Resmi Metin

b) Süreler


Madde 761 - (1) Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır. (2) Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı, üç ayın geçmesinden önce gerçekleşirse, mahkeme üç aylık süre ile bağlı değildir. (3) Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Üçüncü Kitabında yer alan poliçenin iptaline ilişkin hükümler, kıymetli evrak hukukunun en temel ve pratik öneme sahip kurumlarından birini teşkil etmektedir. TTK m. 757 ile 765 arasında düzenlenen iptal prosedürü, iradesi dışında poliçe, bono veya çek zilyetliğini kaybeden yetkili hamilin, hakkını senetsiz olarak ileri sürebilmesini veya yeni bir senet ihdasını talep edebilmesini sağlamaya matuftur [1-3]. TTK m. 761 hükmü, iptal kararı verilebilmesi için ön koşul olan "ihtar ve ilan" prosedürünün ayrılmaz bir parçası niteliğinde olup, senedi eline geçiren meçhul şahsın senedi mahkemeye sunması için tanınacak yasal "getirme sürelerini" ve bu sürelerin başlangıç anını emredici sınırlar dâhilinde tanzim etmektedir [2, 4].

Bu hükmün temel ratio legis'i (kanun koyucunun amacı), zayi olan senedin gerçek hak sahibi ile senedi fiilen elinde bulunduran (ve muhtemelen iyiniyetli olan) üçüncü kişinin menfaatleri arasında adil bir denge kurmaktır [5, 6]. İptal davalarının çekişmesiz yargı işi olması ve kural olarak hasımsız açılması sebebiyle, senedi elinde bulunduran kişinin haklarının korunması, mahkeme tarafından yapılacak usulüne uygun ilanlara ve makul bir bekleme süresine (TTK m. 761) bağlı kılınmıştır [5, 7]. TTK m. 778/1-ı bendi yollamasıyla bonolarda ve TTK m. 818/1-s bendi yollamasıyla çeklerde de aynen uygulanan bu madde [1, 3], kambiyo senetleri hukukunun yeknesak yapısını korumaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Asgari ve Azami Poliçeyi Getirme Süresi (TTK m. 761/1)

Hükmün birinci fıkrası uyarınca, poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıl olarak belirlenmiştir [2, 4]. Mahkeme, senedin kaybına ilişkin dilekçe sahibinin iddialarını (TTK m. 759/2) inandırıcı bulduğu takdirde, senedi elinde bulunduran meçhul kişiye yönelik olarak senedi ibraz etmesi için bir ihtar yayımlar (TTK m. 760) [8, 9]. Bu ihtarda yer alacak "getirme süresi", hâkimin takdir yetkisine bırakılmış olmakla birlikte, kanun koyucu bu takdir yetkisine alt ve üst sınırlar çizmiştir. Asgari üç aylık süre, meçhul hamilin ilandan haberdar olup hakkını savunabilmesi için öngörülmüş güvence niteliğindeyken; azami bir yıllık süre, senedi zayi eden hak sahibinin iptal kararına kavuşabilmesi için makul olmayan süreler boyunca bekletilmesini engelleme amacını taşır.

2.2. Zamanaşımı İstisnası (TTK m. 761/2)

Hükmün ikinci fıkrası, kıymetli evrakta zamanaşımı müessesesi ile doğrudan bağlantılı, istisnai bir kuraldır. Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımının, üç aylık asgari getirme süresinin dolmasından önce gerçekleşmesi (dolması) tehlikesi mevcut ise, mahkeme bu üç aylık asgari süre sınırı ile bağlı olmaksızın daha kısa bir süre belirleyebilecektir [10, 11]. TTK m. 749 uyarınca poliçeyi kabul edene karşı istemler vadeden itibaren üç yılda, cirantalara karşı istemler ise protesto tarihinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar [12, 13]. Çeklerde ise zamanaşımı süresi TTK m. 814 uyarınca ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıldır [14, 15]. İptal davası sürecinin bizzat kendisi zamanaşımını doğrudan kesen sebepler arasında yer almadığından (kural olarak tespit davası niteliğindedir), zamanaşımının dolmasını engellemek adına hakime süreyi kısaltma yetkisi verilmiştir [10, 11].

