1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabında, kıymetli evrak hukuku başlığı altında düzenlenen poliçeye ilişkin hükümler arasında yer alan 728. madde, "Kısmi kabul hâlinde" kenar başlığını taşımaktadır [1]. Bu hüküm, kambiyo senetleri hukukunun en karmaşık ve hassas dengelerinden birini, yani senedin tedavül kabiliyeti ile müracaat borçlularının (rücu hakkı sahiplerinin) hukuki güvenliğinin eşzamanlı olarak korunması gerekliliğini düzenlemektedir.
Kambiyo hukukunda kural olarak poliçe, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi havalesini içerir [2]. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın pratik ihtiyaçlarını gözeterek muhataba poliçeyi "kısmen kabul etme" imkânı tanımıştır (TTK m. 695). Kısmi kabul durumunda, poliçe bedelinin kabul edilmeyen kısmı için hamilin vadeden önce başvurma (rücu) hakkı doğar [3]. İşte TTK m. 728, bu spesifik ihtimalin gerçekleşmesi ve rücu borçlularından birinin kabul edilmeyen kısmı hamile ödemesi hâlinde ortaya çıkacak senedin zilyetliği ve ispat sorununu çözen lex specialis (özel hüküm) niteliğinde bir düzenlemedir [1].
Normal şartlarda senedi ödeyen müracaat borçlusu, poliçenin aslını ve protesto evrakını hamilden teslim alma hakkına sahiptir (TTK m. 727) [1]. Ancak kısmi kabulde poliçe aslı, kabul edilen kısmın vadesinde muhataptan tahsil edilebilmesi için mecburi olarak hamilde kalmalıdır. Bu noktada ödeme yapan müracaat borçlusunun, kendi rücu hakkını (sonraki müracaat borçlularına karşı) kullanabilmesi için poliçe aslına sahip olamaması büyük bir hukuki boşluk yaratacaktır. Madde 728, bu boşluğu "onaylı suret" ve "makbuz" müesseseleri ile doldurarak rücu zincirinin kopmasını engeller [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin doktriner derinliği ve uygulamaya dönük yüzü, içindeki temel kavramların analizi ile daha net anlaşılacaktır.
2.1. Kısmi Kabul ve Başvurma Hakkının Kullanılması
Poliçede muhatap, poliçe bedelinin tamamını kabul etmek zorunda değildir; poliçeyi kısmen kabul edebilir. Kısmi kabul, poliçe üzerindeki havalenin sadece bir kısmı için muhatabın kambiyo taahhüdü altına girmesi demektir. Kabul edilmeyen kısım için poliçe karşılıksız kalmış sayılır ve hamil, TTK m. 713/2-a bendi uyarınca vadenin gelmesini beklemeksizin müracaat haklarını (kabul etmeme nedeniyle) kullanabilir [3]. Müracaat hakkı, hamilin kendi cirantasına, diğer cirantalara ve düzenleyene karşı silsile yoluyla (veya atlayarak) başvurusunu ifade eder.
2.2. Ödemenin Poliçeye Yazılması ve Makbuz İstem Hakkı
TTK m. 728 lafzı uyarınca, kabul edilmeyen tutarı hamile ödeyen kişi (örneğin bir ciranta), bu ödemenin mutlaka "poliçe aslı üzerine yazılmasını" ve kendisine "ayrıca bir makbuz verilmesini" talep hakkına sahiptir [1]. Kıymetli evrak hukukunun şeklî sıkılığı (formalizmi) gereği, senet dışındaki ödemeler kural olarak senedi devralan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (mücerretlik ilkesi) [4, 5]. Kısmi ödemenin poliçe aslına şerh edilmesi, poliçenin kalan kısmı için tedavül etmesi halinde yeni hamillerin senedin ne kadarlık kısmı için hak sahibi olduklarını bilmeleri açısından hayati bir işlev görür.
