1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) poliçeye ilişkin hükümlerinin "Kabul Etmeme ve Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları" üst başlığı altında, "Araya Girme" müessesesi düzenlenmiştir. TTK m. 741 ve m. 742, "Araya girerek ödeme" kurumunun usulünü, makbuz verilmesini ve bu ödemenin hukuki sonuçları ile hakların devrini disiplin altına almaktadır [1, 2].
Kambiyo senetlerinde müracaat (başvuru) hakkının doğması, senedin vadesinde ödenmemesi veya vadeden önce kabul edilmemesi gibi durumlarda ortaya çıkar. Araya girme suretiyle ödemede temel amaç; senedin yetkili hamilini tatmin ederek onun müracaat hakkını kullanmasına (ve böylece senedin protesto edilip silsile halinde borçlulara rücu edilmesine) engel olmaktır [3]. Dolayısıyla araya girerek ödeme, kural olarak hamilin müracaat hakkı doğduğu takdirde söz konusu olan ve senedin itibarını korumaya hizmet eden istisnai bir ödeme yöntemidir [3]. Bu ödeme, senetle ilgisi bulunmayan bir üçüncü kişi tarafından yapılabileceği gibi, senet borçlularından biri tarafından da gerçekleştirilebilir [3]. TTK m. 741, bu ödemenin poliçe üzerindeki şekli tezahürünü; TTK m. 742 ise ödeyenin halefiyetini ve müracaat borçlularının durumunu düzenlemektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Makbuz Niteliğinde Kayıt ve Karine (TTK m. 741/1)
TTK m. 741/1 uyarınca, araya girilerek bir poliçe (veya TTK m. 778 yollamasıyla bono) ödendiğinde, bu durumun poliçe üzerine yazılması kanuni bir zorunluluktur. Bu kayıt sıradan bir şerh değil, "makbuz niteliğinde" bir kayıttır. Ödemenin kimin lehine yapıldığı bu şerhte açıkça gösterilmelidir [1]. Kanun koyucu, ticari hayattaki sürati ve poliçenin tedavül kabiliyetini dikkate alarak bir yasal karine ihdas etmiştir: Eğer araya girerek ödemenin kimin için yapıldığı senet üzerinde gösterilmemişse, bu ödeme mutlak surette "düzenleyen (keşideci) için yapılmış" sayılır [1]. Düzenleyen, poliçenin asıl yaratıcısı ve temin edicisi olduğundan, şüphe halinde onun borçtan kurtarılması gayesi güdülmüştür.
2.2. Senedin ve Protesto Belgesinin Teslimi (TTK m. 741/2)
Araya girerek ödemede bulunan kişi, sadece bir borcu ifa etmekle kalmaz, aynı zamanda senet üzerindeki hakları da iktisap eder. Bu halefiyetin fiilen ve hukuken işleyebilmesi için, TTK m. 741/2 emredici bir kural getirmiştir: Poliçenin ve şayet düzenlenmişse protesto evrakının, araya girerek ödemede bulunan kişiye verilmesi şarttır [1]. Aksi takdirde, ödeyen kişinin müracaat haklarını senede dayanarak kullanması usulen imkânsız hale gelecektir.
2.3. Hakların İktisabı (Halefiyet) ve Ciro Yasağı (TTK m. 742/1)
TTK m. 742/1, kambiyo hukukuna özgü bir halefiyet kuralı koymuştur. Araya girerek ödemede bulunan kişi, adına ödemede bulunduğu kişiye ve o kişiye karşı poliçeden dolayı borçlu olanlara (örneğin onun avalistlerine veya ondan önceki cirantalara) karşı poliçeden doğan hakları kanun gereği iktisap eder [2, 3]. Ancak kanun koyucu burada çok katı bir sınırlama getirerek, araya girerek ödemede bulunan kişinin poliçeyi yeniden ciro edemeyeceğini amir hüküm olarak düzenlemiştir [2, 3]. Senedin vadesi gelmiş, ödenmeme durumu gerçekleşmiş ve araya girme gibi istisnai bir yolla tasfiye süreci başlamış olduğundan, senedin tekrar normal bir kambiyo senedi gibi tedavüle çıkarılması yasaklanmıştır.
2.4. Sonraki Borçluların Kurtulması (TTK m. 742/2)
Lehine ödemede bulunulan kişiden sonra gelen borçlular (örneğin lehine ödenen cirantadan sonraki cirantalar ve onların avalistleri) kanun gereği borçtan kurtulurlar [2]. Çünkü araya giren kişi, lehine ödeme yaptığı kişinin yerine geçmiştir; dolayısıyla lehine ödenen kişi senedi ödeseydi kimlere başvuramayacak idiyse, araya giren kişi de onlara başvuramaz.
