Resmi Metin

2. Takvimlerin çatışması


Madde 707 - (1) Belirli bir günde ödenecek bir poliçenin düzenlenme yeri ile ödeme yeri arasında takvim farkı bulunduğu takdirde, vade, ödeme yerinin takvimine göre belirlenmiş sayılır. (2) Takvimleri farklı olan iki yer arasında düzenlenen bir poliçe, düzenlenme gününden belirli bir süre sonra ödenecekse, düzenlenme günü, ödeme yerindeki takvim günü ne dönüştürülmek suretiyle vade hesap edilir. (3) Poliçelerin ibraz sürelerinin hesabında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır. (4) Poliçedeki bir kayıttan veya poliçenin içeriğinden, amacın başka olduğu anlaşılırsa, bu madde hükümleri uygulanmaz .


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) dördüncü kısmında kambiyo senetleri düzenlenmiş olup, poliçede ödeme ve vadeye ilişkin esaslar bu bölümün belkemiğini oluşturmaktadır. TTK m. 707 hükmü, uluslararası ticari ilişkilerde ve kambiyo senetleri hukukunda "takvimlerin çatışması" (takvim farklılığı) sorununu çözmek amacıyla ihdas edilmiştir [1], [2]. Cenevre Yeknesak Kambiyo Senetleri Hukuku sistematiğine uygun olarak kaleme alınan bu madde, senedin düzenlenme yeri ile ödeme yerinde farklı takvimlerin (örneğin Miladi takvim ile Hicri takvim veya Celali takvimi gibi) kullanılması durumunda, vadenin ve ibraz sürelerinin nasıl hesaplanacağını net, emredici ve objektif kurallara bağlamaktadır.

Poliçe ve bono gibi kambiyo senetlerinde vadenin kesin olarak tespiti, senedin muacceliyet anının, ödememe protestosu çekme süresinin, müracaat haklarının kullanım süresinin ve zamanaşımı sürelerinin başlangıcının belirlenmesi açısından hayati öneme sahiptir [3], [4]. TTK m. 707, bu bağlamda doğabilecek hukuki belirsizlikleri ve kanunlar ihtilafı (MÖHUK) meselelerini maddi hukuk kuralı olarak doğrudan ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Poliçede düzenlenme yeri ile ödeme yeri arasında takvim farklılığı olduğunda, kural olarak ödeme yerindeki takvim esas alınmaktadır [5], [6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

TTK m. 707 hükmü, farklı vade türleri ve ibraz süreleri bakımından ayrıntılı bir tasnif yapmıştır.

2.1. Belirli Bir Günde Ödenecek Poliçelerde Takvim Çatışması (TTK m. 707/1)

Kanun koyucu, TTK m. 707'nin birinci fıkrasında, vadesi "belirli bir gün" (örneğin 15 Ekim 2026) olarak tayin edilen poliçelerde düzenlenme yeri ile ödeme yeri arasında takvim farklılığı varsa, vadenin ödeme yerinin takvimine göre belirlenmiş sayılacağını hüküm altına almıştır [2]. Zira ifa yeri (ödeme yeri), kambiyo senedi borçlusunun ödemeyi yapacağı ve hamilin ödemeyi talep edeceği hukuki merkezdir. Senedin tedavül edebilirliğini ve ödeme güvenliğini sağlamak için, ödeme yükümlülüğünün yerine getirileceği yerin hukukî ve fiili standartlarına (takvimine) üstünlük tanınmıştır.

2.2. Düzenlenme Gününden Belirli Bir Süre Sonra Ödenecek Poliçelerde Dönüştürme (TTK m. 707/2)

İkinci fıkra, vadesi "düzenlenme gününden belirli bir süre sonra" (örneğin düzenlenmesinden 60 gün sonra) olarak belirlenen poliçeleri düzenlemektedir. Takvimleri farklı olan iki yer arasında düzenlenen bir poliçe, düzenlenme tarihinden belirli bir süre sonra ödenecek ise düzenlenme tarihi ödeme yerindeki takvime dönüştürülerek ödeme günü belirlenir [6]. Bu matematiksel dönüştürme işlemi yapılmadan sürenin doğrudan farklı bir takvim üzerinden işletilmesi, vadenin yanlış hesaplanmasına ve dolayısıyla hak kayıplarına yol açacaktır [2].

2.3. İbraz Sürelerinin Hesabında Takvim Farklılığı (TTK m. 707/3)

Poliçelerin (özellikle görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerin) ibraz sürelerinin hesabında da takvim çatışması yaşanabilir. TTK m. 707/3 hükmü, poliçelerin ibraz sürelerinin hesabında da maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin kıyasen uygulanacağını âmir kılmaktadır [2]. Böylece, poliçenin ibrazına ilişkin sürelerin hesaplanmasında da ödeme yerinin takvimi ve dönüştürme kuralı aynen geçerli olacaktır [7].

