**V
- Karşılığın hamile geçmesi**
Madde 774 - (1) Bir poliçe hamilinin, senedin düzenlenmesine sebep olan alacağı iktisap edip etmeyeceğini, senedin düzenlendiği yerdeki huku k belirler.
**V
Madde 774 - (1) Bir poliçe hamilinin, senedin düzenlenmesine sebep olan alacağı iktisap edip etmeyeceğini, senedin düzenlendiği yerdeki huku k belirler.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 774. maddesi, “Kıymetli Evrak” kitabının poliçeye ilişkin “Kanunlar İhtilafı” (Sekizinci Ayırım) başlığı altında yer almaktadır [1, 2]. Milletlerarası ticari ilişkilerde, kambiyo senetlerinin dolaşım kabiliyetinin yüksek olması sebebiyle senet üzerinde gerçekleştirilen her bir işlemin (düzenleme, ciro, kabul, aval) farklı ülke sınırları içerisinde ifa edilmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur [3]. Bu tür yabancılık unsuru taşıyan hukuki ilişkilerde, senet ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine hangi ülke hukukunun uygulanacağı sorunu, Cenevre Konvansiyonları çerçevesinde yeknesaklaştırılmış bağlama kuralları ile çözüme kavuşturulmuştur [4, 5].
TTK m. 774, spesifik olarak "poliçe karşılığının (provision) devri" kurumunun kanunlar ihtilafı boyutunu düzenler. Kambiyo hukuku dogmatiğinde, poliçeyi düzenleyen (keşideci) ile muhatap arasında, poliçenin ihdas edilmesine zemin hazırlayan ve "karşılık ilişkisi" olarak adlandırılan temel bir borç ilişkisi (alt ilişki) bulunur. Normal şartlar altında, senedin devri ile bu temel ilişki devredilmiş olmaz; zira kambiyo senetleri "mücerretlik (soyutluk) ilkesine" tabidir [6, 7]. Ancak TTK m. 733 gibi maddi hukuk kuralları, keşidecinin iflası veya açık devir beyanı gibi istisnai hallerde, bu temel alacağın kanun gereği poliçe hamiline geçmesini öngörür [8]. İşte TTK m. 774, bu geçişin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde, senedin düzenlendiği yer hukukunun (lex loci actus) uygulanacağını amir kılan milletlerarası özel hukuk (çatışma) kuralıdır [2, 9].
Bu kuralın ihdas edilmesindeki temel ratio legis (kanun koyucunun amacı), milletlerarası dolaşıma çıkan bir poliçeyi devralan hamilin hukuki güvenliğini sağlamaktır. Hamil, poliçeyi eline aldığında senedin nerede düzenlendiğini metinden derhal görebileceğinden, karşılığın kendisine geçip geçmediğini öngörebilme imkânına kavuşmaktadır.
Doktrinde "karşılık" veya "provision" olarak adlandırılan bu kavram, poliçeyi düzenleyen kişi (keşideci) ile senedin muhatabı arasındaki temel hukuki ilişkiden (örneğin; satım, eser, kredi sözleşmesi) doğan ve henüz ifa edilmemiş olan alacağı ifade eder. Kural olarak poliçe, mücerret (soyut) bir kambiyo taahhüdü içerdiğinden, senedin devri zımnen temel alacağın da devri anlamına gelmez [6, 10]. TTK m. 774 metninde geçen "senedin düzenlenmesine sebep olan alacak" ibaresi ile kastfedilen hukuki değer, işte bu temel borç ilişkisinden doğan ve muhatabın malvarlığında yer alan karşılıktır.
Kambiyo ilişkisinde karşılığın hamile geçmesi, hamilin sadece senet metninden doğan soyut kambiyo alacağını değil, aynı zamanda senedin altında yatan temel (illî) alacağı da devralmasını ifade eder. Karşılığın devri, hamile muhataba karşı asli bir talep hakkı daha bahşeder. Bu durum, özellikle poliçenin muhatap tarafından kabul edilmediği senaryolarda hamil açısından son derece hayati bir teminat fonksiyonu icra eder. TTK m. 774, bu iktisabın kendiliğinden (ipso jure) gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair maddi şartları değil, bu şartların hangi ülke kanununa göre inceleneceğini gösteren bir "gösterme (bağlama) kuralı"dır [2].
Bağlama noktası olarak "senedin düzenlendiği yer (lex loci actus)" tercih edilmiştir. Düzenlenme yeri, poliçenin zorunlu şekil şartlarından biri olup (TTK m. 671/1-f), senet metninde açıkça yer alması veya idari bir birim olarak (il, ilçe vb.) belirtilmesi gerekir [11, 12]. Poliçede açıkça bir düzenlenme yeri belirtilmemişse, TTK m. 672/4 uyarınca düzenleyenin adının yanında yazılı olan yer, düzenlenme yeri sayılır. TTK m. 774 bağlamında, senedin fiziken imzalandığı yer değil, senet üzerinde hukuken "düzenlenme yeri" olarak gösterilen mahalde mer'i olan kanunlar uygulanacaktır.
Yargıtay kararlarında, milletlerarası özel hukuka temas eden kambiyo uyuşmazlıklarında Cenevre Konvansiyonu'na dayalı bağlama kurallarının (TTK m. 766 vd.) re'sen gözetilmesi gerektiği yerleşik bir ilkedir [4, 5]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri), mücerretlik ilkesini titizlikle uygulayarak, temel ilişkinin (karşılığın) senedin devriyle birlikte hamile geçmesini kural olarak reddetmektedir [6, 15].
