1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Dernekler" bölümünde, "Yönetim kurulu" üst başlığı altında "Oluşumu"
kenar başlığıyla yer alan 84. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 69.
maddesinden esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Hükmün amacı (ratio
legis) dernek tüzel kişiliğinin yürütme ve dış temsil işlevini üstlenen asli
organı olan yönetim kurulunun, asgari kurumsal ve demokratik yapısını güvence
altına almaktır. Kanun koyucu, tüzel kişiliğin iradesini hayata geçirecek bu
yaşamsal organın asgari üye sayısını belirleyerek, dernek yönetiminin yetersiz
kadrolarla işlemesini, tek adamlığa dönüşmesini veya dar bir oligarşik yapının
elinde toplanmasını engellemeyi hedeflemiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen yedek üye sistemi ve boşalma hâllerine
ilişkin usul kuralları, tüzel kişiliğin idari kriz anlarında sahipsiz
(organsız) kalmasını önleyen temel bir emniyet sübabıdır. Yönetim kurulu asıl
üye sayısının tehlikeli bir sınırın (tamsayının yarısının) altına düşmesi
durumunda, kurumsal iradenin meşruiyetini yitireceği kabul edilmiş ve derhal en
yetkili organ olan genel kurula gidilmesi emredilmiştir. Bu mekanizma, sivil
toplumda demokratik temsilin kesintisiz biçimde sürdürülmesini ve derinleşen
yönetim krizlerinin doğrudan doğruya dernek tabanının kolektif iradesiyle
çözülmesini sağlamaktadır.
2. Kavramlar
2.1 Asgari 5 asıl + 5 yedek üye: Dernek yönetim kurulunun hukuken geçerli
bir şekilde teşekkül edebilmesi ve faaliyet yürütebilmesi için kanun koyucu
tarafından öngörülen, dernek tüzüğüyle dahi aşağıya çekilemeyen (azaltılamayan)
mutlak alt sınırdır. Dernekler, tüzük serbestisi ilkesi çerçevesinde bu sayıyı
derneğin ihtiyaçlarına göre örneğin 7 asıl 7 yedek veya 11 asıl 11 yedek
şeklinde artırabilirler; ancak beşi asıl olmak üzere on kişinin altına
düşürecek bir tüzük düzenlemesi mutlak surette geçersizdir.
2.2 Yedek üye sistemi: Yönetim kurulu asıl üyeliklerinde ölüm, istifa,
görevden alınma, ihraç veya diğer yasal nedenlerle bir boşalma meydana
geldiğinde, genel kurul tarafından daha önce seçilmiş olan yedek üyelerin
sırasıyla ve kendiliğinden asıl üyeliğe geçmesini sağlayan kurumsal devamlılık
aracıdır. Bu sistem, yönetim organında yaşanan her bir ferdi eksilmede derneğin
yeniden maliyetli ve zahmetli bir olağanüstü genel kurul sürecine girmesini
engelleyen temel bir usul ekonomisi unsurudur.
2.3 Yarı boşalma sınırı: Yönetim kurulu asıl üye tamsayısının, yedek
üyelerin tamamının sırayla göreve çağrılmasına rağmen (veya yedek üye
kalmaması, istifa etmeleri sebebiyle) kanuni veya tüzüksel tam sayının
yarısının altına inmesi (düşmesi) hâlidir. Bu kritik matematiksel eşik
aşıldığında, mevcut yönetim kurulu derneği meşru şekilde temsil etme ve rutin
icrai kararlar alma yetkisini demokratik olarak kaybeder.
2.4 Bir aylık çağrı süresi: Yarı boşalma sınırının altına düşülmesi
hâlinde, görevde kalan (sayısı yarıdan aza inmiş) mevcut yönetim kurulu
üyelerine veya derneğin iç denetimini sağlayan denetim kuruluna, genel kurulu
yeni bir seçim yapmak üzere olağanüstü toplantıya çağırmaları için kanun
tarafından tanınan emredici azami zaman dilimidir. Bu süre, tüzel kişiliğin
organsızlık girdabında sürüncemede kalmasını engelleyen emredici bir idari
mecburiyettir.