2.3. Sürenin Başlangıç Anı (TTK m. 761/3)

Sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, senedin vadesinin gelip gelmemesine göre ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur [10, 11].

  • Vadesi Gelen Senetlerde: Süre, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) yapılacak olan "birinci ilan gününden" itibaren işlemeye başlar [10, 11]. TTK m. 762 gereği ilan üç defa yapılmak zorundadır [8, 11]. Kanun koyucu, sürenin son ilandan değil, "birinci ilan gününden" başlamasını emrederek süreci hızlandırmayı hedeflemiştir.
  • Vadesi Gelmeyen Senetlerde: Süre, birinci ilan tarihi ne olursa olsun, senedin "vadenin gelmesinden" itibaren işlemeye başlar [10, 11]. Bu kural, vadesi gelmemiş bir senet için vadeden önce iptal kararı verilmesini önleyerek, poliçe muhatabının erken ödeme riskiyle veya ibraz hukuku karmaşasıyla karşılaşmasını engellemektedir [16, 17].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 759 ve 760 (İptal Şartları ve İhtar): TTK m. 761'de belirtilen sürenin tespit edilebilmesi için, öncelikle dilekçe sahibinin zıyaı mahkemeye inandırıcı delillerle ispat etmesi (m. 759) ve mahkemenin meçhul hamile yönelik ihtar kararı alması (m. 760) şarttır [8, 9].
  • TTK m. 762 (İlan Şekli): Getirme süresinin işlemeye başlamasına (m. 761/3) mesnet teşkil eden ilanların usulü bu maddede düzenlenmiştir. İlan kural olarak TTSG'de 3 defa yapılır [8, 11].
  • TTK m. 764 (İptal Kararı): TTK m. 761'de tayin edilen sürelerin geçmesi ve senedin ibraz edilmemesi halinde, mahkemece senedin iptaline karar verilir [2, 18].
  • TTK m. 778/1-ı ve 818/1-s (Atıflar): TTK m. 761 hükümleri, anılan atıf maddeleri uyarınca bonolara ve çeklere de aynen uygulanmaktadır [1, 3].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili (kapatılan 11. HD ile görev alan devriyle yeni görevli daireler) ihtisas dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, kıymetli evrakın iptali davaları (ve sürelerin işletilmesi süreci) hasımsız açılan, çekişmesiz yargı işi niteliğinde davalardır [5, 7]. Yargıtay, iptal kararının veya bu süreçte işletilen ilanların maddi hukuk bakımından "kesin hüküm" teşkil etmeyeceğini, sadece senedin "teşhis fonksiyonunu" ortadan kaldırarak hak sahibine şekli bir meşruiyet sağladığını açıkça vurgulamaktadır [5, 19, 20].

Şayet TTK m. 761 uyarınca verilen süre içerisinde senedi elinde bulunduran kişi (meçhul hamil) ortaya çıkar ve senedi mahkemeye sunarsa, iptal davası derhal reddedilmez. Bu durumda Yargıtay uygulaması ve TTK m. 763 uyarınca, mahkeme, zıya nedeniyle iptal talebinde bulunan davacıya, senedi ibraz edene karşı "istirdat davası" (iade davası) açması için uygun bir mehile hükmeder [11, 21, 22]. Yargıtay kararlarında, mahkemenin bu mehil (süre) prosedürünü işletmeden iptal davasını reddetmesi hukuka aykırı bulunarak bozma sebebi sayılmaktadır [23].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Vadesi Gelmiş Senedin Zıyaı Süreci): Düzgün bir ciro silsilesi ile elinde bulundurduğu ve vadesi 15.04.2023 olan bir emre yazılı bonoyu 01.06.2023 tarihinde ofisinde kaybeden A şirketi yetkilisi, yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme, hak sahipliği iddialarını yeterli bularak bononun ibrazı için ilan yapılmasına karar vermiş ve TTK m. 761/1 uyarınca süreyi 4 ay olarak tayin etmiştir. Birinci ilan TTSG'de 15.06.2023 tarihinde yayımlanmıştır. Hukuki analiz: Senedin vadesi geçmiş olduğundan, TTK m. 761/3 gereği dört aylık getirme süresi, birinci ilan günü olan 15.06.2023 tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır [10, 11]. Senet meçhul hamil tarafından bu dört aylık süre içerisinde (15.10.2023'e kadar) ibraz edilmezse, TTK m. 764 uyarınca mahkeme senedin iptaline hükmedecektir [2, 18].

