**II
- Kesilme
- Sebepleri**
Madde 750 - (1) Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya al acağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir.
**II
Madde 750 - (1) Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya al acağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabı’nın "Kıymetli Evrak" başlıklı bölümünde poliçeye ilişkin hükümler arasında yer alan 750. madde, kambiyo senetlerinde zamanaşımını kesen sebepleri düzenlemektedir. İlgili hüküm, TTK m. 778/1-h yollamasıyla bonolarda [1, 2] ve TTK m. 818/1-p yollamasıyla çeklerde [3, 4] de uygulama alanına sahiptir. Bu yönüyle madde, tüm kambiyo senetleri (poliçe, bono, çek) bakımından zamanaşımını kesen nedenleri yeknesak bir biçimde belirleyen temel mihenk taşıdır.
Kambiyo senetleri, ticari hayatta kredi ve ödeme aracı olarak işlev gören, sıkı şekil şartlarına ve ağırlaştırılmış sorumluluk ilkelerine tabi kıymetli evraklardır [5, 6]. Bu senetlerin içerdiği hakların tedavül güvenliğinin (sürüm kabiliyetinin) korunması ve borçluların uzun süreler boyunca talep tehdidi altında bırakılmaması amacıyla kanun koyucu, Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) öngörülen genel zamanaşımı sürelerinden daha kısa özel zamanaşımı süreleri belirlemiştir [6]. Bu kısa sürelerin yanı sıra, zamanaşımını kesen sebepler de genel hükümlerden (TBK m. 154) ayrılarak TTK m. 750’de numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesiyle ve tahdidi olarak sayılmıştır [7, 8].
Bu sınırlı sayma ilkesinin bir sonucu olarak; kambiyo senetlerinde dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi dışında hiçbir hukuki fiil veya işlem zamanaşımını kesmez [7, 8]. Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerinde zamanaşımını kesen sebepler olarak kabul edilen kısmi ödeme yapılması, faiz ödenmesi, rehin verilmesi veya borcun ikrar edilmesi gibi borçlunun fiilleri, kambiyo senetlerinde zamanaşımını kesici bir etkiye sahip değildir [9, 10].
TTK m. 750/1 hükmü uyarınca zamanaşımını kesen sebepler dört alt başlıkta incelenmelidir:
Zamanaşımını kesen ilk sebep, alacaklı tarafından yetkili ve görevli mahkemede bir edim veya tespit davası açılmasıdır. Burada kastedilen dava, kural olarak alacaklının borçluya karşı alacağını elde etmek maksadıyla yönelttiği tahsil davasıdır. Ancak borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının zamanaşımını kesip kesmeyeceği hususu doktrinde tartışmalıdır. Kimi yazarlar, kambiyo senedine dayalı alacağın tahsiline hizmet etmeyen bir davanın zamanaşımını kesemeyeceğini savunurken [11]; borçlunun açtığı menfi tespit davasında alacaklının alacağın varlığını bir def'i olarak ileri sürmesi durumunda davanın zamanaşımını keseceği de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında ifade edilmiştir [12]. Her halükarda davanın usulüne uygun şekilde açılmış olması ve kambiyo senedinden doğan talebe ilişkin olması zorunludur.
Uygulamada en sık karşılaşılan zamanaşımını kesme yöntemi icra dairesine başvurarak takip talebinde bulunulmasıdır. Gerek genel haciz yolu gerekse kambiyo senetlerine özgü haciz veya iflas yolu ile takip başlatılması zamanaşımını keser. Takip talebi ile birlikte zamanaşımı kesildiği gibi, icra dosyası kapsamında alacaklı tarafından daha sonra yapılacak her geçerli "takip işlemi" (örneğin haciz talebi, satış talebi, kıymet takdiri talebi) zamanaşımını yeniden keserek yeni bir sürenin işlemeye başlamasına neden olur [8, 13, 14]. Ancak alacaklının talebi olmaksızın gerçekleşen pasif işlemler veya icra dairesinin tahsilat işlemleri (örneğin borçlunun maaşından her ay otomatik yapılan kesintiler) alacaklının aktif bir takip işlemi niteliğinde olmadığından zamanaşımını kesmez [10, 15].
Görülmekte olan bir davada, davanın kaybedilmesi ihtimalinde kambiyo senedinden doğan rücu hakkını kullanmak isteyen müracaat borçlusunun (örneğin bir cirantanın), kendisinden önce gelen borçlulara Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri dairesinde davayı ihbar etmesi, zamanaşımını kesen bir diğer nedendir [7, 16]. Bu yolla, asıl davada verilecek hükmün neticesini beklemek durumunda olan tarafın, rücu zincirindeki haklarının zamanaşımına uğraması engellenir.
Kambiyo senedi borçlusunun iflas etmesi halinde, alacaklının senede dayalı alacağını İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde iflas idaresine (iflas masasına) kaydettirmesi zamanaşımını keser [7, 16]. İflas masasına kayıt talebi, iflas tasfiyesi süresince alacağın zamanaşımına uğramasını durduran ve alacaklının masadan pay almasını temin eden yegane yoldur.
Bu maddenin, diğer kanun hükümleriyle yapısal ilişkisi aşağıdaki gibidir:
Yargıtay kararlarında, TTK m. 750 hükmünün tahdidi (sınırlı sayı) niteliği istikrarlı bir biçimde vurgulanmaktadır.
