Resmi Metin

**C) Aval I

  • Aval verenler**

Madde 700 - (1) Poliçede bedelin ödenmesi, aval suretiyle tamamen veya kısmen teminat altına alınabilir. (2) Bu teminat, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan bi r kişi tarafından da verilebilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Dördüncü Kitabı olan "Kıymetli Evrak Hukuku" başlığı altında, poliçeye ilişkin hükümlerin düzenlendiği bölümde yer alan 700. madde, kambiyo senetlerine özgü bir kişisel teminat türü olan "aval" kurumunun temelini oluşturmaktadır [1]. TTK m. 700 hükmü, poliçede bedelin ödenmesinin kısmen veya tamamen güvence altına alınmasına hukuki zemin hazırlayarak, kambiyo senetlerinin ticari hayattaki tedavül (dolaşım) kabiliyetini ve güvenilirliğini artıran en önemli müesseselerden birini tanzim etmektedir [2], [3].

Kambiyo senetlerinde asıl borçlu veya müracaat borçlularının ödeme gücüne duyulan güvenin yetersiz kaldığı durumlarda, üçüncü bir kişinin veya senet üzerinde halihazırda imzası bulunan bir başka ilgilinin kendi mali itibarını senede yansıtması, aval kurumu ile sağlanır [4], [5]. Bu yönüyle aval, ticari hayatın teminat ihtiyacını karşılamak amacıyla ortaya çıkmış, kambiyo senetleri hukukuna özgü, maddi hukuk bakımından bağımsız ancak şekli hukuk bakımından fer'i nitelik taşıyan bir garanti taahhüdüdür [6], [7], [8]. Madde metni, mülga 6762 sayılı TTK'nın 612. maddesinin sadeleştirilmiş ve güncel Türkçeye uyarlanmış halidir; içerik ve hukuki nitelik bakımından bir değişiklik getirmemiştir [9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Aval Kavramı ve Hukuki Niteliği

Madde 700'de zikredilen "aval" terimi, kambiyo senedi bedelinin ödenmesini teminat altına alan, tek taraflı, soyut ve bağımsız bir kambiyo taahhüdüdür [10], [6], [11]. Avalin hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, hâkim görüşe göre aval; tıpkı senedin düzenlenmesi veya ciro edilmesi gibi tek taraflı bir hukuki işlem niteliğindedir [12]. Aval, Türk Borçlar Kanunu (TBK) anlamında bir kefalet sözleşmesi değildir; zira kefalet fer'i (asıl borca sıkı sıkıya bağlı) nitelikte iken, aval maddi hukuk yönünden asıl borçtan tamamen bağımsızdır (maddi bağımsızlık ilkesi) [7], [13], [14], [15].

2.2. Tamamen veya Kısmen Teminat Altına Alınması (Kısmi Aval)

TTK m. 700/1 uyarınca poliçe bedeli, aval suretiyle "tamamen veya kısmen" teminat altına alınabilir. Kısmi aval mümkündür; yani avalist, poliçede taahhüt edilen bedelin yalnızca belirli bir kısmı için sorumluluk üstlenebilir [16], [17], [18]. Ancak bunun geçerli olabilmesi için kısmi avalin senet üzerinde açıkça ve rakamsal olarak belirtilmesi şarttır [19]. Şayet böyle bir miktar sınırlaması şerh edilmemişse, avalistin senet bedelinin tamamından sorumlu olduğu kabul edilir [20]. Öte yandan aval, kayıtsız ve şartsız olmalıdır; bir şarta bağlanan aval beyanında yer alan şartlar yazılmamış sayılır (TTK m. 671/1-b atfıyla) [16].