2.3. Poliçe ve Protestonun Onaylı Sureti
Kısmi kabul durumunda en büyük sorun, poliçe aslının kimde kalacağıdır. Muhatap, bedelin bir kısmını kabul ettiği için, hamilin o kısmı vadede tahsil edebilmesi adına senedi elinde tutması elzemdir (TTK m. 646) [6]. Ancak kabul edilmeyen kısmı ödeyen rücu borçlusu, kendinden öncekilere rücu edebilmek için poliçeye ihtiyaç duyar. Kanun koyucu, bu imkânsızlığı aşmak adına hamile, ödeme yapan kişiye "poliçenin ve protestonun onaylı birer suretini" verme mecburiyeti yüklemiştir [1]. Bu onaylı suret, söz konusu rücu silsilesinde senet aslının (orijinalinin) hukuki fonksiyonunu üstlenir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin, TTK'nın ve usul hukukunun diğer hükümleri ile son derece stratejik bağlantıları bulunmaktadır:
- TTK m. 713 (Vadeden Önce Başvurma Hakkı): Kısmi kabul red mahiyetinde olduğundan, 728. maddenin uygulanmasının ön koşulu 713. madde uyarınca vadeden önce rücu hakkının doğmasıdır [3].
- TTK m. 714 (Protesto Zorunluluğu): Müracaat hakkının kullanılabilmesi için kabul etmeme durumunun protesto ile tespiti şarttır [7]. Onaylı suretler arasına protestonun da eklenmesinin ratio legis'i budur; zira protesto olmaksızın rücu borçlusunun kendinden öncekilere rücu etmesi (TTK m. 730 uyarınca müracaat hakkı düşeceğinden) mümkün değildir [8].
- TTK m. 778 ve m. 818 (Bono ve Çeke Uygulanabilirlik - ÇOK ÖNEMLİ İSTİSNA): Kıymetli evrak sistematiğinde poliçeye ait birçok hüküm bono ve çeke kıyasen uygulanır. Ancak TTK m. 778/1-d hükmü incelendiğinde bonolarda müracaat haklarına dair "713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732" maddelerinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir [9]. Dikkat edilirse m. 728 bilinçli olarak atlanmıştır. Zira bonoda muhatap ve "kabul" müessesesi yoktur; dolayısıyla "kısmi kabul" de hukuken mümkün değildir. Aynı şekilde çekte de kabul yasağı (TTK m. 784) bulunduğundan, m. 728 çeke de uygulanmaz [10]. Bu hüküm, münhasıran poliçeye özgü kurumsal bir yapıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) yerleşik içtihatlarında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde "senedin aslının ibrazı" mutlak bir kural olarak benimsenmiştir. İİK m. 167/2 uyarınca alacaklı kambiyo senedinin aslını takip talebine eklemek zorundadır.
Ancak Yargıtay, TTK m. 728 kapsamındaki istisnai durumlarda, rücu hakkını kullanan borçlunun icra müdürlüğüne senet aslını değil, "kanunun amir hükmü gereği hamilden alınan onaylı sureti ve ödeme makbuzunu" ibraz etmesini, kambiyo takibi için yeterli saymaktadır. Bu noktada Yargıtay, kıymetli evrakın teşhis fonksiyonunun, kanunun açıkça icazet verdiği "onaylı suret" ile de sağlanabileceği görüşündedir. Ancak bu onaylı suretin, noterlikçe veya ibraz anında kanuni merciilerce usulüne uygun şekilde tasdik edilmiş olması (1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 105 vd. paralelinde) ve protesto evrakının da mutlaka surete eklenmesi, takibin iptali davası ile karşılaşmamak adına zorunlu görülmektedir [11].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Türkiye merkezli "Ateş İhracat A.Ş." (Düzenleyen), Londra merkezli "Blue Trading Ltd." (Muhatap) üzerine, İstanbul'daki "Bozkurt Faktoring A.Ş." (Lehtar) emrine 1.000.000 USD bedelli bir poliçe keşide etmiştir. Poliçe vadesinden önce kabule arz edilmiş, ancak Muhatap Blue Trading Ltd., poliçeyi sadece 600.000 USD tutarında kabul ettiğini poliçe üzerine yazmıştır. Lehtar Bozkurt Faktoring A.Ş., kabul edilmeyen 400.000 USD için derhal kabul etmeme protestosu çekmiş ve poliçeyi devraldığı kendi cirantası "Demir Nakliyat A.Ş."ye müracaat etmiştir. Demir Nakliyat A.Ş., 400.000 USD'yi ödemeye hazırdır ancak poliçe aslını istemektedir.
