilmiştir.
- Zarar gören üçüncü kişinin iptal davası, adını değiştiren kişinin bu yeni
isimle üçüncü kişinin ticari, mesleki veya sosyal itibarına zarar vermesi ya da
karışıklık (iltibas) yaratması durumlarında işlerlik kazanır.
- Yargılama basit yargılama usulüne tabidir ve haklı sebebin ispatı her türlü
delille (tanık dâhil) gerçekleştirilebilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Modern medeni hukuk doktrininde Dural/Öğüz ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın da
eserlerinde işaret ettiği üzere, adın değiştirilmesinde aranan "haklı sebep"
kriteri, kamu düzeni ile kişinin irade özerkliği arasında süregelen bir gerilim
alanıdır. Katı bir "haklı sebep" incelemesi, kişinin ismini kendi kimliğinin
ayrılmaz bir parçası olarak özgürce belirleme hakkına müdahale
oluşturabilmektedir. Özellikle cinsiyet kimliği geçiş sürecinde olan (TMK m. 40
usulünü henüz tamamlamamış) kişilerin ad değişikliği taleplerinin bazı yerel
mahkemelerce reddedilmesi, AİHM'in özel hayata saygı hakkı içtihatlarıyla
uyuşmamaktadır. Diğer taraftan, 2024 yılında getirilen Basın İlan Kurumu
portalında ilan zorunluluğunun Anayasa Mahkemesi tarafından 2025'te iptal
edilmesi, hukukun dijitalleşme sürecindeki zorluklarını göstermesi
açısından kritik bir gelişmedir. Kılıçoğlu ve Akyol'un sistematiğinde de
tartışılabileceği gibi, kişinin eski ve yeni adı ile nüfus bilgilerinin
internet ortamında süresiz ve herkesin erişimine açık şekilde (arama
motorlarında indekslenerek) tutulması, "unutulma hakkı" bağlamında telafisi
imkansız zararlara yol açmakta; aleniyet ilkesi ile kişisel verilerin
mahremiyeti arasındaki dengenin yeniden, daha dar kapsamlı ve süreli bir ilan
modeliyle kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 27'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 30.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 27. madde metnine dayanır.
Görüş: Haklı sebep kavramının cinsiyet kimliği değişiklikleri ve modern bireysel kimlik talepleri karşısında geniş ve esnek yorumlanması; 2024 değişikliği ile getirilen dijital ilan rejiminin aleniyet ilkesini güçlendirdiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.