2.3. Üçüncü Kişi veya Poliçede İmzası Bulunan Kişi (Avalist)

TTK m. 700/2, aval verebilecek kişileri (avalist) belirlemiştir. Aval, kural olarak senet ilişkisi dışında bulunan "üçüncü bir kişi" (örneğin bir banka) tarafından verilebileceği gibi, "poliçede zaten imzası bulunan bir kişi" (örneğin bir ciranta veya düzenleyen) tarafından da verilebilir [21]. Doktrinde, poliçede imzası bulunan bir kişinin (örneğin keşidecinin) aval vermesinin hukuki yararı tartışılmış olup, halihazırda senet bedelinin tamamından sorumlu olan keşidecinin bir ciranta lehine aval vermesinin pratik bir fayda sağlamayacağı ifade edilmektedir [22]. Ancak kanun koyucu bu ihtimali hukuken geçerli saymıştır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 778/3 ve TTK m. 818/1-f (Bono ve Çeke Uygulanma): TTK m. 700, lafzen poliçeye özgülenmiş gibi görünse de, TTK m. 778/3 atfıyla bonolarda ve TTK m. 818/1-f atfıyla çeklerde de kıyasen değil, doğrudan uygulanır [23], [24], [25].
  • TTK m. 701 ve TTK m. 702 (Avalin Şekli ve Hükümleri): 700. madde, avalin tanımını ve temel işlevini kurarken; şekil şartları 701. maddede (senet veya alonj üzerine yazılma, ön yüze atılan imzanın aval sayılması karinesi), sonuçları ise 702. maddede (lehine aval verilen kişi ile aynı derecede sorumluluk ve maddi bağımsızlık) düzenlenmiştir [26], [7], [27], [28].
  • TBK m. 583, 584 ve 603 (Kefalet Hükümleri ile İlişkisi): Kambiyo senetleri hukukunun en tartışmalı alanlarından biri, TBK m. 603'te yer alan "Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır" kuralının avale sirayet edip etmeyeceğidir [29], [30]. Doktrindeki uzun tartışmalar ve yargıdaki derin görüş ayrılıkları, avalin saf bir kıymetli evrak hukuku kurumu olduğu ve kefalet sözleşmesinden tamamen farklı ilkelere dayandığı gerekçesiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararıyla çözülmüş ve avalde eşin rızasının aranmayacağı hüküm altına alınmıştır [31], [32], [33], [34].
  • TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Temsilcinin kendi lehine (kendi çıkarına) kambiyo taahhüdünde bulunması veya aval vermesi durumunda, TTK'da özel hüküm bulunmayan hallerde TMK m. 2/2 bağlamında hakkın kötüye kullanılması ve yetkisiz temsil hükümleri gündeme gelmektedir [35], [36].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Kambiyo senetlerinde avalin niteliği, kefaletten ayrılan yönleri ve özellikle şekil şartlarına ilişkin Yargıtay’ın yerleşik ve köklü içtihatları mevcuttur:

