Resmi Metin

**III

  • Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde**

Madde 693 - (1) Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılın an poliçelerin, düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmesi gerekir. (2) Düzenleyen bu süreyi kısaltabileceği gibi, daha uzun bir süre de şart koşabilir. (3) Cirantalar kabule arz sürelerini kısaltabilirler.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Kambiyo senetleri hukukunda, poliçenin muhataba kabul amacıyla ibraz edilmesi kural olarak ihtiyaridir (TTK m. 691/1). Hamil, dilerse poliçeyi vadeye kadar muhatabın kabulüne arz edebilir, dilerse bu hakkını kullanmayarak doğrudan ödeme vadesini bekleyebilir. Ancak bu kuralın istisnalarından en önemlisi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 693. maddesinde düzenlenen "görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan" poliçelerdir [1, 2].

TTK m. 693 hükmü, poliçede vadenin tespiti ve senedin işlerlik kazanabilmesi için kabule arzın hukuken zorunlu kılındığı bir durumu düzenlemektedir. Bu tür vadeli poliçelerde, senedin vadesi (muacceliyet tarihi) baştan belirli değildir; vadenin işlemeye başlaması için senedin muhatap tarafından "görülmesi", yani teknik anlamda kabule arz edilmesi gerekmektedir [2, 3]. Kanun koyucu, ticari hayattaki belirlilik ilkesi ve poliçe borçlularının (özellikle düzenleyen ve cirantaların) sonsuza kadar sürecek bir belirsizlik altında kalmasını önlemek amacıyla, bu kabule arz işlemi için bir yıllık yasal bir üst sınır öngörmüştür [2, 4, 5]. Bu bir yıllık süre, senedin düzenlenme tarihinden itibaren işlemeye başlar ve hak düşürücü niteliktedir.

Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise, irade özerkliği ve kambiyo senedi ilgililerinin risk yönetimi prensipleri çerçevesinde, kanuni bir yıllık sürenin taraflarca nasıl değiştirilebileceğini hükme bağlamaktadır. Düzenleyen (keşideci), poliçenin asıl yaratıcısı olarak bu süreyi uzatıp kısaltma hususunda tam yetkiliyken; cirantaların yetkisi, kendi sorumluluk sürelerini daraltmak amacıyla sadece süreyi kısaltmakla sınırlandırılmıştır [2, 4, 6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Görüldükten Belirli Bir Süre Sonra Ödeme Şartı (Vade Türü)

TTK m. 703/1 uyarınca poliçelerde dört geçerli vade türü bulunmaktadır. Bunlardan biri olan "görüldükten belirli bir süre sonra" (örneğin "görüldükten 30 gün sonra") şeklindeki vade, vade tarihinin poliçenin düzenlenme anında değil, muhataba ibraz edildiği anda somutlaşmasını ifade eder [2, 7]. Senede bu tür bir vade yazılması halinde, vadenin saptanabilmesi için senedin mutlaka muhataba ibrazı (görülmesi) zorunludur [2]. Bu ibraz, salt bir ödeme ibrazı değil, niteliği gereği "kabule arz" ibrazıdır [2, 3].

2.2. Bir Yıllık Kanuni Kabule Arz Süresi

TTK m. 693/1, senedin düzenlenme tarihinden itibaren bir yıllık bir yasal ibraz süresi öngörmüştür [4, 5]. Bu süre, zamanaşımı süresi değil; hak düşürücü süredir. Bir yıllık sürenin başlangıç anı senedin üzerinde yazılı olan "düzenlenme tarihi"dir. Düzenlenme gününün ertesi gününden itibaren hesaplanmaya başlar (TTK m. 753/1). Bu süre içerisinde hamilin, senedi muhataba ibraz ederek, ondan senedi kabul etmesini ve kabul tarihini senede derç etmesini talep etmesi gereklidir [8, 9].

2.3. Düzenleyenin Süreye Müdahale Yetkisi (Kısaltma veya Uzatma)

TTK m. 693/2 uyarınca, poliçeyi düzenleyen (keşideci), bir yıllık yasal ibraz süresini poliçe metnine yazacağı bir kayıtla (örneğin "düzenlenme tarihinden itibaren 6 ay içinde kabule arz edilecektir" veya "2 yıl içinde kabule arz edilecektir" şeklinde) serbestçe kısaltabilir veya uzatabilir [2, 4, 6]. Düzenleyen, kambiyo senedini tedavüle çıkaran asıl kişi olduğu için ve muhatabın kabul etmemesi durumunda tüm başvuru (müracaat) borcu nihai olarak kendi malvarlığına döneceği için, bu süreyi her iki yönde de değiştirme yetkisine haiz kılınmıştır.

