Resmi Metin

Madde 681


Madde 681 - (1) Her poli çe açıkça emre yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebilir. (2) Düzenleyen, poliçeye “emre yazılı değildir” ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu dev ir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur. (3) Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba, düzenleyene veya poliçeyle borç altına girmiş olanlardan herhangi birine yapılabilir. Bu kimseler poliçeyi yeniden ciro edebilirler.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 681. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun temel taşlarından biri olan ciro ve devir mekanizmasını düzenlemektedir. Madde, poliçenin (ve TTK m. 778/1-a atfıyla bononun) kanunen emre yazılı kıymetli evrak niteliğinde olduğunu, devir şeklini, senedin nama yazılı hâle dönüştürülmesini (menfi emre kaydı) ve geriye ciro müessesesini sistematik bir biçimde ele almaktadır.

Kambiyo senetleri, tedavül (dolaşım) kabiliyeti yüksek olan ve ticari hayatta ödeme ile kredi aracı olarak kullanılan nitelikli belgelerdir [1, 2]. TTK m. 681/1 hükmü, poliçenin "kanunen emre yazılı" olma vasfını teyit ederek, senedin metninde açıkça "emre" kelimesi yer almasa dahi ciro ve zilyetliğin geçirilmesi (teslim) yoluyla devredilebileceğini kurala bağlamıştır [3-6]. İkinci fıkra, düzenleyenin senede koyacağı "menfi emre kaydı" ile bu tedavül yeteneğini ne şekilde sınırlandırabileceğini, üçüncü fıkra ise poliçe ilişkisine daha önceden dâhil olmuş kişilere (kabul eden muhatap, düzenleyen veya cirantalar) senedin yeniden nasıl ciro edilebileceğini (geriye ciro/dönüş cirosu) düzenlemektedir [7-9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kanunen Emre Yazılılık ve Ciro Yoluyla Devir (m. 681/1)

Poliçe ve bono, doğaları gereği kanunen emre yazılı senetlerdir [10, 11]. TTK m. 681/1 gereğince, bir poliçe açıkça emre yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebilir [3, 4, 6, 12]. Ciro, senede bağlı olan hakkın devrini sağlamak amacıyla senet veya "alonj" üzerine yazılıp imzalanan soyut bir irade beyanıdır [13, 14]. Ancak kıymetli evrak hukukunda ayni hakkın devri prensibi gereği, hakkın devrinin tamamlanması için sadece cironun yapılması yeterli olmayıp, senedin zilyetliğinin de devralana geçirilmesi (teslim edilmesi) şarttır [5, 15, 16]. Ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle birlikte, senetten doğan tüm haklar lehine ciro yapılan şahsa intikal eder [17-19].

2.2. Menfi Emre Kaydı ve Alacağın Temliki (m. 681/2)

Düzenleyen (keşideci), poliçeye "emre yazılı değildir", "ciro edilemez" veya aynı anlamı taşıyan menfi bir kayıt koyarak senedin kanunen emre yazılı olma vasfını ortadan kaldırabilir [9, 10, 20-22]. Bu tür bir kayıt (menfi emre kaydı) senedi nama yazılı senet hâline dönüştürür [10, 20, 22]. Nama yazılı hâle gelmiş bir kambiyo senedi artık ciro ile değil, ancak Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) alacağın temliki hükümlerine (yazılı bir devir beyanı ve zilyetliğin nakli) göre devredilebilir [20, 21, 23, 24]. Bu tür bir devir sonucunda senedi devralan kişi, kıymetli evrak hukukunun hamiline sağladığı mutlak korumadan yararlanamaz; devralan, borçlunun devredene karşı haiz olduğu şahsi def'ilerle karşı karşıya kalır [25, 26].

