1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde, "Genel kurul" üst başlığı altında "Olağanüstü
toplantı" alt başlığıyla yer alan 75. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun
(ZGB) 65. maddesinden esinlenerek hukukumuza dâhil edilmiştir. Hükmün amacı
(ratio legis) derneklerin rutin işleyişi dışında ortaya çıkan acil, hayati
ve kriz niteliğindeki durumlarda, en yetkili karar organı olan genel kurulun
derhâl devreye sokulabilmesi için bir "acil demokratik müdahale mekanizması"
kurmaktır. Derneklerde genel kurulun tüzükte yazılı periyotlarla olağan
toplanması esassa da, değişen hukuki, sosyal veya mali şartlar karşısında tüzel
kişiliğin süratle reaksiyon alabilmesi için bu istisnai toplantı usulü kanunla
emredici şekilde güvence altına alınmıştır.
Olağan ve olağanüstü toplantı arasındaki sistemik gerilim, temelde dernek içi
iktidarı elinde bulunduran yönetim organı ile tabanı oluşturan üyeler
arasındaki güç dengesinin yansımasıdır. Yönetim kurulları, kendi aleyhlerine
olabilecek olağanüstü çağrıları (örneğin yolsuzluk iddiaları, güvensizlik
oylamaları veya erken seçim talepleri) ertelemek veya göz ardı etmek eğiliminde
olabileceklerinden, yasa koyucu beşte bir (1/5) oranındaki üye grubuna ve
denetim kuruluna zorlayıcı çağrı yetkisi tanıyarak sivil toplumda katılımcı
demokrasiyi ve "azınlık haklarını" mutlak bir koruma altına almıştır.
2. Kavramlar
Olağanüstü toplantı: Derneğin tüzüğünde önceden belirlenmiş olan periyodik
olağan genel kurul takviminin dışında, derneğin ertelenemez ve acil kararlar
almasını gerektiren özel durumların ortaya çıkması üzerine belirli bir gündemle
yapılan genel kurul toplantısıdır. Bu toplantılar, olağan toplantı yerine
geçmez (TMK m. 76) ve kural olarak sadece çağrıya konu edilen acil maddeler
görüşülerek karara bağlanır.
Yönetim veya denetim kurulunun çağrı yetkisi: Derneğin icrai organı olan
yönetim kurulunun ya da iç denetimini sağlayan denetim kurulunun, derneğin mali
veya hukuki durumu açısından olağan genel kurulu beklemeyi sakıncalı ve
tehlikeli buldukları her durumda kendi inisiyatifleriyle kullanabildikleri
toplantıya davet yetkisidir. Bilhassa denetim kurulunun bu yetkisi, yönetim
kurulunun yasa dışı veya tüzüğe aykırı işlemlerine karşı dernek tabanını acilen
uyarmak için öngörülmüş güçlü bir fren ve denge aracıdır.
Beşte bir üye başvurusu: Derneğe hukuken kayıtlı asıl üyelerin en az yüzde
yirmisinin (1/5) belirli bir gündemi görüşmek üzere kendi aralarında yazılı
bir metin (veya ıslak imza) oluşturarak yönetim kuruluna yaptıkları zorlayıcı
nitelikteki toplantı çağrısı talebidir. Bu mekanizma, azınlık haklarının
korunması bağlamında hayati öneme sahip olup, muhalif veya endişeli üye
gruplarının dernek yönetimini demokratik bir platformda hesaplaşmaya
zorlamasını ifade eder.
Yönetim kurulunun çağrıyı reddetmesi: Kanunun aradığı usul ve sayı
şartlarına uygun olarak yapılan beşte birlik yazılı başvuruya rağmen, yönetim
kurulunun çağrı yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınması, talebi keyfi
nedenlerle sürüncemede bırakması veya açıkça reddetmesidir. Yönetimin bu
eylemi, kanunun emredici kuralının ihlali anlamına gelip, uyuşmazlığın idari
alandan yargısal alana taşınmasının ve mahkeme müdahalesinin doğmasının yegâne
hukuki ön şartıdır.