2.5. Çoklu Araya Girme Tekliflerinin Çatışması (TTK m. 742/3)
Araya girerek ödeme hususunda birden fazla kişinin talip olması (çeşitli tekliflerin yapılması) ihtimalinde kanun koyucu, "en fazla borçluyu borçtan kurtaracak" teklifin tercih edilmesini emretmektedir [2]. Hamil, bu kurala aykırı hareket eder ve daha az borçluyu kurtaracak teklifi kabul ederse, bu durumu bildiği takdirde, en iyi teklif kabul edilseydi borçtan kurtulacak olan kişilere karşı başvurma hakkını yaptırım olarak kaybeder [2].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 738-740 (Araya Girerek Ödemenin Şartları ve Reddi): TTK m. 741 ve 742, ödemenin tamamlanması safhasını düzenlerken, bunun ön şartları m. 738 vd. maddelerinde yer alır. Hamilin müracaat hakkını kullanabileceği her durumda araya girerek ödeme mümkündür [4]. Hamil bu ödemeyi reddederse, ödeme yapılması halinde borçtan kurtulacak kişilere karşı müracaat hakkını yitirir [1].
- TBK m. 166 ve m. 127 (Müteselsil Sorumlulukta ve Üçüncü Kişinin İfasında Halefiyet): Borçlar hukuku genel prensiplerinde borcu ifa eden üçüncü kişinin alacaklının haklarına halef olması kuralı, TTK m. 742'de kambiyo senetlerine özgü, ciro yasağı içeren katı bir "kambiyo halefiyeti" olarak özel biçimde (lex specialis) vücut bulmuştur.
- TTK m. 685 ve m. 690 (Vadeden Sonraki Ciro ve Sorumluluk): TTK m. 742/1'deki "poliçeyi yeniden ciro edemez" kuralı, vadeden/protestodan sonra yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olacağı (TTK m. 690) kuralından bile daha serttir; zira burada senet fiilen tasfiye edilmekte olup, şekli kambiyo tedavülü mutlak surette durdurulmaktadır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle Yargıtay 11. ve 12. Hukuk Daireleri), araya girerek ödeme ve araya girerek kabul kurumlarının son derece katı şekil şartlarına tabi olduğunu vurgulamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre (Örn. Y. 12. HD, 23.3.2007 - 2732/5575 kararı), araya girme niyetiyle senedin arka yüzüne atılan bir imza, eğer kanunun aradığı açık ve nitelikli makbuz/kabul şerhini içermiyorsa, ciro silsilesinin düzenini bozmamak şartıyla "beyaz ciro" olarak değerlendirilebilir [5]. Yani, TTK m. 741 uyarınca ödemenin kimin için yapıldığını gösteren "makbuz niteliğindeki kayıt" senet üzerine açıkça düşülmemiş ve senet yüzünden salt bir imza/beyan olarak ibraz edilmişse, bu durum kambiyo hukukunun görünüşe güven ilkesi uyarınca ciro gibi işlem görebilir veya senedin vasfını etkileyebilir. Bu nedenle Yargıtay, araya giren kişinin kanundaki şerh mükellefiyetini eksiksiz yerine getirmesini, aksi halde halefiyet iddialarının icra mahkemesinde dar yetkili incelemede dinlenemeyeceğini kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Düzenleyen (A), Lehtar (B)'ye bir poliçe keşide etmiş, muhatap (C) poliçeyi kabul etmiştir. (B), poliçeyi (D)'ye, o da (E)'ye ciro etmiştir. Vade tarihinde muhatap (C) ödememe durumuna düşmüştür. Hamil (E), (D)'ye ve (A)'ya müracaat hazırlığındayken, poliçe ile ilgisi olmayan (X), düzenleyen (A)'nın ticari itibarını korumak maksadıyla (E)'ye ödeme yapmak istemiştir. (E) ödemeyi almış ancak senet üzerine sadece "(X) tarafından ödenmiştir" yazılıp (X)'e teslim edilmiştir. Kimin için ödendiği belirtilmemiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 741/1 amir hükmü gereği, kimin için ödendiği açıkça gösterilmediği takdirde ödeme "düzenleyen için" yapılmış sayılır [1]. Bu karine gereği (X), düzenleyen (A)'ya ve muhatap (C)'ye başvurma hakkını TTK m. 742/1 uyarınca kazanır. Ancak (X), poliçeyi (Y)'ye kambiyo yoluyla ciro edip devredemez, ciro yasağı mevcuttur [2, 3].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Bir bono zincirinde 5 adet ciranta (C1, C2, C3, C4, C5) bulunmaktadır. Bono vadesinde ödenmemiş ve protesto edilmiştir. Hamil (H)'ye, C1 lehine araya girerek ödeme yapmak üzere (M) talepte bulunmuştur. Aynı anda, C4 lehine ödeme yapmak üzere (N) de talepte bulunmuştur. Hamil (H), parayı daha hızlı tahsil edebilmek saikiyle (N)'nin teklifini kabul ederek bonoyu ona devretmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 742/3 uyarınca, "en çok borçluyu borçtan kurtaracak" teklif tercih edilmelidir [2]. (M)'nin C1 lehine yapacağı ödeme, C1'den sonra gelen (C2, C3, C4, C5) tüm cirantaları borçtan kurtaracaktı. Oysa (N)'nin C4 lehine yaptığı ödeme sadece C5'i borçtan kurtarır. Hamil (H) kanuna aykırı olarak daha kötü bir teklifi seçtiği için, en iyi teklif kabul edilseydi borçtan kurtulacak olan (C2, C3, C4) kişilere karşı başvurma hakkını kaybeder [2].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Araya girerek ödemede, ödemenin kimin lehine yapıldığı senet metninden (makbuz şerhinden) anlaşılamıyorsa, aksini iddia eden tarafın bu durumu (istisnai haller saklı kalmak üzere) kambiyo senedi dışında yazılı delille kanıtlaması zordur. Kanuni karine gereği ödeme, aksi ispatlanana dek doğrudan düzenleyen için yapılmış kabul edilecektir [1].