  • Avalde Eş Rızasının Aranmayacağına Dair YİBBGK Kararı: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20.04.2018 tarihli ve E. 2017/4, K. 2018/5 sayılı kararında; kefalete ilişkin hükümlerin kefili alacaklıya karşı koruduğu, avale ilişkin TTK hükümlerinin ise hamili ve kambiyo senedinin tedavül kabiliyetini koruduğu vurgulanmıştır. Şekle ilişkin hükümlerin kambiyo senetlerine yansıtılmasının (eş rızasının senede derci vb.) senedin tedavül yeteneğini ortadan kaldıracağı gerekçesiyle, TBK m. 603 ve 584 hükümlerinin avalde uygulanmayacağına hükmedilmiştir [31], [32], [37], [34], [11].
  • "Kefil" İbaresinin Aval Olarak Yorumlanması: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre (Örn: 14.12.2017 T., E. 2016/26025, K. 2017/15573 ve 09.03.2017 T., E. 2017/12589, K. 2017/3485); poliçe veya bononun ön yüzüne atılan imzanın yanına "kefil", "müşterek borçlu ve müteselsil kefil" gibi ibarelerin yazılması, bu taahhüdü adi kefalete dönüştürmez. Kıymetli evrak hukuku kuralları gereği senet üzerine atılan bu imzalar TTK m. 700 ve m. 701 bağlamında "aval" hükmündedir ve imza sahibi avalist sıfatıyla müteselsilen sorumlu olur [38], [39], [40], [41], [42].
  • Şirket Kaşesi Dışına Açığa Atılan İmza: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (Örn: 05.10.2011 T., E. 2011/12-480, K. 2011/598) ve Dairelerin kararlarında; şirket temsilcisinin, şirket kaşesi üzerine attığı imza dışında senedin ön yüzüne açığa (kaşe dışına) attığı ikinci imza, şahsen verilmiş bir aval taahhüdü olarak kabul edilmektedir [43], [44], [45].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir limited şirketin yetkili müdürü (A), şirketin ticari bir mal alımı karşılığında (B) A.Ş. lehine düzenlediği bononun ön yüzünde bulunan şirket kaşesi üzerine bir imza atmış; ardından şirket kaşesinin dışında senedin sağ alt köşesindeki boş alana herhangi bir açıklama veya şerh düşmeksizin kendi adına ikinci bir imza daha atmıştır. Vadesinde ödenmeyen senet için alacaklı hamil, hem limited şirkete hem de (A)'ya kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır. (A), senette borçlunun şirket olduğunu, ikinci imzasının bir anlam ifade etmediğini ve şahsi sorumluluğunun doğmayacağını savunarak takibin iptalini talep etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 701/3 gereğince, muhatap veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin (bononun) yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (A)'nın şirket kaşesi üzerine attığı imza şirketi (düzenleyeni) temsil ve ilzam ederken, kaşe dışına açığa attığı ikinci imza şahsi bir kambiyo taahhüdüdür. TTK m. 700 ve 701 bağlamında bu imza, düzenleyen şirket lehine verilmiş bir aval niteliği taşır [26], [44], [46]. Aval, bağımsız bir teminat olduğundan (A)'nın savunması yerinde değildir; müteselsil borçlu ve avalist sıfatıyla şahsen sorumludur.