2.3. Geriye Ciro (Dönüş Cirosu) (m. 681/3)

TTK m. 681/3 uyarınca ciro; poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba, düzenleyene veya poliçeyle borç altına girmiş olanlardan herhangi birine yapılabilir [7, 9]. Doktrinde ve uygulamada "geriye ciro" veya "dönüş cirosu" olarak adlandırılan bu müessese, senedin dolaşım (tedavül) zincirinde daha önce yer almış bir kişiye geri dönmesini ifade eder [27, 28]. Geriye ciro ile senedi tekrar iktisap eden kişi (örneğin düzenleyen veya lehtar), senedi süresi içinde yeniden ciro ederek dolaşıma sokabilir [7, 9].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 778/1-a (Bonolara Uygulanacak Poliçe Hükümleri): TTK m. 681'de poliçeler için öngörülen ciro ve devir hükümleri, TTK m. 778/1-a yollamasıyla doğrudan bonolar (emre yazılı senetler) hakkında da uygulanır [3, 29, 30].
  • TTK m. 647 (Kıymetli Evrakın Devri): Mülkiyetin devri amacıyla kıymetli evrakın zilyetliğinin geçirilmesi şart koşulmuştur. Emre yazılı senetlerde ciro, nama yazılı senetlerde yazılı devir beyanı aranır [31, 32]. TTK m. 681/1 ve 681/2, bu genel kuralın poliçelerdeki somut izdüşümüdür.
  • TBK m. 183 vd. (Alacağın Devri): TTK m. 681/2 uyarınca senede menfi emre kaydı konulması hâlinde devre uygulanacak hukuk, TBK'da düzenlenen alacağın temliki (devri) kurallarıdır [24, 33]. Bu durumda TBK m. 188'de düzenlenen borçlunun şahsi def'ilerini ileri sürme hakkı devreye girer.
  • TBK m. 135 (Alacaklı ve Borçlu Sıfatlarının Birleşmesi): Normal borçlar hukukunda alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesi borcu sona erdirirken, TTK m. 681/3 kapsamında senedi geriye ciro yoluyla iktisap eden kişi açısından borç sona ermez; kişi senedi tekrar ciro edebilir [8]. Bu, kıymetli evrak hukukunun ticari tedavüle hizmet eden özel (lex specialis) bir yapısıdır.
  • TTK m. 685/2 (Cirantanın Ciro Yasağı): Düzenleyenin senede koyduğu ciro yasağı (menfi emre kaydı) senedi nama yazılı hâle getirip alacağın temliki sonucunu doğururken (TTK m. 681/2) [10, 20]; bir cirantanın koyduğu ciro yasağı (TTK m. 685/2) senedin emre yazılı niteliğini değiştirmez, yalnızca o cirantanın kendisinden sonraki hamillere karşı garanti sorumluluğunu ortadan kaldırır [20, 34].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında TTK m. 681 ve ilgili hükümler titizlikle uygulanmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetlerinde mülkiyetin ve alacak hakkının devri, ancak usulüne uygun, birbirine bağlı (müteselsil) bir ciro zinciri ve senedin zilyetliğinin devri ile mümkündür [3, 4, 35].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi, senedin arkasına ciro edilip teslim edilmesi hâlinde TTK m. 681/1 uyarınca senetten doğan hakların devredilmiş sayılacağını vurgulamaktadır [3, 4, 35]. Bununla birlikte Yargıtay, menfi emre kaydını (TTK m. 681/2) değerlendirirken, "ciro edilemez" kaydını koyan kişinin düzenleyen olması hâlinde senedin nama yazılı sayılacağını ve alacağın temliki kurallarının uygulanacağını; ancak bu kaydın bir ciranta tarafından konulması durumunda senedin tedavül yeteneğinin kaybolmayacağını (TTK m. 685/2 bağlamında) açıkça ifade etmiştir [20, 34].