Hukuki Analiz: TTK m. 728 uyarınca Demir Nakliyat A.Ş., 400.000 USD'yi ödediğinde poliçe aslını alamaz; zira senedin 600.000 USD'lik kabul edilmiş kısmı için Lehtarın vadede Muhataba senedi ibraz etmesi gereklidir [1]. Bu nedenle Demir Nakliyat A.Ş., ödediği 400.000 USD'nin poliçe üzerine yazılmasını ve kendisine makbuz verilmesini talep edecek, hamil de ona poliçenin ve protestonun onaylı birer suretini verecektir. Demir Nakliyat A.Ş., bu onaylı suretlerle Düzenleyen Ateş İhracat A.Ş.'ye yönelecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Ciranta sıfatını haiz Bay (C), poliçenin reddedilen kısmı için kendisine başvuran hamile ödeme yapmış, ancak hamilden poliçenin ve protestonun onaylı suretini talep etmeyi ihmal etmiştir. Sadece banka dekontu ile bir önceki ciranta Bay (B)'ye karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır.
Hukuki Analiz: Bay (B)'nin İcra Mahkemesine yapacağı şikâyet üzerine takip iptal edilecektir. Zira İİK m. 167/2 uyarınca kambiyo takibinde senet aslının ibrazı şarttır; TTK m. 728'in tanıdığı istisnadan yararlanılabilmesi için ise yasanın aradığı sıkı şekil şartı olan "poliçenin ve protestonun onaylı sureti" icra dosyasına sunulmamıştır [1]. Banka dekontu, kambiyo hukukunun şeklî ispat gerekliliklerini tek başına karşılamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 728 kapsamında kısmi ödemeyi yapan müracaat borçlusu, bu ödemeyi yaptığını, hamilden alacağı makbuz ve poliçe üzerine düşülecek şerh ile ispat etmekle yükümlüdür [1].
- Zamanaşımı / Süreler: Onaylı suret ile bir önceki rücu borçlusuna müracaat hakkının kullanılması, TTK m. 749'daki kambiyo zamanaşımı sürelerine (cirantanın cirantaya veya düzenleyene başvurusunda, senedi ödediği veya dava yoluyla kendisine müracaat edildiği tarihten itibaren altı ay) tabidir [12].
- Görevli/yetkili mahkeme: Bu ilişkiden doğan asli itiraz ve iptal uyuşmazlıkları, mutlak ticari dava niteliğinde olup Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür (TTK m. 4 ve 5) [13]. Takip hukuku boyutundaki şikâyetler ise İcra Mahkemesinin yetkisindedir.
- Yaygın uygulama hataları:
- Hükmün, bonolardaki (muhatap olmamasına rağmen) kısmi ifa hâllerine kıyasen uygulanmaya çalışılması mutlak bir hatadır. Bono için kanun koyucu bu hükmü açıkça devre dışı bırakmıştır (TTK m. 778/1-d) [9].
- İcra müdürlüklerinin, TTK m. 728 onaylı suretiyle yapılan takiplerde İİK m. 167/2'yi katı yorumlayarak senet aslı yokluğu gerekçesiyle takibi reddetmeleri, şikâyete tabi bir hukuka aykırılıktır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Hukuku doktrininde (Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen gibi duayen isimlerin kıymetli evrak hukukundaki mücerretlik, görünüşe itimat ve teşhis fonksiyonlarına ilişkin derin analizleri çerçevesinde) TTK m. 728 hükmü, zorunlu bir hukuki denge mekanizması olarak kabul edilir [4, 14, 15]. Poliçenin hem ödeme hem de kredi aracı olma niteliği (çünkü belli bir vadeyi ihtiva eden poliçeler kredi ilişkisini de temsil eder [16]), bu tür esneklikleri (kısmi kabulü) gerektirir.
Ancak hükmün uygulamasında, onaylı suretin "kambiyo senedi (kıymetli evrak)" vasfını tamamen kazanıp kazanmadığı teorik bir tartışma konusudur. Doktrin, bu suretin yeni bir kıymetli evrak yaratmadığını, ancak kanunun açık yetkilendirmesiyle orijinal kıymetli evrakın (zilyetliği devredilemeyen aslının) rücu silsilesi özelinde yerine geçen bir ispat aracı (legitimationspapier) olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle onaylı suretin, bir başkasına "tedavül kastıyla" ciro edilmesi mümkün değildir; suret yalnızca rücu hakkının kullanılması için bir teşhis ve tevsik (belgelendirme) vasıtasıdır.
İcra hukuku ile maddi kambiyo hukuku arasındaki entegrasyon bağlamında, yasa koyucunun TTK m. 728 ile tanıdığı yetkinin, icra dairelerindeki pratik tereddütleri giderecek şekilde İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinde açıkça zikredilmesi, sistemin işleyişine değer katacak bir reform adımı olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.