Olay 2: Tüketici (K), bir mağazadan taksitle aldığı elektronik eşya karşılığında satıcıya bono düzenleyerek vermiştir. Satıcının talebi üzerine (K)'nin arkadaşı (Ü), senedin ön yüzüne "kefil" ibaresini yazarak imza atmıştır. Senet satıcı tarafından iyi niyetli üçüncü kişi (H)'ye ciro edilmiştir. Tüketici Kanunu (TKHK m. 4/5) gereği senedin nama yazılı olmaması nedeniyle tüketici (K) yönünden geçersizliği sabittir. Hamil (H), avalist sıfatıyla (Ü)'ye başvurduğunda (Ü), asıl borçlu tüketici (K) yönünden senedin geçersiz olduğunu, asıl borcun geçersizliği nedeniyle kendi teminat taahhüdünün de düştüğünü iddia etmiştir. Hukuki Analiz: Aval ile kefalet arasındaki en önemli fark maddi bağımsızlık ilkesidir [8], [47]. TTK m. 702/2 gereği, aval verenin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir [47], [48], [49]. Asıl borcun, tarafın tüketici sıfatından dolayı (TKHK'dan kaynaklanan emredici nedenlerle) şahsi bir defi olarak tüketici yönünden geçersiz olması, maddi hukuk bakımından bağımsız bir taahhüt olan avali ortadan kaldırmaz. (Ü), senedin şekil şartlarında bir noksanlık bulunmadığından hamile karşı avalist olarak tüm bedelden sorumludur [15].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Kambiyo senedinin ön yüzüne atılan imzanın aval sayılması kanuni bir karinedir (TTK m. 701/3). Senedin ön yüzüne imza atan kişi (düzenleyen veya muhatap dışında), bu imzanın aval kastıyla atılmadığını, örneğin bir düzeltme parafı veya şahit sıfatıyla atıldığını iddia ediyorsa, bu iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır. Aksi takdirde müteselsil avalist sorumluluğu doğar [26], [46].
  • Zamanaşımı / Süreler: Avalistin borcu, zamanaşımı süreleri bakımından lehine aval verdiği kişinin sorumluluğu ile aynı şartlara tabidir. Lehine aval verilen kişi için zamanaşımı süresi dolmuşsa, avalist için de dolar (Örn: Bonoyu düzenleyen lehine aval verilmişse zamanaşımı süresi, vadeden itibaren 3 yıldır) [50].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK'da düzenlenen kambiyo senetleri hukukundan doğan uyuşmazlıklar "mutlak ticari dava" niteliğindedir (TTK m. 4/1-a) [51]. Aval taahhüdünden doğan iptal, menfi tespit veya istirdat davalarında kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde ise şikâyet ve itiraz mercii İcra Hukuk Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Farklı belgeye aval yazılması: Aval taahhüdünün senedin kendisinden veya senede sıkı sıkıya bağlı alonjdan ayrı, bağımsız bir sözleşme kağıdına yazılması. Bu durumda işlem aval değil, BK anlamında adi kefalet veya garanti sözleşmesi niteliği kazanır [7], [52].
    2. Senedin arka yüzüne imza atılması: Aval kastıyla dahi olsa, senedin arka yüzüne atılan ve hiçbir açıklama içermeyen yalın imza, ciro zincirini bozmamak kaydıyla beyaz ciro hükmündedir; aval sayılmaz [32], [53].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 700 ve devamı hükümlerinin doktrindeki en kritik tartışma noktası, kıymetli evrakın soyutluğu, tedavül yeteneği ve işlem güvenliği ilkeleri ile Borçlar Hukuku'nun borçluyu (ve özellikle ailesini) koruyucu sosyal nitelikli emredici hükümlerinin (özellikle TBK m. 584 ve m. 603) nasıl bağdaştırılacağı meselesidir [54], [55].

Bir kısım doktrin (Kırca, Özen, Gümüş, Altop), avalin özü itibariyle kambiyo hukukuna özgü bir "kefalet" türü olduğu ve yasa koyucunun TBK m. 603 ile kefili koruyucu hükümlerin (eş rızası, şekil şartları) dolanılmasını engellemek istediği gerekçesiyle avalde de eş rızasının aranması gerektiğini savunmuştur [56], [57], [58]. Buna karşılık, Poroy/Tekinalp, Bahtiyar, Öztan gibi yazarların başını çektiği diğer görüş ise; avalin kambiyo senetlerindeki asli ve bağımsız işlevi ile tedavül kabiliyetine vurgu yaparak, şekilci borçlar hukuku kurallarının kambiyo senedine müdahalesinin ticari hayatı kilitleyeceğini belirtmiştir [59], [60], [34].

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun (2018/5 K.) avalde eş rızasını aramaması ticari hayatın hızı ve güvenliği açısından doktrindeki tartışmaları sonlandırmış olsa da; Yasa metninde avalin "kefaletten bağımsız saf bir teminat kurumu" olduğu hususunun daha sarih bir şekilde vurgulanmaması, kanunların lafzi yorumu aşamasında kafa karışıklığına neden olan yasal bir zayıflık olarak varlığını sürdürmektedir. Kambiyo hukukundaki güvence enstrümanlarının (aval, ciro, kabul) Borçlar Kanunu'nun zayıfı koruyan rejimine tabi kılınması, "kıymetli evrakta soyutluk" ilkesini zedeleyeceği için mahkemelerin avalin hukuki mahiyetini değerlendirirken TTK m. 700'ün kendine has, uluslararası ticari teamüllerden (Cenevre Konvansiyonları) doğan ruhuna uygun hareket etmeleri zorunludur [61], [62].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.