2.4. Cirantaların Süreyi Kısaltma Yetkisi

TTK m. 693/3, poliçeyi ciro eden kişilere (cirantalara) sadece kanuni veya düzenleyen tarafından belirlenmiş süreyi kısaltma yetkisi vermiştir [2, 4, 6]. Cirantalar, senedin vadesinin belirsiz bir tarihe kadar uzamasını ve kendi müracaat borçlusu sıfatlarının uzun süre devam etmesini istemeyebilirler. Kendi ciro şerhlerinin yanına ekleyecekleri bir kayıtla (örneğin "benim açımdan 3 ay içinde ibraz edilmelidir") ibraz süresini kısaltabilirler. Ancak cirantaların süreyi uzatma yetkisi yoktur; zira süreyi uzatmak, kendilerinden önce senede imza atmış olan diğer kambiyo borçlularının sorumluluk süresini onların iradesi hilafına uzatmak anlamına gelecektir ki bu, kambiyo hukukunun temel ilkelerine aykırıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 691 (Kabule Arzın İhtiyariliği): TTK m. 691, poliçenin kabule arzının kural olarak ihtiyari olduğunu belirtir [10, 11]. TTK m. 693 ise bu kuralın kanuni bir istisnasıdır. Görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerde kabule arz zorunludur [1, 3].
  • TTK m. 695/2 (Kabul Şerhi ve Tarih Zorunluluğu): TTK m. 693 uyarınca kabule arz edilen poliçede muhatap kabul şerhi yazarken mutlaka tarih atmak zorundadır. Tarih atılmazsa hamilin müracaat haklarını koruyabilmesi için bu eksikliği zamanında düzenlenecek bir protesto ile tespit ettirmesi şarttır [8, 9].
  • TTK m. 705 (Vadenin Hesaplanması): TTK m. 693 çerçevesinde ibraz edilen poliçenin vadesi, TTK m. 705/1 uyarınca kabul şerhinde yazılı tarihe veya kabulden kaçınılmışsa (veya tarih atılmamışsa) protesto tarihine göre belirlenir [12, 13]. Eğer tarih atılmamış ve protesto da çekilmemişse, kabul eden muhatap bakımından kabule ibraz süresinin son günü, kabul tarihi olarak hukuken karine sayılır [12, 13].
  • TTK m. 730/1-a (Müracaat Hakkının Düşmesi): TTK m. 693'te öngörülen kanuni (bir yıl) veya taraflarca belirlenen süreler içerisinde poliçe muhataba kabule arz edilmezse, TTK m. 730/1-a hükmü gereğince hamil; cirantalara, düzenleyene ve avalistlere karşı sahip olduğu başvuru (müracaat) haklarını tamamen kaybeder [14-16].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında (örneğin 12. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında) TTK m. 693 kapsamında belirlenen sürelerin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu vurgulanmaktadır [17]. Yargıtay, poliçede veya bonoda "görüldükten ... gün sonra" şeklindeki vadelerin geçerli bir vade türü olduğunu, ancak senedin geçerliliğini ve işlerliğini sürdürebilmesi için kanunda belirtilen (düzenleyence uzatılıp kısaltılabilen) bir yıllık ibraz süresine sıkı sıkıya uyulması gerektiğini içtihat etmektedir [2].

Yargıtay uygulamasına göre, hak düşürücü süre içinde ibraz edilmeyen poliçelere dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılması mümkün değildir. Hamilin bu süreyi kaçırması halinde, kambiyo senedine bağlı müracaat hakları (cirantalara ve düzenleyene karşı) düşer [14, 15]. Hamilin bu durumda yalnızca temel borç ilişkisine dayanarak genel haciz yoluyla takip yapması veya TTK m. 732 uyarınca sebepsiz zenginleşme davası açması (zamanaşımı ve diğer şartlar dâhilinde) gündeme gelebilir [18, 19]. Yargıtay, ibraz olgusunun ve tarihinin, senedin arkasındaki yazılı bir şerhle (kabul veya ibraz kaydı) yahut yasal protesto evrakıyla ispatlanmasını kesin bir şekil şartı olarak aramaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kanuni Sürenin Aşılması): Poliçe düzenleyeni (A), muhatap (B) üzerine lehtar (C) emrine 01.03.2023 tarihinde "görüldükten 60 gün sonra ödeyiniz" vadeli bir poliçe düzenlemiştir. C, poliçeyi (D)'ye, (D) de (E)'ye ciro etmiştir. Hamil (E), poliçeyi muhatap (B)'ye ilk kez 15.04.2024 tarihinde kabule arz etmiştir. Hukuki analiz: Poliçe, "görüldükten belirli süre sonra" ödenecek türdendir ve TTK m. 693/1 uyarınca aksi kararlaştırılmadığı için 1 yıllık kanuni kabule arz süresine tabidir [2, 4, 5]. Düzenlenme tarihi 01.03.2023 olduğundan, senedin en geç 01.03.2024 tarihine kadar kabule arz edilmesi gerekirdi. Hamil (E), 15.04.2024 tarihinde ibraz ederek bu süreyi kaçırmıştır. Bu ihmalin yaptırımı olarak (E), TTK m. 730/1-a gereğince düzenleyen (A)'ya, lehtar (C)'ye ve ciranta (D)'ye karşı müracaat haklarını kaybetmiştir [14, 15]. Senet, müracaat borçluları yönünden kambiyo vasfını yitirmiştir.

