Resmi Metin

**IV

  • İade davası**

Madde 763 - (1) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 763. maddesi, kıymetli evrak hukukunda "kambiyo senetlerinin zıyaı ve iptali" müessesesinin en kritik aşamalarından birini düzenlemektedir. İlgili hüküm, poliçeler başlığı altında yer almakla birlikte, TTK m. 778/1-ı bendi yollamasıyla bonolarda ve TTK m. 818/1-s bendi yollamasıyla çeklerde de uygulama alanı bulan temel bir usul ve esas kuralıdır [1-3].

Kıymetli evrakın rıza dışı elden çıkması (çalınma, kaybolma, gasp vb.) durumunda, hak sahibi (lehtar veya yetkili hamil), ödeme yerindeki veya muhatabın yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak senedin iptalini ve bu süreçte muhatabın ödemeden menedilmesini (ödeme yasağı) talep eder (TTK m. 757). İptal davası, özü itibarıyla çekişmesiz yargı (hasımsız) işidir [4, 5]. Mahkeme, senedin zıya uğradığına kanaat getirirse, meçhul hamili senedi ibraz etmesi için ilan yoluyla davet eder (TTK m. 760). İşte TTK m. 763, bu ilan üzerine veya herhangi bir şekilde senedin iptal davası derdest iken mahkemeye sunulması (ibraz edilmesi) hâlinde izlenecek hukuki prosedürü emredici olarak düzenlemektedir [6].

Maddenin temel gayesi, senedin ortaya çıkmasıyla birlikte "çekişmesiz" yargı işi olan iptal davasının fiilen tıkanmasını önlemek ve uyuşmazlığı senedin mülkiyetini iddia eden taraflar arasında çözülecek "çekişmeli" bir yargı işine, yani "iade davasına" (istirdat davasına) tahvil etmektir [7, 8]. Kanun koyucu, senedin ibrazıyla birlikte iptal davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle derhal reddedilmesini engellemekte; asıl hak sahibi olduğunu iddia eden davacıya, senedi ibraz eden üçüncü kişiye karşı üstün hakkını ispatlayabilmesi için adil bir hukuki zemin ve süre tanımaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İptal Davasının Seyrinde Senedin İbrazı (Elden Çıkan Poliçenin Sunulması)

Madde metninde yer alan "Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa" ifadesi, iptal davasının en önemli dönüm noktasıdır. Kıymetli evrakın iptali davasının temel şartı, senedin kimin elinde olduğunun bilinmemesidir (TTK m. 759) [9]. Senedin ibraz edilmesiyle birlikte meçhul hamil belirli hâle gelir ve senedin zayi olmadığı, fiziken varlığını sürdürdüğü ortaya çıkar. Bu aşamada mahkeme artık iptal kararı veremez; zira iptal kararı ancak senedin ibraz edilmemesi hâlinde verilebilecek bir karardır (TTK m. 764/1) [10]. Ancak mahkeme iptal dosyasını doğrudan kapatmaz, prosedürü iade davası eksenine kaydırır.

2.2. Mahkemece Verilecek "Uygun Süre"

Senedin ibrazı üzerine mahkeme, iptal davası davacısına (dilekçe sahibine), senedi ibraz eden kişiye karşı "iade davası" açması için "uygun bir süre" vermek zorundadır. Bu süre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) anlamında kesin süre niteliğindedir. Hakimin tayin edeceği bu sürenin, davanın açılması için gereken hazırlıkların (delillerin toplanması, vekaletname çıkarılması, harçların yatırılması vb.) yapılabilmesine elverişli, makul bir süre olması gerekir. Uygulamada genellikle bu süre 2 haftalık kesin süre olarak tayin edilmektedir [11].

2.3. İade Davasının Hukuki Niteliği

Maddede zikredilen "iade davası", mülkiyet (istihkak) temelli bir eda davasıdır. İptal davası hasımsızken, iade davası senedi ibraz eden 3. kişiye karşı açılan hasımlı (çekişmeli) bir davadır. İade davasının maddi hukuk temelini, emre yazılı senetler bakımından TTK m. 686/2, hamiline yazılı senetler (ve çekler) bakımından ise TTK m. 792 oluşturur [12-14]. Bu davada davacı, senedi elinde bulunduran kişinin yetkili hamil olmadığını, senedi iktisap ederken kötüniyetli olduğunu veya iktisabında ağır kusuru bulunduğunu ispat etmek zorundadır.

