Türk Medeni Kanunu (TMK)

TMK Madde 628

Miras Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**III. Resmî defte re göre kabulün sonuçları

  1. Deftere yazılanlardan sorumluluk**

Madde 628 - Resmî deftere gör e kabul edilen miras, miras çıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Sistematik

Türk Medenî Kanunu'nun Üçüncü Kitabı'nda yer alan Miras Hukuku hükümleri, mirasın açılmasından itibaren malvarlığının yasal ve atanmış mirasçılara geçiş sürecini, mehaz İsviçre Medenî Kanunu'nun (ZGB) 560-640. maddeleri uyarınca düzenlemektedir. Bu aşamadaki kuralların "ratio legis"i, mirasbırakanın malvarlığının sahipsiz kalmasını önleyerek intikalin düzenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak ve aynı zamanda külli halefiyet ilkesi gereği mirasbırakanın borçlarından şahsen ve müteselsilen sorumlu hale gelen mirasçılar ile tereke alacaklıları arasındaki menfaat dengesini kurmaktır. Külli halefiyet prensibi uyarınca mirasçıların terekeyi bir bütün olarak derhal kazanması kuralı, mirasçıların kişisel malvarlıklarını tehlikeye atabileceğinden, kanun koyucu resmi defter tutma, resmi tasfiye ve mirası ret gibi kurumlarla bu geçişi dengelemiştir.

Mirası reddetme kurumu, külli halefiyetin getirdiği sınırsız ve müteselsil sorumluluk riskine karşı mirasçıları koruyan en temel hukuki araçtır. Ölüm anında terekenin borca batık olması durumunda, mirasçıların kendi şahsi malvarlıklarıyla mirasbırakanın alacaklılarına karşı sorumlu olmasını engellemek amacıyla öngörülen bu kurum, iradi (gerçek) ret ve kanuni karineye dayanan hükmen ret olmak üzere iki boyutta işlev görür. Mirasın reddi sayesinde mirasçılar, ekonomik bir yıkımdan kurtulurken; terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi sağlanarak alacaklıların da tereke mevcudu oranında adil bir şekilde tatmin edilmesi güvence altına alınır.

2. Kavramlar

Mirası reddetme: Mirasçıların, külli halefiyet ilkesi gereği kendiliğinden kazandıkları mirasçılık sıfatından ve terekenin aktif ile pasiflerinden tek taraflı, kayıtsız ve şartsız bir irade beyanıyla vazgeçmelerini ifade eder. Türk Medenî Kanunu m. 606 uyarınca üç aylık hak düşürücü süreye tabi olan bu işlem, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü ve kendi mirasçılıklarını öğrendikleri tarihten, atanmış mirasçılar için ise tasarrufun resmen kendilerine bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Miras şirketi: Mirasbırakanın ölümü ile mirasın açılması anından, terekenin tamamen paylaştırılmasına kadar geçen süreçte, birden fazla mirasçının terekedeki tüm hak ve borçlar üzerinde elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet esasına göre oluşturdukları zorunlu ve geçici hukuki topluluktur. Bu ortaklık tüzel kişiliğe sahip olmayıp, kural olarak terekeye ait mallar üzerindeki her türlü yönetim ve tasarruf işlemi tüm mirasçıların oybirliğiyle hareket etmesini gerektirir.

Tereke yönetimi: Mirasın açılmasından paylaşılmasına kadar geçen sürede, terekenin korunması, olağan işlerinin yürütülmesi ve değerinin muhafaza edilmesi amacıyla gerçekleştirilen idari faaliyetlerin bütünüdür. Kural olarak mirasçılar tarafından elbirliğiyle yürütülen bu süreçte, mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkması veya hakların tehlikeye düşmesi halinde, sulh mahkemesi tarafından atanacak bir tereke temsilcisi vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir.

Resmi envanter: Mirası reddetme hakkına sahip olan mirasçıların, terekenin aktif ve pasif durumunu net bir şekilde öğrenmek ve sorumluluklarını bu çerçevede sınırlandırmak amacıyla sulh hukuk mahkemesinden talep ettikleri, terekeye ait tüm malvarlığı değerleri ile borçların resmi bir sicile yazılması (defter tutma) işlemidir. Bu kurum, mirasçıya mirası kayıtsız şartsız kabul, ret, resmi tasfiye isteme veya tutulan resmi deftere göre (sınırlandırılmış sorumlulukla) kabul etme imkânı sunar.