Olay 2 (Cirantanın Süreyi Kısaltması): Düzenleyen (A), 01.01.2023 tarihinde "görüldükten 30 gün sonra" vadeli bir poliçe düzenlemiş ve senedin üzerine "2 yıl içinde kabule arz edilebilir" kaydı düşmüştür. Senedi devralan ciranta (C), ciro şerhinin yanına "6 ay içinde kabule arz edilmesi şarttır" ibaresini eklemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 693/2 uyarınca düzenleyenin süreyi 2 yıla uzatması hukuken geçerlidir [2, 4]. TTK m. 693/3 uyarınca ciranta (C)'nin süreyi kendi sorumluluğu açısından kısaltması (6 ay) da geçerlidir [2, 4]. Bu durumda hamil, poliçeyi 01.09.2023 tarihinde (8. ayda) muhataba ibraz ederse, düzenleyen (A)'ya ve diğer süreyi kısaltmayan cirantalara karşı müracaat hakkını (2 yıllık süre aşılmadığı için) korur. Ancak ciranta (C)'nin belirlediği 6 aylık hak düşürücü süreyi kaçırdığı için, sadece ciranta (C)'ye karşı poliçeden doğan müracaat hakkını kaybeder.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerde, senedin bir yıllık yasal süre (veya değiştirilmiş süre) içerisinde muhataba ibraz edildiğinin ispatı hamile aittir. Hamil, bu durumu muhatabın poliçe üzerine atacağı "tarihli kabul şerhi" ile veya muhatap kabulden kaçınır yahut tarih atmaktan imtina ederse TTK m. 695/2 uyarınca çektireceği "protesto" evrakı ile ispatlamak zorundadır [8, 9].
  • Zamanaşımı / Süreler: Maddede öngörülen 1 yıllık süre bir zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü ibraz süresidir. İbrazın ardından muhatabın kabulü (veya protesto) ile tespit edilen vade tarihinden itibaren ise asıl borçluya (kabul eden muhatap) karşı TTK m. 749/1 uyarınca 3 yıllık zamanaşımı; müracaat borçlularına karşı m. 749/2 uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süreleri işlemeye başlar [20-23].
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: İbraz sürelerinin kaçırılması veya kabul işlemlerinden doğan kambiyo hukukuna özgü itiraz ve iptal davalarında yahut bu alacakların tahsiline yönelik menfi tespit ve istirdat davalarında TTK m. 4 ve m. 5 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir [24].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada sıklıkla karşılaşılan en büyük hata, muhatabın senedi kabul etmesine rağmen "kabul şerhine tarih yazmaması"dır. Tarih yoksa vade hesaplanamaz. TTK m. 695/2, bu durumda hamilin müracaat haklarını korumak için "zamanında bir protesto çekmesini" emreder [8, 9]. Hamil, sadece imza atıldığını görüp senedi alarak ayrılırsa ve protesto çekmezse, cirantalara ve düzenleyene karşı haklarını yitirme riskiyle karşı karşıya kalır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk ticaret hukuku doktrininde (örneğin Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Abuzer Kendigelen ve Hasan Pulaşlı gibi otoritelerin eserlerinde) TTK m. 693 ve bağlantılı hükümlerin katı şekilciliği yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Doktrinde ifade edildiği üzere, kambiyo senetleri tedavül ve güven araçlarıdır. Poliçenin "görüldükten belli bir süre sonra ödenmesi" şartının, ticari hayattaki öngörülebilirliği azaltan bir unsur olduğu; hamilin senedi ibraz etmemesi durumunda vade tarihinin havada kaldığı haklı olarak eleştirilir [10, 25].

Doktrindeki ağırlıklı görüş (Poroy/Tekinalp, Kendigelen, Pulaşlı), TTK m. 695/2 çerçevesinde muhatap poliçeyi kabul edip tarih atmadığı takdirde, hamilin bu eksikliği gidermek için mutlaka protesto çekmek zorunda kalmasının hamile aşırı bir külfet yüklediği yönündedir [8, 9, 25]. Zira, zaten poliçeyi kabul etmiş (ödeme iradesi göstermiş) bir muhataba karşı, sırf tarih atılmadı diye masraflı ve şekilci bir prosedür olan protestonun zorunlu kılınması, ticari hayatın pratikliğine aykırı düşmektedir. Nitekim TTK m. 705/2, protesto çekilmezse, senedin kabul eden bakımından (asıl borçlu) kabule arz süresinin son günü (genellikle 1. yılın sonu) kabul edilmiş sayılacağını karine olarak öngörerek asıl borçluyu bağlı tutmaktadır [12, 13]. Ancak aynı esnekliğin müracaat borçluları için sağlanmamış olması, yani protestosuzluk halinde müracaat haklarının düşmesi (TTK m. 730), doktrince "şekilciliğin amacını aşması" olarak değerlendirilmekte ve eleştiriye tabi tutulmaktadır.

Bunun yanı sıra, birden fazla cirantanın farklı kısaltma süreleri öngörmesinin (TTK m. 693/3), senedin devir kabiliyetini ve takip sistematiğini son derece karmaşıklaştırdığı da ticari hukuk doktrininde işaret edilen zayıflıklardan biridir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.