Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 94

Kişiler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**F. Derneklerin örgütlenmesi I. Şube açmaları

  1. Kuruluşu**

Madde 94 - Dernekler, gerekli görülen yerlerde genel kurul kararıyla şube açabili rler. Bu amaçla dernek yönetim kurulunca yetki verilen en az üç kişilik kurucular kurulu, şube açıla cak y erin en büyük mülkî amirine şube kuruluş bildirimini ve gerekli belgeleri verir. (Mülga ikinci fıkra: 30/7/2003 - 4963/35 md.) Şube kuruluş bildirimini n içeriği ve gerekli bel geler, yönetmelikte gösterilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Dernekler" bölümünde, "Derneklerin örgütlenmesi" üst başlığı altında "Şube açmaları" kenar başlığıyla yer alan 94. madde, derneklerin merkez dışındaki coğrafi alanlarda nasıl teşkilatlanacağını düzenlemektedir. Hükmün ratio legis'i (amacı) derneklerin faaliyet alanlarını genişletmek ve yerel düzeydeki kitlelere daha etkin ulaşabilmek için, merkez dernekten nispeten bağımsız ancak nihayetinde ona sıkı sıkıya bağlı yerel örgütlenme birimlerinin (şubelerin) kurulmasına yasal ve demokratik bir zemin sağlamaktır. Yasa koyucu, dernek tüzel kişiliğinin kendi iç işleyişi kapsamında yerel inisiyatiflerin oluşumunu, derneğin en yüksek iradesi olan genel kurulun iznine tabi kılarak kurumsal bütünlüğü güvence altına almıştır.

Dogmatik açıdan incelendiğinde şube, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 2/h maddesinde de açıklandığı üzere tüzel kişiliği bulunmayan ancak bünyesinde kendi zorunlu organları bulunan bir alt birimdir. Şube, hukuki işlemler yapabilme kapasitesine sahip kendine özgü bir varlık olmakla birlikte, hak ehliyeti ve taraf ehliyeti bakımından ana derneğin tekil tüzel kişiliğine sıkı sıkıya bağlıdır ve bağımsız bir tüzel kişi olarak varlık gösteremez.

2. Kavramlar

Şube: Derneğin aynı tüzel kişilik çatısı altında, faaliyetlerini yaygınlaştırmak amacıyla farklı coğrafi birimlerde veya mülki idare sınırlarında oluşturduğu, kendi iç organları bulunmasına rağmen ayrı bir tüzel kişiliği olmayan hiyerarşik örgütlenme birimidir.

Genel kurul kararı: Şube açılabilmesi için derneğin en yetkili organı olan merkez genel kurulunun toplanarak, nerede veya hangi il/ilçelerde şube açılacağı yönünde irade beyanında bulunması ve bu doğrultuda yönetim kurulunu yetkilendirmesi işlemidir.

Kurucular kurulu: Genel kurulun aldığı şube açma kararına istinaden, merkez yönetim kurulunca açıkça yetki verilen ve şubenin açılacağı yerdeki idari makamlara başvuruları yapmakla görevlendirilen en az üç kişiden oluşan geçici kuruluş ekibidir.

Mülki amire bildirim: Yetkilendirilen kurucular kurulunun, şubenin faaliyete geçebilmesi için şube açılacak yerin en büyük mülki amirine (kaymakamlık veya valilik) şube kuruluş bildirimini ve yasanın aradığı diğer idari belgeleri sunmasını ifade eden zorunlu idari prosedürdür.

Şubenin bağımsızlık derecesi: Şubenin ayrı bir tüzel kişiliği olmamasına rağmen, kendi olağan genel kurulunu yapabilme, yönetim ve denetim kurullarını seçebilme ve tüzükte kendisine tanınan sınırlar dahilinde hukuki işlemlerde bulunabilme yönündeki örgütsel otonomisidir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 56 (dernek tanımı — şube ayrı tüzel kişi değildir)
  • TMK m. 59 (merkez kuruluş bildirimi — paralel yapı)
  • TMK m. 95-97 (şube organları, yetki, temsilcilik)
  • TMK m. 51 (tüzel kişi yerleşim yeri — merkez)
  • 5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 8

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir yardım derneğinin yönetim kurulu, doğu illerindeki faaliyetleri hızlandırmak amacıyla kendi arasında bir karar alarak üç kişiyi yetkilendirmiş ve Van ilinde bir şube açılışı için valiliğe bildirimde bulunmuştur. TMK m. 94 uyarınca derneklerin şube açabilmesi münhasıran merkez dernek genel kurulunun alacağı bir karara bağlanmıştır. Yönetim kurulunun genel kuruldan böyle bir yetki almadan kendi başına şube açma kararı vermesi açık bir yetki aşımıdır (ultra vires). Dolayısıyla, genel kurul kararı olmaksızın mülki amire yapılan bu şube kuruluş bildirimi idarece reddedilmeli, aksi halde açılan şubenin hukuki meşruiyeti bulunmadığından kapatılması gündeme gelmelidir.

Olay 2: Bir spor derneğinin tüzüğüne uygun olarak kurulan İzmir şubesi, şube lokalinin tadilatı için bir inşaat firmasıyla sözleşme yapmış, ancak borcunu ödemeyince inşaat firması doğrudan şubeye karşı alacak davası açmıştır. Dernekler mevzuatı ve TMK m. 94 sistemi gereğince şubelerin kendilerine ait bağımsız bir tüzel kişilikleri yoktur, onlar yalnızca merkez derneğin alt birimleridir. Bu nedenle, şubenin yaptığı sözleşmeler doğrudan doğruya derneğin merkez tüzel kişiliğini borç altına sokar ve davada taraf ehliyeti şubeye değil, merkez derneğe aittir. İnşaat firmasının açtığı davada husumetin şubeye değil, merkez dernek tüzel kişiliğine yöneltilmesi hukuki bir zorunluluktur.