Olay 2 (Zamanaşımının Dolma Tehlikesi Altındaki Çek): B şahsı, ibraz süresi 01.09.2020 tarihinde sona ermiş olan bir çeki zayi etmiştir. Çekteki zamanaşımı süresi (TTK m. 814 uyarınca ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl [14, 15]) 01.09.2023 tarihinde dolacaktır. B, 15.08.2023 tarihinde iptal davası ikame etmiştir. İlan prosedürünün başlaması halinde, asgari üç aylık getirme süresi dolmadan, çek müracaat borçlularına (ve dolayısıyla sebepsiz zenginleşme dışındaki asli taleplere) karşı zamanaşımına uğrayacaktır. Hukuki analiz: Somut uyuşmazlıkta TTK m. 761/2 maddesinin istisnai hükmü devreye girecektir. Zamanaşımının üç aydan kısa sürede gerçekleşecek olması nedeniyle mahkeme, kanuni asgari süre olan üç ayla bağlı olmayıp, hak zıyaını engellemek maksadıyla getirme süresini örneğin 15 gün olarak belirleyebilecektir [10, 11].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: TTK m. 761 uyarınca mahkemenin süre tayin edip ihtar kararı verebilmesi için, davacının senet zilyedi olduğuna ve senedin iradesi dışında elinden çıktığına ilişkin emareleri (ticari defter kayıtları, ödeme makbuzları, fotokopi vb.) mahkemeye inandırıcı düzeyde sunması şarttır (ispat yükü davacıdadır) [8, 9].
  • Zamanaşımı / Süreler: Tayin edilecek asgari süre üç ay, azami süre bir yıldır [2, 4]. Vadesi henüz gelmemiş poliçe ve bonolarda, ilanlar TTK m. 762 gereği TTSG'de üç kez yayımlansa dahi, "getirme süresinin" işlemeye başlaması için senedin vadesinin gelmesi (muaccel olması) beklenmek zorundadır [10, 11].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 757/1 uyarınca kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle iptal davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise ödeme yeri veya davacı hamilin yerleşim yeri mahkemesidir [8, 24].
  • Yaygın uygulama hataları: Görüldüğünde ödenecek (vadesiz sayılan) poliçe veya çeklerin zıyaında, "vade" kavramının niteliği doktrinde tartışmalara sebep olmaktadır. Görüldüğünde vadeli poliçe ve bonolarda, TTK m. 761 anlamında vadenin ancak ibraz ile tespit edilebileceği yönündeki kural, iptal davalarında kilitlenme yaratabilecektir [16, 25-27]. Mahkemelerin bu tür senetlerde ibraz süresi ile vade kavramlarını birbirine karıştırarak, sürelerin başlangıcını yanlış tayin etmeleri, iptal kararının sıhhatini tehlikeye düşüren yaygın hukuki hatalardandır [25].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 761 hükmü, özellikle "görüldüğünde" veya "görüldükten belli bir süre sonra" ödenecek senetler bağlamında ciddi eleştirilere tabi tutulmuştur. İlgili senetlerde senedin fiilen arz edilmesi (ibraz) vadeyi belirleyen asli unsurdur [16]. Naci Kınacıoğlu gibi müellifler, senedin vadesinin belirlenmesi için ibrazın şart olduğu hallerde, senedin ibraz edilmeden zayi olması durumunda vadenin hiçbir zaman tespit edilememiş olacağını, dolayısıyla TTK m. 761/3 uyarınca sürenin başlamasının da teknik olarak çıkmaza girebileceğini vurgulamaktadırlar [25]. Ayrıca, günümüz elektronik hızındaki ticari hayatta, senedi elinde bulunduranın ortaya çıkması için "en az üç ay" ve "en çok bir yıl" gibi katı şablonlarla belirlenmiş sürelerin, hamilin alacağına kavuşmasını haksız şekilde ertelediği iddia edilmekte olup, hakkaniyete ve çabukluk ilkesine uygun bir yasal revizyonun gerekliliği öğretide sıklıkla telaffuz edilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.