2.4. Ödeme Yasağının Kaldırılması ve Senedin Geri Verilmesi

Eğer dilekçe sahibi, hakimin verdiği kesin süre içinde iade davasını açmazsa veya açtığına dair belgeyi/tevzi formunu iptal davası dosyasına sunmazsa, iptal mahkemesinin yapacağı işlem kanunda emredici olarak belirlenmiştir: Mahkeme, senedi sunmuş olana iade eder ve TTK m. 757 uyarınca muhatap (veya keşideci) hakkında önceden vermiş olduğu ödemeden men (ödeme yasağı) kararını kaldırır [6, 15, 16]. Bu yaptırım, senedin meşru ve yetkili bir hamili olduğu karinesine dayanarak, ticari dolaşımın ve ödeme fonksiyonunun daha fazla engellenmemesi amacını taşır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 757 (Önleyici Önlemler) ve TTK m. 759 (İptal Davası) — TTK m. 763, bu maddeler uyarınca başlatılan sürecin doğal sonucudur. Senedin bilinmemesi şartıyla (m. 759) açılan davada alınan ödeme yasağı (m. 757), senedin ibrazıyla birlikte iade davası şartına (m. 763) bağlanır [9, 17].
  • TTK m. 686/2 ve TTK m. 792 (Yetkili Hamilin Korunması) — İade davasının kazanılabilmesi için davacının dayanacağı temel yasa hükümleridir. Hamil, ancak senedi kötüniyetle iktisap etmişse veya iktisabında ağır kusuru varsa senedi iadeyle yükümlüdür [12-14, 18, 19].
  • TTK m. 778/1-ı ve m. 818/1-s — Bu yollama maddeleri sayesinde, m. 763 poliçelerin yanı sıra bono ve çekler hakkında da aynen uygulanır [1-3].
  • HMK m. 382 ve m. 383 (Çekişmesiz Yargı İşleri) — İptal davası çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanındadır. İade davası ise genel hükümlere tabi çekişmeli bir yargı işidir [5, 20, 21].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve özellikle ticaret hukukuna ilişkin uyuşmazlıklara bakan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, TTK m. 763'ün uygulanmasına dair kesin kurallar belirlenmiştir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir hata, iptal davası sürerken 3. bir kişinin (örneğin bir bankanın veya faktoring şirketinin) çeki mahkemeye sunması (veya takasa ibraz etmesi üzerine bankaca mahkemeye bildirilmesi) neticesinde, ilk derece mahkemelerinin "çek ortaya çıkmıştır, davanın konusu kalmamıştır" gerekçesiyle iptal davasını doğrudan usulden veya esastan reddetmesidir [22].

Yargıtay, bu tür kararları istikrarlı bir şekilde bozmaktadır. Yargıtay 11. HD., 12.06.2014, E. 4005, K. 11294 sayılı kararında açıkça ifade edildiği üzere: "Dava açıldıktan sonra davaya konu çeklerin kimin elinde olduğunun belirginleşmesi hâlinde nasıl bir yöntem izleneceği TTK 763. maddesinde hükme bağlanmıştır... Bu durumda mahkemece davacı yana iade davası için dava açmak üzere süre verilmeden davaya konu çekler hakkındaki ödeme yasağının kaldırılmasına karar verilmiş olması belirtilen yasa hükmüne aykırıdır." [15, 16].

Aynı şekilde Yargıtay 11. HD, 01.02.2011, E. 8005, K. 1041 kararında, senedin ibraz edilmesi durumunda davacıya iade davası açması için mehil verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu, iade davası açılırsa sonucunun bekletici mesele (bekletici sorun) yapılması gerektiği, süre verilmeden doğrudan konusuz kalma nedeniyle davanın reddedilemeyeceği vurgulanmıştır [23].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A A.Ş., müşterisinden aldığı hamiline yazılı 500.000 TL bedelli çeki kargo yoluyla şubesine gönderirken kargo aracında meydana gelen hırsızlık neticesinde çek zayi olmuştur. A A.Ş., derhal Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak çekin zıyaı nedeniyle iptalini ve ödemeden menini talep etmiş, mahkeme ödeme yasağı kararı vermiştir. İlan süreci devam ederken, B Faktoring A.Ş. senedi takasa ibraz etmiş, muhatap banka ödeme yasağı sebebiyle ödeme yapmayıp durumu mahkemeye bildirerek senedi dosyaya sunmuştur. Mahkeme, "çekin kimin elinde olduğu belli olmuştur, iptal davası konusuz kalmıştır" diyerek davayı reddetmiş ve ödeme yasağını kaldırmıştır. Hukuki analiz: İlk derece mahkemesinin kararı hukuka açıkça aykırıdır ve TTK m. 763'ün ihlali niteliğindedir. Mahkeme, davayı doğrudan reddedemez. A A.Ş.'ye, B Faktoring A.Ş.'ye karşı "iade davası" açması için uygun bir kesin süre vermeliydi. A A.Ş. bu sürede iade davası açsaydı, iptal davası iade davasının sonucunu bekletici sorun yapacaktı. Ödeme yasağının derhal kaldırılması, A A.Ş.'nin telafisi imkansız zararına yol açan ağır bir usul hatasıdır [6, 15, 22].