Sulh hâkiminin müdahalesi: Yönetim kurulunun çağrı görevini ihmal etmesi
üzerine, talepte bulunan 1/5 üyeden sadece birinin bile yargıya başvurması
neticesinde, dernek merkezinin bulunduğu yerdeki görevli sulh hukuk hâkiminin,
dernek içinden üç kişiyi "çağrı heyeti (kayyım)" olarak atayarak kurumsal
direnci kırmasıdır. Bu yargısal çözüm, hukuka aykırı davranan icrai
organı (yönetimi) bypass ederek dernek demokrasisinin tıkanan damarlarını
devletin tarafsız yargı gücüyle açma işlevi görür.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 73-74 (genel kurul niteliği ve olağan toplantı)
- TMK m. 76-79 (çağrı usulü, toplantı yeri, yeter sayı)
- TMK m. 83 (genel kurul kararlarının iptali)
- TMK m. 84 (yönetim kurulu sorumluluğu)
- HMK m. 382 vd. (çekişmesiz yargı — sulh hâkimi yetkisi)
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 15
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir mesleki dayanışma derneği üyeleri, yönetim kurulunun dernek
bütçesinden usulsüz ihaleler yaptığı yönünde ciddi bulgulara ulaşmış ve dernek
kayıtlı üyelerinin beşte birinin imzasını taşıyan yazılı bir dilekçeyle
"yönetim kurulunun azli ve erken seçim" gündemiyle olağanüstü genel kurul talep
etmiştir. Yönetim kurulu bu talebi "asılsız iddialar" gerekçesiyle reddetmiş ve
toplantı çağrısı yapmamıştır.
Hukuki Analiz: TMK m. 75 uyarınca, üyelerin beşte birinin yazılı başvurusu
hâlinde yönetim kurulunun çağrı yapması bağlı ve mecburi bir yetki olup,
yönetimin bu talebin yerindeliğini veya iddiaların doğruluğunu önceden
denetleme (reddetme) hakkı yoktur. Yönetimin bu kanuni borcunu ifa etmemesi
üzerine, imza veren üyelerden yalnızca birinin sulh hukuk mahkemesine
başvurması yeterlidir. Mahkeme, iddiaların esasına (yolsuzluk olup
olmadığına) girmeksizin, sadece 1/5 şekil şartının sağlanıp sağlanmadığını
dosya üzerinden inceleyerek dernekten üç üyeyi derhâl genel kurulu toplantıya
çağırmakla görevlendirir. Bu heyet, yönetim organının yetkilerini bu
özel toplantı için hukuken devralmış olur.
Olay 2: Sosyal bir derneğin iç denetim kurulu, periyodik mali incelemeleri
sırasında derneğin borç ödemede acze düşmek üzere olduğunu ve dernek lokalinin
haciz riski taşıdığını tespit etmiştir. Denetim kurulu, bütçenin yeniden
değerlendirilmesi ve acil tedbirler alınması için kendi kararıyla derneği
olağanüstü genel kurula çağırmıştır.
Hukuki Analiz: TMK m. 75/1 hükmü, denetim kuruluna gerekli gördüğü acil
hâllerde derneği olağanüstü toplantıya çağırması hususunda bağımsız, asli ve
doğrudan bir yetki tanımıştır. Denetim kurulu, bu denetsel müdahale
yetkisini kullanmak için yönetim kurulunun onayına, iznine veya 1/5 üyenin
imzasına muhtaç değildir; bizzat üyeleri toplantıya davet etme işlemlerini
yürütebilir. Bu durum, tüzel kişiler hukukundaki fren ve denge (checks
and balances) mekanizmasının sivil toplumda sağlıklı işlediğinin göstergesi
olup, üyelerin derneğin mali çöküşüne karşı zamanında bilgilendirilmesini ve
karara dâhil edilmesini sağlar.
6. Pratik Notlar
- Beşte bir hesabının üye defterine göre yapılması: Olağanüstü toplantı talep
eden imzacılardaki yüzde yirmilik oranın tespiti, başvurunun yapıldığı
tarihteki resmî üye kayıt kütüğündeki asıl üye sayısına göre yapılır; aidat
borcu nedeniyle ödemede geciken üyeler, üyelikleri tüzük gereği resmen
düşürülmedikçe bu hesaba dâhil edilir.
- Yazılı başvuru şartı ve içeriği: Olağanüstü toplantı talebinin geçerliliği
mutlak surette yazılı şekle (ıslak imza veya güvenli e-imza) tabidir ve
dilekçede olağanüstü toplantıyı haklı kılan somut "gündem" maddelerinin şeffaf
bir biçimde belirtilmesi zorunludur.
- Yönetim kurulunun toplantıyı engelleme yaptırımı: Yönetim kurulu üyelerinin
usulüne uygun beşte bir başvurusunu bilerek işleme koymaması, üyelik haklarının
ihlali niteliğinde olup, görevi kötüye kullanma bağlamında dernek içi disiplin
sorumluluğu ile genel kurulda ibrasızlık (aklanmama) ve tazminat davası
açılmasına zemin hazırlar.
- Sulh hâkimine başvuru usulü ve süresi: Yönetim kuruluna başvuru yapılıp makul
bir süre içinde çağrı işlemi başlatılmazsa, üyeler görevli sulh hukuk
mahkemesine başvururlar; HMK kapsamında uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde
görülmesi kamu düzenine ilişkin emredici bir usul kuralıdır.
