Resmi Metin

2. Hükümleri


Madde 649 - (1) Devredilebilen bütün kıymetli evrakın, senedin içeriğinden veya niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, ciro edi lmesi ve zilyetliğin geçirilmesiyle cirantanın hakları ciro edilene devrolunur.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Kıymetli Evrak" başlıklı Üçüncü Kitabı’nın "Genel Hükümler" kısmında yer alan 649. madde, kıymetli evrak hukukunun temel yapıtaşlarından biri olan "cironun temlik (devir) işlevini" genel hatlarıyla düzenlemektedir [1]. Madde metninde açıkça ifade edildiği üzere; devredilebilen bütün kıymetli evrakın, senedin içeriğinden veya niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, ciro edilmesi ve zilyetliğin geçirilmesiyle cirantanın hakları ciro edilene devrolunur [1].

Bu madde, kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) kabiliyetini ve devir mekanizmasını güvence altına almaktadır. Kanun koyucu, kıymetli evrakın iktisadi işlevini yerine getirebilmesi için emre yazılı senetlerin devrini ciro ve zilyetliğin nakli gibi ikili bir kurucu işleme bağlamıştır [2, 3]. Kıymetli evrak hukukunda ciro, bir kıymetli evrakın devredilmesi işlemi olup, yapılış amacına göre temlik cirosu, tahsil cirosu ve rehin cirosu olarak türlere ayrılmaktadır [4, 5]. TTK m. 649, özellikle temlik cirosunun hukuki sonuçlarını, yani senette mündemiç olan (içerilen) hakların yeni hamile intikalini genel bir prensip olarak kanunlaştırmıştır [1, 6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Devredilebilen Kıymetli Evrak

Kıymetli evrak, içerdikleri hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği senetlerdir (TTK m. 645) [7, 8]. Hukuken devredilebilen her kıymetli evrak, kural olarak tedavül yeteneğine sahiptir. TTK m. 649, sadece "devri kabil olan" senetleri kapsamına almaktadır. Örneğin nama yazılı senetlerde yazılı devir beyanı gerekirken, emre yazılı senetlerin (poliçe, bono, çek) ve kanunen emre yazılı sayılan diğer senetlerin devri ciro yoluyla gerçekleşmektedir [2, 3]. Eşya hukukuna dair senetler (makbuz senedi, varant, konişmento) de emre yazılı olmaları durumunda bu hükmün kapsamına girer [9, 10].

2.2. Senedin İçeriğinden veya Niteliğinden Aksi Anlaşılmadıkça

Kanun koyucu, devir işlevinin (temlik etkisinin) doğmasını emredici bir mutlak kural olarak değil, senedin yapısına ve ciro iradesine bağlı bir kural olarak düzenlemiştir. Şayet ciro, tahsil cirosu ("bedeli tahsil içindir", "vekaleten") veya rehin cirosu ("bedeli teminattır", "bedeli rehindir") şeklinde yapılmışsa, senedin mülkiyeti ve alacak hakkı devredilmez [11-14]. Yine düzenleyen veya ciranta tarafından "ciro edilemez" (menfi emre kaydı) konulmuşsa, senedin ciro ile devri engellenir ve bu durumdaki devir ancak alacağın temliki sonuçlarını doğurur [15, 16].

2.3. Ciro Edilmesi ve Zilyetliğin Geçirilmesi

TTK m. 649, mülkiyetin ve hakkın devri için çifte kurucu unsur arar: Birincisi, senet (veya alonj) üzerine devir iradesini gösteren bir beyanın yazılıp imzalanması (ciro); ikincisi ise senedin zilyetliğinin (fiili hakimiyetinin) ciro edilene devredilmesidir [17, 18]. Cironun kayıtsız ve şartsız olması zorunludur (TTK m. 682/1) [19, 20]. Zilyetlik bizzat veya bir temsilci aracılığıyla geçirilebilir. Ciro işlemi yapılmasına rağmen senet fiziksel olarak devredilmemişse (zilyetlik nakledilmemişse) hak intikali tamamlanmaz [18].