2.4. İrade Serbestisi ve Aksi Yönde Kayıt (TTK m. 707/4)

Kambiyo senetlerinde kural olarak sıkı şekil şartları geçerli olsa da, TTK m. 707/4 taraflara bir esneklik tanımıştır. Poliçedeki bir kayıttan veya poliçenin içeriğinden, amacın başka olduğu anlaşılırsa (örneğin tarafların açıkça düzenlenme yerindeki takvimi esas almak istedikleri belirtilmişse), bu madde hükümleri uygulanmaz [2]. Doktrindeki bazı görüşlere göre, poliçenin üzerine konulan bir kayıttan amacın farklı olduğu belirlenirse bu kayıt yazılmamış kabul edilmez; aksine, tarafların iradesine üstünlük tanınarak maddedeki yedek hukuk kuralı bertaraf edilir [7].

3. Sistematik İlişkiler

TTK m. 707 hükmü, kambiyo senetleri hukukunun diğer temel düzenlemeleriyle organik bir bütünlük içindedir:

  • TTK m. 778/1-b: Poliçedeki vadeye dair hükümler (TTK m. 703 ilâ 707), niteliğine aykırı düşmedikçe bonolar hakkında da uygulanır [8]. Dolayısıyla bono düzenlenmesinde de takvim çatışması yaşanırsa aynı dönüştürme kuralları tatbik edilecektir.
  • TTK m. 797: Çekler bakımından takvim farklılığı ayrıca ve özel olarak düzenlenmiştir. Maddeye göre; "Çek, takvimleri farklı olan iki yer arasında çekildiği takdirde; düzenlenme günü, ödeme yerindeki takvimin onu karşılayan gününe dönüştürülür" [9].
  • TTK m. 706: Sürelerin hesabına dair genel kuraldır. Takvim dönüştürmesi yapıldıktan sonra, TTK m. 706'daki aylar ve günlerin hesaplanma usulü (başlangıç gününün sayılmaması, yarım aydan 15 günün anlaşılması vb.) devreye girecektir [10], [11], [12].
  • TTK m. 752: Vadenin veya ibraz süresinin son gününün resmi tatile rastlaması durumu. Takvim dönüştürmesi neticesinde bulunan tarih ödeme yerindeki resmi bir tatile rastlarsa, süre onu izleyen ilk iş gününe kadar uzayacaktır [13], [14].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Uluslararası ticarette Miladi takvimin evrensel bir standarda kavuşmuş olması sebebiyle TTK m. 707'nin doğrudan uygulandığı güncel Yargıtay kararlarına nadiren rastlanmaktadır. Ancak Yargıtay, poliçe ve bonolarda vade tarihlerinin belirlenmesi, tarihlerdeki imkânsızlıklar ve sürelerin hesaplanması hususlarında son derece katı ve senedin geçerliliğini korumaya yönelik (favor negotii) yorum ilkeleri benimsemiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, takvimde teknik olarak bulunmayan bir tarihin (örneğin 31.06.2006 gibi) vade veya düzenlenme tarihi olarak gösterilmiş olması, senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 12. HD., 09.03.2007 tarihli ve E. 2007/1118, K. 2007/4394 sayılı kararında; "Gerçekte var olmayan bir tarihin vade tarihi olarak gösterilmiş olmasının bono vasfını ortadan kaldıracağını kabul etmek hakkın zayiine sebep olur. Her ne kadar Haziran ayının 31. günü söz konusu olmaz ise de, vade tarihinin bu şekilde gösterildiği hallerde bononun vade tarihinin Haziran ayının son günü olacağının kabulü gerekir" şeklinde hüküm tesis etmiştir [15], [16], [17]. Bu içtihat, senedin içerdiği takvim verisinin imkânsız veya çelişkili olması durumunda mahkemelerin şekilcilik ile hakkın korunması arasında nasıl bir denge kurduğunu göstermektedir.