2.5 Sulh hâkimi müdahalesi: Kalan yönetim kurulu üyelerinin veya denetim
kurulunun bir aylık kanuni süre içinde genel kurulu toplantıya çağırma görevini
ihmal etmeleri veya kasten sürüncemede bırakmaları durumunda, TMK m. 75 hükmüne
paralel olarak, herhangi bir dernek üyesinin mahkemeye başvurarak dernek
içinden üç kişinin çağrı heyeti olarak atanmasını talep etmesini ifade eden
yargısal güvence (çekişmesiz yargı) mekanizmasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 72 (derneğin karar, yürütme ve denetimden oluşan zorunlu organları)
- TMK m. 73-83 (genel kurulun oluşumu, toplantı usulü ve yönetim kurulunu seçme
münhasır yetkisi)
- TMK m. 85 (yönetim kurulunun derneği temsil ve idari yürütme görevleri)
- TMK m. 86 (denetleme kurulu ve yönetimi her zaman denetleme işlevi)
- TMK m. 87/d (tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız
hâle gelmesinin kendiliğinden fesih, infisah sebebi sayılması)
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 11-12 (görevden uzaklaştırma, idari
yaptırımlar ve organ değişikliklerinin bildirimi)
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Beş asıl ve beş yedek üyeden oluşan bir mahalli dernek yönetim
kurulunda, aralarında çıkan bir mali anlaşmazlık sonucu üç asıl üye ve tüm
yedek üyeler aynı gün noter ihtarnamesiyle dernekten istifa etmiş, yönetim
kurulunda sadece iki asıl üye kalmıştır.
Hukuki Analiz: Somut olayda yedek üyeler kalmadığı için asıl üye sayısı olan
beşin yarısının (2.5'un) altına inilmiş ve yönetim kurulu iki kişiyle yasal
sınırın altına düşmüştür. TMK m. 84 hükmü gereğince, yarı boşalma sınırı
aşıldığından yönetim kurulu derneği ilgilendiren yeni icrai kararlar alma
ehliyetini (meşruiyetini) kaybetmiştir. Geriye kalan iki asıl üyenin veya
dernek denetim kurulunun, derhal eyleme geçerek en geç bir ay içinde genel
kurulu olağanüstü seçim gündemiyle toplantıya çağırması kanuni bir
zorunluluktur. Bu emredici kurala uyulmaması hâlinde dernek, organsız kalarak
TMK m. 87 uyarınca kendiliğinden sona erme (infisah) tehlikesiyle karşı karşıya
kalacaktır.
Olay 2: Yönetim kurulu üye sayısı istifalar nedeniyle tamsayının yarısının
altına düşen bir mesleki dayanışma derneğinde, geriye kalan yöneticiler ve
denetim kurulu üyeleri tüzük değişikliğini engellemek amacıyla bir ay geçmesine
rağmen bilerek genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmamış, bunun üzerine
muhalif bir dernek üyesi sulh hukuk mahkemesine başvurmuştur.
Hukuki Analiz: TMK m. 84/2'nin son cümlesindeki amir hüküm, dernek
organlarının kasten veya ihmalen hareketsiz kalması durumunda kurumsal işleyişi
korumak üzere yargısal bir müdahale yolu öngörmüştür. Üyenin başvurusu üzerine
sulh hâkimi, yapacağı basit bir dosya incelemesiyle yarı boşalma şartının
gerçekleştiğini tespit edip, dernek üyeleri arasından (genellikle muhalif
üyelerden veya tarafsız kişilerden) üç kişiyi "çağrı heyeti (kayyım)" olarak
atayacaktır. Atanan bu üç üye, geriye kalan eski yönetimin yetkilerini
devralarak yalnızca genel kurulu acilen toplamak ve seçimi gerçekleştirmek
üzere yetkilendirilmiş olacak, böylece dernek içi demokrasi yargı eliyle
yeniden işletilecektir.
6. Pratik Notlar
- Yedek üyelerin boşalan asıl üyeliklere geçiş sıralaması, kural olarak genel
kurulda aldıkları oy çokluğuna göre (en çok oy alandan başlayarak) belirlenir;
oy eşitliği veya blok liste usulü seçimlerde ise tüzükte ya da listedeki yazılı
sıraya itibar edilir.
- Boşalmalar sebebiyle "yarısının altına düşme" hesabı yapılırken, yasadaki
asgari beş rakamı değil, dernek tüzüğünde açıkça öngörülen yönetim kurulu asıl
üye tamsayısı (örneğin tüzükte dokuz asıl üye varsa, beşe düşmesi hâli)
matematiksel olarak esas alınır.
- Yönetim kurulu üyeliğinde "boşalma" sebepleri sadece kendi isteğiyle
istifadan ibaret değildir; üyenin ölümü, ayırt etme gücünü kaybetmesi, dernek
disiplin kurulunca üyelikten çıkarılması veya haklı sebeple görevden alınması
da derhal boşalma yaratır.