6. Pratik Notlar

  • Şubenin ayrı tüzel kişiliği olmadığı kuralının en belirgin pratik sonucu, şubenin kendi adına tapuda taşınmaz edinememesi ve davalarda davacı veya davalı sıfatıyla (aktif ve pasif taraf ehliyetiyle) yer alamaması, tüm işlemlerin merkez dernek adına yapılmasıdır.
  • TMK m. 95 uyarınca, kurulan her şubenin kendi içinde tıpkı merkez dernek gibi genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu veya denetçi bulundurması emredici bir yasa kuralıdır.
  • Bir şubenin faaliyetlerine son verilip tasfiye edilmesi halinde, şubenin kullanımında olan tüm malvarlığı, para ve haklar kendiliğinden merkez derneğe intikal eder; zira şubenin malvarlığı esasen tüzel kişiliğin ortak havuzuna aittir.
  • Şube ile temsilcilik birbirinden farklı statülerdir; temsilcilikler şube gibi zorunlu organlara sahip olmayan, genellikle sadece bir veya birkaç kişiyle irtibat sağlamak üzere kurulan, çok daha sınırlı ve hiyerarşik yapıya sahip ofislerdir.
  • Türk dernekleri TMK m. 91 uyarınca sadece yurt içinde değil, tüzüklerinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere yurt dışında da şube açma yetkisine sahiptirler.

7. Eleştirel Değerlendirme

Şubelerin tüzel kişiliği bulunmamasına rağmen, merkez dernekten coğrafi olarak uzakta geniş çaplı işlemler yapabilmeleri, Dural/Öğüz (Cilt II) ve Özsunay (Tüzel Kişiler) eserlerinde borç ve sorumluluk hukuku bağlamında eleştirilmektedir. Şube yönetim kurulları, merkezin gözetiminden uzak kalarak yüksek meblağlı kira sözleşmeleri yapabilmekte veya aidat tahsilatlarında usulsüzlükler gerçekleştirebilmektedir. Şubenin tüzel kişiliği olmadığından, bu tür riskli mali işlemlerin tamamı doğrudan doğruya merkez tüzel kişiliğinin (ve dolayısıyla tüm dernek üyelerinin) malvarlığı sorumluluğuna girmektedir. Yasada, şubelerin merkeze yükleyebileceği mali yükümlülüklerin sınırlarına veya şube yöneticilerinin merkeze karşı şahsi müteselsil sorumluluklarına ilişkin ticaret şirketlerindekine benzer net fren mekanizmalarının bulunmaması, sivil toplumda ciddi suiistimal riskleri doğurmaktadır.

Akyol'un tüzel kişiler ve hakkın kullanılması perspektifinden bakıldığında, şube ile merkez genel kurulu arasındaki koordinasyon ve özerklik sınırlarının TMK m. 94'te çok flu bırakıldığı görülmektedir. Yasada şubelerin organlara sahip olması zorunlu tutulurken (TMK m. 95) şubenin yerel genel kurul iradesi ile merkez genel kurulunun vesayet yetkisi çatıştığında hangi iradenin üstün geleceği tamamıyla tüzüklerin yetersiz düzenlemelerine bırakılmıştır. Şube yönetiminin merkez tarafından görevden alınıp alınamayacağı, veya şube genel kurulunun merkez kararlarına direnme hakkı olup olmadığı gibi hayati sorunlar yasada çözümsüzdür. Yasa koyucunun, şube-merkez ilişkisini salt "bir alt birim" tanımının ötesine taşıyarak kurumsal yönetişim (corporate governance) çerçevesinde detaylı emredici kurallara bağlaması gerekmektedir.

İçinde bulunduğumuz dijital çağda, TMK m. 94'te yer alan "şube açılacak yer" ve "mülki amir" gibi fiziksel coğrafyaya dayalı örgütlenme kurguları de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından anakronik kalmaktadır. Modern sivil toplum ağları artık illere veya ilçelere göre değil; projeler, çalışma grupları veya sanal topluluklar (online inisiyatifler) üzerinden faaliyet göstermektedir. Geleneksel üç kişilik kurucular kuruluyla fiziki binalarda şube kurmak, e-dernekçilik vizyonuna ağır bürokratik maliyetler yüklemektedir. Kanunun, fiziksel şubelerin yanı sıra, üyelerin coğrafi konumundan bağımsız olarak salt dijital platformlarda örgütlenebilen "çevrimiçi (sanal) alt şubeler" veya "tematik çalışma meclisleri" kurabilmelerine imkân tanıyan modern örgütlenme modellerini sivil hukuka entegre etmesi elzemdir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 94'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 60 (şube analojisi).

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 94. madde metnine dayanır.

Görüş: Şubenin ayrı tüzel kişiliğinin olmamasının borç ve sorumluluk ilişkilerinde belirsizlik yaratabileceği; şube-merkez koordinasyon mekanizmalarının tüzükte netleştirilmesi ve dijital çağda çevrimiçi topluluk birimlerinin şubeye alternatif olarak değerlendirilmesi yerinde olur.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.