1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Dördüncü Kısmında yer alan Kambiyo Senetleri başlığı altındaki "Kanunlar İhtilafı" bölümü, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetlerine uygulanacak hukuku tayin etmektedir [1]. TTK m. 770 hükmü, poliçe ilişkisine dâhil olan borçluların taahhütlerinden doğan hukuki sonuçlara hangi ülke hukukunun uygulanacağını belirleyen temel kanunlar ihtilafı kuralıdır [2].
Uluslararası ticarette, poliçeyi düzenleyen (keşideci), muhatap, lehtar, cirantalar ve avalistlerin farklı ülkelerde yerleşik olması ve senedin tedavül sürecinde farklı ülke sınırlarından geçmesi, muhtemel uyuşmazlıklarda hangi ülke hukukunun (lex causae) tatbik edileceği sorununu gündeme getirmektedir [3]. Kanun koyucu, bu tür yasa çatışmalarını çözmek amacıyla "kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı" ilkesinin bir yansıması olarak, her bir kambiyo taahhüdünü kendi içinde müstakil bir bağlama noktasına tabi tutmuştur [2, 4].
TTK m. 770 uyarınca, poliçeyi kabul eden asıl borçlu ile senetteki diğer borçlular (müracaat borçluları) arasında uygulanacak hukuk bakımından ikili bir ayrıma gidilmiştir. Bu düzenleme, 1930 tarihli Cenevre Konvansiyonu'nun yeknesak kurallarının Türk hukukuna aktarılmış halidir ve uluslararası ticari işlemlerde hukuki öngörülebilirliği sağlamayı amaçlamaktadır [5]. Ayrıca, TTK m. 778/1-j bendi yollamasıyla, bu kanunlar ihtilafı kuralı bonolar (emre yazılı senetler) hakkında da uygulama alanı bulmaktadır [6, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kabul Edenin Borçlanmasından Doğan Sonuçlar (TTK m. 770/1)
Poliçede asıl borçlu, poliçeyi kabul eden muhataptır. TTK m. 770/1 uyarınca, poliçeyi kabul edenin taahhüdünden doğan hukuki sonuçlar "ödeme yerindeki hukuka" tabi kılınmıştır [2]. Asıl borçlunun ifa yükümlülüğünün merkezinde ödeme fiili yer aldığından, borcun ifasına ve sonuçlarına ilişkin hususların ödeme yeri hukuku (lex loci solutionis) ile ilişkilendirilmesi, eşyanın tabiatına ve milletlerarası özel hukuk ilkelerine uygundur. Kabul beyanı hangi ülkede yazılmış veya imzalanmış olursa olsun, kabul edenin borçlanmasının esasına ve sonuçlarına ödeme yerinin hukuku tatbik edilir. Bonolarda kabul müessesesi bulunmamakla birlikte, TTK m. 779/1 uyarınca bonoyu düzenleyen tıpkı poliçeyi kabul eden gibi asıl borçlu sıfatını haiz olduğundan [8], TTK m. 770/1 hükmü kıyasen bonoyu düzenleyenler (keşideciler) için de geçerli olup, onların borçlanmalarından doğan sonuçlar da ödeme yeri hukukuna tabidir.
2.2. Senetteki Diğer Borçluların Borçlanmasından Doğan Sonuçlar (TTK m. 770/2)
Asıl borçlu dışındaki "diğer borçluların" (keşideci, cirantalar, avalistler ve araya girme suretiyle ödeyenler) taahhütlerinden doğan sonuçlar ise, ödeme yerine değil, "imzanın atıldığı ülke hukukuna" (lex loci actus) tabidir [2]. Kambiyo senedi üzerindeki her bir imza, yeni ve bağımsız bir taahhüt doğurur. Örneğin, aval verenin beyanına uygulanacak hukuk, bu taahhüdün imzalandığı memleket kanununa göre tayin olunur [9]. Bir senedin arka yüzüne Almanya'da ciro imzasını atan bir cirantanın borcunun kapsamı ve sonuçları Alman hukukuna tabi iken; aynı senede Türkiye'de aval veren kişinin sorumluluğunun kapsamı Türk hukukuna tabi olacaktır. Bu durum, kambiyo taahhütlerinde kanunlar ihtilafı yönünden de "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" kuralının geçerli olduğunu göstermektedir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 778/1-j: Poliçeler için öngörülen kanunlar ihtilafı kurallarının (m. 766-775) bonolar hakkında da uygulanacağını emreder [6, 7].
- TTK m. 769 (Başvurma Hakkı Süreleri): TTK m. 770 taahhüdün "sonuçlarını" düzenlerken, müracaat (başvurma) haklarının kullanılması için uyulması gereken süreler m. 769 uyarınca bütün borçlular hakkında "poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuka" tabidir [2]. Bu ayrım çok kritiktir; zira borcun niteliği imza yerine (m. 770/2) tabi iken, sürelere ilişkin usuli meseleler senedin ihdas yerine tabidir.
- TTK m. 772 (Ödeme): Poliçenin vade günü, ödeme tarihinin hesabı ve yabancı para üzerinden gösterilmiş bedellerin ödenmesine ilişkin hususlar, m. 772 gereği "ödeme yeri hukukuna" tabidir [10].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetlerine ilişkin ihtilaflarda, TTK'nın kanunlar ihtilafı kuralları (lex specialis) doğrudan ve sıkı bir biçimde tatbik edilmektedir. Yargıtay ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre; bir poliçenin şekil şartları düzenlenme yeri hukukuna (TTK m. 767) tabi olmakla birlikte, ciro veya aval gibi ikincil taahhütlerin doğurduğu maddi sonuçlar söz konusu imzanın atıldığı yer hukukuna tabidir.