Miras paylaşması: Mirasçıların, miras şirketi kapsamındaki elbirliği mülkiyetini sona erdirerek, tereke malları üzerindeki soyut haklarını somut ve bağımsız mülkiyet paylarına dönüştürdükleri hukuki işlemdir. İrade özgürlüğü ilkesi gereği mirasçılar, paylaşmayı her zaman talep edebilir ve paylaşma kurallarını kendi aralarında yapacakları bir paylaşma sözleşmesi ile serbestçe belirleyebilirler.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 499 (sağ kalan eşin mirasçılığı): Sağ kalan eşin terekedeki payının belirlenmesi, mirasın paylaşımı (TMK m. 642 vd.) sürecinde zümre sistemiyle entegre çalışır ve eşe tanınan aile konutu özgülenmesi (TMK m. 652) hakkıyla doğrudan bağlantılıdır.
  • TMK m. 560 (tenkis davası): Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı paylı mirasçıların hakkını ihlal ettiği durumların tespiti, ancak terekenin TMK m. 507'ye göre ölüm anındaki aktif ve pasiflerinin kesin olarak hesaplanmasıyla mümkündür.
  • TMK m. 681-682 (tarımsal işletme mirası): Tarımsal arazilerin bölünmesini engellemeye yönelik bu özel hükümler, mülga olmakla birlikte (5403 sayılı Kanun ile değişen yapı) mirasın paylaşımında aynen taksim ilkesinin (TMK m. 642) tarımsal bütünlük adına istisnasını teşkil etmiştir.
  • İİK m. 179 (iflas): Terekenin mevcudunun borçlarını ödemeye yetmediği (borca batık olduğu) hallerde, mirasın en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilmesi üzerine tasfiye işlemi, TMK m. 612 ve 636 atfıyla doğrudan İcra ve İflas Kanunu'nun iflas hükümlerine göre yürütülür.

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Mirasbırakan (M) geride yüklü miktarda vergi ve banka borcu bırakarak vefat etmiştir. Terekenin borca batık olduğunu bilen yasal mirasçılar (A) ve (B) ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlayan üç aylık hak düşürücü süre içerisinde, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası kayıtsız şartsız reddettiklerini yazılı olarak beyan etmişlerdir. Sulh hâkimi, mirasçıların bu beyanlarını tutanağa geçirmiş ve mirasın reddi özel kütüğüne tescil etmiştir. Bu işlemin sonucunda mirasçılar (A) ve (B) külli halefiyetin getirdiği şahsi ve müteselsil borçluluk statüsünden kurtulmuşlardır. Ret beyanından sonra tereke, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedildiği için sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye sürecine alınmıştır.

Olay 2: Mirasbırakan (K)'nın ölümüyle birlikte mirasçıları (C) (D) ve (E) arasında miras şirketi (elbirliği mülkiyeti) kurulmuştur. Tereke içerisinde yer alan ve acilen onarılıp kiraya verilmesi gereken değerli bir ticari taşınmaz hakkında, mirasçılardan (E) inatla sessiz kalmakta ve olağanüstü yönetim işlemleri için gereken oybirliği sağlanamamaktadır. Taşınmazın hasar görmesi ve kira gelirinden mahrum kalınması tehlikesi üzerine (C) sulh hukuk mahkemesine başvurarak miras ortaklığına TMK m. 640/3 uyarınca bir tereke temsilcisi atanmasını talep etmiştir. Mahkemece atanan temsilci, mirasçıların oybirliğine ihtiyaç duymaksızın ticari taşınmazın bakımını yaptırmış ve miras şirketinin haklarını koruyacak şekilde taşınmazı kiraya vermiştir.

6. Pratik Notlar

  • Mirası reddetmenin sonuçları bakımından yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi durumunda, reddeden kişinin miras payı sanki o mirasçı mirasın açıldığı an hayatta değilmiş gibi kendi altsoyuna veya diğer yasal mirasçılara geçer (TMK m. 611).
  • Resmi envanter (defter) tutulması, mirasçıları körü körüne bir sorumluluk altına girmekten kurtarır; mirasçı, mahkeme gözetiminde hazırlanan defteri inceledikten sonra mirası kabul ederse, sadece deftere yazılmış borçlardan kişisel olarak sorumlu tutulur (TMK m. 628).
  • Tereke yöneticisi (temsilcisi) görevini sulh hâkiminin denetimi altında tarafsızca yürütmek zorundadır; amacı bireysel olarak bir mirasçının çıkarını korumak değil, miras şirketine dahil olan tereke mallarının tamamını objektif olarak muhafaza etmektir.
  • Mirasçılar arasında iradi olarak yapılacak paylaşım sözleşmesi, tüm mirasçıların veya temsilcilerinin oybirliğiyle katılımını gerektirir ve geçerliliği için TMK m. 676 uyarınca yazılı şekilde yapılması şarttır; taşınmazlar dahi resmi şekle (noter onayına) gerek kalmaksızın adi yazılı belge ile paylaştırılabilir.
  • Tarımsal işletmelerin bölünmezliği ilkesi, ekonomik bütünlüğün korunması amacına hizmet eder; işletmenin bölünmesi değer kaybına yol açacaksa, sulh mahkemesi tarafından gelir değeri üzerinden hesaplama yapılarak işletmenin tamamının bunu talep eden ehil mirasçıya özgülenmesine karar verilebilir, (Dural/Öz Miras Hukuku, Kılıçoğlu Miras, Öztan Miras Hukuku).

