**II. Sona ermesi
- Kendiliğinden**
Madde 65 - Üyelik için kanunda veya tüzükte aranı lan n itelikleri sonradan kaybedenlerin dernek üyeliği kendiliğinden sona erer.
**II. Sona ermesi
Madde 65 - Üyelik için kanunda veya tüzükte aranı lan n itelikleri sonradan kaybedenlerin dernek üyeliği kendiliğinden sona erer.
Akademik Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında, "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Üyelik" üst başlığının "Sona ermesi" alt başlığında yer alan 65. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 70. maddesinin üçüncü fıkrasından alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) dernek üyeliğinin kazanılması anında varlığı aranan kanuni veya tüzük kaynaklı objektif niteliklerin sonradan yitirilmesi hâlinde, başkaca bir ihraç kararına, oylamaya veya uzun disiplin süreçlerine gerek kalmaksızın üyeliğin otomatik olarak düşmesini sağlayarak derneğin amaç bütünlüğünü ve kurumsal yapısını korumaktır.
Türk medeni hukukunda dernek üyeliğinin sona ermesi başlıca üç ana biçimde gerçekleşmektedir. Bunlar; TMK m. 65 uyarınca üyeliğin objektif olgulara dayalı olarak "kendiliğinden" sona ermesi, TMK m. 66 uyarınca üyenin tek taraflı irade beyanıyla "çıkma" (istifa) yoluyla sona ermesi ve son olarak TMK m. 67 uyarınca derneğin yetkili organının haklı nedene veya tüzüğe dayalı kararı neticesinde "çıkarılma" (ihraç) yoluyla sona ermesidir.
2.1 Kendiliğinden sona erme: Üyelik sıfatının, dernek organlarının (yönetim veya genel kurul) herhangi bir fesih veya ihraç kararı almasına gerek kalmaksızın, yasanın öngördüğü maddi şartların gerçekleşmesiyle ipso iure (hukuk gereği) ortadan kalkmasıdır. Bu sona erme türünde üyenin veya derneğin iradesinden ziyade, objektif olguların gerçekleşmesi önem taşır. Hukuk düzeni, dernek ile üye arasındaki bağın sürdürülmesindeki temel dayanağın çöktüğünü kabul ederek üyeliği doğrudan sonlandırır.
2.2 Kanunda aranılan nitelikler: TMK veya 5253 sayılı Dernekler Kanunu uyarınca dernek üyesi olabilmek için başta var olması gereken ve kaybedilmesi hâlinde üyeliği düşüren yasal asgari ehliyet ve statü şartlarıdır. Gerçek kişinin ölümü (TMK m. 28) veya akıl hastalığı gibi nedenlerle fiil ehliyetini kaybederek kısıtlanması (TMK m. 10 vd.) ile derneğe üye olan tüzel kişilerin tasfiye edilerek tüzel kişiliklerinin sicilden terkin edilmesi bu niteliklerin yasal kaybına tipik örneklerdir.
2.3 Tüzükte aranılan nitelikler: Derneklerin anayasası kabul edilen kuruluş belgelerinde (tüzük) kendi amaç ve faaliyet alanları doğrultusunda üyelerinden bekledikleri özel ve sübjektif katılım koşullarıdır. Belirli bir meslek grubuna (örneğin mühendis) mensup olma, belli bir yaş aralığında bulunma veya spesifik bir il sınırları içerisinde ikamet etme gibi şartlar tüzükle üyelik için zorunlu kılınabilmektedir.
2.4 Niteliklerin sonradan kaybı: Üyeliğe giriş anında hukuka ve tüzüğe uygun olarak var olan üyelik niteliklerinin, zaman içerisinde gerçekleşen fiilî veya hukuki değişimler neticesinde yitirilmesidir. Örneğin, girişte fiil ehliyetine sahip olan bir üyenin sonradan kısıtlanması veya belli bir ilde oturma şartı varken başka bir şehre temelli taşınması TMK m. 65 kapsamında değerlendirilir.
2.5 Üye kütüğünden çıkarılma: Kendiliğinden sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle birlikte hukuken biten üyeliğin, derneğin resmi üye kayıt defterinden silinmesi işlemidir. Yönetim kurulunun bu defterden silme işlemi üyeliği sona erdiren kurucu (yenilik doğuran) bir karar niteliği taşımaz; yalnızca hâlihazırda kanun gereği kendiliğinden gerçekleşmiş olan sona erme durumunu dış dünyaya karşı tespit ve tevsik eden açıklayıcı (ihdari) bir işlemdir.
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
Olay 1: Bir dernek üyesi geçirdiği ağır bir psikolojik rahatsızlık neticesinde fiil ehliyetini kaybetmiş ve TMK m. 405 uyarınca mahkemece vesayet altına alınarak kısıtlanmıştır. Hukuki Analiz: TMK m. 64 uyarınca dernek üyeliğinin temel yasal şartlarından biri tam fiil ehliyetine sahip olmak (ergin olmak, kısıtlı olmamak ve ayırt etme gücünü haiz olmak) kuralıdır. Somut olayda fiil ehliyetinin kısıtlanma kararı ile kaybedilmesi neticesinde, kanunda aranılan üyelik niteliği sonradan yitirilmiş olur. Bu durumda TMK m. 65 gereğince üyelik hiçbir disiplin soruşturmasına veya yönetim kurulu ihraç kararına lüzum kalmaksızın ipso iure (kendiliğinden) sona erer. Yönetim kurulunun yapacağı tek yasal işlem, mahkeme kısıtlama kararını gerekçe göstererek üyenin kaydını üye kütüğünden düşmekten ibarettir ve bu işlem tamamen tespit edicidir.