2.4. Cirantanın Haklarının Ciro Edilene Devrolunması (Temlik İşlevi)

Ciro ve teslim neticesinde, senetten doğan tüm haklar lehine ciro yapılan şahsa (hamile) intikal eder [6, 18]. Bu, cironun temlik işlevidir. Ancak bu devir, Türk Borçlar Kanunu'ndaki (TBK) "alacağın temliki" müessesesinden yapısal olarak farklıdır. Alacağın temlikinde devralan, devredenin hukuki konumuna tam anlamıyla halef olurken ve borçlu devredene karşı sahip olduğu şahsi def'ileri devralana karşı da ileri sürebilirken (TBK m. 188); ciroda kıymetli evrakın soyutluk ilkesi devreye girer [21, 22]. Kambiyo senetlerinde ciro ile sadece alacak hakkı o anki mücerret (soyut) haliyle devrolunur, önceki ilişkilerdeki şahsi sakatlıklar iyiniyetli hamile karşı kural olarak ileri sürülemez [21, 23].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 647 (Kıymetli Evrakın Devri - Genel Şekil): TTK m. 647, mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kurulması amacıyla kıymetli evrakın devri için zilyetliğin naklini ve emre yazılı senetlerde ciroyu şart koşar [3, 24]. TTK m. 649 ise bu şekil şartının maddi hukuk boyutundaki sonucunu (hakların devrini) belirtir.
  • TTK m. 684 (Poliçenin Devredilmesi - Devir İşlevi): Kambiyo senetlerine dair kısımdaki TTK m. 684, m. 649'un poliçe, bono ve çek bakımından somutlaşmış ve tekrarlanmış halidir. Madde, "Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur." diyerek kambiyo hukuku bazında genel kuralı teyit eder [18, 25].
  • TTK m. 687 (Kişisel Def'ilerin Sınırlandırılması / Soyutluk İlkesi): TTK m. 649 uyarınca hakların devrolunması, borçlunun devredene karşı sahip olduğu şahsi (kişisel) def'ileri, senedi devralan yeni hamile karşı ileri sürmesini engeller. Meğerki hamil senedi iktisap ederken "bile bile borçlunun zararına hareket etmiş" olsun [22, 26, 27].
  • TBK m. 183 vd. (Alacağın Temliki): Menfi emre kaydı taşıyan (veya vadeden/protesto süresinden sonra yapılan gecikmiş ciro ile devredilen) kıymetli evrakın devri, TTK m. 649'daki ciro hükümlerini değil, TBK'daki alacağın temliki hükümlerini doğurur [16, 28].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri), TTK m. 649 ve m. 684 bağlamında cironun temlik fonksiyonunu katı bir şekilde uygulamaktadır.