Dönüş cirosuna (geriye ciro) ilişkin olarak Yargıtay, senedin daha önce ciro zincirinde yer alan bir cirantaya geri dönmesi hâlinde, bu kişinin yeniden senedi ciro edebileceğini, aradaki kopuklukların önceki hak sahipliğini etkilemeyeceğini ve alacaklı/borçlu sıfatının birleşmesi gerekçesiyle senedin geçersiz kılınamayacağını hükme bağlamaktadır [27].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Anonim Şirketi, tedarikçisi (B) Limited Şirketi'ne yönelik bir bono düzenlemiştir. Bononun üzerinde "emrine" kelimesi yazılmamış, sadece "B Limited Şirketi'ne ödeyiniz" ifadesi yer almıştır. (B) Limited Şirketi senedi ciro ederek (C) A.Ş.'ye teslim etmiştir. Vadesi geldiğinde senedi ibraz eden (C) A.Ş.'ye karşı (A) A.Ş., "Senette emre kaydı yoktur, nama yazılıdır ve alacağın temliki sözleşmesi yapılmamıştır" diyerek ödemeden kaçınmaktadır. Hukuki Analiz: TTK m. 778/1-a atfıyla TTK m. 681/1 hükmü uyarınca bono, kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır [3, 29]. Açıkça "emre yazılı" ibaresi bulunmasa dahi senedin ciro ve teslim yoluyla devri geçerlidir [3, 12]. Dolayısıyla (C) A.Ş. yetkili hamildir ve (A) A.Ş.'nin itirazı mesnetsizdir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Düzenleyen (X), lehtar (Y)'ye hitaben düzenlediği poliçenin ön yüzüne "Ciro edilemez, emre yazılı değildir" kaydı düşmüştür. (Y) ise bu kayda rağmen poliçenin arkasına ciro imzası atarak senedi (Z)'ye devretmiştir. (Z)'nin ödeme talebine karşı (X), temel ilişkiden kaynaklanan borcunu ödediğini (bedelsizlik def'i) ileri sürmektedir. Hukuki Analiz: TTK m. 681/2 gereğince, düzenleyen tarafından senede konulan "emre yazılı değildir" kaydı poliçeyi nama yazılı hâle dönüştürür [10, 20-22]. Yapılan devir, şeklen ciro gibi görünse de hukuken alacağın temliki hükmündedir [6, 9, 10, 20]. Bu sebeple (X), TBK'nın alacağın devrine ilişkin kuralları uyarınca, devredene (Y) karşı sahip olduğu bedelsizlik def'ini, senedi devralan (Z)'ye karşı da mutlak surette ileri sürebilir [25].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir poliçeyi ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile devralan hamil (TTK m. 681/1), senedin meşru hamili olduğunu kesintisiz (müteselsil) ve birbirine bağlı ciro silsilesini ibraz ederek ispat etmekle yükümlüdür [3, 4, 27, 36].
  • Zamanaşımı / Süreler: Senedin alacağın temliki yoluyla devri (TTK m. 681/2), kambiyo senetlerine özgü zamanşımı sürelerini kendiliğinden değiştirmez [37]. Poliçelerde ve bonolarda ana kural üç yıllık (kabul edene/düzenleyene karşı) ve bir yıllık (müracaat borçlularına karşı) zamanaşımı sürelerinin tatbikidir (TTK m. 749, 778).
  • Görevli/yetkili mahkeme: Menfi emre kaydı ile alacağın temliki niteliği kazanan (TTK m. 681/2) kambiyo senetlerinden doğan ihtilaflar dahi, kaynağı TTK'da yer alan bir enstrüman olması hasebiyle mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4). Bu sebeple uyuşmazlıklarda kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir [38, 39].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, TTK m. 681/2 kapsamındaki "düzenleyenin ciro yasağı" ile TTK m. 685/2 kapsamındaki "cirantanın ciro yasağının" birbirine karıştırılmasıdır [20, 34]. Düzenleyenin kaydı senedi ciro edilemez nama yazılı bir senede dönüştürürken [6, 10, 20], cirantanın kaydı tedavülü durdurmaz; sadece o cirantanın daha sonra senedi alan hamillere karşı sorumluluğunu kaldırır [20, 34, 40].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 681 ve genel olarak ciro müessesesinin hukuki niteliğine dair (havale teorisi, koşul teorisi ve temlik teorisi) derin bilimsel tartışmalar mevcuttur [18, 41-43]. Klasik görüşe göre (temlik teorisi), ciro salt bir alacağın temliki değil, aynı zamanda senedin zilyetliğini nakleden, tedavül kabiliyetini azami seviyeye çıkaran soyut bir müessesedir [43, 44].

TTK m. 681/2'deki "alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur" ibaresi, soyutluk (mücerretlik) ilkesini rafa kaldırması bakımından ciddi sonuçlar üretir [23, 45]. Kıymetli evrakta temel prensip, def'ilerin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesidir (TTK m. 687/1) [46-48]. Oysa m. 681/2 tatbik edildiğinde, borçlu ile lehtar arasındaki şahsi itirazlar (temel ilişkideki fesat, bedelsizlik vb.), senedi iktisap edene karşı dermeyan edilebilir hâle gelir [25, 45]. Bu durum, kanunkoyucunun irade muhtariyetini koruma ile piyasa dolaşım güvenliğini sağlama arasındaki ince dengeyi düzenleyen lehine bozduğunu gösterir.

TTK m. 681/3'te düzenlenen geriye ciro müessesesinin TBK m. 135 ile çatışıyor gibi görünmesi de doktrinde eleştirilmiştir. Ancak, kambiyo hukuku genel borçlar hukukunun istisnai bir alanıdır (lex specialis derogat legi generali). Senedin vadesi gelmeden önce borçluya dönmesi durumunda, borçlunun bunu tekrar tedavüle sürebilmesi, ticari esneklik açısından hayati bir işlev görmektedir [7, 8].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.