Resmi Metin

b) Senedin ibraz edilmemesi hâlinde


Madde 666 - (1) Mahkeme, belirlenen süre içinde ibraz edilmeyen senedin iptaline karar verir veya gerekli görürse başka önlem ler de alabilir. (2) Hamile yazılı bir senedin iptali hakkındaki karar, derhâl 35 inci maddede yazılı gazeteyle ve mahkeme gerek görürse başka araçlarla da ilan edilir. (3) İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, gideri kendisine ait olmak üzere yeni bir sene t düzenlenmesini veya muaccel borcun ifasını istemek hakkını haizdir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabı olan "Kıymetli Evrak" hukukunun "Hamiline Yazılı Senetler" başlıklı Üçüncü Kısmında yer alan 666. madde, kıymetli evrakın zıyaı ve iptali usulünün nihai aşamasını düzenlemektedir. Hamiline yazılı senetler, zilyetliğin devri ile hakkın intikal ettiği, hak sahibinin teşhisinde en zayıf ancak tedavül kabiliyetinde en güçlü senet türleridir [1, 2]. Bu senetlerin irade dışı elden çıkması (çalınma, kaybolma, yırtılma vb.) durumunda, gerçek hak sahibinin mağduriyetini önlemek amacıyla kanun koyucu detaylı bir iptal prosedürü öngörmüştür [3, 4].

İptal davası süreci, senedin zilyedi olduğunu ve zıyaın kendi elindeyken gerçekleştiğini iddia eden kişinin (TTK m. 661), borçlunun yerleşim yeri veya anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine başvurmasıyla başlar [5, 6]. Mahkeme, iddiaları inandırıcı bulursa, TTK m. 663 uyarınca senedi elinde bulunduranı ilan yoluyla senedi ibraz etmeye çağırır [7, 8]. İlan süresi (en az altı ay) içerisinde senedin ibraz edilmesi hâlinde TTK m. 665 uyarınca "iade davası" açılması için süre verilir [9, 10]. Ancak senedin mahkemeye ibraz edilmemesi durumunda, sürecin nasıl sonuçlanacağı ihtimali işte tam olarak TTK m. 666 hükmü ile kurala bağlanmıştır [9, 10].

TTK m. 666, mahkemenin ibraz edilmeyen senet hakkında vereceği iptal kararını, bu kararın ilan şeklini ve iptal kararının hak sahibi (dilekçe sahibi) lehine doğuracağı hukuki sonuçları (yeni senet ihracı veya ifa talebi) sistematik bir bütünlük içinde tesis etmektedir [9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İbraz Edilmeme Hâli ve Mahkemenin İptal Kararı (m. 666/1)

Madde metnindeki "belirlenen süre içinde ibraz edilmeyen senedin iptaline karar verir veya gerekli görürse başka önlemler de alabilir" ifadesi, mahkemenin çekişmesiz yargı işi niteliğindeki bu süreçteki yetkisini belirler. İlan süresinin (TTK m. 663 uyarınca en az altı ay) bitimine kadar senedi elinde bulunduran kimse ortaya çıkmazsa, mahkeme kural olarak iptal kararı verir. Ancak kanun koyucu mahkemeye takdir yetkisi tanıyarak "başka önlemler" alma imkânı da sunmuştur. Bu önlemler, somut olayın niteliğine göre ek ilan yapılması, sürenin uzatılması veya kolluk araştırması istenmesi şeklinde tezahür edebilir [8, 10]. İptal kararı ile birlikte kaybolan senedin kıymetli evrak niteliği ve özellikle "teşhis fonksiyonu" (legitimationswirkung) ortadan kalkmaktadır [11, 12].

2.2. İptal Kararının İlanı (m. 666/2)

Hamiline yazılı senetler, kamu güvenliğinin ve tedavül kabiliyetinin en yüksek olduğu senetler olduğundan [1, 13], iptal kararının da derhâl kamuoyuna duyurulması zorunludur. TTK m. 666/2, kararın TTK m. 35'te öngörülen Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde (TTSG) ilan edilmesini emreder [9, 14]. Hüküm, mahkemeye gerek görürse başkaca araçlarla (örneğin tirajı yüksek gazeteler, elektronik platformlar) ilan yetkisi de tanımıştır. Bu ilanın amacı, senedi sonradan iyiniyetle iktisap edebilecek üçüncü kişilerin uyarılması ve borçlunun ödeme yasağı/iptal hususunda bilgilendirilmesidir.