Somut bir uyuşmazlık modelinde; Türkiye'de faaliyet gösteren bir banka tarafından, İngiltere'de yerleşik bir kişi lehine düzenlenen ve ödeme yeri İngiltere (Londra) olarak belirlenen bir poliçede, ödeme veya ibraz işlemlerindeki hukuki sorunlar tamamen ödeme yeri olan İngiliz hukukuna göre çözümlenirken [11], bu senedin Türkiye'deki avalistine başvurulduğunda avalistin sorumluluğu Türk hukukuna göre tayin edilmektedir [9]. Yargıtay, asıl borçlu ile müracaat borçluları arasındaki bağlama noktalarının (ödeme yeri ile imza yeri ayrımlarının) mahkemelerce resen (ex officio) tespit edilip uygulanmasını aramaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
Türkiye’de mukim (A) A.Ş., ithal edeceği mallara karşılık olarak Fransa’da mukim (B) S.A. üzerine bir poliçe keşide etmiştir. Poliçede ödeme yeri olarak "İstanbul" gösterilmiştir. (B) S.A., poliçeyi Paris'teki şubesinde "kabul edilmiştir" ibaresiyle imzalamıştır. Poliçenin vadesinde ödenmemesi üzerine hamil, (B) S.A.'ya karşı takip başlatmıştır. (B) S.A., kabul işleminin Fransa'da yapıldığını belirterek, sorumluluğunun ve uygulanacak faiz/temerrüt oranlarının Fransız hukukuna göre belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır.
Hukuki analiz: TTK m. 770/1 uyarınca, poliçeyi kabul eden asıl borçlunun borçlanmasından doğan sonuçlar mutlak surette "ödeme yerindeki hukuka" göre belirlenir [2]. Olayda ödeme yeri İstanbul olduğundan, kabul beyanı Paris'te atılmış olsa dahi (B) S.A.'nın asıl borçlu sıfatıyla sorumluluğunun esası, temerrüt şartları ve doğan yasal sonuçlar tamamen Türk hukukuna tabi olacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Türkiye'de mukim (X) firması, Almanya'daki (Y) GmbH lehine bir bono düzenlemiştir. Bononun ödeme yeri Türkiye'dir. Alman (Y) GmbH, bu bonoyu Berlin'de İsviçre merkezli (Z) AG'ye ciro etmiştir. Vadesinde senet ödenmemiş ve (Z) AG, ciranta olan (Y) GmbH'ye müracaat etmiştir.
Hukuki analiz: Bonolarda TTK m. 778/1-j atfıyla uygulanan m. 770/2 gereğince, senetteki diğer borçluların (burada cirantanın) borçlanmasından doğan sonuçlar, imzanın atıldığı ülke hukukuna tabidir [2, 7]. Alman (Y) GmbH'nin ciro imzası Berlin'de atıldığından, cironun maddi geçerliliği ve müracaat borçlusu olarak cirantanın sorumluluk kapsamı Alman hukukuna göre değerlendirilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Yabancılık unsuru taşıyan senetlerde, imzanın poliçe üzerinde belirtilen yer dışında (başka bir ülkede) atıldığı iddia ediliyorsa, bunu iddia eden tarafın, Milletlerarası Özel Hukuk ilkeleri çerçevesinde ispat yükünü taşıması gerekir.
- Zamanaşımı / Süreler: Başvurma hakkına ilişkin zamanaşımı ve müracaat süreleri TTK m. 770'e (imza yerine) değil, TTK m. 769 gereğince senedin düzenlenme yeri hukukuna tabidir [2]. Süreler ile taahhüdün doğurduğu hukuki sonuçlar birbirine karıştırılmamalıdır.
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4 uyarınca kambiyo senetlerinden doğan ihtilaflar mutlak ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemelerinin görev alanındadır. Yetkili mahkeme tayininde ise ödeme yeri ve borçlunun yerleşim yeri gibi genel kurallar dikkate alınır.
- Yaygın uygulama hataları: Tüm kambiyo borçlularının sorumluluğunun poliçenin veya bononun üzerinde yazılı ihdas (düzenlenme) yerine veya sadece ödeme yerine tabi olduğunun varsayılması, müracaat borçluları için son derece yaygın bir mahkeme ve vekil hatasıdır. Müracaat borçluları (ciranta, avalist) yönünden imza yerinin özenle tespiti şarttır [2, 9].
7. Eleştirel Değerlendirme
Kambiyo senetlerinde her bir taahhüdün ayrı bir kanunlar ihtilafı kuralına tabi tutulması (parçalanma / scission of laws), senedin uluslararası dolaşım kabiliyetini desteklemek ve yerel imza sahiplerinin güvendiği kendi hukuk sistemlerinin dışına çıkmasını engellemek için rasyonel bir yaklaşımdır. Nitekim Cenevre Yeknesak Kuralları da bu esasa dayanmaktadır [5].
Ancak, doktrinde de eleştirildiği üzere, tek bir poliçe üzerinde asıl borçlu için ödeme yeri hukukunun, ciranta için A ülkesinin, avalist için B ülkesinin hukukunun ayrı ayrı araştırılıp tatbik edilmesi gerekliliği, usul ekonomisi ve yargılamanın hızlı sonuçlanması ideali önünde ciddi bir pratik külfet yaratmaktadır. Özellikle birden fazla ülkede tedavül etmiş senetlerin ihtilaflarında hakimin yabancı hukuku resen araştırması ve uygulaması zorluğu, uluslararası ticarette kambiyo senetleri rejiminin uygulanmasını hantallaştırabilmektedir. Buna rağmen, TTK m. 770'te benimsenen "imzaların bağımsızlığına dayalı kanunların bağımsızlığı" kuralı, hukuki öngörülebilirliği temin eden en güvenli yol olmaya devam etmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.