- Sulh hâkimi tarafından genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirilen üç
kişilik heyet, derneğin normal yönetim kurulu statüsünde olmayıp, tasarruf
işlemi yapamayan, yalnızca seçim sürecini idare etmekle yetkilendirilmiş
olağanüstü ve geçici bir idari yapıdır.
- Kanunun asgari beş asıl ve beş yedek üye şartı koşması, Türk hukukunda en az
yedi kişiyle kurulabilen dernekler açısından kuruluş aşamasında büyük bir
pratik çelişki yaratmakta; denetim kurulu da eklendiğinde derneğin kurulur
kurulmaz organlarını doldurmakta sayısal zorluk çekmesine neden olmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 84'te öngörülen asgari beş asıl ve beş yedek üye kuralı, Dural/Öğüz ve
Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerindeki sistematiğe göre değerlendirildiğinde,
sivil toplum örgütlenmesinin önünde ciddi bir dogmatik çelişki ve sosyolojik
engel yaratmaktadır. Kanun, bir derneğin en az yedi gerçek veya tüzel kişiyle
kurulabileceğini (TMK m. 56) esnek bir biçimde kabul ederken, zorunlu
organların yasal teşekkülü için yönetim kurulunda toplam on (beş asıl, beş
yedek) denetim kurulunda ise toplam altı (üç asıl, üç yedek) kişiye ihtiyaç
duyması, kuruluş anında toplam on altı kişiyi fiili bir zorunluluk hâline
getirmektedir. Yedi kişiyle örgütlenme özgürlüğü tanıyan kanunun, organ oluşumu
aşamasında gizli bir "on altı kişi" barajı kurması, mahalle veya köy ölçekli
küçük derneklerin tüzel kişilik kazanmasını zorlaştıran, Anayasa'daki dernek
kurma hürriyetini kâğıt üzerinde bürokratik sayılarla kısıtlayan problemli bir
düzenlemedir.
Akyol'un hakkın kullanılması ve kurumsal yönetişim perspektifinden
bakıldığında, "boşalmalar sebebiyle yarıdan aşağı düşme" durumunda otomatik
olarak devreye giren yedek üye sistemi de teorik eleştirilere son derece
açıktır. Yedek üyeler, genel kurulun yapıldığı tarihteki iradeyi yansıtan, çoğu
zaman seçimi kazanan listenin alt sıralarına "dolgu malzemesi" olarak yazılan
ikincil kişilerdir. Yönetim kurulunda yaşanan ciddi bir stratejik kriz,
yolsuzluk iddiası veya ideolojik kopuş sebebiyle toplu istifalar yaşandığında,
bu vasıfsız yedek üyelerin kendiliğinden asıl göreve gelmesi, genel kurulun
mevcut ve güncel demokratik beklentileriyle uyuşmayan son derece zayıf bir
yönetim oluşturabilmektedir. Oysa yönetim kurulunun yarıya yakınının istifa
etmesi başlı başına bir "güvensizlik" ve iflas tablosu yarattığından,
yedeklerle suni bir şekilde yola devam etmek yerine doğrudan erken seçime
gidilmesini emreden daha katı bir de lege ferenda (olması gereken hukuk)
kuralı sivil demokrasi felsefesine daha uygun düşecektir.
Son olarak, dijitalleşen ve sınır ötesi faaliyette bulunan yeni nesil sivil
toplum dinamikleri karşısında TMK m. 84'teki klasik fiziki kurullar kurgusu
yeniden tartışılmalıdır. Geleneksel yönetim kurullarının ayda bir dernek
lokalinde toplanıp karar defterine ıslak imza atması üzerine inşa edilen bu
madde, günümüzde yönetim kurulu üyelerinin farklı şehirlerde bulunduğu veya
e-imza ile karar aldığı platform tabanlı dernekler için işlevini hızla
yitirmektedir. Yönetim kurulu üye sayısının fiilen yarıya düşüp düşmediğinin
tespiti veya yedek üyelerin asenkron iletişim ağlarından göreve dahil edilme
süreçleri, mevcut kanun metnindeki statik çağrı mekanizmalarıyla çözülemez.
Modern dernekçilik hukuku, yönetim kurullarının dijital iletişim kanallarıyla
güvenli bir biçimde "sürekli toplanmış (online)" sayılabileceği hibrit idare
modellerini Türk Medeni Kanunu'na entegre etmek zorundadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 84'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 69.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 84. madde metnine dayanır.
Görüş: 5 asıl + 5 yedek üye asgari şartının küçük dernekler için orantısız yük oluşturabileceği; yedek üye sisteminin boşalma güvencesi işlevini eksiksiz yerine getirmesi için sıralama kurallarının tüzükte açıkça belirlenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.