2.3. İptal Kararının Sonuçları: Yeni Senet Düzenlenmesi veya İfa Talebi (m. 666/3)

Maddenin üçüncü fıkrası, iptal kararının olumlu etkisini (müsbet fonksiyon) düzenler. İptal kararını elde eden dilekçe sahibi, senedin maddi varlığı olmaksızın hak sahipliği statüsünü yeniden tesis etmiş olur [15]. Bu çerçevede iki seçimlik hak doğar:

  1. Yeni Senet Düzenlenmesi: Borcun vadesi henüz gelmemişse (muaccel değilse) dilekçe sahibi, masrafları kendisine ait olmak üzere borçludan yeni bir hamiline yazılı senet düzenlemesini talep edebilir [9, 16].
  2. Borcun İfası: Senetteki alacak muaccel olmuşsa, dilekçe sahibi artık yeni bir senet basılmasını beklemeksizin, mahkeme kararına dayanarak doğrudan alacağın ifasını borçludan talep edebilir [9, 17].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 651 ve m. 652 (Kıymetli Evrakın İptaline İlişkin Genel Hükümler): TTK m. 666, bu genel hükümlerin hamiline yazılı senetler özelindeki yansımasıdır. TTK m. 652/1'deki "İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir" kuralı, TTK m. 666/3'te spesifikleştirilmiştir [18, 19].
  • TTK m. 663 ve 664 (İlan ve Süreler): 666. maddenin uygulanabilmesi için, 663 ve 664. maddelerdeki usuli şartların (en az altı aylık süre verilmesi ve TTSG'de üç defa ilan yapılması) usulüne uygun şekilde tamamlanmış ve senedin mahkemeye ibraz edilmemiş olması ön şarttır [7, 8].
  • TTK m. 646/2 (Borçlunun İyiniyetle İfası): İptal kararı alan kişiye ifada bulunan borçlu, hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borcundan kurtulur [20, 21]. TTK m. 666/3 uyarınca muaccel borcu ifa eden borçlunun korunması bu madde ile sağlanır.
  • HMK m. 382 (Çekişmesiz Yargı İşleri): Kıymetli evrakın iptali davaları, Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargı işi niteliğinde olan davalardır [22, 23]. Bu nedenle TTK m. 666 kapsamında verilen karar, maddi anlamda kesin hüküm (res judicata) oluşturmaz [11, 24].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle verilen iptal kararları, şekli hukuk bakımından senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırır, ancak maddi hukuk bakımından hakkın özüne etki etmez [11, 12].

Yargıtay 11. HD.'nin çeşitli kararlarında vurgulandığı üzere; "iptal kararı ticari senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldıracağından dolayı, artık zayi nedeniyle iptaline karar verilen senedi elinde bulunduran senet zilyedinin keşideciye müracaat ederek senet bedelinin kendisine ödenmesini istemesi mümkün olmadığı gibi, keşidecinin de iptal kararıyla hükümden düşen senedi ödemekten kaçınması gerekir" [25].

Ayrıca, TTK m. 666 kapsamında verilen iptal kararına rağmen, senedin gerçek hamili olduğunu iddia eden üçüncü kişi ortaya çıkarsa, iptal kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi nedeniyle, "iptal kararının iptali" veya "sebepsiz zenginleşme davası" açılması mümkündür [24, 26]. Yargıtay, iptal ilamının sadece elden çıkan senedin teşhis fonksiyonunu ifa ettiğini ve iptal kararı hamiline senetsiz olarak alacağı talep hakkı verdiğini sıklıkla hükme bağlamaktadır [27].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Olay Anlatımı: (X) Anonim Şirketi tarafından ihraç edilen ve yatırımcı (Y)'nin zilyetliğinde bulunan 100.000 TL bedelli hamiline yazılı pay senedi, (Y)'nin ofisinde çıkan bir yangın neticesinde fiziken yok olmuştur. (Y), Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak TTK m. 661 vd. uyarınca senedin iptalini talep etmiş; mahkeme, gerekli ilanları (TTK m. 663) yaptırmış ve 6 aylık süre içerisinde senedi sunan olmamıştır. Hukuki Analiz: Senedin ibraz edilmemesi üzerine mahkeme, TTK m. 666/1 uyarınca senedin iptaline karar vermek durumundadır. TTK m. 666/2 gereği bu karar derhâl Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilir. Kararın (Y)'ye tebliği akabinde (Y), TTK m. 666/3 hükmüne dayanarak, masrafları kendisi tarafından karşılanmak koşuluyla, (X) Anonim Şirketi'nden eski senedin yerine kaim olmak üzere yeni bir hamiline yazılı pay senedi düzenleyip kendisine teslim etmesini talep etme hakkına sahip olacaktır.