Yargıtay içtihatlarında istikrarla vurgulandığı üzere, senedi düzgün ve birbirine bağlı bir ciro silsilesiyle zilyetliğinde bulunduran hamil, şeklen hak sahibi sayılır (TTK m. 686) [29, 30]. Yargıtay, ciro ile teslimin birlikte gerçekleştiği durumlarda senedi devralan iyiniyetli hamilin maddi hakkı tam olarak iktisap ettiğini kabul eder. Temel borç ilişkisindeki bedelsizlik, malın teslim edilmemesi, sözleşmenin fesh edilmesi gibi şahsi def'iler, TTK m. 687 uyarınca "bile bile borçlu zararına hareket (kötüniyet)" ispatlanmadığı müddetçe hamile karşı ileri sürülemez [31-33]. Örneğin, Yargıtay 19. HD'nin yerleşik içtihatlarına göre, "keşideci borçlu ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan def'iler iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez; keşidecinin lehtara yaptığı ödemenin iyiniyetli hamili bağlaması mümkün değildir." [33]. Bu kararlar, cironun temlik işlevinin kıymetli evrakın tedavül güvenliğini koruma amacını pekiştirmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Anonim Şirketi, (B) Limited Şirketi ile yaptığı bir ticari mal alım sözleşmesi uyarınca (B) lehine 500.000 TL bedelli emre yazılı bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. (B) Limited Şirketi yetkilisi, söz konusu malı teslim etmeden önce bonoyu ticari borçlarına karşılık (C) A.Ş.'ye tam ciro ile devretmiş ve bononun zilyetliğini (C) A.Ş.'ye geçirmiştir. Vade geldiğinde (C) A.Ş., senedin bedelini (A) A.Ş.'den talep etmiştir. (A) A.Ş. ise malın teslim edilmediği gerekçesiyle ödemekten kaçınmaktadır. Hukuki analiz: TTK m. 649 ve m. 684/1 uyarınca, ciro ve zilyetliğin nakli ile senetten doğan bütün haklar (B) Ltd. Şti.'den (C) A.Ş.'ye devrolunmuştur. (C) A.Ş., düzgün ciro silsilesiyle yetkili ve meşru hamil konumundadır. Kambiyo senetlerinin mücerretlik (soyutluk) ilkesi ve cironun temlik işlevi gereği, temel borç ilişkisindeki ifa eksikliği (şahsi def'i), TTK m. 687 hükmü uyarınca (C) A.Ş.'ye karşı ileri sürülemez. (A) A.Ş., ancak (C) A.Ş.'nin senedi iktisap ederken bile bile borçlu (A)'nın zararına hareket ettiğini ispatlarsa ödemeden kaçınabilir. Aksi halde ödemek zorundadır.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Tacir (X), alacaklısı (Y)'ye olan borcunu ödemek maksadıyla elinde bulundurduğu bir çeki arkasını imzalayarak ciro etmiş, ancak çeki (Y)'ye fiziken teslim edemeden bir trafik kazasında vefat etmiştir. Çek, (X)'in kasasında bulunmuş olup, (Y) ciro işlemi tamamlandığı için çek bedelinin kendisine ait olduğunu ve mirasçıların senedi teslim etmesi gerektiğini iddia etmektedir. Hukuki analiz: TTK m. 649 ve m. 647'nin açık lafzı gereği, emre yazılı bir kıymetli evrakta hakların devri için ciro işlemi tek başına yeterli değildir; "ciro edilmesi ve zilyetliğin geçirilmesi" kümülatif olarak aranır [3, 17]. Olayda (X) ciroyu yapmış ancak zilyetliği (Y)'ye devretmemiştir (teslim gerçekleşmemiştir). Zilyetlik nakledilmediğinden hak intikali (temlik işlevi) doğmamıştır. Çek üzerindeki hak, halen (X)'in malvarlığına (ve dolayısıyla terekesine) aittir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir kıymetli evrakı birbirine bağlı ve düzgün bir ciro silsilesiyle zilyetliğinde bulunduran kişi, şeklen hak sahibi (yetkili hamil) olduğuna dair bir karineden yararlanır (TTK m. 686). Bu hamilin hakkın varlığını maddi olarak ispat etmesine gerek yoktur. İspat yükü, hamilin kötüniyetli olduğunu (bile bile borçlu zararına hareket ettiğini) iddia eden senet borçlusuna aittir [26, 34].
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 649 doğrudan bir zamanaşımı süresi öngörmez. Ancak devredilen kıymetli evrak kambiyo senedi ise; poliçe ve bonoda kabul edene/düzenleyene karşı vadeden itibaren 3 yıl (TTK m. 749), çekte ise muhataba/düzenleyene karşı ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl içinde dava/takip hakkı zamanaşımına uğrar [35, 36].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kıymetli evraktan ve ciro işleminden doğan uyuşmazlıklar, kural olarak mutlak ticari dava niteliğinde olup Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girer (TTK m. 4/1-a) [37, 38].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, teslim (zilyetliğin nakli) olgusunun ihmal edilerek yalnızca imza atılmasının devri sağladığının sanılmasıdır. Ayrıca, tahsil cirosu ile devredilen senetlerde alacaklının (hamilin) temlik cirosu ile devralmış gibi kendi adına tüm yetkileri kullanmaya kalkışması veya icra takiplerinde taraf ehliyetine (aktif husumet) dair yanılmalar yapılması da yaygındır [11].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu'nun 649. maddesinde kristalleşen ciro ve hakların intikali mekanizması, kıymetli evrak doktrininde çeşitli teoriler bağlamında uzun süredir tartışılmaktadır. Doktrinde cironun hukuki niteliğini açıklamak için Havale Teorisi, İcap Teorisi, Koşul Teorisi ve Temlik Teorisi gibi farklı yaklaşımlar ileri sürülmüştür [39-42]. Kıymetli evrak hukuku kürsülerinin önde gelen isimleri (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar) ağırlıklı olarak cironun kendine özgü soyut ve bağımsız bir devir işlemi olduğunu savunmaktadır.

Havale teorisine göre ciro, senet üzerinde alacaklının kendi borçlusuna yaptığı ve senedin ödenmesine yönelik ikinci bir havaledir [39]. Ancak bu teori, hamiline yazılı senetlerin yapısını izah etmekte yetersiz kalmaktadır. Temlik teorisi ise cironun alacağın temliki benzeri bir fonksiyon gördüğünü savunur; ancak TTK m. 649 kapsamında devralan kişi, sadece önceki hamilin yerini almakla kalmaz, aynı zamanda senetteki mücerret hakkı, şahsi def'ilerden arınmış (arındırılmış) bağımsız bir hak olarak iktisap eder [21, 42, 43]. Nitekim TTK m. 649 lafzı "cirantanın hakları ciro edilene devrolunur" diyerek temlik teorisine göz kırpsa da, TTK m. 687 (şahsi def'ilerin ileri sürülememesi) ile bu durum genel temlikten kesin bir biçimde ayrılmaktadır.

Kanunun sistematik olarak hem TTK m. 649'da genel bir devre ilişkin kural koyup hem de TTK m. 684'te (Poliçe) aynı kuralı tekrar etmesi, kazuistik yasa yapma tekniğinin bir eleştirisi olarak doktrinde zaman zaman yapısal bir gereksizlik olarak değerlendirilebilmektedir. Bununla birlikte, İsviçre Borçlar Kanunu kökenli bu kural dizgesi (Art. 965 vd. OR), kıymetli evrakın dolaşım ve tedavül kabiliyetine (Rechtsschein - görünüşe güven ilkesi) en uygun hukuki korumayı sağlamaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.