7. Eleştirel Değerlendirme

Mirası reddetmek için Türk Medenî Kanunu m. 606'da öngörülen üç aylık hak düşürücü süre, günümüz ekonomik şartları ve karmaşıklaşan malvarlığı ilişkileri göz önüne alındığında mirasçılar açısından oldukça yetersiz kalabilmektedir. Modern ticari hayatta bir mirasbırakanın yurt içindeki ve yurt dışındaki malvarlığı değerlerini, banka hesaplarını, ticari borçlarını, kefalet yükümlülüklerini ve özellikle de devam eden mahkeme süreçlerinden doğabilecek olası pasiflerini tespit etmek üç ay gibi kısa bir sürede imkânsız hale gelebilmektedir. Her ne kadar kanun koyucu, mirasbırakanın ölüm tarihindeki ödemeden aczinin açıkça belli olduğu durumlarda "hükmen ret" (TMK m. 605/2) karinesini öngörerek mirasçıları korumaya çalışmış olsa da, borca batıklığın net olmadığı gri alanlarda mirasçıların üç aylık süre baskısı altında alelacele karar vermeye zorlanmaları, mülkiyet ve miras hakkı bağlamında ciddi mağduriyetlere sebebiyet vermektedir.

Miras şirketinin (elbirliği mülkiyeti) yapısı gereği, tereke malları üzerindeki tasarruf ve önemli yönetim işlemlerinde tüm mirasçıların "oybirliği" ile hareket etmesi zorunluluğu, miras ortaklığını çoğu zaman kilitleyen ve hukuki uyuşmazlıkları tetikleyen bir unsurdur (TMK m. 702). Aile içi husumetlerin yoğun olduğu veya çok sayıda mirasçının bulunduğu durumlarda, tek bir mirasçının kötü niyetle veya kaprisle vereceği ret oyu, terekenin yönetilmesini felç edebilmekte; değer kaybına yol açabilmektedir. Kanun koyucu, TMK m. 640/3 ile tereke temsilcisi atanması ve TMK m. 644 ile elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi imkânlarını getirerek bu tıkanıklığı aşmaya çalışmışsa da, bu yargısal yolların hem zaman alıcı hem de masraflı olması, mirasçıları uzun süreli ortaklığın giderilmesi davalarıyla baş başa bırakmaktadır.

Bilişim çağının bir gerekliliği olarak ortaya çıkan "dijital miras" (kripto varlıklar, sosyal medya hesapları, bulut depolama içerikleri, şifreler ve dijital cüzdanlar) kavramına ilişkin Türk Miras Hukuku'nda açık ve özel bir düzenlemenin bulunmaması, tereke tespiti ve tasfiyesi aşamalarında derin bir hukuki boşluk yaratmaktadır. Külli halefiyet ilkesi gereğince bu dijital hakların mirasçılara geçeceği kabul edilse dahi, uluslararası hizmet sağlayıcı şirketlerin gizlilik politikaları ile ulusal miras kuralları çatışmaktadır. Resmi defter tutulması veya mirasın tasfiyesi süreçlerinde, şifresi kırılamayan dijital cüzdanların veya maddi değeri olan ancak erişilemeyen sosyal medya hesaplarının akıbetinin ne olacağı, bunların terekenin aktifine nasıl dahil edileceği sorunu, klasik eşya ve miras hukuku kuralları ile çözülemeyecek kadar girifttir; acil yasal düzenleme gerektirmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 628'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 560-640.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 628. madde metnine dayanır.

Görüş: 3 aylık mirası red süresinin borçlu mirasçı koruması için yeterliliği; miras şirketinde veto hakkının pratik güçlüklerini çözmek için tereke yöneticisi mekanizmasının etkinleştirilmesi; dijital miras için açık mevzuat düzenlemesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.