Olay 2: Bir tacir, poliçesini kaybettiğini belirterek iptal davası açmış ve ödeme yasağı kararı almıştır. Dava sürerken poliçe, C isimli şahıs tarafından mahkemeye ibraz edilmiştir. Mahkeme, TTK m. 763 uyarınca tacire iade davası açması için 2 haftalık kesin süre vermiştir. Tacir, maliyetler nedeniyle iade davası açmamıştır. Hukuki analiz: TTK m. 763/1 gereğince, verilen kesin süre içerisinde iade davası açılmadığı için mahkeme, senedi C'ye iade edecek ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını re'sen kaldıracaktır [10, 24]. Bu durumda C, senedi muhataba ibraz ederek bedelini tahsil etme imkanına kavuşacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: İade davasında ispat yükü, senedi zayi ettiğini iddia eden davacıya (eski hamile) aittir [19, 25]. Davacı, senedi hâlihazırda elinde bulunduran (şeklen yetkili görünen) kişinin, senedi iktisap ederken "kötüniyetli" olduğunu (hırsız, gasp eden vb.) veya iktisabında "ağır kusuru" bulunduğunu (örneğin kopuk bir ciro silsilesine rağmen senedi devraldığını) ispat etmek zorundadır (TTK m. 686/2, 792) [12-14, 18].
  • Zamanaşımı / Süreler: İade davası açmak için TTK m. 763 kapsamında mahkemenin verdiği süre hak düşürücü niteliktedir ve bu süre içerisinde dava açılmazsa ödeme yasağı kalkan senet bedeli tahsil edilebilir. Ancak davacı, bu süreyi kaçırsa dahi, zamanaşımı süreleri (TTK m. 749, 814) içerisinde genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme (TTK m. 732) veya asıl alacağa dayalı taleplerini ileri sürebilir [26, 27]. Ne var ki senedin mülkiyetini geri almak ve ödeme yasağının koruma kalkanından faydalanmak için mahkemenin verdiği sürenin kaçırılmaması elzemdir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: İptal davası Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür [20]. Çekişmeli bir eda davası niteliğindeki iade davasında da mutlak ticari dava niteliği gereği görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise HMK genel kuralları uyarınca davalının (senedi elinde bulunduranın) yerleşim yeri mahkemesidir [28].
  • Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin senedin ibrazı hâlinde ödeme yasağını re'sen ve derhal kaldırması ile davacının iade davası açtığını iptal dosyasına zamanında bildirmeyi ihmal etmesi neticesinde teminatın/ödeme yasağının kalkmasına sebebiyet verilmesi en yaygın uygulama hatalarıdır [6, 15].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi kıymetli evrak hukukunun önde gelen akademisyenlerinin de vurguladığı üzere, TTK m. 763 (ve iade davasının dayanağı olan TTK m. 686/2 ile m. 792), ticari dolaşım güvenliği ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengeyi dolaşım güvenliği lehine kurgulamıştır [7, 8, 13, 29, 30].

Kıymetli evrakın en temel özelliği olan soyutluk ve teşhis fonksiyonu gereği, senedi düzgün bir ciro silsilesiyle veya zilyetliğin devriyle devralan kişinin iyiniyeti korunur. Hak sahibinin iradesi dışında (hırsızlık gibi yollarla) elinden çıkan senetlerde dahi, Türk hukuku (ve mehaz Cenevre Konvansiyonu sistemi) MK m. 989'daki taşınır davası hükümlerinden ayrılarak, iyiniyetli iktisap edeni mutlak şekilde korumuştur [14, 19].

Eleştirel boyutta en büyük sorun "ispat yükü"nün ağırlığıdır. İade davasını açan eski hak sahibi, faktoring şirketi veya banka gibi basiretli hareket etmesi beklenen profesyonel kurumlara karşı dahi, senedin devralınmasındaki "ağır kusuru" ispatta büyük zorluklar yaşamaktadır. Yargıtay içtihatları, basit dikkatsizliği veya olağan araştırma eksikliğini ağır kusur olarak kabul etmemektedir; bu durum, uygulamada iade davalarının büyük oranda reddedilmesine ve senedini çaldıran gerçek hak sahibinin mağduriyetine yol açmaktadır. Senedin iptali davasında sağlanan geçici koruma, iade davasının maddi hukuk zeminindeki bu katı "iyiniyeti koruma" prensibi karşısında çoğu zaman işlevsiz kalabilmektedir [25, 31, 32].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.