Yargıtay içtihatlarına göre; senedin düzenlenme yeri yabancı bir ülke ise, Türk mahkemesi öncelikle TTK m. 774 uyarınca o yabancı ülke kanununu tespit etmeli ve karşılığın o kanuna göre hamile intikal edip etmediğini çözmelidir. Eğer senedin düzenlenme yeri Türkiye ise ve maddi hukuk olarak TTK m. 733 tatbik edilecekse; Yargıtay, karşılığın hamile geçmiş sayılması için ya poliçe üzerine "karşılığın devredildiğine dair sarih bir kayıt" konulmasını ya da keşidecinin resmen iflas etmiş olmasını mutlak surette aramaktadır (TTK m. 733/1-2). Aksi takdirde, sırf poliçenin tedavül edilmiş olması, hamilin muhataba karşı temel ilişkiye dayanarak talepte bulunmasına cevaz vermez.
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Almanya'da yerleşik (A) şirketi, Türkiye'deki (B) şirketi ile imzaladığı satım sözleşmesine istinaden, muhatabı (B) olan bir poliçe keşide etmiştir. Poliçede düzenlenme yeri olarak "Münih/Almanya" gösterilmiştir. (A) şirketi poliçeyi, kredi borcuna karşılık Fransa'daki (C) Bankasına ciro etmiştir. Poliçenin vadesinden önce (A) şirketi Alman yasalarına göre ödeme aczine düşmüş ve hakkında tasfiye süreci başlamıştır. Poliçe muhatap (B) tarafından kabul edilmemiştir. (C) Bankası, doğrudan satım bedelinin kendisine ödenmesi talebiyle (B)'ye başvurmuştur. Hukuki Analiz: Somut uyuşmazlıkta temel sorun, satım sözleşmesinden doğan asıl alacağın (karşılığın) hamil (C) Bankasına geçip geçmediğidir. TTK m. 774 (ve Alman Kambiyo Kanunu'ndaki karşılığı) uyarınca, senedin düzenlenmesine sebep olan alacağı iktisap edip etmeyeceğini, senedin düzenlendiği yerdeki hukuk (Münih/Almanya) belirler. Dolayısıyla, Alman maddi hukuku (Wechselgesetz) uyarınca, keşidecinin iflasının veya tasfiyesinin karşılığın hamile geçmesine hukuken imkân tanıyıp tanımadığı incelenecek ve (C) Bankasının talebi Alman maddi hukukuna göre karara bağlanacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Türkiye'de mukim (X) Anonim Şirketi, İngiltere'deki (Y) firması üzerindeki alacağına karşılık bir poliçe keşide etmiş, düzenlenme yeri olarak "İstanbul" belirtilmiştir. (X) şirketi poliçeyi, alacaklısı (Z) şirketine "karşılık devredilmiştir" şerhi düşerek ciro etmiştir. Hukuki Analiz: Poliçenin düzenlenme yeri İstanbul olduğundan, TTK m. 774 delaletiyle uygulanacak maddi hukuk Türk Hukukudur. TTK m. 733/2 uyarınca, düzenleyen karşılık ilişkisinden dolayı haiz olduğu haklarını devrettiğini poliçede beyan ettiğinden, İngiliz muhatap (Y) firması üzerindeki temel alacak hamil (Z) şirketine geçerli bir şekilde devredilmiş sayılır [8]. Hamil (Z), muhatap poliçeyi kambiyo hukuku anlamında kabul etmemiş olsa dahi, temlik hükümleri uyarınca alacağı muhataptan talep edebilir.
TTK m. 774 hükmü, temelleri 1930 Cenevre Konvansiyonları'na (Poliçe ve Bonolara İlişkin Kanun İhtilaflarının Çözümü Hakkında Sözleşme) dayanan uluslararası bir uzlaşının Türk hukukuna yansımasıdır [4, 5]. Doktrinde, Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp gibi otoriteler, bağlama kuralı olarak "düzenlenme yeri" hukukunun seçilmesinin, kambiyo senedini devralan hamil açısından en öngörülebilir kriter olduğunu savunmuşlardır [3, 4]. Zira hamil, senedi iktisap ederken senet üzerinde yazılı düzenleme yerini derhal görebilmekte ve o yerin maddi hukukunun, alacağın geçişi konusunda nasıl bir koruma sağladığını bilebilecek durumdadır.
Bununla birlikte, eleştirel bir yaklaşımla bakıldığında, "karşılık" ilişkisinin muhatap ile düzenleyen arasındaki bir iç ilişki olması ve muhatabın yerleşim yerinin / ifa yerinin genelde farklı bir ülke olması, borçlu muhatabın kendi tâbi olduğu hukuk (lex loci solutionis) dışında, senedin tesadüfi düzenlenme yeri hukukuna göre senedin hamili olan (ve tanımadığı) üçüncü bir kişiye karşı sorumlu tutulması sonucunu doğurabilmektedir. Bu durum teorik olarak muhatabın hukuki güvenliği ile hamilin hukuki güvenliği arasında bir gerilim yaratsa da, yeknesak Cenevre sistematiği, haklı olarak kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetini ve hamilin korunmasını üstün tutmuştur.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.