Ayrıca, senet metninde takvim üzerinden iki farklı vadenin yer alması (örneğin biri rakamla, diğeri harfle yazılmış farklı tarihler) TTK m. 703/2 gereğince senedi batıl kılmakta ve kambiyo vasfını ortadan kaldırmaktadır [18], [19]. Yargıtay, poliçe ve bonolarda tarihin ve takvimin tek, belirli ve hesaplanabilir olmasını mutlak bir geçerlilik şartı olarak aramaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Belirli Bir Günde Ödenecek Bono): İran'da (Hicri Şemsi takvimi kullanan bir ülke) faaliyet gösteren bir tacir tarafından, Ankara'da mukim bir ihracatçı emrine "15 Tir 1403" tarihinde ödenecek şekilde bir bono düzenlenmiştir. Senette ödeme yeri Ankara olarak gösterilmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 778/1-b atfıyla TTK m. 707/1 uyarınca, belirli bir günde ödenecek senedin düzenlenme yeri ile ödeme yeri (Ankara) arasında takvim farkı bulunduğundan, vade Ankara'nın takvimine (Miladi takvim) göre belirlenecektir. Söz konusu İran takvimi tarihi, Miladi takvimdeki tam karşılığı olan güne dönüştürülerek vadenin gelip gelmediği, ödememe protestosu süreleri ve zamanaşımı bu miladi tarih üzerinden hesaplanacaktır.

Olay 2 (Düzenlenme Gününden Belirli Süre Sonra Ödenecek Poliçe): Suudi Arabistan'da (Hicri takvim) "10 Muharrem 1446" tarihinde düzenlenen ve ödeme yeri İstanbul olan bir poliçede, vade "düzenlenme gününden 90 gün sonra" olarak belirlenmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 707/2 uyarınca; öncelikle senedin düzenlenme günü olan 10 Muharrem 1446 tarihi, ödeme yeri olan İstanbul'daki Miladi takvim gününe dönüştürülecektir. Bulunan Miladi tarih üzerinden 90 günlük süre (TTK m. 706 kurallarına göre ilk gün sayılmaksızın) hesap edilecek ve vade günü tespit edilecektir [20], [2]. Bu sayede hamilin ibraz süresi ve muhatabın temerrüt anı objektif olarak Miladi takvim üzerinden işleyecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Yabancı takvim ile Miladi takvim arasındaki dönüşümün hesaplanması teknik bir husus olup, itilaf halinde bu dönüşümün doğruluğunu ispat yükü, senedi takibe koyan yetkili hamile düşmektedir. Hamil, vadenin gelmiş olduğunu geçerli takvim dönüştürmesiyle kanıtlamalıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kambiyo senetlerine ilişkin zamanaşımı süreleri (poliçe ve bono asıl borçlusu için 3 yıl, hamilin müracaat hakkı için 1 yıl vb.), TTK m. 707 uyarınca dönüştürülerek tespit edilen vade tarihinden itibaren işlemeye başlar [4], [21]. Zamanaşımının durması veya kesilmesi de bu dönüştürülmüş takvim tarihi üzerinden incelenir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4 ve m. 5 uyarınca kambiyo senetlerinden doğan ihtilaflar mutlak ticari dava niteliğindedir [22]. Takvim çatışmasına dayalı menfi tespit, itirazın iptali veya istirdat davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Düzenlenme yerindeki takvim baz alınarak doğrudan 90 gün veya 6 ay eklenip, bulunan sonucun sonradan ödeme yerinin takvimine çevrilmesi yaygın ve hatalı bir yaklaşımdır. TTK m. 707/2 çok nettir; önce düzenlenme tarihi ödeme yerinin takvimine dönüştürülür, süre daha sonra bu dönüştürülmüş takvim üzerinden eklenir [2].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde kıymetli evrak hukukunun önde gelen müellifleri (Poroy, Tekinalp, Öztan, Bahtiyar), Türk Ticaret Kanunu'nun uluslararası yeknesaklığı sağlamak amacıyla Cenevre Konvansiyonu metnine sadık kalarak TTK m. 707 hükmünü ihdas etmesini isabetli bulmaktadır. Zira kambiyo senetleri, doğası gereği sınır aşan tedavül kabiliyetine sahip araçlardır.

Bununla birlikte, modern ticari hayatta küresel piyasaların neredeyse tamamının ticari ve finansal işlemlerde fiilen Miladi takvimi kullanması, bu maddenin uygulama alanını oldukça daraltmıştır. Birçok yabancı menşeli senette taraflar doğrudan Miladi takvimi (Gregorian calendar) derç etmekte veya TTK m. 707/4'te yer alan irade serbestisinden faydalanarak sözleşmeye/senede takvim standardı kaydı koymaktadır. Bu sebeple maddenin lafzı günümüz standartlarında teknik ve arkaik kalmakla birlikte, kanun boşluğu oluşmasını engelleyen, hukuki öngörülebilirliği (legal predictability) ve senet üzerindeki görünüşe güven ilkesini koruyan önemli bir emniyet sübabı (safeguard) işlevi görmeye devam etmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.