Olay 2: Olay Anlatımı: (A) Limited Şirketi, hamili olduğu bir bononun (veya kıyasen uygulanabilecek hamiline yazılı senedin) çalındığı gerekçesiyle iptal kararı almış ve mahkeme ilamını TTK m. 666/2 uyarınca ilan ettirmiştir. (A), ilam ile birlikte borçlu (B)'ye başvurarak TTK m. 666/3 gereği muaccel borcun ifasını talep etmiş, (B) de hile veya ağır kusuru olmaksızın 50.000 TL'yi (A)'ya ödemiştir. Bir ay sonra, senedi çalınmadan önce ciro ile geçerli şekilde devraldığını iddia eden gerçek hak sahibi (C) senedi ibraz ederek borçlu (B)'den ödeme talep etmiştir. Hukuki Analiz: Borçlu (B), TTK m. 646/2 uyarınca mahkemenin iptal kararına (TTK m. 666) istinaden ödeme yaptığı için, ağır kusuru veya hilesi ispatlanmadıkça borcundan kurtulmuştur [20, 21]. Zira iptal kararı senedin teşhis fonksiyonunu (A) lehine kurmuştur. Gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden (C), borçlu (B)'ye değil; sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla iptal kararını alıp tahsilatı gerçekleştiren (A)'ya karşı dava (iptal kararının iptali ve sebepsiz zenginleşme / istirdat) açmak zorundadır [22, 28, 29].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: TTK m. 666 uyarınca iptal kararı verilebilmesi için, dilekçe sahibinin zıya olayını ve senet elindeyken hakkın varlığını "kuvvetle muhtemel" (yaklaşık ispat ölçüsünde) ispat etmesi gerekir [30, 31]. Kesin ispat aranmaz.
  • Zamanaşımı / Süreler: İptal kararı verilebilmesi için TTK m. 663'teki en az 6 aylık ilan süresinin mutlaka dolmuş olması şarttır [8]. Bu süreler geçmeden TTK m. 666 uygulanarak iptal kararı verilemez.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: TTK m. 661/2 uyarınca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise borçlunun yerleşim yeri veya senet anonim şirket pay senedi ise şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [6, 32, 33].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada, iptal kararının maddi hak sahipliğini kesin olarak ispatladığı zannedilmektedir. Oysa çekişmesiz yargı ürünü olan bu karar, sadece şeklî bir hak sahipliği yaratır ve borçluyu ödeme yapma hususunda güvenceye alır. İptal ilamının ibrazına rağmen borçlunun ödemekten imtina etmesi büyük bir uygulamada hatasıdır; borçlu, ancak ilamı getirenin kötü niyetini kesin olarak biliyorsa ödemeden kaçınabilir [21, 29, 34].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk ticaret hukuku doktrininde, kıymetli evrakın iptali kararının hukuki niteliği ve etkileri üzerine köklü tartışmalar mevcuttur. Reha Poroy ve Ünal Tekinalp gibi otoriteler, iptal kararının senedin "teşhis fonksiyonunu" ortadan kaldırdığını ve bunu bir mahkeme kararına (ilama) devrettiğini açıkça ifade ederler [11, 12]. Mehmet Bahtiyar ve Sabih Arkan gibi hocalar da, iptal kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, sadece "nizasız kaza" (çekişmesiz yargı) neticesi olduğunu ve asıl hakkın varlığına etki etmediğini doktrinde uzun uzadıya işlemişlerdir [11, 35].

Doktrindeki temel eleştirilerden biri, TTK m. 666/3'te yer alan yeni senet düzenlenme masraflarının tamamen dilekçe sahibine yüklenmesinin ve sürecin uzunluğunun, ticari hayattaki hızı kestiği yönündedir. Ayrıca, iptal kararına rağmen gerçek hamilin ortaya çıkması hâlinde (iptal kararının iptali kurumunda), Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile TTK arasındaki usuli boşluklar uygulamada tereddütlere (örneğin görev ve yetki uyuşmazlıklarına, menfi tespit davaları ile iptal davasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağına) neden olmaktadır [36, 37]. Kanun koyucunun, "iptal kararının iptali" davasını açık, müstakil bir maddi hukuk davası olarak TTK içerisine derç etmesi, doktrin tarafından (Özkan Gültekin, Abuzer Kendigelen vb.) güçlü bir reform önerisi olarak sunulmaktadır [38, 39].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.