- Zamanaşımı / Süreler: Araya girerek ödeme yapan kişinin rücu ve dava hakları, TTK m. 749'daki kambiyo zamanaşımı sürelerine tabidir. Kabul edene karşı vadeden itibaren 3 yıl; müracaat borçlularına karşı ise protesto/vade tarihinden itibaren 1 yıllık süre söz konusudur [6, 7]. Araya girme ödemesinin bizzat kendisinin, protesto çekilmesi için öngörülen son günün ertesi günü yapılmış olması gerekir (TTK m. 738/3) [4].
- Görevli/yetkili mahkeme: Araya giren şahsın, halefiyet prensibi gereğince borçlulara karşı açacağı davalarda asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığında ise itiraz ve şikayet mercii İcra Hukuk Mahkemesi'dir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, araya girerek ödeme yapılmasına rağmen ödeyenin senet üzerine "makbuz niteliğindeki şerhi" usulüne uygun şekilde kaydettirmemesi ve senedin arka yüzüne sadece ismini imzalatarak beyaz ciro görünümü yaratmasıdır. Ayrıca, TTK m. 742/1 hükmündeki mutlak ciro yasağına [2] rağmen senedi factoring şirketlerine veya üçüncü kişilere ciro ile devretmeye çalışmak da sık rastlanan ve işlemin geçersizliğine (ciro zincirinin kopmasına) sebep olan bir hatadır [3].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 741 ve m. 742 düzenlemeleri, tedavülünü ve vadesini tamamlamış, ihtilaflı (patolojik) hale gelmiş bir kıymetli evrakın en kısa sürede tasfiyesine hizmet etmesi açısından son derece isabetlidir. Doktrinde kabul edildiği üzere (Poroy/Tekinalp, Bahtiyar, Kendigelen vd.), kıymetli evrak hukukunun temel gayesi tedavül güvenliği ve sürattir. Araya girerek ödeme, ödenmemiş bir senedin yaratacağı zincirleme iflas veya temerrüt dalgalarını önleyen "hukuki bir paratoner" işlevi görür.
Eleştiriye açık olan husus, TTK m. 742/1'deki kesin "yeniden ciro edilemez" yasağının lafzıdır [2]. Kambiyo senetleri hukukunda vadeden/protestodan sonraki cironun alacağın temliki hükmünde olacağı (TTK m. 690) kuralı mevcutken, araya giren kişiye senedi hiçbir şekilde ciro edememe kuralının getirilmesi, araya girenin bu alacağını devretme kabiliyetini "alacağın temliki" sözleşmesi (TBK m. 183 vd.) dışındaki yollarla dahi sınırlandırmaktadır. Kanun koyucunun amacı senedin bir kambiyo enstrümanı olarak ömrünü kesin olarak bitirmektir; ne var ki bu durum, ticari hayatta likiditeye ihtiyaç duyan ve iyi niyetle araya giren şahsın alacağını finans kuruluşlarına (örneğin faktoring) devretmesinde kambiyo senedi kolaylıklarından mahrum kalmasına yol açmaktadır. Bu bakımdan, ciro yasağının sadece "kambiyo niteliğindeki ciro" için geçerli olduğunun, senedin alacağın temliki hükümleriyle devrinde bir beis bulunmadığının doktrinel ve içtihadi olarak daha net bir biçimde vurgulanması hukuki öngörülebilirliğe katkı sağlayacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.