- Olağanüstü toplantı gündemi: Olağanüstü toplantılarda kural olarak yalnızca
toplantıya çağrı gerekçesi olan gündem maddeleri görüşülür ve karara bağlanır;
toplantıda hazır bulunan onda bir üyenin teklifiyle yeni madde eklenmesi kuralı
(TMK m. 79/2) olağanüstü genel kurulların acil niteliğiyle bağdaşmadığından
burada genellikle dar yorumlanır.
- Hâkim görevlendirmesinin masrafları: Sulh hâkimi tarafından genel kurulu
toplantıya çağırmakla görevlendirilen üç üyenin yapacağı ilan, davetiye
kiralama ve tebligat gibi her türlü masraf, bizzat yönetim kurulundan değil
doğrudan dernek tüzel kişiliğinin bütçesinden karşılanır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 75'te düzenlenen beşte bir (%20) azınlık eşiği, Dural/Öğüz ve Akyol'un
tüzel kişiler sistematiği bağlamında değerlendirildiğinde, sivil demokrasinin
ve taban iradesinin korunması adına oldukça önemli bir dogmatik kazanımdır.
Ancak, üye sayısı on binleri bulan ulusal ölçekli sivil toplum kuruluşlarında
(örneğin büyük spor kulüpleri, meslek veya sendikal yapılı dev derneklerde)
tabandaki muhalif bir grubun binlerce ıslak imza toplayarak bu eşiğe ulaşması
fiziken, mali olarak ve lojistik açıdan neredeyse imkânsızdır. Kanun koyucunun,
dernek üye sayısının büyüklüğüne göre kademeli (regresif) bir oran (örneğin
10.000 üyeden sonra binde bir veya sabit bir üst sınır) öngörmemiş olması,
"beşte bir" şartını devasa dernekler için kullanılamaz, fiilen ölü bir yasa
hükmü hâline getirmekte ve statükocu oligarşik yönetimlerin sarsılmazlığını
pekiştirmektedir.
Öte yandan, olağanüstü toplantı mekanizmasının tıkanması hâlinde son çare
olarak sunulan "sulh hâkiminin üç üyeyi görevlendirmesi" çözümü, Özsunay'ın da
belirtebileceği üzere teorik olarak mükemmel bir yargısal güvence sunsa da
pratik adalet açısından son derece yavaştır. Çekişmesiz yargı kapsamında ele
alınmasına rağmen, mahkemelerin ağır iş yükü, taraf teşkili, tebligat süreçleri
ve dernek defterlerinin bilirkişi incelemesine gönderilmesi gibi usuli adımlar
aylar sürebilmektedir. Hâlbuki "olağanüstü" toplantının doğası gereği aciliyet
barındırdığı göz önüne alındığında, yargısal sürecin yavaş işlemesi, çoğu zaman
yönetimin kaçırmak istediği malvarlığı devirleri, taşınmaz satımları veya delil
karartmaları için onlara ihtiyaç duydukları fiili zamanı fazlasıyla
sunmaktadır.
Dijitalleşen modern sivil toplum dinamikleri (e-Devlet, DERBİS entegrasyonu)
TMK m. 75'in katı ve kâğıt üzerindeki bürokratik işleyişine yepyeni bir de
lege ferenda (olması gereken hukuk) ufku açmalıdır. Günümüzde on binlerce
kişinin güvenli elektronik imzasıyla dakikalar içinde bir araya gelebildiği
çevrimiçi platformlar ve akıllı kimlik doğrulama sistemleri mevcuttur.
Dernekler mevzuatının, e-Devlet kapısı üzerinden üyelerin erişebileceği bir
"olağanüstü toplantı talep ve imza modülü" oluşturması; beşte bir talebinin
fiziki kâğıt üzerinde toplanıp mahkeme kapılarında zaman kaybetmesi yerine,
algoritmik olarak doğrulanır doğrulanmaz otomatik ve mecburi bir çağrıya
(dijital kayyıma) dönüşmesini sağlayacaktır. Bu tür modern dijital ve asenkron
araçların hukuki sisteme entegre edilmesi, TMK m. 75'in sivil taban iradesini
merkeze alan katılımcı felsefesini 21. yüzyıl gerçekliğiyle taçlandıracaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 75'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 65.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 75. madde metnine dayanır.
Görüş: Beşte bir eşiğinin büyük derneklerde erişim güçlüğü yaratması nedeniyle bu oranın tüzükle düşürülmesi imkânının tanınması; dijital imza ile çevrimiçi talep mekanizmasının yasal zemine kavuşturulması azınlık haklarını güçlendirecektir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.