Olay 2: Sadece İstanbul ilinde ikamet eden kişilerin üye olabileceği tüzüğünde açıkça kurucu bir şart olarak belirtilen "İstanbul Gönüllüleri Derneği"nin mevcut bir üyesi, iş sebebiyle ikametgâhını kalıcı olarak Ankara'ya taşımıştır. Hukuki Analiz: Dernekler, kendi tüzüklerinde kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla özel üyelik şartları (ikametgâh, meslek vb.) ihdas etme özerkliğine sahiptirler. Somut olayda "İstanbul'da ikamet etmek" tüzükte aranan ve korunan objektif bir niteliktir. Üyenin resmi yerleşim yerini Ankara'ya taşımasıyla birlikte, tüzükte aranılan bu nitelik sonradan kaybedilmiş olmaktadır. TMK m. 65 hükmü gereğince, üyenin üyeliği dernek organlarınca bir çıkarılma (ihraç) prosedürü işletilmesine gerek kalmadan doğrudan ve kendiliğinden düşer.
TMK m. 65'te düzenlenen "kendiliğinden" sona erme mekanizması teorik olarak pürüzsüz görünse de, Dural/Öğüz ve Akyol gibi yazarların sistematiği çerçevesinde değerlendirildiğinde pratikte dogmatik boşluklar yaratmaktadır. Yasa koyucu, niteliğin yitirilmesi anında üyeliğin otomatikman (ipso iure) düşeceğini öngörmesine rağmen, günlük dernek işleyişinde bu kaybın dernek yönetimince fark edilmesi, resmî belgelerle ispatlanması, kayıtlara geçirilmesi ve genel kurul hazirun listesinden usulünce düşülmesi gibi bir dizi insan müdahalesine ve idari işleme ihtiyaç duyulmaktadır. Sözde "kendiliğindenlik" kurgusu, bilhassa üyenin tüzükteki meslek veya ikametgâh şartlarını kaybettiğini dernekten gizlediği durumlarda fiilen işletilemez hâle gelmekte ve nihayetinde yine yönetim kurulunun ihbari mahiyette de olsa bir karar almasına (tespit kararı) mahkûm kalmaktadır.
Özsunay'ın tüzel kişiler hukuku analizleri bağlamında, tüzükte aranan niteliklerin sonradan kaybedilmesi müessesesi, özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 14'te yer alan ayrımcılık yasağı ekseninde sıkı bir yargısal denetime tabi tutulmalıdır. Derneklerin kendi tüzüklerine koydukları "aranılan nitelikler" (örneğin medeni hâl, belirli bir inanç ya da cinsel kimlik) başlangıçta "dernek özerkliği" kapsamında kabul edilse dahi, üyenin sonradan inancını, yaşam tarzını veya medeni hâlini değiştirmesi durumunda TMK m. 65'in dışlayıcı ve otomatik bir ihraç aracı olarak kullanılması insan hakları standartlarıyla sürtüşmektedir. Objektif yasal ehliyet şartları dışındaki sübjektif tüzük şartlarının salt değişimi nedeniyle üyeliğin anında düşürülmesi kuralı, sivil toplumun çoğulcu ve dinamik yapısını zedeleyen dogmatik bir kalkan hâline gelmemelidir.
Dijitalleşen modern dünyada dernek üyeliklerinin yapısında meydana gelen köklü değişiklikler, TMK m. 65'te öngörülen "aranılan nitelikler" kavramını baştan yorumlamayı zorunlu kılmaktadır. Geleneksel dernek kurgularında "aynı mahallede yaşama" veya "aynı işyerinde çalışma" gibi katı coğrafi ve fiziki nitelikler yaygınken, günümüzdeki uzaktan (remote) katılım ve çevrimiçi aktivizm eğilimleri bu kalıpları anlamsızlaştırmaktadır. Bir üyenin fiziki ikametgâhını değiştirmesinin veya tüzükte aranan şeklî bir coğrafi niteliği yitirmesinin, dijital ağlar üzerinden derneğe sunmaya devam ettiği vizyoner katkıyı engellemediği gözetildiğinde; TMK m. 65'in katı "kendiliğinden sona erme" kuralı, Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar (DAO) ve siber sivil toplum örgütlenmeleri açısından acilen esnetilmeye ve teknolojik gerçekliğe uyarlanmaya muhtaç, 20. yüzyılın statik bir kalıntısı olarak değerlendirilebilir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 65. madde metnine dayanır.
Görüş: Tüzüklerle konulan üyelik niteliklerinin ayrımcılık testine tabi tutulması; dijital ve uzaktan çalışma çağında coğrafi niteliklerin uyumlulaştırılması; yönetim kurulu tespitinin yargı denetimine açık tutulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.