Olay 1 (Kısmi Ödemenin Etkisi): Olay: Alacaklı (A), keşideci (B) aleyhine süresinde ibraz edilmiş bir çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmıştır. Takip kesinleştikten sonra (B), icra dosyasına giderek borcunun bir kısmını ödemiş ve kalan kısmı için borcunu ikrar ederek ödeme sözü vermiştir. Alacaklı (A), bu ikrar ve tahsilata güvenerek icra dosyasında 3,5 yıl boyunca hiçbir haciz veya satış talebinde bulunmamıştır. Bu sürenin sonunda (A) haciz talep ettiğinde, borçlu (B) İcra Mahkemesine başvurarak zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 818/1-p delaletiyle çeklerde de uygulanan TTK m. 750 uyarınca zamanaşımını kesen sebepler sınırlıdır. Kısmi ödeme veya borç ikrarı TBK m. 154 anlamında zamanaşımını kesse de, TTK anlamında kesmez [9, 10]. Alacaklı (A)'nın icra dosyasında en son yaptığı aktif talepten bu yana üç yıllık zamanaşımı süresi (TTK m. 814) dolduğundan, mahkemece borçlunun talebinin kabulüne ve icranın geri bırakılmasına karar verilmelidir.
Olay 2 (Kişisellik / Nispilik İlkesi): Olay: Hamil (H), vadesinde ödenmeyen bir bonoya dayalı olarak vadeden itibaren 2 yıl sonra asıl borçlu/düzenleyen (D)'ye karşı dava açmıştır. Dava devam ederken, vadenin üzerinden 3,5 yıl geçmiş ve (H), bu kez senedin cirantası olan (C)'ye başvurmuştur. (C), senedin kendisine karşı zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Hukuki analiz: TTK m. 751 uyarınca zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade eder [13, 17]. (H)'nin (D)'ye karşı dava açması, (D) yönünden TTK m. 750 uyarınca zamanaşımını kesmiştir. Ancak, cirantalar için öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi (TTK m. 778/1-h yollamasıyla m. 749/2) [30, 31] ve hatta asıl borçlu için dahi öngörülen 3 yıllık süre dolduğundan, davanın nispiliği prensibi gereği (C) yönünden zamanaşımı kesilmemiştir. (C)'nin zamanaşımı def'i haklıdır [13, 19].
Türk Ticaret Kanunu m. 750’de ifade edilen zamanaşımını kesen nedenlerin sınırlı sayıda (numerus clausus) olması doktrinde hararetli tartışmalara konu olmuştur. Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Mehmet Bahtiyar ve Fırat Öztan gibi kıymetli evrak hukukunun önde gelen akademisyenleri, bu kuralın sertliğini "kambiyo senetlerinde sürüm (tedavül) kabiliyetinin ve işlem güvenliğinin korunması" gerekçesiyle haklı bulmaktadırlar [6, 36]. Gerçekten de kıymetli evrak, yapısı gereği hızlı işlemeyi ve hukuki netliği emreder. Borçlunun harici bir ikrarının senedin arkasına veya ayrı bir belgeye dayandırılarak tedavüldeki senedin geçerliliğini etkilemesi, kambiyo hukukunun soyutluk (mücerretlik) ve görünüşe güven ilkeleriyle bağdaşmaz.
Bununla birlikte, bu katı yorumun dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile çatıştığı yönler eleştirilmeye muhtaçtır. Borçlunun, alacaklıyı oyalamak, icra takibi yapmasını engellemek maksadıyla kısmi ödemelerde bulunması veya borcunu ikrar etmesi halinde alacaklının hareketsiz kalması dürüstlük kuralı gereğince haklı bir güven oluşturabilir. Ne var ki, Yargıtay'ın katı lafzi yorumu, bu tür oyalama senaryolarında alacaklıyı korumasız bırakmakta ve TTK m. 750'yi mutlak bir kalkan haline getirmektedir.
Bir diğer yapısal zafiyet ise TTK m. 751'deki kişisellik (nispilik) ilkesinin, TBK m. 155'teki müteselsil borçluluk ilkesiyle yarattığı tezatlıktır. Kambiyo borçluları hamile karşı müteselsilen sorumlu olmalarına karşın [21], zamanaşımının kesilmesinin yalnızca işlem yapılan borçluya etki etmesi, özellikle uygulamada bir cirantaya müracaat ederken diğer müracaat borçlularına sürenin kaçırılmasına zemin hazırlamaktadır. Kıymetli evrak hukukuna özgü olan bu nispilik kuralı, borçlular arası dayanışma fikrinden ziyade, senet üzerindeki her bir kambiyo taahhüdünün bağımsızlığı ilkesinin (TTK m. 677) usul hukukuna yansımasıdır.
Gelecekteki olası bir yasa reformunda, kısmi ifanın makbuz veya senet üzerine derç edilmesi kaydıyla (yazılı delille ispat edilebilir olmak koşuluyla) zamanaşımını kesen bir neden olarak TTK m. 750'ye açıkça eklenmesi, hem kambiyo senetlerinin maddi gerçekliğine uyacak hem de hakkaniyete aykırı zenginleşmelerin önüne geçecektir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.